Peygamberler Tarihi Sabuni

Kurân-I Kerîm’de Tasvir Ettiği Üzere Hz. Adem (A.S)


 


BEŞİNCİ BÖLÜM…
1


KURÂN-I KERÎM’DE
TASVİR ETTİĞİ ÜZERE HZ. ADEM (a.s)

1


Hz. Adem
(a.s)’ın Kıssası

1


Hz. Adem
(a.s)’ın Yaratılmasından Alınması Gereken İbret Tablosu
.
1


Hz. Adem
(a.s)’ın İnsanlığın İlk Atası Olması

2


Hz. Adem
(a.s)’ın İnsanlardan Yaratılanların İlki Olduğuna Dair Deliller
.
3


Darwin
Teorisi Ve Bunun Kur’an Ve Vakıayla Çelişmesi

5


Darwin
Teorisinin İlmi Çerçevede Çürütülmesi

5


Darwin
Teorisinin Gerçek Amacı:

6


Bazı İlim
Adamlarının Bu Teoriyi Kabul Etmesi:

6


Üstad
Neccâr’ın Bu Konuyla İlgili Önemli Bir Görüşü:

7


Hz. Adem
(a.s)’ın Yaratılması Sırasında Geçtiği Merhaleler
.
7


1. Toprak
Merhalesi:

7


2. Çamur
Merhalesi:

8


3. Yaratılış Merhalesi:
8


Hz. Adem
(a.s)’ın Nesli:

8


Meleklerin
Hz. Adem (a.s)’a Secde Etmeleri:

9


İblis
Meleklerden midir?
.
9


Hz. Havva’nın
Yaratılışı:

11


Ayetlerde
Geçen Cennetin “Huld Cenneti” Olduğuna Dair Cumhurun Delilleri:

11


İblisin Hz.
Adem (a.s)’i Aldatması:

12


Hz. Adem
(as)’ın Oğulları Habıl İle Kabil’in Kıssası

12


Hz. Adem
(a.s)’in Yeryüzünde İstihlâf Edilmesinin Hikmeti:

13


Hz. Adem
(a.s) Nebi midir?:

14


Hz. Adem (a.s)’ın
Peygamberliği Etrafında Dolaşan Şüpheler
.
14


Melekler ile
Cinler Arasındaki Fark Nedir?
.
15


Şeytanlar ile
Cinler Arasındaki Fark:

17


Hz. Adem
(A.S)’ın Kıssasından Alınması Gereken İbretler
.
18


Hz. Adem
(a.s)’ın Vefatı

19

 



BEŞİNCİ BÖLÜM

 



KURÂN-I KERÎM’DE TASVİR
ETTİĞİ ÜZERE HZ. ADEM (a.s)

 


Hz. Adem (a.s)’ın
Kıssası

 

Hz. Adem (a.s)’m
kıssası, bütünüyle insanlığın kıssasıdır. Onun hayatı, Yüce Allah’ın, bu
dünyanın imar olunmasını, bu varlığı ortaya çıkarmayı ve bu hayatı tamamlamayı
ve bu insa­nın ortaya çıkışını kuvvetlendirmeyi istemesi anından itibaren en
mükemmel bir şekilde yaratılan bu varlığın hayatıdır…!

Hz. Adem (a.s)’ın
kıssası, baştan sona mükemmel bir haya­tın kıssası ve insanların yeryüzünde
görüldüğü andan, her şey Allah’a dönünceye yani kıyamete kadar geçecek olan
varlığın kıssasıdır…!

Hz. Adem (a.s)’ın
kıssası, uzun bir zaman bu alemde yaşa­yıp arkalarına eserler ve nesiller
bırakarak göçmüş geçmiş de­virlerin kıssasıdır.,Bunu dile getiren şair şöyle
demektedir:

“Bu
eserlerimiz, bizi gösteren eserler imizdir. O halde bun­lar, bizden sonraki
eserlere bakın diyen nice milletlerin hayat kıssasıdır.”

[1]

 


Hz. Adem (a.s)’ın
Yaratılmasından Alınması Gereken İbret Tablosu

 

Hz. Adem (a.s) topraktan
yaratıldı. Soyu ise tabii ve normal olarak evlenme ve üreme yoluyla çoğaldılar
deyip geçenleyiz. Çünkü Hz. Adem (a.s)’m topraktan yaratılışı, tarihi açıdan
ö-nemli bir konuyu ve büyük bir yaratılmayı içermektedir. Üste­lik bunda
herhangi bir şeye, “Kün feyekün” yani “ol” deyince anında
oluveren ilahi yüceliğin ve Rabbani gücün görüntüleri tecelli etmiştir… İşte
Hz. Adem (a.s)’m topraktan yaratılışı yeni bir varlığın yaratılmasının ve yine
bu varlığın yaratılmasındaki icazın doruğunu göstermektedir. Çünkü yeryüzünde
bulunan bütün insanlar bir “sinek” veya bir “sivrisinek”
yaratmak üzere bir araya gelip toplansalar bile buna güçlen yetmez. O halde
kalbi, gözü kulağı ve aklı olan insanı nasıl meydana getirebilir­ler? Çünkü
“yaratanların en güzeli olan Allah (her şeyden) yü­cedir” (Mü’minûn:
23/14) İşte bu durumu; yokluktan varlığı yaratan ve zayıftan kuvvetliyi,
durgunluktan hareketliliği, can­sızdan canlıyı ve ruhu meydana getiren üstün
ilahi kudretin bir tecellisidir. Zira en güzel bir şekilde ve en iyi bir
biçimde -Allah’ın ilahi kudretiyle- hareketsiz olan toprak hareketli bir duruma
geçiyor, cıvık bir durumda olan çamur konuşabilir bir duruma geliyor, cansız
olan varlık üstün bir insan haline geli­yor. Nitekim Yüce Allah, bunu şöyle
anlatmaktadır:

