Peygamberler Tarihi Sabuni

Hz. Yusuf (A.S)

 

Hükümdarın Rüyası ve Hz. Yûsuf un Hapisten Çıkması:

 

Hz. Yûsuf un hapiste
geçen sıkıntılı yıllarının sonunda, Allah, ona çıkış yolunu gösterdi. Hükümdar,
uykusunda garip ve acayip bir rüya görmüştü; rüyasında nehirden yedi tane se­miz
güzel inek çıkıp merada otlamaya koyuldular. Ardından yedi tane de zayıf cılız
ve çirkin görünüşlü inek nehirden çıkıp semiz inekleri yediler. Aynı şekilde
yedi tane yeşil başağın üzerine yedi tane kuru başak yüklenip onları yediler.
Hüküm­dar, rüyasından korku içinde uyandı. Bütün sihirbazları ve bil­ginleri
toplayıp onlara rüyasını yorumlamalarını istedi.Fakat onlardan, gönlünü
rahatlatacak bir cevap alamadı.

(Daha önce Yûsufun
yorumladığı rüya üzere hapisten çıkmış olan) hükümdarın sucu basısı, hükümdara;
Yûsufun karışık rüyaları yorumlamadaki gücünü anlattı. Hükümdardan, müjdeli ve
sağlam bir haber getirmesi için kendisini Yûsuf’un yattığı hapse göndermesini
istedi.

(Hükümdarın izin
vermesi üzerine) hemen Yûsuf un yanı­na gidip ona hükümdarın gördüğü rüyayı
anlattı. Hz. Yûsuf, rüyayı şöyle yorumladı: “Bu beldede yedi yıl bolluk
olacak. Toprak cömertçe bol bol ürün verecek. Ardından yedi yıl ku­raklık
olacak. Yeşillikler yok olacak. Onlara git; bolluk yıllarında kuraklık ve
kıtlık yıllan için yiyecekler biriktirmelerini söyle.”

Hükümdar, bu yoruma
çok şaşırdı. Hemen hapisten çıkarı­lıp yanına getirilmesini emretti. Böylece
ona, devletin vezirlik­lerinden birisini verip onu yanına alacaktı. Fakat Hz.
Yûsuf, üzerinde suçluluk damgası olduğu için hapisten çıkmayı red­detti.
Kendisini mahkum edenlerin, suçsuz olduğunu kabul edip bu çirkin suçlamadan
kurtulup insanların, onun, temiz ve suçsuzluğuna şahitlik etmedikçe hapisten
çıkmayacağını bildirdi.Bu, peygamberliğin üstün haysiyet ve şerefinin gereği
idi… Yüce Allah bu konu ile ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:

“(Adam hu yorumu
getirince,) hükümdar: ‘Onu bana geti­rin ‘ dedi. Elçi, Yûsuf’a geldiği zaman,
(Yûsuf:) ‘Efendine dön de ona:  
‘Ellerini kesen o kadınların zoru neydi?’ diye sor. Şüphesiz benim Rabbim,
onların hilesini çok iyi bilir’ dedi. (Hükümdar, kadınları yanın çağırıp
onlara:) ‘Yûsuf’un nefsin­den (murad almak) istediğiniz zamanki durumunuz
neydi?’ dedi. (Kadınlar:)  ‘Hâşâ! Allah
için biz ondan hiçbir kötülük görmedik’ dediler. Azizin karısı da: ‘Şimdi hak
meydana çıktı. Ben onun nefsinden (murad almak) istemiştim. Şüphesiz ki Yû­suf,
doğru söyleyenlerdendir.[23]

Hz. Yûsufun kıssası,
uzundur. Kur’ân~ı Kerîm, onun bu kıssasını detaylı bir şekilde anlatmıştır. En
sonunda; babası, annesi ve bütün kardeşleri Mısır’a gelirler. Mısır’da üstün
bir makama ve itibara sahip olduğu için Hz. Yûsufa, “selam”
(tahiyyat) ve “hürmet” (lekrim) secdesi yaparlar. Babasına, küçük
iken gördüğü rüyayı hatırlatır. Çünkü gördüğü rüya ger­çekleşmiş oldu. Yüce
Allah bu konuda şöyle buyurmaktadır:

