Kurân-I Kerîm’de Tasvir Ettiği Üzere Hz. Adem (A.S)
Hz.
Adem (a.s)’in Yeryüzünde İstihlâf[75] Edilmesinin Hikmeti:
Hz. Adem (a.s)’ın
yeryüzündeki istihdafında yüce hikmetler vardır. Çünkü bunlara, Hz. Adem
(a.s)’ın yaratılış kıssasında geçen ayetlerde işaret edilmişti… Bu hikmetler
Hz. Adem’in kendisi ile nesli arasında bir bağlantının devam etmesi için yeryüzünün
imar edilişindeki Yüce Allah’ın geniş ilmine ve ezeli hikmetine işaret
etmektedir. Bundan dolayı eğer Yüce Allah nıahlukatı yaratmamış olsaydı,
yeryüzü imar edilmemiş, orada milletler ve ümmetler ile yaratıklar ve nesiller
olmazdı. îşte bu hikmetler, meleklerin ilminden uzak olmuştu. Bundan dolayı da
Yüce Allah onlara bu varlığı yaratmasındaki hikmeti ve garip bir duruma sahip
bu yeni mahluku istihlâf etmesindeki sırları onlara muttali kılmasının sebebini
açıklamadıkça, onlar Yüce Allah’ın bu önemli hikmetini anlayamadılar. Yüce
Allah bu hikmeti Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle anlatmaktadır:
“Hani Rabbin
meleklere: “Ben, yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Bunun
üzerine (melekler): “Biz seni hamd ile teşbih ve takdis edip dururken
yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak ve kanlar dökecek birisini mi
yaratacaksın?” demişlerdi. Bunun üzerine (Allah’da): “Ben, sizin
bilmediklerinizi bilen birisiyim” dedi.”[76]
Üstad Abdüîvehhâb
en-Neccâr, “Kasasü’I-Enbiyâ” adlı kitabında bu konuyla ilgili olarak
şöyle der:
“Yüce Allah Hz.
Adem (a.s)’ı yeryüzüne istihlâf etmekte hiçbir kimseden gizlemiştir. Yalnız bu
istihlâfın meleklerden gizli tutulması, ilahî hikmetin tek başına bir manayı
kapsamadığını göstermek içindir… Eğer Yüce Allah -Adem’in yerine-meleklerin
yeryüzünde istihlâf etmiş olsaydı, bu kainatın yaratı-lışmdaki sırlar
bilinmezdi ve oradaki çoğu ilimler ile seçkin kimseler bulunmazdı. Çünkü
melekler -yaratılış itibariyle- yeryüzünde bulunan bir şeye ihtiyaçları
yoktur. Zira onların vasıfları ve özellikleri, insanların vasıflarına ters
düşen ve farklı olan-vasıf üzeredirler. Bundan dolayı gemiler yapılmaz, ekin
ekümez-biçilmez, eşyanın Özellikleri, kimyevi terkipler, tabiî faydalar,
psikoloji ve insanın yıllarını harcayarak sonuna ulaşamadığı birçok bilimler
anlaşılmazdı. Buna göre şanı yüce olan Allah, bunun gibi şeylerden
münezzehtir.”[77]
Hz.
Adem (a.s) Nebi midir?:
Kati bir şekilde Hz.
Adem (a.s) nebilerdendir. Bu görüş, a-limlerin cumhurunun görüşü olup bu konuda
hiçbir ihtilaf yoktur. İhtilaf sadece Hz. Adem (a.s)ın resul mü? Yoksa resul
değil midir? Ve elçi olarak bir kavme gönderilmiş midir? hakkında-dır….
Hz. Adem (a.s)’m
nübüvvetine dair delillere gelince bunlar, , Kur’ân-ı Kerîm’de ve sünnette
geçmektedir… Fakat bu deliller, Kur’ân-ı Kerîm’de açık ve bariz bir şekilde
değildir. Bundan dolayı nübüvvet yani peygamberlik lafzı, Hz. Adem (a.s)’m
dışında Hz. İbrâhîm, Hz. İsmâîl, Hz. Mûsâ, Hz. İsa ve daha birçok
peygamberlerin de olduğu gibi Hz. Adem (a.s) için peygamberlik lafzı açık bir
işaretle kullanılmamıştır.
Fakat Yüce Allah ona
vasıtasız olarak direkt hitap ettiğini Kur’an’da belirtmiş ve bu hitapta ona
bir yol açarak; bir resul olarak gönderilmeksizin ona bazı şeyleri yapmasını
emretmiş, bazı şeyleri yasaklamış, birtakım şeyleri helal kılmış ve birtakım
şeyleri haram kılmıştır. İşte bu -daha önce anlattığımız gibi- nebüiğin
manasıdır.
Hz. Adem (a.s)’m
risâletine yani resul olduğuna gelince ise bunda ihtilaf vardır. Bazı alimlerin
görüşüne göre; Hz. Adem (a.s), resuldür ve kendi nesline Peygamber olarak
gönderilmiştir. Bazı alimlerin görüşüne göre ise Hz. Adem (a.s), resul olmayıp
sadece nebidir. Buna da, Müslim’in Sahîh’inde geçen şu şefaat hadisini delil
olarak getirmişlerdir: “İnsanlar, Nuh’a giderek ona: “Sen, Allah’ın
yeryüzü halkına gönderdiği ‘resullerin ilkisin’ derler.”[78] Buna
göre eğer Hz. Adem (a.s) resul olsaydı bu sözü kullanmazlardı, derler.
Fakat Hz. Adem (a.s)’m
risaletini yani resul plduğunu savunanlar ise bu sözü, tufandan sonraki
resullerin ilkinin Hz. Nûh (a.s) olduğu şeklinde te’vil etmişlerdir. Doğrusu bu
işin hakikatini Allah bilir.
