Peygamberler Tarihi Sabuni

Peygamberlerin Sonuncusu Hz. Muhammed (S.A.V.)

PEYGAMBERLERİN
SONUNCUSU HZ. MUHAMMED (S.A.V.)

Resulullah
(s.a.v.)’in Şerefli Soyu:

Resulullah
(s.a.v.)’in Doğumu:

İki
Kurbanlığın Oğlu:

Resuluİlah
(s.a.v.)’in Babası Abdullah’ın Kurban Edilme Kıssası:

Resulullah
(s.a.v.)’in İsimleri:

Resulullah
(s.a.v.)’in, Tevrat’taki Vasıfları:

Resulullah
(s.a.v.)’in, Süt Anneleri ve Emzirilmesi:

Resulullah
(s.a.v.)’in Göğsünün Yarılması Olayı:

Resululiah
(s.a.v.)’in Çocukları:

Kısa
İfadelerle Resulullah (s.a.v.)’in Hayatı:

Resulullah
(s.a.v.)’in Güzel Şemaili:

Garip
Bir Kıssa ve Haber:

Resulullalı
(s.a.v.)’in Gönderilmesindeki Büyük Faydalar:

Resulullah
(s.a.v.)’in Tevrat’taki Sıfatlan:

Resulullah
(s.a.v.)’in Ahlakı ve Şemaili:

Resulullah
(s.a.v.)’in, Ümmetine Şefkat ve Merhamet Görüntüleri:

                                                    

 

 

 

PEYGAMBERLERİN SONUNCUSU HZ. MUHAMMED
(S.A.V.)

 

“Ey Peygamber!
Biz seni (alemlere) bir şahit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. (İnsanları
Allah’ın bu konuda sana verdiği) izin gereğince Allah ‘a (ibadet etmeye)
çağıran ve ay­dınlatan bir ışık kıldık (Ahzab: 33/45-46)

Hz. Muhammed (s.a.v.),
Allah’ın resulü ve bütün pey­gamberlerin sonuncusudur. Yüce Allah, semavi
kitapları Kur’ân-ı Kerîm ile sona erdirdiği gibi risalet ve nübüvveti de Hz.
Muhammed (s.a.v.) ile sona erdirdirmiştir. Bu ne kadar güzel bir sona ermedir!

Resulullah (s.a.v.),
yaratılış itibariyle peygamberlerin so­nuncusu, rütbe ve mevki bakımından
onların ilki, dünya ve afairette Adem oğullarının efendisi ve en üstünüdür.[1]

Nitekim Yüce Allah,
Resulullah (s.a.v.) ile ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:

“Muhammed, sizin
adamlarınızdan herhangi birisinin ba­bası değildir. Fakat o, ‘Allah’ın resulü’
ve peygamberlerin sonuncusudur. “[2]

Resulullah
(s.a.v.)’de, kendisi hakkında şunları söylemek­tedir:

“Allah, mahlukatı
yarattı. Beni de, mahlûkatm en hayırhsı i. Kabileleri yarattı. Beni de en
hayırlı (olan Kureyş) kabilesinden kıldı. Sonrada kabilelerin en hayırlı
ailelerini yarattı. Beni de, en hayırlı (olan Haşim) ailesinden kıldı. O halde
ben aile ve şahıs itibariyle sizin en hayırlınızım.”[3]

Yine Resulullah
(s.a.v.) kendisi ile ilgili olarak şöyle bu­yurmaktadır:

“Ben, kıyamet
gününde Ademoğullannın efendisiyim. Bunda övünülecek bir durura yoktur. Kıyamet
gününde hamd sancağı benim elimde olacak. Bunda övünülecek bir durum yoktur.
Adem ve bütün peygamberler ancak benim sancağımın altmda toplanacaklar. Bunda övünülecek
bir durum yoktur.”[4]

 

Resulullah (s.a.v.)’in Şerefli Soyu:

 

Hz. Muhammed
(s.a.v.)’in soyu, yukarıya doğru şöyledir: Hz. Muhammed (s.a.v.) b. Abdullah b.
Abdulmuttalib b. Hâşim b. Kusay b. Abdimenaf b. Kilab b. Mürre b. Ka’b b. Lüey
b. Galip b. Fihr b. Malik b. Nadr b. Kinâne b. Huzeyme b. Müdrike b. İlyâs b. Mudar
b. Nizar b. Mead b. Adnan[5] Hz.
îsmâîl b. Hz. İbrâhîm (a.s).[6]

Hz. Muhammed
(s.a.v.)’in atalarının hepsi de, ileri gelen­lerden ve soylu kimselerdendir.
Soyların en şereflilerindendir. Çünkü Allah, göndereceği peygamberi ancak soyu
en şerefli olanların içerisinden gönderir.[7]

Buhârî,
“Sahîh” adlı kitabında bu konu ile ilgili olarak şöyle bir hadis
nakleder:

“Rum meliki
Herakliyus, Ebu Süfyân’a:

– Muhamrned’in soyu
içinizde nasıldır?’ diye sormuştu. Ebu Süfyan:

– Muhammed, içimizde
‘en şerefli soy’ sahibiydi’ diye cevap verdi. Herakliyus, Ebu Süfyan’m bu
sözüne:

– İşte peygamberler,
kavminin en şerefli soyu içerisinden böyle gönderilir[8] yani
peygamberler, soy bakımından kav­minin en üstünü ve kabile bakımından da
kavminin en şerefli-sidir, şeklinde cevap vermiştir.