“(Hep beraber
Mısır’a gidip) Yûsuf’un yanına girdikleri zaman, anne ve babasını kucaklayıp:’
Emin olarak Allah ‘m iradesiyle Mısır’a girin ‘ dedi. Anne ve babasını tahtının
üstüne çıkartıp oturttu ve hepsi onun için secdeye kapandılar. (Yû­suf:) ‘Ey
babacığım! İşte bu, daha önce (gördüğüm) rüyanın yorumudur. Rabbim onu
gerçekleştirdi. Beni zindandan çıka­rıp şeytan benim ile kardeşimin arasım
bozduktan sonra sizi çölden getirdiği için Rabbim ihsanda bulundu. Şüphesiz ki
Rabbim, dilediğine lütfedicidir. Çünkü O, çok iyi bilendir ve hikmet sahibidir.[24]

 

Hz. Yûsuf (a.s)’ın Başından Geçen Sıkıntı:

 

Hz. Yûsuf (a.s), çok
çetin sıkıntılarla karşılaşıp, zorlu bir hayat geçirdi. Bazen kolaylık, bazen
zorluk, bazen rahatlık, bazen sıkıntılı, bazen darlık, bazen de genişlik
içerisinde dö­nüp durdu.

Bu büyük sıkıntı ve
musibetlerin sonunda; Allah, ona, bol bir şekilde güç ve saygınlık ihsan etti.
Çünkü hapisten çıkıp Mısır mülkünün başına geçmişti… (İşte geçirdiği bu
sıkıntıla­rın karşılığı olarak) Allah, onu, Mısır ülkesinin hazinelerinin
başına geçirmişti.

Her ülke ve beldeden
insanlar, kıtlık sebebiyle Hz. Yû­suf un yanma gelmeye başladılar. Hz. Yûsuf a
ihtiyaç duyan­lar içerisinde, kuraklıktan zarar gören kardeşleri de vardı…
Kardeşleri de (diğer insanlar gibi) yiyecek almak için Hz. Yû­suf un yanına
geldiler. Hz. Yûsuf, onları tanıdı. Fakat onlar, Hz. Yûsuf u tanımadılar…
İşte Hz. Yûsuf un çektiği bütün bu sıkıntılar, onun, bu büyük ilahi lütfa ve
ikrama ulaşmasına bir sebep teşkil etti.

Ariflerden bir zat
bununla ilgili olarak der ki: “Nice ikram ve lütuflar, sıkıntılar
içerisinde saklıdır.”

“    Hz. Yûsuf (a.s)’m başında üç büyük sıkıntı
geçmişti. Bun­lar, şunlardır:

Birincisi:
Bu olay; kardeşlerinin, Hz. Yûsuf a kıskançlık gösterip ona tehlikeli bir tuzak
hazırlayıp (ilk Önce) onu öl­dürmek isteyip sonra (bundan vazgeçerek) kuyunun
içerisine atmakla yetindikleri sırada gerçekleşmişti…

Allah’ın yardımı ve
rahmeti, Hz. Yûsuf a olmasaydı, Hz. Yûsuf, ölür giderdi.

ikincisi: Bu
olay ise; Hz. Yûsuf’un daha çiçeği burnunda genç bir delikanlı iken Mısır
Azizinin hanımının ona aşık olup onu kendisine çağırdığında (onun bu teklifi
kabul etmemesi üzerine) kadının, Hz Yûsuf u kandırıp saptırmak için çeşitli
hilelere başvurduğu sırada gerçekleşmişti…

Fakat Allah, Hz. Yûsuf
u, kadının tuzağından korudu ve onu bu büyük hileden kurtardı… Yüce Allah bu
konu ile ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:

“Rabbi, Yûsuf’un
(zindanın kadınların teklif ettiklerinden daha iyi olduğu ve onların hilesini
kendisinden uzaklaştırmadığı takdirde onlara meyledip cahillerden olacağı
şeklindeki) duasını kabul etti ve onların hilesini (Yûsuf’tan) uzaklaştırdı.
Çünkü Allah(her şeyi) iyi işiten, pek iyi bilendir. [25]

Üçüncüsü: Bu
olay ise; Hz. Yûsuf un çirkin bir iftira se­bebiyle haksız ve suçsuz yere
zindana atılması ve orada yedi yıl kalmasıdır…

Mısır hükümdarı bir
rüya görüp bununla zihnini meşgul etmeseydi, uzun yıllar daha zindanda kalırdı.