Tercih edilen görüş
ise alimlerin cumhurunun, Hz. Adem (a.s)’m nebilerden olduğu görüşüdür.
Hz. Adem (a.s)’in
peygamberliği ile ilgili Kur’an’daki delillere gelince ise onlar şunlardır:
1. Delil:
Yüce Allah’ın şu sözüdür:
“Allah, ‘Adem’i,
Nuh’u, İbrâhîm ailesini (n soyundan gelenleri) ve İmrân ailesini (n soyundan
gelenleri) alemlerin üzerine seçmiştir.”[79]
Ayeti kerimenin dış
görünüşü ve risalet ile olduğu kastedilmektedir.
2. Delil: Yüce
Allah’ın şu sözüdür:
“Onlara
“inin oradan hepiniz, tarafımdan size bir yol gösterici mutlaka
gelecektir. Cundan dolayı Benim yoluma uyanlar için artık korku yoktur, onlar
üzülmeyeceklerdir” dedik.”[80]
Bu ayeti kerimede ise
Yüce Allah’ın bir yol göstericiyi göndereceğine dair sözü ve risâlete işaret
vardır.
3. Delil: Yüce
Allah’ın şu sözüdür:
“Daha sonra Rabbi
onu (yani Adem ‘i peygamberliğe) seçip (işlemiş olduğu günahtan dolayı onun)
tövbesini kabul etti ve onu hidâyete eriştirdi. “[81]
Ayetin dış görünüşüne
göre; Yüce Allah’ın onu seçmesi ve onun tövbesini kabul etmesi, ancak Allah’ın
Hz. Adem (a.s)’ı nübüvvete ve risâlete seçtiğine delâlet etmektedir.
Nebevi sünnette geçen
delillere gelince bunlar, Hz. Adem (a.s)’m peygamberliğine açık bir şekilde
delâlet etmektedir. İşte bu deliller, şu hadislerde geçmektedir:
1. Ebu Saîd
el-Hudri’den rivayet edildiğine
göre, Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:
“Kıyamet gününde
Ademoğullarmm efendisi (övünmeksi-zin) benim orada hamd sancağı (övünmeksizin)
benim elimdedir ve o gün “Adem ve diğer (Peygamberlerde” dahil olmak
üzere benim sancağımın altında olmayan hiçbir Peygamber yoktur.”[82]
2. Ebu Zerr
el-Gifari (r.a)’dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir:
“Ey Allah’ın
Resulü! Nebilerin ilki hangisidir? diye sordum. O da:
– “Adem’dir”
buyurdu. Ben:
– “Ey Allah’ın resulü! O nebi midir?”
diye tekrar sordum. O da:
– “Evet! O Allah
ile konuşan bir nebidir” buyurdu. Ben:
– “Ey Allah’ın resulü! Resullerin sayısı
ne kadardır?”diye sondum o da:
– “Üç yüz on kişilik
bir grup” buyurdu.” Bu hadisi, Ahmed b. Hanbel rivayet etmiştir.[83]
İşte bu delillerle, Müslüman
alimlerin Hz. Adem (a.s)’ın nübüvvetinde ittifak ettiklerini görmekteyiz. Zaten
bunda hiçbir ihtilaf yoktur. Doğruyu en iyi bilen Yüce Allah’tır.
[84]
Hz.
Adem (a.s)’ın Peygamberliği Etrafında Dolaşan Şüpheler
Bazen birisi çıkıp da,
“Hz. Adem peygamberlerden olduğu halde Allah’ın emrine nasıl isyan
etmiştir? Halbuki peygamberler günahları işlemekten korunmuşlardır”
şeklinde bir söz söyleyebilir.
Buna cevap ise şu
şekildedir. Bu konu daha önce “Peygamberlerin Masumiyeti” bölümünde
genişçe geçmişti. Biz ise bunu şimdi kısaca şöyle Özetleyebiliriz:
1. İşte bu
yani Hz. Adem (a.s)’ın Allah’ın emrine isyan etmesi, Hz. Adem (a.s)’dan
unutarak meydana gelmiştir. Kasten ve bilerek meydana gelmemiştir.
: Buna delil ise Yüce
Allah’ın şu sözüdür:
“Andolsun ki Biz,
daha Önce Adem’e ahid (yani ona yasaklanan ağaçtan yememesi için emir)
vermiştik. Fakat o (kendisine yapılan yasaklamayı) unuttu ve biz onda (Allah
‘in emrine aykırı hareket etme konusunda da) bir kasıt (ve yönelme) bulmadık.”[85]
İşte bu, Kurtubî’nin
de tercih ettiği görüştür.[86]
2.
Hz. Adem (a.s), yasaklanan ağaçtan yeme
hususunda te’vil etmişti. Çünkü Hz. Adem (a.s), Yüce Allah’ın “ikinizde bu
ağaca yaklaşmayın” (Bakara: 2/35) ayetinde geçen ağaçtan maksadın, bizzat
bu ağaç olduğunu zannetmişti. Bundan dolayı da yasaklanan ağacın dışında bu
ağacın cinsine benzeyen başka bir ağaçtan yemişti. Bundan dolayı Allah’ın
emrine aykırı muhalefet meydana gelmiştir.
3. Hz. Adem
(a.s)’m yasaklanan ağaçtan yemesi peygamberliğinden önce idi. Bundan dolayı da
Hz. Adem (a.s), yasaklanan ağaçtan yediği sırada daha henüz Peygamber değildi.
Buna delil ise Yüce
Allah’ın şu sözüdür:
“Daha sonra Rabbi
onu (yani Adem ‘ipeygamberliğe) seçip tövbesini kabul etti ve onu hidâyete
eriştirdi.”[87]