Kurân-I Kerîm’de Tasvir Ettiği Üzere Hz. Adem (A.S)
[69] İbn Cerîr et-Taberî der ki: “Hz: Adem ve onun
zevcesi, cennet ağaçlan arasında
belirli bir ağacın meyvesini yemekten nehyolunrmışlardı. Odar bu meyveden yemişlerdir.
Bunun hangi ağaç olduğuna dair bir bilgimiz yoktur. Çünkü Allah bu konuda ne
Kur’ân-ı Kerîm’de bir delil koymuştur, ne de Sahîh sünnette vardır. Onun buğday
olduğu, üzüm ağacı olduğu, incir ağacı olduğu da söylenmiştir. Bunlardın
herhangi birisi olabilir. Ancak bilindiği takdirde bilene faydası olmayacağı
gibi bilinmediği takdirde de zaran olmaz.” (el-Esas fTt-Tefsir: 1/130)
(ç).
[70] İbn Kesîr, el-Bİdâye ve’n-Nihâye, 1/69.
[71] Araf: 7/20-21.
[72] Kurtubî, el-CâmiuliAhkami’1-Kur’an, XI/251.
Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihî, Ahsen Yayınları: 273-275.
[73] Mâide: 5/27-31. Geniş bilgi için b.k.z: İbn Cerîr
Taberî, Tarihü’I-Taberî, 1/162; İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye, 1/86).
[74] Bu hadisi, Buharı, Enbiyâ (6/364) de; İbn Hacer
el-Askalanî, Fethü’l-Bâri’de; Müslim Kasâme (3/1304)de; Ahmed b. Hanbeİ.
Müsned, 1/383 rivayet etmiştir, (Ay-nca b.k.z: Suyuti, Camiu’s-Sağir, H. No
4670)(ç)
İbn Kesîr, bu hadisle
ilgili olarak şöyle der:
“Ne var ki kıyamet gününde bazı şahıslarla şöyle bir duruma
rastlanılabilecktir: Öldürülen, öldürenden hak talebinde bulunacaktır.
Öldürenin dünjada iken işlediği iyi ameller, öldürülenin bu talebini
karşılayamayacak, böyle olunca da öldürülenin günahları, öldürenin boynuna
yüklenecektir. Öldürme dışındaki haksızlıklarla ilgili böyle bir Sahili hadis
mevcuttur. Adam öldürmekse. Haksızlıkların en büyüğüdür: (İbn Kesîr, el-Bidâye
ve’n-Nihâye, 1/87) (ç).
Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihî, Ahsen Yayınları: 276-278.
[75] İstihlâf lügatte, tayin etme, vekil bırakma, aday
göstermelerine geçirme vb. manalara gelir. Yüce Allah’ın Hz. Adem’i istihlâf
etmesi demek; oıu ve onun soyundan gelenleri, yeryüzünde kendi adına vekil
bırakması yani halife kılması demektir. (Ç).
[76] Bakara: 2/30.
[77] Abdüîvehhâb en-Neccâr, Kasasü’l-Enbiyâ, s. 6.
Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihî, Ahsen Yayınları: 278-279.
[78] Buharî, Enbiyâ 3, 8 Tefsir-i Beni İsrail 5; Müslim,
İman 327 (194); Tirmizî. Kıyameti 1 (2436).
[79] Ai-i İmrân: 3/33.
[80] Bakara: 2/38.
[81] Tâhâ: 20/122.
[82] Bu hadisi Tirmizî, Menâbb (36İ8)de rivayet etmiştir.
Tirmizî, bu hadisin, “Hasen Hadis” olduğunu söylemiştir.
[83] Ahmed b. Hanbel, Müsned, 5/178 (Ayrıca bu hadis, îbn
Hibban’m Sahîh adlı kitabında, Ebu Zerr el-Gıfari’den rivayet edilmiştir.).
[84] Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihî, Ahsen
Yayınları: 280-283.
[85] Tâhâ:20/115.
[86] Kurtubî, Camiu li Ahkâmi’l-Kur’an, 11/251.
[87] Tâhâ: 20/122.
Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihî, Ahsen Yayınları: 284-285.
[88] Tahrim: 66/6.
[89] Müslim, Zühd (2996). Bu hadis, daha önce de geçmişti.
[90] Hicr: 15/27.
[91] Meryem: 19/17.
[92] Zâriyât; 54/24-25.
[93] Hûd: 11/78-81.
[94] Bıı hadisi, Buharı ve Müslim, Hz. Ömer b. Hattab’dan
rivayet etmiştir.
[95] Ahkâf: 46/29-32.
[96] Enbiyâ: 21/20.
[97] Tahrîm: 66/6.
[98] Cinn: 72/14-15.
[99] Zâriyât:51/56.
[100] En’âm: 6/130.
[101] Furkân:25/I.
[102] Hicr: 15/26-27.
[103] A’râf: 7/27.
[104] A’râf: 7/171.
[105] Fâtır: 35/1.
[106] Bu hadis için b.k.z: Buharı, Babü’I-vahy 3 ve İbn
Hacer el-Askalani, Fethü’1-Bâri, 1/21 BuharTdeki hadis, talik olarak rivayet
edilmiştir.(ç).
Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihî, Ahsen Yayınları:285-293.
[107] Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihî, Ahsen
Yayınları: 293.
