HIZKIL ALEYHİSSELÂM

41969

HIZKIL ALEYHİSSELÂM

 

Hızkıl Aleyhisselâmın Soyu Ve Künyesi:

 

Hızkıl[1]
b. Bûzi[2],
Bûri[3]
veya Nûridir[4]

Hızkıl Aleyhisselâmın annesi yaşlanıp çocuk doğurmaz
hale geldikten sonra, Yüce Allâh’dan bir oğul dilemiş ve Hızkıl Aleyhisselâm,
ihsan olunmuştur.

Bunun için, Hızkıl Aleyhisselâm (İbnül’acûz = Koca
Karının Oğlu) diye anılmıştır. [5]

 

Hızkıl Aleyhisselâmın Peygamber Ve Binlerce
Ölünün Dirilişine Vâsıta Ve Şâhid Oluşu:

 

Hızkıl Aleyhisselâm; İsrail oğulları Peygamberlerinden
olup[6]
Kâlib b.Yufenna ve oğlunun vefatından sonra, Yüce Allah, onu, İsrail oğullarına
Peygamber ola­rak göndermişti. [7]

Bakare sûresinin:

“(Sayıları) binlerce olduğu halde, ölüm korkusuyla,
yurdlarından çıkanları, gör­medin mi?

Allah, onlara:

“Ölünüz!” buyurdu.

Sonra da, kendilerini, diriltti.

Her halde, Allah, insanlara karşı, fazi (ve inayet)
sahibidir.

Fakat, insanların pek çoğu, şükretmezler.”
mealindeki 243. âyetinin tefsirinde deniliyor ki:

İsrail oğullarından; belâya ve zamanın mihnet ve
meşakkatına uğrayan bazı insanlar, uğradıkları belâ ve meşakkatlerden
şikâyetlenmişler ve:

“Âh! Ne olurdu, keşke, biz ölmüş olsaydık ta, şu
içinde bulunduğumuz şeyler­den, rahata kavuşsaydık!” demişlerdi.

Bunun üzerine, Yüce Allah, Hızkıl Aleyhisselâma Vahy
edip:

“Senin kavmin, belâdan çığlık koparıyor.

Onlar, ölecek olurlarsa, rahata kavuşuvereceklerini
sanıyor ve arzuluyorlar!

Onlar için, ölmekte hangi rahatlık var?

Onlar, benim, kendilerini, öldükten sonra,
diriltemeyeceğimi mi sanıyorlar?

Filan yerdeki makbere’ye kadar git!

Orada, dört bin ölü bulunmaktadır.

Onların arasında ayağa kalkıp kendilerine seslen!

Onların kemikleri, darmadağın bir haldedir.

Onların kemiklerini, kuşlar ve yırtıcı hayvanlar,
dağıtmışlardır!” buyurdu.

Bunun üzerine, Hızkıl Aleyhisselâm:

“Ey kemikler! Yüce Allah, sana, toplanmanı,
emrediyor!” diyerek seslenince, kemikler, ölülerden her insanın yanında
toplanıverdiler!

Hızkıl Aleyhisselâm, ikinci kez:

“Ey kemikler! Yüce Allah, sana ete bürünmeni
emrediyor!” diyerek seslenin­ce, kemikler, hemen ete etten sonra da,
deriye bürünüp cesedler haline geldiler.

Hızkıl Aleyhisselâm; üçüncü kez:

“Ey Ruhlar! Yüce Allah, sana cesedlerine geri
dönmeni emrediyor!” diyerek seslendi.

Allah’ın izniyle hepsi ayağa kalktılar ve bir kerre
tekbir getirdiler. [8]
Bu hususta, daha başka ve değişik rivayetler de, vardır. [9]

Nitekim, ölen insanların, yurdlarında çıkan Tâûn’a
yakalanmaktan[10]
veya Al­lah yolunda savaşmaktan[11]
korkup kaçtıkları ve vardıkları yerde öldükleri de ri­vayet edilir. [12]

Hızkıl Aleyhisselâm, İsrail oğulları arasında yirmi
yedi yıl kalmıştır. [13]

İsrail oğulları, renkten renge giren, değişik halli
bir kavim olduklarından, Hızkıl Aleyhisselâmın emirlerini dinledikleri de,
dinlemedikleri de, olurdu.

Hızkıl Aleyhisselâm, onların, bu hallerinden incinip
Babil diyarına hicret etti, vefatına kadar, orada kaldı.

Kabrinin, Halle (Hılle) ile Küfe arasında bulunduğu ve
Yahudîlerin onun kabri­ne son derecede saygı saygı gösterdikleri söylenir. [14]

Halle: Bağdad’a, üç Fersah uzaklıkta bir kariyedir. [15]
Ona ve gönderilen bütün Peygamberlere selâm olsun![16]

 

 



[1] İbn.Kuteybe-Maarif s.23, Taberî-Tarih c.1,s.237,
Sâlebî-Arais s.250, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.21O, Ebülfida-Elbidaye vennihaye
c.2,s.3.

[2] İbn.Kuteybe-Maarif s.23, Taberî-Tarih c.1,s.237,
Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.2,s.3.

[3] Sâlebî-Arais s.250.

[4] İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.21O.

[5] Taberî-Tarih c.1,s.237, Sâlebî-Arais s.250,
İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.21O.

M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları:
2/129.

[6] Taberî-Tarih c.1,s.237.

[7] Sâlebî-Arais s.250.

[8] Taberi-Tefsir c.2,s.586, Tarih c.1,s.237, Sâlebî-Arais
s.252.

[9] Taberî-Tarih c.1,s.237-238, Sâlebî-Arais s.251-252,
ibn.Esîr-Kâmil c.1,s.211-212.

[10] ibn.Kuteybe-Maaril s.23, Taberî-Tarih c.1 ,s.237-238,
Hâkim-Müstedrek c.2,s.281, Sâlebî-Arais s.252, ibn.Esîr-Kâmil c.1,s.210.

[11] Taberî-Tefsir c.2,s.590, Sâlebî-Arais s.252.

[12] ibn.Kuteybe-Maarif s.23, Taberî-Tarih c.1 ,s.237-238,
Hâkim-Müstedrek C.2.S.281, Sâlebî-Arais s.251-252, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.210,
Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.2,s.3.

[13] Yâkubî-Tarih c.1,s.64.

[14] Mîr Hâvend-Ravzatussafa Terceme s.293.

[15] Yâkut-Mûcemülbüldan C.2.S.295.

[16] M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet
Vakfı Yayınları: 2/129-131.