Hz. Yunus (A.S)

42385

Hz.
YUNUS (A.S)
1

Hz.
Yûnus (a.s)’ın Kur’an’da Zikredilmesi:
1

Hz.
Yûnus (a.s)’ın Soyu:
1

Hz.
Yûnus (a.s)’ın Daveti:
1

Hz.
Yûnus (a.s), Balığın Karnında:
3

 

Hz. YUNUS
(A.S)

 

Doğrusu Yûnus da,
gönderilen peygamberlerdendi. Hani o, dolu bir gemiye binmişti. Gemi de
olanlarla karşılıklı kur’a çektiler de yenilenlerden oldu.” (Saffât:
37/139-141 )

 

Hz. Yûnus (a.s)’ın Kur’an’da Zikredilmesi:

 

Hz. Yûnus (a.s)’m
ismi, Kur’ân-ı Kerîm’in; Nisa, En’âm, Yûnus ve Saffât Sûresinde olmak üzere dört
yerde geçmektedir.[1]

İki yerde ise,
Allah’ın ona taktığı lakap ile anılmaktadır. Bunlardan biri, “Zünnûn”
(Balık sahibi)’dur. Onun bu lakabı, Enbiyâ Sûresinde şöyle geçmektedir:

“Zünnûn (Yûnus)
‘a gelince, o ö/keli bir halde (halkını bı­rakıp) gitmişti. Bizim, kendisini
asla sıkıştırmayacağımızı zan­netmişti. Nihayet karanlıklar içerisinde: ‘Senden
başka hiçbir Hah yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben, zalimlerden oldum’
diye niyaz etti. [2]

Diğeri ise,
“Sahibu’J-Hut” (Balık sahibi) ‘turnBu lakabı da, Kalem Sûresinde
şöyle geçmektedir:

“Sen Rabbinin
hükmünü sabırla bekle. “Balık sahibi” (Yûnus) gibi olma. Hani o,
dertli dertli Rabbine niyaz etti. Şa­yet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş
olsaydı, o mutlaka çini çıplak kınanacak bir halde oraya atılacaktı.[3]

Görüldüğü üzere, Hz.
Yûnus’un ismi, Kur’ân-ı Kerîm’in dört yerinde “Yûnus”, bir yerinde
“Zünnun” lakabı ile diğer bir yerinde ise “Sahibu’1-Hut”
lakabı olmak üzere toplam altı yerinde geçmektedir.[4]

 

Hz. Yûnus
(a.s)’ın Soyu:

 

Tarihçiler, Hz. Yûnus
(a.s)’m soyu ile ilgili herhangi bir bilgi kaydetmemişlerdir. Ama isminin,
Yûnus b. Metta oldu­ğunda ittifak etmişlerdir.

Metta’mn, Hz. Yûnus’un
annesi olduğu da söylenmiştir. Bu nedenle de Hz. Yûnus ile Hz. İsa dışında
hiçbir Peygamber annesine nispet edilmemiştir.

Kitap ehli, Hz.
Yûnus’u, l(Yûnân b. Emtây” şeklinde Ad­landırmışlardır.

Hz. Yûnus, İsrail
oğulları peygamberlerindendir. Soyu, Hz. Ya’kûb’un oğullarından Bünyâmîn’e
ulaşır. Bünyâmîn ise, Hz. Yûsuf un öz kardeşidir.[5]

 

Hz. Yûnus (a.s)’ın Daveti:

 

Yüce Allah, Hz.
Yûnus’u, Irak’taki Musul toprağında bu­lunan “Ninova” halkına
Peygamber olarak gönderdi. Çünkü Ninova halkı arasına pulculuk girmiş ve
içlerinde putlara tap­ma yaygınlık kazanmıştı. Onların, “Uştâr” adım
verdikleri bir putu vardı.