“Onun
(yüceliğine, kudretinin kemâline delâlet eden) ayet­lerinden biri de;
“Sizi topraktan yaratması ve ardından da he­men yeryüzüne yayılan insanlar
olmanızdır”
[2]

İşte ayeti kerimede
geçen, topraktan yaratılan kimse Hz. Adem (a.s)’dır. Ardından yeryüzüne yayılan
insanları ise onun, neslidir. Aslında Hz. Adem (a.s)’ın bu kıssası, bütün
yaratılmış­ların kıssasını içermektedir… Çünkü Allah, mahlûku yani Hz. Adem
(a.s)’ı çamurdan yaratıyor,
[3] daha
sonrada onun neslini küçük bir damla sudan yaratıyor
[4] ve bu
nesli de kendi vekili olarak yeryüzüne yerleştiriyor, yeryüzünü de bu varlığın
emri altına veriyor ve adaleti ikame edebilmesi içinde bu insanı hali­fe
yapıyor.
[5] 
Buna rağmen bu zayıf yaratık Rabbine karşı yü­celmeyi
ve onun mülkünde onunla mücadele etmeyi istiyor ve Allah’ın emirlerine isyan
etmekle de cesaretlenmektedir!!

Ademoğlu, dün daha
bilinen bir şey değilken bugün Al­lah’ın varlığını inkar etmeye yeltenişi garip
değil midir?!! Yine kendi varlığı, Allah’ın varlığına delil olduğu halde
Allah’ın ni­metlerine küfretmesi garip değil midir?!! Şöyle buyuran yüce Allah
gerçekten de güzel söylemiştir:

“Cam çıksın o
insanın, o ne nankördür! Allah onu hangi şeyden yaratmış? Onu meniden yaratıp
merhalelerden geçire­rek ona şekil vermiş; sonrada onu öldürür ve kabre koyar,
son­ra dilediği zaman onu tekrar diriltir. Hayır! (İnsan) Allah’ın kendisine
emrettiği şeyi hala yerine getirmemiştir.”
[6]

Allah’ın varlığını
inkar eden ey garip kimse!! Sen Allah’ın varlığını inkar etsen bile kainattaki
her zerre Allah’ın var oldu­ğuna delalet etmektedir.

Allah’ın ayetlerini
yalanlayan ey garip kimse! Varlığındaki her hareket Allah’ın vahdaniyetine yani
birliğine ve yüce kud­retine delildir.

Keskin güneş ışığını
görmeyip de gözünü kapatan ve kaina­tı yönetenlerin sesini işitmeyip de
kulakları sağır olan ey garip kimse!

Şöyle buyuran yüce
Allah, gerçekten de güzel söylemiştir:

”Körlük dediğin
gözlerinki değildir. Asıl göğüslerde olan kalblerin körleşmesidir.”
[7]

Şairde bunu şöyle dile
getiriyor:

“Hayret! Her şey
de Allah’ın birliğine delâlet eden alamet­ler, her hareket ve sükûnetlikte
ebedi şahitler olduğu halde kişi, Allah’a nasıl isyan eder yahut nasıl bilerek
onu inkar eder?”

Hz.
Adem (a.s)’m kıssası, hayretliği gösteren bir kıssa değil midir?! Bu kainatta
var olan insanın varlığı, Allah’ı düşünmeye ve O’nu tefekkür etmeye çağırmıyor
mu?! Hz. Adem (a.s)’ın yaratılışı topraktan ve O’na iman ile yakînin
gerektirdiği ça­murdan değil midir? Çünkü Yüce Allah “Öyleyse insan neyden
yaratıldığına bir baksın; o insan, erkek ve kadının beli ile gö­ğüsleri
arasından atıla gelen bir sudan (yani meniden) yaratıl­mıştır. Şüphesiz Allah,
insanı tekrar yaratmaya kadirdir.”
[8] bu­yurmaktadır.
[9]

 


Hz. Adem (a.s)’ın
İnsanlığın İlk Atası Olması

 