Yüce Allah bu konu ile
ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:

“(Rüyasını
yorumlayıp zindandan kurtulan sucu başına; kendisinin suçsuz olduğunu hükümdara
anlatmasını, belki bu yerden, zindandan çıkabileceğini söyledi.) Fakat şeytan
(zin­dandan çıkan) o kişiye, (Yûsuf’u) efendisine anmayı unutturdu. Dolayısıyla
(Yûsuf), ‘birkaç yıl daha’ zindanda kaldı. [26]

 

Hz. Yûsuf (a.s)’ın Masum Oluşu  İlgili Önemli Bir Hatırlatma:

 

“Peygamberlerin
Masumiyeti” bahsinde, Yüce Allah’ın peygamberi Hz. Yûsuf (a.s)’in
masumiyeti (günahsızlığı) ile ilgili on (10) madde aktarmıştık. Burada ise
meşhur tefsirci Fahreddîn er-Râzî’nin bu konu ile ilgili önemli bir sözüne faz­ladan
yer vereceğiz. Çünkü Fahreddîn er-Râzf nin bu sözü, bazı cahillerin iddiasının
aksine Hz. Yûsuf un temiz olduğunu, günahsız olduğunu ve kadına meyletmeden
uzak olduğunu göstermektedir…

Fahreddîn er-Râzî der
ki:

“1.
Yüce Allah, Hz. Yûsuf un suçsuz olduğuna şu sözüyle tanıklık etmektedir:

“İşte böylece
Biz, kötülük ve fuhşu Yûsuf’tan uzaklaştır­mak için (delillenınizi ona
gösterdik.) Çünkü o, ihlasa erdiril­miş kullarımızdandır. [27]

2. Azizin hanımının
akrabalarından bir şahit, Hz. Yûsuf un suçsuz olduğuna tanıklık etmiştir. Yüce
Allah bu konu ile ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:

“Kadının
akrabalarından biri şöyle şahitlik etti: Eğer Yû­suf’un gömleği
öndenyırtümışsa,. ” (Yûsuf: 12/26)

3.  Ellerini kesen kadınlar, Hz. Yûsuf un suçsuz
olduğuna tanıklık etmişlerdir. Yüce Allah bu konuda şöyle buyurmakta­dır:

“(Kadınlar:)
Haşa! Allah için biz ondan hiçbir kötülük görmedik’ dediler.” (Yûsuf:
12/51)

4. Azizin
hanımı da, Hz. Yûsuf un suçsuz olduğuna şu sö­züyle tanıklık etmiştir:

“Azizin karısı
da: ‘Şimdi hak meydana çıktı. Ben onun nefsinden (murad almak) istemiştim.
Şüphesiz o, doğru söy­leyenlerdendir’ dedi” (Yûsuf: 12/51)

5.  Şeytan da, Hz. Yûsuf un suçsuz olduğuna şu
sözüyle tanıklık etmiştir:

“iblis: ‘Senin
mutlak kudretine andolsun ki, onlardan ‘ihlasa erdirilmiş kulların’[28]
hariç, hepsini mutlaka azdıraca­ğım ‘ dedi. ” (Sâd: 38/82-83)

Buna göre Hz. Yûsuf u
kadına meyletmekle suçlayan kişi, hangi tarafı tutuyor? Allah’ın tarafını mı?
Yoksa Şeytanın tara­fım mı? Hangi tarafı tutarsa tutsun, her iki taraf ta, Hz.
Yû­suf un suçsuz olduğuna tanıklık etmektedir. Hangi halde olu­nursa olsun, Hz.
Yûsuf un suçsuz olduğunu kabul etmekten başka bir yol yoktur. Çünkü Hz. Yûsuf
(a.s), Azizin hanımına meyletmekten uzaktır.[29]

 

Hz. Yûsuf (a.s)’ın Ölümü:

 

Tarihçiler derler ki:
“Hz. Yûsuf (a.s), uzun ayrılıktan sonra babasıyla tekrar buluştuklarında,
Hz. Ya’kûb (a.s), 130 yaşın­da idi. Hz. Ya’kûb (a.s), bu buluşmadan 17 yıl
sonra öldü.

Hz. Yûsuf (a.s), 110
yıl yaşadı. Mısır’da ölüp oraya gö­müldü. Kardeşlerine; ‘eğer Mısır’dan bir gün
çıkıp giderseniz, benim cesedimi de yanınızda götürün ve atalarımın yanma
gömün’ diye vasiyet emişti.