Resulullah (s.a.v.)’in
doğumu, temiz ve şerefli bir doğum­dur. Çünkü ona, cahiliyyet dönemi pislik ve
kötülüklerinden hiçbir şey bulaşmamış ve İslamî nikaha benzeyen Sahîh bir
nikahla kurulmuş bir evlilik neticesi doğmuştur. Buna, Resulullah (s.a.v.)’in
şu sözü delil teşkil etmektedir:

“Ben, Sahîh bir
nikahla kurulmuş bir evlilikten vücuda geldim. Kötü bir nikah yolu ile kurulmuş
bir evlilikten meyda­na gelmedim.”[9]

Hz. Aişe (f.a.)Man
yapılan başka bir rivayette ise: “Kötü olmayan Sahîh bir nikah ile
kurulmuş bir evlilikten doğdum” demiştir.

Resulullah (s.a.v.),
Hz. İsmâîl (a.s)’ın çocuklarındandır. Hz. İshâk (a.s)’ın çocuklarından
değildir. İsrail oğullarına gön­derilen peygamberlerin hepsi, Yakub b. İshâk b.
İbrâhîm (a.s)’m soyundandır. Resulullah (s.a.v.) ise, Hz. İsmâîl (a.s)’m
soyundandır. Müslim’in “Sahîh” adlı kitabında geçen şu hadis de, buna
delâlet etmektedir:

“Allah, İsmâîl
evlatları arasından Kinâne’yi seçti. Kinâne (evlatları arasm)dan Kureyş’i
seçti. Kureyş (kabilesin)den Haşim oğullarını seçti. Haşim oğullarından da beni
seçti.”[10]

Tirmizî’de geçen
rivayette ise: “O halde ben, aile ve şahıs itibariyle sizin en hayırlınızım”
buyurulmaktadır.[11]

 

Resulullah (s.a.v.)’in Doğumu:

 

Resulullah (s.a.v.),
Fil yılında doğmuştur. Rebiü’l-Evvel ayının 12. Pazartesi günü Mekke’de dünyaya
gelmiştir. Bu da, yaklaşık olarak Miladi 570 yılına rastlamaktadır.

İbn Kesîr bununla
ilgili olarak şöyle der: “Resulullah (s.a.v.)’in Pazartesi günü doğduğunda
(alimler arasında her­hangi bir) ihtilaf yoktur.”[12]

Rivayet edildiğine
göre; Abdullah ibn Abbas (r.a.) şöyle demiştir: “Resulullah (s.a.v.),
Pazartesi günü doğdu. Pazartesi günü Peygamber oldu. Mekke’den Medine’ye
Pazartesi günü hicret etti ve Pazartesi günü vefat etti.” Bu hadisi, Ahmed
b. jîanbel rivayet etmiştir.[13]

Resulullah (s.a.v.)’in
Fil yılında doğduğu kesindir. Fakat ay ve gününde ihtilaf edilmiştir. İbn
İshâk’in “Siyer”in de[14] de
anlattığı üzere, alimlerin cumhuruna göre, Resulullah (s.a.v.)’in doğumu,
Rebiü’l-Evvel ayının ikinci günüdür.

Abdullah ibn Abbas
(r.a.)’m bu konu ile ilgili olarak şöyle söylediği rivayet edilmiştir:
“Resulullah (s.a.v.), Fil yılının Rebiü’l-Evvel ayının 12. Pazartesi günü
doğdu. Pazartesi günü Peygamber oldu. Pazartesi günü Miraç’a çıktı. Pazartesi
günü (Mekke’den Medine’ye) hicret etti ve Pazartesi günü vefat etti.[15]

İbn Kesîr ise
“el-Bidâye ve’n-Nihâye” adlı tarih kitabında bu konuyla ilgili olarak
şöyle der:

“Abdullah ibn
Abbas’in bu görüşü, alimlerin cumhurunun yanında kabul edilen meşhur
görüştür.”[16]

Resulullah (s.a.v.)’in
babası, Abdulmuttalib’in oğlu Ab­dullah’tır. Annesi ise, Vehb’in kızı
Amine’dir. Resulullah (s.a.v).’in babası ile annesinin soyu, altı göbek
yukarıda “Kilâb’da” birleşmektedir. [17]

 

İki Kurbanlığın Oğlu:

 

Tarihçilerin ve
siyercilerin kaydettiğine göre; Resulullah (s.a.v.), “İbn Zebîhayn”
(iki kurbanlığın oğlu) diye isimlendi­rilmiştir. Çünkü Resulullah (s.a.v.), Hz.
İsmâîl (a.s)’m çocuk-larmdandır. Hz. İsmâîl (a.s), Hz. İbrâhîm (a.s)’m,
rüyasında kurban etmekle emredildiği oğludur. Bundan dolayı Hz. İsmail (a.s),
ilk kurbanlıktır.