[108] Fahreddin er-Rân, Yüce Allah’ın Hz. Adem’e öğrettiği isinier
hakkında şöyle der: “Allah, Adem’e bütün isimleri öğretti.”(Bakara:
2/31) ayetini siyle tefsir etmişlerdir. Allah, Hz. Adem’e eşyanın sıfatlarını,
vasıflarını ve Özelliklerini bildirmiştir.
İkinci görüş: -ki
meşhur olan budur- Buna göre isimler lafzından Allah’ın muradı, O’nun sonradan
yaratmış olduğu ve günümüzde insanların konuşmuş olduğu Arapça, Farsça, Rumca
vb. muhtelif dillerin isimleridir. Ademoğullan bu dillerle konuşuyorlardı. Hz.
Adem ölüp çocukları dünyanın her tardına dağılınca, onlardan her biri, bu
dillerin belirli birisiyle konuşmaya başladı. Böylece konuşulan bu dil, bu
Adama hakim oldu…. İşte Hz. Adem’in çocuklarının farklı dilleri
konuşmalarının sebebi bıdur.”
Fahreddin er-Râzî, Tefsir-i Kebîr, 2/264-265(ç).
[109] Fâtır: 35/6.
[110] Bununla ilgili ayetler için B.k.z: A’râf:
7/14-18; Hicr: 15/34^3; Isrâ: 17/62-65
vb. ayetler (ç).
[111] Bununla ilgili bilgiler ise daha önce geçmişti.(ç).
[112] Bununla ilgili çeşitli görüşler vardır. Biz bunlardan
banlarını aşağıya kısaca â-dık. Şöyle ki:
a. Mücâhid ve
Katade, iki rivayetlerinden biline göre şöyle demişlerdir: “Bu kelimeler,
Cenab-i Hakk’ın, “Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi
bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen, muhakkak ki hüsrana uğramış kimselerden
oluruz.”(Arâf: 7/23) ayetidir.
b. Said b.
Cübeyr’in, İbn Abbas (r.a)dan rivayetine göre bu kelimeler, Hz. A-dem (a.s)’m
şu sözleridir; “(Ey Allah’ım) Senden başka ilah yoktur. Seni teşbih eA-rîm
ve sana hamdederim. Ben (yasaklamış olduğun ağacın meyvesinden yemek sue-tiyle
bir) kötülük işledim ve kendime zulmettim. Beni bağışla. Çünkü sen,
bağışt-yanlann en hayırhsısın. Senden
başka ilah ycktur. Seni teşbih ederim ve sana hamdederim. Ben bir
kötülük işledim ve kendime zulmettim. Bana rahmet et. Çünkü sen rahmet
edenlerin en hayırlsisın. Senden başka ilah yoktur. Seni teşbih ederim ve sana
hamdederim. Ben kötülük işledim ve kendime zulmettim. Tövbemi kabul et. Çünkü
sen, tövbeleri çok kabul eden ve rahmeti çok olansın.”
c. Hz. Aişe
(r.a) şöyle demiştir: “Cenab-ı Hakk,
Adem’in tövbesini kabul etmeyi dilediği zaman, Hz. Adem, yedi defa
Kabe’yi tavaf etti. Kabe o zaman kırmızı bir tepecik idi. İki rekat namaz
kıldığında Kabe’ye yöneldi.
“Allah’ım! Sen
benim sımmı da biliyorsun ve gizli olan şeylerimi de Benim özrümü kabul eyle!
Sen benim ihtiyacımı da biliyorsun, bana istedğimi ver! Sen benim içimde olanı
biliyorsun ve onun için günahlarımı bağışla! Allah’ım! Senden, kalbimi dolduran
bir iman ve doğru bir yakîn istiyorum. Ki böylece baıa, ancak senin
yazdıklarının İsabet edeceğini bifeyim ve bana .ayırdığın nasibe razı
olayım” dedi. Bunun üzerine Cenab-ı Allah’da Adem’e:
-Ey Adem! Günahını
bağışladım ve senin soyundan kim, senin bana yaptığın bu duayı yaparsa onun
günahım da mutlaka bağışlarım, gam ve kederini gideririm, fakirliği gözünün önünden
söker alınm ve o istemese bile, dünya ona akıp gelir.
d. Nehaî şöyle
demiştir: İbn Abbas’a geldim ve ona, “Adem’in Rabbinden aldığı kelimeler
ne idi?” diye sordum o da bana şu cevabı verdi:
– “Yüce
Allah, Hz. Adem ve Havva’ya hacc
ibadetini öğretti onlarda hacceti-ler. işte bu kelimeler, hacc esnasında
söylenen dua ve zikirbrdir. Onlar haccı tamamlayınca, Allah onlara:
– “Ben sizin
tövbenizi kabul ettim” diye vahyetti.”
Fahreddin er-Razî, Tefsiri Kebîr, ü/422/423 (ç).
[113] Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihî, Ahsen
Yayınları: 294-297.
[114] Hunût: Ölünün kefenine saçılan güzel kokulu şeylere
denir{ç).
[115] Lahit: Mezann alt tarafında kıble yönünde ölünün
sığacağı kadar bir çukur kamaya denir.(ç).
[116] İbn Cerîr et-Taberî, Tarihü’l-Taberî, 1/158; İbn Kesir. el-Bidaye ve’n-Nihaye,
I/9İ.
[117] Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihî, Ahsen
Yayınları: 298.