Hz. Yûnus (a.s), Şam
bölgesindeki beldelerden Ninova’ya giderek oradaki halkı Allah’a davet etti.
Fakat halk, onun da­vetini kabul etmeyerek risaletini yalanladılar.Yüce Allah,
bu tür memleket halkının çoğunun durumu ile ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:

“Biz hangi memlekete
bir uyarıcı gondennişsek mutlaka oranın varlıklı ve şımarık kişileri, ‘Biz,
size gönderilmiş olan şeyi hemen inkar ediyoruz’ derler.”[6]

Hz. Yûnus (a.s),
Ninova halkına; öğüt veriyor, nasihat e-dîyor ve onları Allah’a davet ediyordu.
Bu şekilde aralarında yıllarca kaldı. Fakat Hz. Yunus, onlardan; hakka tıkanmış
ku­laklar ve kılıflı kalplerden başka bir şeyle karşılaşmadı. Onları Allah’ın
yoluna getirmede gücü yetmedi. Daha sonra onlara, eğer Allah’a iman etmezlerse,
başlarma ilahi azabın geleceğini vaat etti.Kavminin durumunda bir değişiklik
olmayınca, kendi­lerine üç gün sonra ilahi azabın geleceğini vaat ederek kızgın
bir şekilde aralarından ayrılıp gitti. Bunun yanı sıra onların, Hz. Yûnus’u
tehdit ettikleri, kızdıkları ve kovaladıkları, bunun sonucunda Hz. Yûnus’un,
onlardan kaçtığı da söylenir.

Hz. Yûnus (a.s), Yüce
Allah’ın, kendisine oradan çıkması ile ilgili emri gelmeden önce aralarından
çıkıp gitmişti. Çünkü Hz. Yûnus (a.s), memleketini terk edip ailesiyle birlikte
oradan çıkması ile ilgili Allah’ın emri gelmeden önce çıkışından dola­yı
kendisini hesaba çekmeyeceğini ve sıkıntıya düşürmeyece­ğini sanmıştı… Yüce
Allah’ın şu sözü, bu görüşü desteklemek­tedir:

“Zünnun (Yûnus)’a
gelince, o, öfkeli bir halde (halkını bı­rakıp) gitmişti. Bizim, kendisini asla
sıkıştırmayacağımızı zannetmıştı.[7]

Hz. Yûnus (a.s),
Rabbine değil de kavmine öfkelenerek çekip gitmişti. Çünkü Rabbine öfkelenmesi,
Allah’a karşı ya­pılmış bir isyan sayılır. Üstelik böyle bir şey,
‘peygamberlerin masumiyetine ters düşer. Bu konuda daha önce “Masumiyet Bahsinde”
detaylı bilgi vermiştik. Daha geniş bilgi için oraya bakabilirsiniz.

Abdullah ibn Mes’ud,
Mücahid ve Seleften bir topluluk dediler ki: “Hz. Yûnus (a.s), onların
aralarından çıkıp gidince ve onlar da başlarına gelecek olan azabı hak edince,
Cenab-ı Allah, onların kalplerine pişmanlık ve tevbe bıraktı. Peygam­berlerine
yaptıklarından ötürü pişman olup Allah’a yöneldiler. Canlarına eziyet vermek
için de kıldan örülmüş giysiler giyin­diler. Sonra da Yüce Rablerine feryadı
figanla yalvarıp yakar­dılar. Hayvanlar ile yavrularını birbirinden ayırdılar.
Allah’ın huzurunda boyun büküp sükunet gösterdiler. Erkekler, kadın­lar,
oğullar, kızlar ve analar hep ağlaştılar. İrili-ufaklı hayvan­lar, davarlar ve
binekler bağrıştılar. Develer ile yavruları, inek­ler ile buzağıları ve
koyunlar ile kuzuları böğürüp meleştiler. Çok korkunç bir an yaşadılar. Hz.
Yûnus’a yaptıkları haksızlık nedeniyle Cenab-ı Allah; kendi gücü, şefkati ve
merhameti gereği-karanlık gece parçaları gibi başlarının üstünde dönen azabı,
onların üzerinden kaldırdı. İşte bundan dolayı Yüce Al­lah şöyle buyurmaktadır:

“Yûnus’un kavmi
müstesna, (halkını yok ettiğimiz mem­leketlerden) herhangi bir memleket halkı,
keşke (kendilerine azab gelmeden) iman etse de imanları kendilerine fayda ver­seydi.
Onlar iman edince, onlardan dünya hayatındaki rüsvaylık azabını kaldırdık ve
onları bir müddet daha (dünya nimetlerinden) faydalandırdık.[8]

 

Hz. Yûnus (a.s), Balığın Karnında:

 

Hz. Yûnus (a.s),
kavminden ayrılıp denizin kenarına vardı. Orada yolculuğa hazır bir gemi buldu.
Gemiye binmek için gemi halkından izin istedi. Onda bir hayr olduğunu anladılar
ve onun gemiye binmesine izin verip onu gemiye bindirdiler.

Denizin ortasına
vardıklarında, şiddetli rüzgar esmeye ve deniz dalgalanmaya başlayınca:

– “Aramızda bir
günahkar var” dediler. Bunun üzerine ara­larında kura çekmeye ve kura kime
çıkarsa, onu denize atmaya karar verdiler. Kura, Hz. Yûnus’a çıkınca, ona,
başından geçe­ni sordular. O da, kavmi ile arasında geçlei anlatınca, hay­ret edip
onu denize atmak istemediler. Onu deniz sahiline bı­rakmaya karar verdiler.
Fakat Hz. Yûnus, Allah’ın, onlara olan gazabının dinmesi için kendisini denize
atmalarını istedi. On­lar da, Hz. Yûnus’u denize attılar. Allah’ın emri ile,
onu, bü­yük bir balık yuttu. Balık, Hz. Yûnus’u, Allah’ın koruması ve himayesi
altında karanlıklar içerisinde gezdirdi. Mucize ta­mam olunca, Allah, balığa;
Yûnus peygamberin etinden bir şey eksiltmemesini ve kemiklerini kırmamasını
vahyetti.

Balık, onu taşıdı ve
Hz. Yûnus’u, Allah’ı teşbih ve istiğfar eder bir vaziyette denizin
karanlıklarında diri olarak gezdirdi.

Hz. Yûnus (a.s),
denizin karanlıkları içerisinde: “Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni
tenzih ederim. Gerçekten ben, zalimlerden oldum” (Enbiyâ: 21/87) diye niyaz
etti.[9]

Allah’ta, onun bu
duasını kabul ederek onu kederli halden kurtardı. Allah, balığa, Hz. Yûnus’u
sahilde düz ve geniş bir alana atmasını vahyetti. Hz. Yûnus, rahatsız olduğu
halde, ba­lık, onu sahile çıkardı. Hz. Yûnus, üç gün üç gece kaldıktan sonra
kendini hasta ve bitkin olarak kıyıda buldu. Kurtuluşun­dan dolayı Allah’a hamd
etti. Allah, onun üzerine gövdesiz bir ağaç bitirdi. O da, o ağacın meyvesinden
yedi ve gölgesinde oturdu. Böylece Allah, onun rahatsızlığını giderdi ve
duasını kabul etmiş oldu.

Hz. Yûnus (a.s),
başına gelenlerin, ilahi bir uyan olduğunu ve Allah’ın izni olmadan kavmine
kızarak aralarından ayrılı­şından dolayı olduğunu anladı.