İkinci kurbanlık ise,
Resuluİlah (s.a.v)’in babası Abdul­lah’tır. Birazdan anlatılacağı üzere;
Abdulmuttalib, oğlu Ab­dullah’ı kurban etmek istemişti. [18]

 

Resuluİlah (s.a.v.)’in Babası Abdullah’ın Kurban Edilme
Kıssası:

 

İbn İshâk bu olayı
şöyle anlatır: “Abdulmuttaîib, Zemzem kuyusunu kazarken Kureyşliler’den
gördüğü eziyetten dolayı:

–  ‘Eğer 10 oğlum olur da bunlar, buluğ çağma
erip beni koruyabilecek bir güce erdiklerinde Allah için onlardan birini
Kabe’nin önünde kurban edeceğim’ diye adakta bulundu.

Haris, Zübeyr, Hacel,
Dırâr, Mukavvim, Ebu Leheb, Abbas, Hamza, Ebu Talib ve Abdullah adlarında 10
oğlu oldu. Bunların, kendisini koruyabilecek bir güce eriştiklerini anla­yınca,
oğullarını toplayarak adağmı onlara anlattı. Onlan, Al­lah’a verilen sözü
yerine getirmeye davet etti. Onlarda, babala­rının bu isteğine uyarak:

‘Bunu    nasıl   
yapalım    dersin?’     diye   
sordular. Abdulmuttalib’de:

–  ‘Her biriniz bir ok alıp üzerine adını
yazsın. Yazdıktan sonrada oku bana getirsin’ dedi. Onlarda babalarının istediği
şekilde yaptılar. Daha sonrada okları, babalarına verdiler. Abdulmuttalib’de, onları,
Kabe’nin içinde bulunan Hubel pu­tunun yanma götürdü. Abdulmuttalib, Hubel
putunun yanma gelip ok çekince, en çok sevdiği küçük oğlu Abdullah’ın adı­nın
yazılı olduğu ok çıktı. Oğlu Abdullah’ın elini tutup bıçağı eline aldı. Sonrada
onu kesmek üzere İsaf ve Naile putlarının bulunduğu tarafa götürdü. Öte yandan
kendi meclislerinde o-turmakta olan Kureyşliler oraya gelerek:

–  ‘Ey Abdulmuttalib! Ne yapmak istiyorsun?’
diye sordu­lar. O da:

–  ‘Abdullah’ı keseceğim’ diye cevap verdi.
Kureyşliler:

–  ‘Vallahi, sen onu asla kesmeyeceksin. Yoksa
bu konuda kusurlu olursun. Çünkü sen oğlunu kesersen, (bu bir adet hali­ne
gelecek ve) insanlar oğlunu getirip kesecek. Böylece insan­lar azalacak’
dediler. Daha sonra meselenin halledilmesi için Abdulmuttalib’e, “Secâh”
adında cincilik yapan falcı bir kadı­na gitmesini tavsiye ettiler.

Bunun üzerine
Abdulmuttalib, cincilik yapan falcı kadının yanma giderek meseleyi ona anlattı.
Kadın ona, kurban edile­cek olanla 10 deveyi bir araya getirmelerini, sonrada
develerle onun üzerine ok çekmesini, eğer deve çıkmazsa Rabbi razı e-dinceye
kadar develerin sayısını artırmasını söyledi.

Bunun üzerine
Abdulmuttaiib, falcı kadının söylediklerini uygulamak için Abdullah ile on
deveyi bir araya getirip oku çekti. Çekilen ok, Abdullah’a çıktı. Daha sonra
onar onar artı­rarak ok çekmeye devam etti. Nihayet develerin sayısı yüz
olunca, ok develere çıktı. Bunun üzerine Kureyşliler, Abdulmuttalib’e:

–  ‘Rabbm razı oldu’ dediler. Abdulmuttaîib’de,
oğlu Ab­dullah’a fidye olarak develeri kurban etti.

İşte bu olaydan dolayı
Resuluİlah (s.a.v.), “İbn Zebihayn” (iki kurbanlığın oğlu) diye
isimlendirilir oldu.[19]

 

Resulullah (s.a.v.)’in İsimleri:

 

Efendimiz Hz. Muhammed
(s.a.v.), Ebu’l-Kasım[20] ve
Ebu İbrâhîm[21] diye künyelenmiştir.

Birçok isimleri vardır.
Bunlardan bazılan şunlardır:

1. Muhammed[22]

2. Ahmed[23]

3. Mâhî[24]
(Allah, Resulullah’m kendisiyle küfrü mahvet­tiği için ona bu ismi vermiştir.)

4. Akib[25] (Bu
isim, ona, kendisinden sonra Peygamber gelmediğinden dolayı verilmiştir)

5. Haşir[26] (Bu
isim, ona, insanlar kendisinden sonra haşir edileceği için verilmiştir.)

6. Mukaffa

7. Rahmet
peygamberi

8. Tevbe
peygamberi

9. Savaş
(veya kahramanlık) peygamberi

10. Fâtih

İlgili Makaleler