Hz. Yusuf (A.S)
Hz. Yûsuf (a.s)’in Kuyuya Atılması:
Hz. Ya’kûb, kendisinin
Yûsuf tan dolayı onlardan korktuğunu ve kendisinin olmadığı bir yerde Yûsuf a
bir tuzak kurmalarından çekindiğini onlara hissettirmemek için çaresiz bir
şekilde Yûsuf u onlarla göndermek zorunda kaldı. Onların sözlerine uyup
istemeyerek Yûsuf u gönderdi. Yûsuf u alıp gözden kaybolup; ona kötü sözler
söylemeye vurmaya aşağılamaya başladılar. Sonra Yûsufu suyu az bir kuyunun
içine attılar. Onlar Yûsufu kuyuya atınca Allah Yûsuf’a; bu zorluk ve
sıkıntıdan mutlaka çıkıp kurtulacağını ve kendisinin izzet ve onur sahibi
olduğu sırada, onlar farkına varmaksızın, kardeşlerinin yaptıkları bu kötü işi
onlara mutlaka haber vereceğini vahyetti. Yüce Allah bu konu ile ilgili olarak
şöyle buyurmaktadır:
“Yûsuf’u götürüp
de kuyunun dibine atmaya ittifakla karar verdikleri zaman, Biz, Yûsuf’a;
‘Andolsun ki sen onların bu işlerini onlar farkına varmaksızın, (bir gün)
kendilerine haber vereceksin’ diye vahyettik.[13]
(O civardan) bir
kafile geçiyordu. Sucularım, (su getirmesi için) kuyuya gönderdiler. Sucu, su
almak için kovayı kuyuya salınca, Hz. Yûsuf, kovaya yapışıp tutundu. Adam,
kovayı çekince, (Yûsuf’un ağırlığından ötürü) kovanın su ile dolduğunu sandı.
Bir de baktı ki, kovaya asılı güzel yüzlü ve temiz yaratı-lışlı bir çocuk. Adam
buna çok sevinip: “Müjde! işte bir oğlan. ” (Yûsuf: 12/19) dedi.
Yûsufu, bir ticaret malı olarak sakladılar.
Mısır’a varınca, onu, köle olarak
satmak istediler. “Kıtfîr” adında Mısır Azizi, onu, düşük bir fiyata
kafileden satın aldı. Hz. Yûsuf; doğruluğu, üstün karakteri, güzel ahlakı ve
güvenirliliği ile Mısır azizinin yanında güzel bir yere sahip oldu… Bu olay,
milattan Önce takriben 1600 yıl önce gerçekleşmişti.
Diğer taraftan Yûsuf
un kardeşleri, Yûsufun gömleğini öldürdükleri bir koyunun kanma batırarak o
kanlı gömleği babalarına götürdüler. Bununla, kendilerinin olmadığı bir sırada
Yûsufu, kurdun kapıp yediğine babalarına inandıracaklardı. Fakat onlar, gömleği
parçalamayı unuttular. -Zaten yalancılığın belası, unutmaktır- Bu hilede
başarılı olamadılar. Yüce Allah bu konu ile ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:
“Akşamleyin
ağlayarak babalarına gelip: ‘Ey
babamız! Biz. yarışmak için (sahraya) gitmiştik. Yûsuf’u da, eşyamızın yanında
bırakmıştık (Ne yazık ki,),onu kurt yemiş. Fakat biz, doğru söyleyenler olsak
bile, sen, bize inanmazsın’ dediler. [14]
Seleften bazısı derki:
“Zulümden yakınan kimsenin ağlamasına aldanma. Ağlamakta olduğunu görmene
rağmen, zulmettiği nice kimseler vardır! Yûsufun kardeşlerinin ağlamalarını
düşünün. Geceleyin, zifiri karanlıkta ağlayarak babalarının yanma gelmişlerdi.
Mazeretlerini açıklamak için değil de zulümlerini örtbas etmek için böyle
yapmışlardı.”
