Peygamberler Tarihi İ.Yiğit

Hz. Lût (a.s.) Hayatı

SEKİZİNCİ BÖLÜM…

HZ.
LÛT (A.Ş.)

A.
Soyu, Hicreti Ve Peygamber Olarak Görevlendirilmesi

B.
Lût Kavminin Yurdu
.

C.
Lût Kavminin Sapıklığı

D.
Sürgün Tehdidi

E.
Melekler Sodom Yolunda
.

F.
Meleklerin Lût’a (A.S.) Misafirliği- Sapıkların Kör Edilmesi

G.
Lût Kavminin Helaki – Hz. Lüt Ve Ona Îmân Edenlerin Kurtuluşu
.

H.
Toplumu Felâkete Sürükleyen Ahlâksızlık
.

 

 

 

 

SEKİZİNCİ BÖLÜM

 

HZ. LÛT (A.Ş.)

 

A. Soyu, Hicreti Ve Peygamber Olarak
Görevlendirilmesi

 

Hz. Lût (a.s.), Hz.
İbrahim (a.s.)’ın yeğenidir. Tevrat’taki bir kayda göre, Hz. İbrahim (a.s.)’m,
Nahûra ve Hârârı isimlerini taşıyan iki erkek kardeşi vardı. Hz. Lût (a.s.),
bunlardan Hârân’ın oğluydu.[1] Hz.
Lût (a.s.), amcası Hz. İbrahim (a.s.) ile bir­likte Irak’tan çıkıp Suriye
yöresine hicret etti. Kur’ân-ı Kerim’de bu iki peygamberin bereketli bir
bölgeye hicret ettikleri bildiril­mektedir:

“Onu da, Lût’u
da, alemler için kutsal kıldığımız yere ulaştı­rıp kurtardık.”[2]

Hz. Lût (a.s.) bir
süre amcasıyla birlikte Suriye ve Filis­tin’de kaldı. Bu beraberlik esnasında,
amcasından vaaz ve tebli­ğin inceliklerini öğrendi; davetin zorlukları hakkında
tecrübe kazandı. Daha sonra Cenab-ı Allah tarafından, ahlâkî çöküntü­nün en alt
sınırlarında gezinen Sodom ve Gomore halkını ıslah için peygamber olarak
görevlendirildi:

“Lût’a da hüküm
ve ilim verdik; onu, çirkin işler işleyen ka­sabadan kurtardık. Doğrusu onlar
yoldan çıkmış kötü bir milletti. Lût’u rahmetimizin içine aldık; doğrusu o
iyilerdendi.[3]

“Şüphesiz Lût da
peygamberlerdendir… “[4]

Amcası Hz. İbrahim (a.s.)’m
yanından ayrılan Hz. Lût (a.s.), görev mahalline giderek Sodom şehrine yerleşti
ve bu şe­hirden bir kadınla evlendi.[5]
Tebliğ faaliyetini yürütmek için elin­den gelen gayreti gösterdi. [6]

 

B. Lût Kavminin Yurdu

 

