Peygamberler Tarihi Sabuni

Hz. Yahya (A.S)

Hz.
YAHYA (A.S)

Hz.
Yahya (a.s)’m, Kur’ân-i Kerîm’de Zikredilmesi:

Hz.
Yahya (a.s)’m Soyu:

Hz.
Yahya (a.s)’ın Doğumu:

Hz.
Yahya (a.s)’ın Daveti:

Ehli
Kitaba Göre Vaftizin Anlamı:

Hz.
Yahya Niçin Öldürüldü?:

SONUÇ..

 

Hz. YAHYA (A.S)

 

“Ey Yahya! Kitab
(Tevrat) ‘a kuvvetle sarıl’ (dedik). Henüz daha olgunluk çağında iken ona,
hikmet (peygamberlik) ver­dik Tarafımızdan ona, kalp yumuşaklığı ve temizlik de
(ver­dik). Çünkü o, takva sahibi bir kimse idi.” (Meryem: 19/12-13)

 

Hz. Yahya (a.s)’m, Kur’ân-i Kerîm’de Zikredilmesi:

 

Hz. Yahya (a.s)’m
ismi, Kur’ân-ı Kerîm’in; Ali îmrân, En’âm, Meryem ile Enbiyâ Surelerinde olmak
üzere dört ye­rinde geçmektedir.[1]

Cenab-ı Allah, Hz
Yahya (a.s)’ı çok övmüş ve onu; iyi, takvalı, dürüst ve dosdoğru olmakla
nitelendirmiştir. Yüce Al­lah, onunla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır;

“Tarafımızdan
ona, kalp yumuşaklığı ve temizlik de (ver­dik). Çünkü o, takva sahibi bir kimse
idi. Ana-babasma iyilik ederdi. İsyankar bir zorba değildi.[2]

Yüce Allah, Hz. Yahya
(a.s)’a, daha 30 yaşlarında iken peygamberlik verdi. Nitekim Cenab-ı Allah
bununla ilgili ola­rak şöyle buyurmaktadır:

“Henüz daha
olgunluk çağında iken ona, hikmet (pevgam-berlik) verdik. [3]

Yüce Allah, Hz. Yahya
(a.s)’ı; efendi, nefsine hakim ve şehvet ve kötülüklerden uzak kılmıştır.
Nitekim Cenab-ı Allah, bununla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:

“Efendi, nefsine
hakim ve salihlerden bir Peygamber ola­rak Yahya ‘yi müjdeler. [4]

 

Hz. Yahya (a.s)’m Soyu:

 

Hz. Yahya (a.s)’m
soyu; Yahya b. Zekeriyyâ b. Dan b.

Müslim b. Sâdûk b.
Huşbân….. şeklinde olup Hz. Davud’un oğlu Hz. Süleyman’a kadar ulaşmaktadır.

Hz. Yahya (a.s), Hz.
Ya’kûb’un oğlu Yehûzâ’nın torunla-nndandır. Araştırmacı soy ehli alimlerine
göre; Hz. Dâvud (a.s), Yehûzâ’nın torunlarındandır.[5]

 

Hz. Yahya (a.s)’ın Doğumu:

 

Hz. Yahya, Hz. İsa’dan
üç ay önce doğdu. Muasır olarak uzun müddet birlikte yaşadılar.

Allah’ında müjdelediği
üzere; dürüst, takva sahibi, ve gös­terişten uzak olarak büyüdü.

O, gençliğinde çöle
gider ve orada çekirgelerle gıdalanırdı. Çünkü o, Allah’ın kendisine verdiği
basit yiyeceklerle yetinir ve ibadeti çokça yapar, çokça Allah’a yalvarır ve
Allah korku­sundan dolayı çokça ağlardı.

Rivayet edildiğine
göre; Mücahid, Hz. Yahya’nın bu du­rumu ile ilgili olarak şöyle der:

“Hz. Yahya’nın
yiyeceği ot idi. Allah korkusundan o ka­dar ağlardı ki, eğer gözyaşı gözünün
üzerinde kalsa, elbette onu yakardı.[6]

îbn Asâkir’in şöyle
dediği rivayet edilmiştir: “Bir gün, an­ne ve babası, Hz. Yahya’yı aramaya
çıktıklarında, onu, Ürdün Gölü yakınında buldular. Yanma vardılar. Onu, Allah’a
karşı olan korku ve ibadet içinde (buldular. Onun bu halini görün­ce,) onları
şiddetli bir ağlama tuttu.”