Rivayet edildiğine
göre; Hz. Ya’k’ûb ( a.s)’a, Yûsufun kana bulanmış gömleği getirildiğinde, onu
ters çevirip incelemiş ve ona bakarak: “Ne yumuşak huylu bir kurt ki oğlumu
yemiş de sırtındaki gömleği parçalamamış” dedi. Hz. Ya’k’ûb (a.s) bu sözü;
onların yalanlarına inanmadığını, babalarına karşı u-muİmadık bir hile ve iş
yaptıklarını anlatmak için söyledi. Yüce Allah bu konuda şöyle buyurmaktadır.
“(Ya’kûb) dedi
ki: belki de nefisleriniz size (kötü) bir işi güzel gösterdi. Artık (bana
düşen)güzel bir sabırdır. Sizin anlattığınıza göre, yardımına sığınılacak
ancak Allah ‘tır.[15]
Hz. Yûsuf (a.s )’ın, Azizin Hanımından Dolayı
Başından Geçen Sıkıntılı Olay:
Hz. Yûsuf a.s ) Mısır
azizinin evinde her türlü ikram ve i-yiliğe kavuşmuş bir vaziyette kaldı. Aynı
zamanda çok güzel ve yakışıklı idi.Büyüyüp delikanlı olunca Azizin hanımı ona
aşık oldu.Aşkı gönlünü kapladı. Yûsufu kendisine çağırdı. Bu olay, Hz. Yûsuf
(a.s )’ın karşılaştığı ikinci problemin başlangıcı idi. Birinci problemi,
kardeşlerinin kendisine kıskançlık gösterip kuyuya atmalarıydı.
Hz. Yûsuf (a.s) temiz
ruhlu, iffetli, hal ve hareketlerinde dosdoğru idi. İşte bundan dolayıdır ki bu
büyük fitneye karşı direndi. Kadının arzusuna ve saptırma faaliyetine karşı tam
bir imanla iki sebepten dolayı karşı koydu.
Birincisi:
Babasının ve dedesinin evinde gördüğü güzel terbiye ve kalbini saran Allah’a
olan imam. Çünkü babası ve dedesi de Peygamber ocağında büyümüşlerdi.
İkincisi:
Kadının kocasının kendisine çok iyilik ikram ve ihsanda bulunan efendisi
oluşudur. Çünkü efendisi, malı ve namusu hususunda kendisine güvenmişti. Nasıl
olurda efendisine ihanet edebilirdi. Yüce Allah bu konuda şöyle buyurmaktadır:
“Evinde bulunduğu
kadın, Yûsuf’un nefsinden (murad almak) istedi. Kapılan iyice kapattı ve:
‘Haydi gel’ dedi. Yûsuf’ta: ‘(Böyle bir iş yapmaktan) Allah’a sığınırım. Çünkü
‘kocanız; benim efendimdir, bana güzel davrandı. ‘Durum şu ki: ‘Zalimlerfelah
bulmaz! dedi.[16]
Azizin karısının
kalbindeki aşk kadını tahrik etti. Vakit geçirmeden zorla Yûsuf’a sahip olmak
istedi. Bunun için önce kapıları kapadı, işini sağlama alıp Yûsuf u açıkça
kendisine yaklaşmaya çağırdı. Fakat Yûsuf, bu teklifi kabul etmeyip kadından
yüz çevirdi. Kadın ise Yûsufu kendisine çağırmada ısrar etti. Kadının Yûsuf’a
olan sevgisi, haya duygusuna galip gelmişti. Çünkü şehveti kendisini
kuşatmıştı. Yûsuf u tutup ona bu işi zorla yaptırmak istiyordu. Yûsuf Allah’tan
korktuğu için Allah onu böyle bir hareket yapmaktan korudu. Kadın, Yûsufu
kendisine çekmeye çalışıyordu. Sonunda Yûsuf kadının elinden sıyrıldı. Bu defa
Yûsuf un elbisesini arkasından yakalayıp elbiseyi yırttı. Kadın yine Yûsuf un
peşini bırakmadı. Kapıya kadar koştular. Yûsuf kapıyı açıp kaçıp gitmek
istiyordu. Kadın ise Yûsuf ile kapının arasına girip Yûsuf tan,
isteğini ve arzusunu
yerine getirmesini istiyordu. Tam bu sırada kadının kocası çıkageldi.İkisini
şüpheli bir vaziyette buldu. Kadın bu defa kötü bir hile ve tuzağa baş vurup
kocasına karşı suçsuz olduğunu göstermek için ağlayıp sızlamaya başladı.