Hz. Yûsuf (a.s)’m
cesedi, Hz. Mûsâ (a.s) zamanında Şam’a götürülmüştü. Tercih edilen görüşe göre,
Nablus’a gömülmüştü.

Hz. Yûsuf (a.s)’ın
ölümü, Hz. Mûsâ (a.s)’ın doğumundan da 64 yıl önceye rastlamaktadır.[30]

Hz. Yûsuf (a.s), eceli
yaklaştığı zaman, Rabbüıden; iman üzere canını almasını ve Salih kulları
arasına katmasını istedi.

“Ey Rabbim!
Mülkten (nasibimi) verdin ve bana (rüyada görülen) olayların yorumunu da
öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Sen, dün ya da ve ahirette benim
sahibimsin. Beni müslüman olarak öldür ve beni salihler arasına kat. [31]

Allah, Hz. Yûsuf un bu
duasını kabul edip onu en yüce makama nakletti. Allah, Hz. Yûsuf a büyük bir
rahmet eyledi.

Bize de, ölüm anında
iman nasip etsin. Çünkü Allah, yapı­lan duayı işiten ve kabul edendir. [32]

 



[1] Yûsuf: 12/24

[2] Buharı. Enbiyâ 19. Menakib 13, Tefsiru Sure-i Yûsuf 1;
Tirmizî, Tefsiru Sure-i Yûsuf 1: Müsncd; 2/96,416; îbn Hacer, Fetlm’1-Bari,
8/361

Muhammed Ali Sâbûnî,
Peygamberler Tarihî, Ahsen Yayınları: 580.

[3] Bununla ilgili olarak b.k.z: En’âm: 6/84: Yûsuf: 12/4,
7, 8, 9. 10; 11.17, 21. 29, 46. 51. 56. 58, 69, 76, 77. 80, 84, 85. 87, 89; 90.
90, 94. 99; Gâfir: 40/34 (ç)

[4] Yûsuf: 12/46.

[5] Yûsuf: 12/34.

[6] Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihî, Ahsen
Yayınları: 581-582.

[7] İbn Kesîr, Muhtasar İbn Kesîr Tefsiri. 2/241

Muhammed Ali Sâbûnî,
Peygamberler Tarihî, Ahsen Yayınları: 582-583.

[8] Suyûtî, Câmiu’s-Sağîr, H. No: 985 (ç)

[9] Yûsuf: 12/4-5

[10] Tevrat. Tekvin. 37/9-11 (ç)

[11] Fussilet: 41/42

Muhammed Ali Sâbûnî,
Peygamberler Tarihî, Ahsen Yayınları: 583-584.

[12] Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihî, Ahsen
Yayınları: 584-585. 

[13] Yûsuf: 12/15

[14] Yûsuf: 1-2/16-17

[15] Yûsuf: 12/18

Muhammed Ali Sâbûnî,
Peygamberler Tarihî, Ahsen Yayınları: 585-587. 

[16] Yûsuf: 12/23

[17] Yûsuf: 12/25-27

[18] Yûsuf: 12/28-29

Muhammed Ali Sâbûnî,
Peygamberler Tarihî, Ahsen Yayınları: 587-590. 

[19] Yûsuf: 12/31

[20] Yûsuf: 12/32

[21] Yûsuf: 12/35

[22] Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihî, Ahsen
Yayınları: 590-592 

[23] Yûsuf: 12/50-51

[24] Yûsuf: 12/99-100

Muhammed Ali Sâbûnî,
Peygamberler Tarihî, Ahsen Yayınları: 592-594. 

[25] Yûsuf: 12/34

[26] Yûsuf: 12/42

Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihî, Ahsen Yayınları: 594-596.

[27] ‘Yûsuf: 12/24

[28] Çünkü Hz. Yûsuf (a.s), Yüce Allah’ın, Yûsuf: 12/24’de
belrttiği üzere, ihlasa erdirilmiş kullarındandır.

[29] Fahreddîn er-Râzî, Tefsiri Kebîr, 18/117

Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihî, Ahsen Yayınları: 596-597.

[30]  Taberî,
Tarîhu’r-Rüsûl vel-Mülûk, “1/330-364; İbnü’1-Esîr, el-Kâmil, 1/78-88 İbn
Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye, 1/185-206

[31] Yûsuf: 12/101

[32] Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihî, Ahsen
Yayınları: 597-598.

İlgili Makaleler