Kur’ân-i Kerîm Hz.
Adem (a.s)’in yaratılışım bize anlatmış ve onun bu varoluş hakkında yeryüzünün
sathında ortaya çıkan insanlıktan yaratılmış olanların ilki olduğunu bize haber
ver­miştir. Buna göre Hz. Adem (a.s), yaratılmışların atası yani Ebu’l-beşer
olup bu alemin temelini oluşturan, yeryüzü sakinle­rinin hepsi ondan türeyip
çoğalmış ve ondan önce insan türün­den bir varlık yaratılmamıştır. Fakat
insanın yaratılıp yeryüzüne indirilmesinden Önce orada onun dışında melekler
yaşamaktay­dılar. Cinlerin de Hz. Adem (a.s)’dan önce yaratılmış mahlûk olması
da meleklerinki gibidir. İşte bunlardan dolayı Allah’ın ezeli hikmeti bu insanı
yaratmayı gerekli kılmıştır. Şanı Yüce Allah, meleklere, yeryüzünde bir halife
yaratacağını haber ver­diğinde onlar, onun neslinden gelen kimselerin kanlar
dökece­ğini ve yeryüzünde bozgunculuk çıkaracakları şeklinde cevap vermişlerdi.
Bunun peşi sıra melekler, Allah’a bu insanı yarat­masındaki “ilahi
hikmetini” sormuşlar ve böyle bir şeyi de ga­ripsemişlerdi. Zaten şu ayeti
kerimede buna işaret etmektedir:

“Hani Rabbin
meleklere; “Ben, yeryüzünde bir halife yara­tacağım ” demişti. Bunun
üzerine (melekler): “Biz seni hamd ile teşbih ve takdis edip dururken
yeıyüzünde fesad (yani bozgun­culuk) çıkaracak ve kanlar dökecek birisini mi
yaratacaksın? ” demişlerdi. Bunun üzerine (Allah da): “Ben, sizin
bilmedikleri­nizi bilen birisiyim” dedi.
[10]

Allâme Kurtubî,
“el-Câmiu li Ahkâmi’l-Kur’an’ adlı tef­sirinde bunu şöyle anlatıyor:

“Kesin olarak
biliriz ki; “Melekler ancak Allah’ın kendile­rine Öğrettiği şeyleri
bilmektedirler ve Allah’ın sözünün önüne geçemezler. Çünkü Yüce Allah,
“Melekler Allah’ın sözünün Önüne geçemezler”(Enbiyâ: 21/27)
buyurmaktadır. Bunu da melekleri, övme yönüyle söylemiştir… Melekler,
Allah’a; “Yeryüzünde fesat çıkaracak ve kanlar dökecek birisini mi ya­ratacaksın?”
(Bakara: 2/30) diye nasıl soru sorabilir? Buna cevap ise, melekler daha önceden
yeryüzünde yaşayan cinlerin, birbirlerinin kanlarını döktüklerini ve yeryüzünde
fesad çıkar­dıklarım görmüşlerdi ve bunu biliyorlardı.

İşte bu Hz. Adem
(a.s)’m yaratılmasından önce yeryüzünde cinlerin yaşadığını göstermektedir.
Zira cinler yeryüzünde fesad çıkarmışlar ve birbirlerinin kanlarını
dökmüşlerdi. Bunun üze­rine Allah Cebrail’in komutanlığında meleklerden oluşmuş
bir orduyu onlara gönderdi. Melekler onlarla savaştılar onların bir kısmını
öldürdüler ve bir kısmını da denizlerdeki odalara ve dağların tepelerine
sürdüler. İşte bundan dolayı meleklerin “yeryüzünde yaratacaksın”
sözleri, özel bir soruya yönelik ola­rak gelmiştir. Buna göre bu halife,
yeryüzünde yaşamış olan cinlerden önce geçen bir yol üzere midir? Yoksa onların
yolu üzere midir?

Bir rivayete göre;
Yüce Allah yaratacağı bu halifenin nes­linden gelen bir topluluğun, yeryüzünde
fesad çıkaracaklarını ve birbirlerinin kanlarını dökeceklerini meleklere
bildirmiştir. İşte bundan dolayı da melekler ya, Allah’ın kendisine isyan
e-deceğini bildiği bu halifenin Allah’ın onu kendi yerine vekil olarak
bırakmasından şaşırdıklarından dolayı bu sözü söylemiş­lerdir….”
[11]

Buna
göre bizim; meleklerin sorusunu, Allah’ın yarattığına veya dilemesine ve
isteğine itiraz etmediklerini anlamamız ge­rekmektedir. Onlar sadece Allah’ın
yaratmak istediği bu varlığın kendisine isyan edeceğini, birbirlerinin kanlarım
dökecekle­rini ve yeryüzünde fesad çıkaracaklarını bildiği halde- niçin
yaratmak istediğinin sebebi hikmetinin açıklanması maksadıyla Allah’a bu soruyu
sormuşlardır. Yoksa -daha önce de geçtiği üzere- başka bir maksattan dolayı
değildir. Çünkü melekler, Allah’ın emirlerine karşı isyan etmezler ve onlardan,
Allah’ın emrine karşı bir muhalefetin ve itirazın meydana gelmesinin
düşünülmesi bile mümkün değildir.


[12]

İlgili Makaleler