Kadının iddiasına göre; Yûsuf kadına karşı cinsel tacizde bulunmuş. Kadın ise
Yûsuf tan kaçmış. Yûsuf kadın ile bu çirkin işi yapmaya çalışmış. Kadın ise
bundan kaçınmış. Böylece e-fendisini şerefine ihanet etmek istemeyen ve
namusunu zedelemeyen kişi cezayı hak edecek, kurnaz, hilckarcı ve düzenbazda
haklı çıkacaktı.Yüce Allah bu kolayı şöyle anlatmaktadır.
“İkisi de kapıya
koştular. Kadın, Yûsuf’un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında efendisini
(kocasına) rastladılar. Kadın: ‘Senin ailene kötülük etmek isteyenin cezası,
zindana atılmaktan ya da acıklı bir işkenceden başka bir şey midir?’ dedi.
(Yûsuf) ‘Hayır, o, kendisi benim nefsimden (murad almak) istedi’ dedi. Kadının
akrabasından biri, şöyle şahitlik etti: ‘Eğer Yûsuf’un gömleği önden
yırtılmışsa, kadın doğru söylemiştir. Yûsuf ise, yalancıdır. Eğer Yûsuf’un
gömleği arkadan yırtılmışsa, kadın yalan söylemiştir. Yûsuf ise, doğru
söyleyenlerdendir. [17]
Bu, doğru bir tanıklık
ve son derece ikna edici bir kanıttır… Tanık, kadının akrabalarından bir
çocuk idi. Yûsuf un iddia edilen iftiradan beri olduğuna, temiz ve iffetli
olduğuna delil olsun diye ve Yûsufu, kadının verdirtmek istediği şiddetli
cezadan kurtarmak için Allah, o çocuğu böyle konuşturdu. Tanıklığın özeti şu
şekildedir:
‘Yûsuf kovalayan,
kadın kaçan durumda ise, elbisenin önden yırtılmış olması gerekir. Eğer Yûsuf
kaçan durumda ve kadın kovalayan ise elbisenin arkadan yırtılması gerekir.’
Yüce Allah bu konuyu
şöyle anlatmaktadır:
‘(Efendisi,) Yûsuf’un
gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu görünce, (kadına:) ‘Şüphesiz bu, sizin
tuzağınızdır. Çünkü sizin tuzağınız gerçekten büyüktür. (Yûsuf’a dönerek:) ‘Ey
Yûsuf! Bu meseleyi kimseye söyleme. (Ey kadın!)sende günahının affını
dile,çünkü sen günahkârlardan oldun1 dedi.[18]
Olayın Şehirde Yayılması:
Olay şehrin her
tarafında kısa sürede yayıldı. Kadınlar, Azizin hanımı hakkında konuşmaya
başladılar, bu işten dolayı onu kınayıp ayıplıyorlardı. Çünkü evin
hanımefendisi, kölesine nasıl aşık olabilirdi? İnsan hiç hizmetçisini sever ve
ona aşık olur muydu? Bu tür sözler, Azizin hanımının kulağına gitti. Bunun
üzerine kadın, kendisini kınayan Mısır’ın ileri gelen şeref ve itibar sahibi
arkadaşlarına haber gönderip evine davet etti. Yûsuf a olan sevgisini ve aşkım
mazur görmelerini sağlamak için, onlara birde hile kurdu.