Bu konuda onun için
geçerli bir ictihad olsa da bu ictihad, nefsine zulmeden salih kullar için kabul
edilebilir. Ama pey­gamberler için asla kabul edilemez. Fakat Hz. Yûnus,
kavmini, Allah’ın emrini beklemeden terk etmekle kınanmayı ve ilahi uyarıyı
gerektiren şeyi işlemiştir.[10]

Yüce Allah, Hz. Yûnus
(a.s)’m gemiye binişini ve ondan sonra başına gelenleri şöyle anlatmaktadır:

“Doğrusu Yûnus
da, gönderilen peygamberlerdendi. Hani o, dolu gemiye binmişti. Gemide
olanlarla karşılıklı kura çekti­ler de yenilenlerden oldu. Yûnus, (gemide
bulunanlara Allah’a karşı yaptığı ile ilgili) kendisini kötülerken onu bir
balık yuttu. Eğer Allah’ı teşbih edenlerden olmasaydı, tekrar dirilecekleri
güne kadar balığın karnında kalırdı. Halsiz bir vaziyette iken kendisini dışarı
çıkardık. Ve üstüne (gölge yapması vb. şeyler için) kabak türünden geniş
yapraklı bir bitki bitirdik. Yûnus ‘u, yüz bin veya daha çok kişiye Peygamber
olarak gönderdik Sonunda ona iman ettiler. Bunun üzerine Biz de, onları, bir
müddete kadar yaşattık. [11]

Hz. Yûnus (a.s),
(sağlığına kavuşup) yürümeye güç yeti-rince, kavmine döndü. Kavmini, Allah’a
tevbe edip Allah’a iman etmiş ve emrine uyup onu tasdik etmek için peygamber­leri
Hz. Yûnus’un dönüşünü bekler vaziyette buldu.Onlann içerisinde kalıp onlara
(Allah’ın emri ile yasaklarını) öğretiyor, kılavuzluk yapıyor, Allah’a giden
yolu gösteriyor ve onları dosdoğru yola iletiyor.

Cenab-ı Allah, Ninova
halkına; Hz. Yûnus, onların içinde kaldığı sürece ve ondan sonra ki müddet
içinde, (sapıtıp bo-zulmadıkları ve) inanmışlar olarak kaldıkları sürece
çeşitli ni­metler verdi. Fakat onlar daha sonra bozulup sapıtınca, Allah,
onların şehirlerini yerle bir eden kişiyi, onların başına musallat etti.

Tarihçiler, bu
olayları nakletmişler ve ibret alacaklar da, bunlardan ibret almışlardır.

Abdullah ibn Abbas’m
rivayetine göre; Hz. Yûnus (a.s), sayısı, 120.000 kişi olan bir kavme Peygamber
olarak gönde­rildi. Çünkü Yüce Allah, Hz. Yûnus’un Peygamber olarak
gönderildiği kavmin sayısı ile ilgili olarak şöyle buyurmakta­dır:

“Yûnus ‘u, yüz
bin veya daha çok kişive Peygamber olarak gönderdik[12]

Ayrıca bu konuda bazı
rivayetler de nakledilmiştir. Yine de doğruyu en iyi bilen Cenab-ı Allah’tır.[13]

 



[1] Nisa: 4/163.En’am.6/86 Yunus.10/98 Saffat 37/139 (ç)

[2] Enbiyâ: 21/87-88

[3] Kalem: 50/48-49

[4] Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihî, Ahsen
Yayınları: 673-674.

[5] Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihî, Ahsen
Yayınları: 674.

[6] Sebe: 34/34

[7] Enbiyâ: 21/87

[8] Yûnus: 10/98

Muhammed Ali Sâbûnî,
Peygamberler Tarihî, Ahsen Yayınları: 674-676.

[9] Bir hadisi Şerifte; Hz Yûnus (a.s)’ın bu duasıyla dua
eden kişinin duasının mıl-iaka kabul edileceği bildirilmiştir. B.k.z: Müsned:
1/170; Hakim, Miistedrek, 2/488; Münzİrî. Terğib, 2/583 (ç)

[10] Bu bilgi, Üstad Abdurrahman Habenneke’ntn,
“el-Akidetü’1-İslamiyye” adlı kitabından alınmıştır.

[11] Saffâl: 37/139-148

[12] Enbiya: 21/147

[13] Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihî, Ahsen
Yayınları: 676-679.