Lût kavmi, Ürdün’ün
doğusunda Irak ile Filistin arasında yer alan bölgede yaşamıştır. Lût gölü veya
diğer ismiyle Ölü De­niz’in güney ve doğusunda kalan ve bugün tamamıyla ıssız
olan bölgede, bir çok eski yerleşim yeri kalıntısı, ya da izi mevcuttur. Bu
izler ve kalıntılardan, bölgenin bir zamanlar çok kalabalık bir nüfusu
barındırdığı anlaşılmaktadır. Arkeologlara göre bu bölge, gelişme ve refahının
en yüksek seviyesine, M.Ö. 2300 ilâ M.Ö. 1900 yılları arasında yaşamıştır.
Diğer taraftan tarihçiler de, Hz. İbrahim (a.s.)’in M.Ö. 2000 yılları civarında
yaşamış olduğunu tahmin etmektedirler. Buna göre, bölge, en iyi dönemini, Hz.
İbrahim (a.s.) ile yeğeni Hz. Lût (a.s.) zamanında yaşamış de­mektir. Lût
kavminin yurdu olarak bilinen bölge, bugün için kalabalık nüfus barındıracak
tabiî özelliklere sahip değildir. O-valar, verimli araziler ve su kaynakları
çok azdır. Ancak, bu böl­ge eski kaynaklarda Ürdün’ün en yeşil ve en verimli
bölgesi ola­rak geçmekte ve Sodom Vadisi olarak is imlen dirilmektedir. Sodom
ve Gomore, helak öncesinde, Mısır gibi ma’mur bir ülke­ye benzetilmektedir.[7]
Günümüz arkeolog ve tarihçilerine göre, bu ma’mur ve yemyeşil bölge, şiddetli
bir sarsıntı sonucu, Ölü Deniz’e gömülmüştür. Araştırmalar, Ölü Deniz’in bu
felâketten önce güney istikâmetinde günümüzdeki kadar uzanmadığını
göstermiştir. Bugün Kerek şehrinin tam batısında Ölü Deniz’e bir dil şeklinde
uzanan ve adını şeklinden alan “Lisan” adında küçük bir yanmada
vardır. Bu yarımadanın deniz tarafından başlangıç noktası, eskiden Ölü Deniz’in
ulaştığı son nokta idi. Bu yarımadanın sağında taban 400 metre derinlikte
olduğu hal­de, sol tarafı son derece sığdır. Son yıllarda yapılan ölçümlerde,
bu derinliğin ancak 15-20 metre arasında olduğu tespit edilmiş­tir.[8] İşte,
yarımadanın güneyindeki şimdi gölün suları altında kalan bu sığ bölgede, Lût
kavminin yaşadığı Sodom, Gomore, Admâ, Sanbuyem ve Zoğr kentleri bulunuyordu.
Bu merkezler, M.Ö. 2000 yılları civarında vuku bulan deprem sırasında çöken
vâdi de sular altında kaldı. Nitekim son arkeolojik araştırmalar­da, golün
güney kısmında su altında bâzı yerleşim merkezlerinin kalıntılarına
rastlanmıştır.[9]

Bu bölgedeki
çalışmalarıyla tanınan Alman arkeolog Wer-ner Keller, bu konuda ulaştığı sonucu
şöyle açıklamaktadır:

“Bu bölgede bir
gün kendini göstermiş olan çok büyük bir çökmede patlamalar, yıldırımlar,
yangınlar ve doğal gazlarla bir­likte korkunç bir deprem olmuş ve Sodom vadisi
ile birlikte Lût kavminin şehirleri de yerin derinliklerine gömülmüştür.”[10]

Tevrat’ta
bildirildiğine göre, Sodom ve Gomore’nin büyük bir felâkete uğradığını haber
alan Hz. İbrahim (a.s.), Hebron’dan ayrılarak bölgeye gitmiş, oraya vardığında
fırından çıkan du­manlar gibi dumanlar fışkırdığını görmüştür.[11]
Kur’ân-ı Ke-rim’de, Allah’ın azabına uğrayan bu şehirlerin, ibret olmak üzere
açık bir alâmet veya işaret olarak bırakıldığı zikredilmiştir. Bu işaretle Ölü
Deniz ve civarındaki bu kalıntılar kastedilmiş olma­lıdır. Mekke müşriklerinin
bu açık işaretten ders çıkarmaları istenirken şöyle buyurulmuştur:

“İşte bunda,
feraset ehline ibret ve kudretimize delâlet var­dır. O yerler yolun
üzerindedir. Bunda mü’minler için ibretler var­dır.”[12]

Nitekim Lût gölünün
güney tarafı, büyük bir medeniyete mezar olmuştur. Meydana gelen şiddetli
deprem sonunda, Lût kavminin yaşadığı şehirler yerle bir olmuş ve bölge
bütünüyle göl sularının altında kalmıştır. 1965 yılında Amerikalı arkeolog­lardan
oluşan bir araştırma ekibi, gölün güney kısmındaki az yukarıda bahsettiğimiz
Lisan yarımadasında büyük bir mezarlık ortaya çıkarmıştır. Bu mezarlıkta 20
binden fazla mezarın bu­lunduğu tespit edilmiştir ki, bu büyüklükteki bir
mezarlık, ya­kın bir mevkide büyük bir şehrin bulunduğunu açıkça gösterir. Bu
keşif, söz konusu şehrin yere batmış olduğunu da ispat etmektedir. Çünkü
civarda kalabalık bir nüfusu barındıran başka bir yerleşim yeri
bilinmemektedir.[13]

 

C. Lût Kavminin Sapıklığı

 