Yüce Allah, Hz.
Yahya’ya, olgunluk yaşında hikmet (pey­gamberlik) verdi. (Tevrat ile ilgili)
şeriatı, şeriatın esaslarını ve hükümlerini öğrenmeye koyuldu. Öyle ki benzeri
bulunmayan ve derin bir alim oldu. Din konusundaki fetvalar ona sorulur­du. 30
yaşma geldiğinde, ona, risalet ve nübüvvet verildi. Yü­ce Allah, Hz. Yahya’ya
bu konu ile ilgili olarak şöyle hitap etmektedir:

“Ey Yahya! Kitab
(Tevrat) ‘a kuvvetle sarıl’ (dedik). [7]

Hayseme’nin şöyle
dediği rivayet edilmiştir: “Hz. Yahya ile Hz. İsa, teyze çocuklarıydılar.
İsa, yün elbiseler giyerdi. Yahya ise, kıldan dokunmuş elbiseler giyerdi Hiç
birinin ne dinarı, ne dirhemi, ne kölesi, ne cariyesi ve ne de sığınacakları
bir barınakları vardı. Nerde akşam orda sabah yaşayıp gider­lerdi.
Birbirlerinden ayrılmak istediklerinde, Yahya;

–  ‘Bana tavsiyede bulun!’ deyince, Hz. İsa:

–  ‘Asla öfkelenme!’ derdi. Hz. Yahya:

–  ‘Ben bunu beceremem’ deyince, Hz. İsa, ona:

–  ‘Mal biriktirme ve saklama’ diye tavsiye
etti. Hz. Yahya:

–  ‘Bunu, belki yapabilirim’ dedi.[8]

Hz. Yahya (a.s), zühd
hayatı yaşayıp çoğunlukla insanlar­da uzak yaşar, çölde gezip dolaşır, ağaçların
yapraklarım yer, nehir sularmda*\çer ye bazı zamanlarda ise çekirge yemek
su-retiyle gıdalanırdı.VBazen kendi kendine: “Ey Yahya! Senden daha çok
nimet içinde kim var?’diye sorardı.[9]

 

Hz. Yahya (a.s)’ın Daveti:

 

Hz. Yahya (a.s),
İsrail oğullarını Allah’a davet ediyor ve onlara göklerin krallığının
yaklaşmakta olduğunu müjdeliyordu.

Hz. Yahya’nın davet
metodu, hikmet ve güzel öğütten ibadet-_ emretti..? Bu konu ile ilgili olarak
İmam Ahrned, Resulullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

Şüphesiz ki Cenab-ı
Allah, Yahya (peygambere); hem kendisinin amel etmesi ve hem de İsrail
oğullarına da onlarla amel etmelerini emretmesi için beş direktifi vahyetti.
Fakat o, bunu yapmakta gecikince, İsa, ona:

–  ‘Senin, kendileriyle amel etmen ve kendileriyle
amel et­meleri için de İsrail oğullarına emir vermekle emrolunduğun beş
direktif var. Bunları, ya tebliğ et ya da ben, bunları, İsrail oğullarına
tebliğ edeceğim’ dedi. Yahya:

–  ‘Kardeşim! Eğer sen, benden daha önce
tebligatta bulu­nursan, azablandırılmaktan ya da yere batırılmaktan korkarım’
dedi.

Ravi (devamla) derki:
‘Bunun üzerine Yahya, İsrail oğul­larını, Beytü’l-Makdis’te topladı. Mescid,
İsrail oğullarıyla tıklım tıklım doldu. Kendisi minbere çıkarak Allah’a hamdü
senada bulunduktan sonra:

‘Onur ve üstünlük
sahibi Yüce Allah, bana, beş direktif vahyetti ki, onlarla, hem ben amel edeyim
ve hem de sizin on­larla amel etmeniz için size emir vereyim’ dedi.

Birincisi:
‘Allah’a kulluk edesiniz ve hiçbir şeyi O’na or­tak koşmayasmız. Allah’tan
başkasına kulluk edip başka şeyle­ri O’na ortak koşanın durumu şuna benzer:’Bir
kimse, kendi öz malından altın ya da gümüş para vererek bir köle satın alır; bu
köle, çalışıp elde ettiği kazancı efendisinden başkasına ve­rirse Allah’tan
başkasına ibadet eden ve O’na başka varlıkları ortak koşan kimse gibi olur.
Hangi birinizin kölesinin böyle olması hoşunuza gider? Cenab-ı Allah, sizi
yarattı ve size rızık verdi. Siz de, O’na kulluk edin ve hiçbir şeyi O’na ortak
koş­mayın!

İkincisi:
Size, namaz kılmanızı emrediyorum. Çünkü Cenab-ı Allah, başka tarafa yönelip
iltifat etmeyen kulunun yüzüne karşı yüzünü diker ve ona bakar. Siz de namaz
kılar­ken başka tarafa yönelmeyin ve bakmayın.

Üçüncüsü:
Size oruç tutmanızı da emrediyorum. Cenab-ı Allah, oruç tutan kimseyi, yanında
miskten bir torbacığı bulu­nan kimseye benzetmiştir, Oruç tutan herkesin kuşağı
altında bu miskten torbacığm içindeki koku hissedilir. Oruçlunun ağız kokusu,
Allah katında misk kokusundan daha güzeldir.

Dördüncüsü:
Size Sadaka vermenizi de emrediyorum. Sadaka veren kimse, düşman tarafından
tutsak edilen, eli ense­sine bağlanan ve boynu vurulmak üzere ortaya getirilen
kim­seye benzer. Bu kimse, düşmanlarına: ‘Beni salı vermeniz için size fidye
versem ne dersiniz?’ der.

Böyle dedikten sonra
az ya da çok miktarda fidye vererek kendisini tutsaklıktan kurtarır.

İlgili Makaleler