Onların her birine
oturacak bir yer hazırlattı. Bıçakla kesebilecek bir yiyeceği onlara ikram
etti.Yûsuf u da süslenmiş vaziyette onlara yakın bir yerde hazır tutuyordu. Tam
bıçaklan ellerine alıp önlerindeki yiyeceği kesmeye başladığı anda Yûsuf a
onların huzuruna çıkmasını emretti. Kadınlar Yûsuf un güzelliği karşısında
şaşırıp hayran oldular. Öylesine güzeldi ki şaşkınlıktan ellerinde olanı unutup
ellerini kestiler ve (Yûsuf un cemalini seyretmenin verdiği hazdan dolayı)
ellerindeki bıçak yarasının acısını hissetmiyorlardı.
Öyle ki parmaklarından
akan kanlar elbiselerini boyamıştı. Onlar ise ellerindeki meyveyi kestiklerini
sanıyorlardı… Yûsuf un cemalinden faydalanmak için ve güzelliklerini hayal
etmek için akıl uçup gitmiş ve göz ise fal taşı gibi yerinden fırlamıştı.
Kadınlar eleştiri ve kınamadan vazgeçip Yûsuf un güzelliği karşısında hayran
olup şöyle dediler.
“Allah ‘ı noksan
sıfatlardan tenzih ederiz bu asla bir beşer değildir.bu ancak bir melektir. [19]
Kadın böylece Yûsuf a
olan aşkının sırrını burada göstermiş oldu.Onlara sitem ederek şöyle dedi:
“İşte hakkında
beni kınadığınız şahıs budur.Ben onun nefsinde (murad ahnak)istedim.. Fakat o,
(bundan) şiddetle kaçındı. Andolsun ki eğer o, kendisine emredeceğimi yapmazsa
mutlaka zindana atılacak ve elbette zelillerden olacaktır. [20]
Adalet, Hz. Yûsuf un
bu asil davranışı ve iffetinden dolayı tebrik edilmesini, kadının ise bu çirkin
hareketi ve eliyle (Yûsuf un elbisesini yırtması sebebiyle) cezalandırılmasını
gerektirir. Fakat iş tersine döndü. Kadının, kocasının ve kendisinin şeref ve
haysiyetini önemsemeyip Yûsuf u ele geçirmek’için ona hile kurmanın bedeli,
temiz ve suçsuz olan Yûsuf a ödettirildi. Yûsuf hapse mahkum edildi.Yaklaşık
yedi sene hapis aldı…Yüce Allah bu konuyla ilgili olara şöyle buyurdu:
“Sonra (Aziz ve
arkadaşları,) kesin delilleri görmelerine rağmen halkın dedikodusunu kesmek
için) yine de Yûsuf’u bir zamana kadar mutlaka zindana atmaları kendilerine
uygun görüldü. [21]
Hz. Yûsuf, kadının
işlediği suça rağmen haksız yere hapse atıldı. Hz. Yûsuf ile birlikte iki
gençte hapse girmişti. Biri, hükümdarın sucu başı ve diğeri ise, aşçı başı
idi. İkisi de, hapiste birer rüya gördüler. Rüyalarını, Hz. Yûsuf a anlattılar.
Sucu başı, hükümdarın bardağının içerisine şarap doldurduğunu görmüş.
Diğeri ise, başının
üstünde ekmek olan bir tabak taşıdığını ve kuşların bu ekmekten yemekte
olduklarını görmüştü. Her biri, gördükleri rüyayı yorum i amalarını Hz. Yûsuf
‘tan istediler. Bunun üzerine Hz. Yûsuf, sucu başına: ‘Sen, hapisten çıkıp
eski işine dönüp hükümdara içki sunacaksın…’ dedi. Aşçı basıya ise: ‘Sen ise,
asılacaksın. Kuşlar, başından yiyecekler’ dedi. İş, Hz. Yusuf (a.s)’ın haber
verdiği şekilde gerçekleşti. [22]