Sodom halkı küfür ve
ahlâksızlıkta çok aşırı gitmişti. Onla­rın arasında her türlü ahlâksızlık
yaygındı ve üstelik bunlar ale­nî olarak yapılıyordu. Bu kavim mensupları, daha
önce hiç bir kavmin işlemediği büyük bir kötülük de İcat etmişlerdi. Lût
kavmiyle birlikte anılan bu önemli kötülük, bilindiği gibi, livata, yani
homoseksüellikti. Hz. Lût (a.s.), bu kötülüğün son derece yaygın olduğu ve
açıkça işlendiği bir halka peygamber olmuştu. Diğer peygamberlerin yaptığı gibi
O, kendisinin Allah tarafından görevlendirilen bir peygamber olduğunu
söyleyerek onları, Al­lah’a îmâna ve içinde bulundukları kötülükleri terke
çağırdı. Onları işlemekte oldukları kötülükler yüzünden çarptırılacakları
korkunç azaptan sakındırdı. Vazifesinin bir elçilikten İbaret ol­duğunu,
kendilerinin iyiliğini düşünen bir kardeşleri olarak yap­tığı bu görev
karşısında herhangi bir ücret istemediğini açıkladı. Görevinin karşılığını
sadece Cenab-ı Hak’tan beklediğini vurgu­layarak, onları içine düştükleri büyük
ahlâksızlığı; yani erkekle­rin erkeklerle cinsel ilişki kurmasını bırakmaya
çağırdı. Ancak, küfürde çok ileri gitmiş olan bu kâfirler, kendilerini hidâyete
çağıran Hz. Lût (a.s.)’m davetini reddettiler. Diğer müşrikler gibi, onu ve
bütün peygamberleri yalanlamaktan çekinmediler: “Lût milleti, uyaran
peygamberleri yalanladı.”[14] Hz.
Lût (a.s.), kavmine bu çirkin fiili yeryüzünde ilk defa işleyenlerin kendileri
olduklarını söylüyor ve onu terk etmeye ça-ğırıyordu. Onlara diğer kötülüklerde
de aşırı gittiklerini açıklıyordu. Ancak onlar, bu gerçekleri kabul etmek şöyle
dursun, Hz. Lût (a.s.) ve ona inananları, kendileri gibi erkek erkeğe cin­sel
ilişki kurmadıkları için, “Onlar eteklerini temiz tutmaya çalışan
insanlardır” diyerek alaya alıyorlar ve onları sürgünle tehdit
ediyorlardı.

Onun kavminde,
homoseksüelliğin yanında diğer kötülük­ler de çok yaygındı. Toplantı yerlerinde
hiç mi hiç utanmadan çeşitli kötülükleri alenî bir şekilde yapıyorlar, yol
keserek yolcu­lara başta cinsel tecavüz olmak üzere, her türlü zulmü yapmak­tan
büyük zevk alıyorlardı. Onların şehirlerine uğrayan yabancı­lar, çok zor
durumda kalıyorlardı. Kur’ân-ı Kerim, Hz. Lût (a.s.)’ m müşrikleri bu
kötülüklerden vazgeçirmek için yaptığı konuş­malardan aktarmalar yapmıştır:

“Lût da,
milletine şöyle demişti: ‘Doğrusu siz dünyalarda sizden önce hiç kimsenin
yapmadığı bir hayasızlığı yapıyorsunuz. Erkeklere yaklaşıp, yol kesmiyor
musunuz? Ve bu utanç ve­rici iğrenç günahlarınızı toplantılarınızda alenî
olarak yapmıyor musunuz?’ Milletinin cevabı, ‘Doğru sözlü isen bize Allah’ın
aza­bını getir!’ demek oldu.”[15]

“Lût’u da kavmine
peygamber olarak gönderdik, onlara, ‘Sizden önce âlemlerden hiç kimsenin
yapmadığı bir hayasızlığı mı yapıyorsunuz? Siz kadınları bırakıp da şehvetle
erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz çok aşın giden bir milletsiniz’ de­di.”[16]

“Lût milleti de
peygamberleri yalanladı. Kardeşleri Lût, on­lara, ‘Allah’a karşı gelmekten
sakınmaz mısınız? Doğrusu ben, size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık
Allah’tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum;
benim ecrim ancak âlemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin için yarattı­ğı
eşleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklaşıyor­sunuz? Doğrusu
sîz azmış bir milletsiniz!’ dedi.”[17]

İlgili Makaleler