Hz. Muhammedin Hayatı

Uhud Savaşı Hz. Muhammedin Hayatı

Müslümanların tekrar
savaş meydanına dönmeye baş­ladığını gören Kureyş geri çekilmeye başlamıştı.
Çünkü müşriklerin çoğu savaşın bittiğini düşünerek çabalarını azaltmışlardı.
Henüz ölüler sayılmamıştı, fakat tahminen Bedir’dekilere tekabül edecek kadar
Müsîümanı şehit et­mişlerdi. Yanısıra tüm bu karışıklıkların asıl nedeni olan
adamı öldürmekle amaçlarına ulaşmışlar, yeni dini bastı­rıp, tekrar eski düzeni
kurmuşlardı. «Yalal-Uzza, ya lal-Hubal!»

Kureyş’in tümünde görülen
bu yavaşlama. Peygamber s.a.v’i cansiperane koruyan yirmi adamın bulunduğu
grubun çevresindeki atlılarda da görülmeye başladı. Mekke’liler bu adamları
esir alamayacaklarını ve ölene dek savaşacak olan bu adamların kendilerinden de
birkaç ki­şiyi öldüreceğini anlamışlardı. Asıl amaçlarını gerçekleş­tirdiklerine
göre seçilecek en iyi yol onları bırakıp zafer kutlamalarına başlamaktı.

Peygamber (s.a.v.),
hemen hemen kendisine gelmişti Düşman çekilir çekilmez ayağa kalktı ve
arkadaşlarına kendisini takip etmelerini söyleyerek, düşmanı gözleyebi­lecekleri
ve sığınabilecekleri bir nehir yatağına doğru iler­ledi. Fakat Peygamber
(s.a.v.), yüzüne saplanan metal par­çaları nedeniyle çok acı çekiyordu. Bu
yüzden bir müddet durdular ve Ebu Ubeyde birbiri arkasına iki metal parça­sını
dişleriyle Peygamber Cs.a.v.)’in yüzünden çıkardı, Fa­kat yara tekrar kanamaya
başladı. Bunun üzerine Hazreç’li Malik ağzını yaranın üstüne koydu, kanı emdi
ve yuttu. Malik, Medine’deyken: «Önümüzde iki iyi şeyden biri var» diyen ve
hemen hemen ölüm durumunda olan Şemmas’tan sonra orada bulunanlar İçinde en.
ağır yara­sı olan adamdı. Peygamber (s.a.v.) şöyle dedi: «Kim benim kanımın
kendi kanına karıştığı bir adam görmek isterse

Malik îbn Sinan’a baksın».
Ebu Ubeyds de bu söze dahil­di. Çünkü metal parçalarını çıkarırken iki dişi
kırılmış ve ağzı kanıyordu. Peygamber fs.a.v.) onlara; «Benim kanı­mın dokunduğu
kişiye ateş ulaşamaz» dedi[13].

Bu küçük grup nehir
yatağına doğru ilerlerken, daha önceden Uhuda ağınan müslüman grup onlan
karşılama­ya geldi. Ka’b îbn Malik herkesten önce yapısı ve görünü­şü Peygamber
(s.a.v.)’e benzeyen, fakat yürüyüşü daha yavaş olan birini gördü. Daha sonra
yaklaştıkça, Ka’b bak­tığı kişinin gözlerinde başkalarıyla karıştırılmayacak
olan o parlaklığı görünce arkasmdakilere : «Ey müslümanlar, gözünüz aydm! Bu
Allah’ın Rasulü» diye bağırdı. Peygam­ber (s.a.v.) ona sessiz olmasını söyledi.
Bu haber ağızdan ağıza dolaştı. Adamlar aceleyle geliyor ve onun yaşadığı­nı
gözleriyle görmek istiyorlardı. Sevinçleri o kadar bü­yüktü ki, sanki yenilgi
bir anda zafere dönüşmüştü.

Fakat Ka’b’ın sevinçle
bağıran sesini yanındaki bir Kureyş süvarisi duymuştu. O, Umeyye’nin kardeşi
Ubey yani Avd adlı atının üstünde iken Peygamber (s.a.v J ‘i öldüre­ceğine
yemin eden adamdı. Kurbanının Ölüm haberini duy­muş ve cesedini gözleriyle
görmek için araştırıyordu. Tam o sırada K’ab’m sesini duymuş ve vadi yatağına
doğru iler­lemeye başlamıştı. Müslümanlar onu görünce, karşılamak için ona
doğru döndüler. «Ey Muhammed,» dedi Ubey, «Eğer sen kaçarsan ben seni bulamaz
mıyım?» Ashabdan bir grup Peygamber (s.a.v.)’in çevresini sardı, diğerleri de
Ubey e saldırmak üzereydiler. O sırada Peygamber (s.d-.v.) onlara ellerini
bırakmalarını söyledi. Daha sonra bu olay anla­tanlar, Peygamber {s.a.v.)’in
kendilerini bir devenin ar­kasındaki sinekleri kovması gibi itip onlann
arasından kurtulduğunu söylediler. Peygamber (s.a.v.), Haris îbn Simiue’nin
elinden mızrağı aldı ve hepsinin önüne çıktı. Hiçbiri hareket etmeksizin onun
bu cesaretine ve karar­lılığına baka kaldılar, içlerinden biri şöyle derdi:
«Allah’ın Rasulü bir şeyi yaymaya niyet ederse, hiçbir güç onu, o

işi yapmaktan
alıkoyamazdı»[14] Ubey, kılıcı havada Pey­gamber
(s.a.v.)’e yaklaştı Fakat o vurmadan Peygamber (s.a.v.) mızrağıyla Ubey’i
vurdu. Ubey bir boğa gibi bağır­dı, neredeyse atından düşüyordu. Fakat
dengesini tekrar sağladı ve arkasını dönüp yokuş aşağı Mekke kampına doğru
hızla kaçmaya başladı. Kampta yeğeni Safvan ve ka­bilesinden başka adamlar
toplanmış duruyorlardı. Ubey se­sini kontrol edemeyerek: «Muhammed beni vurdu»
dedi. Adamlar onun yaraşma baktılar ve hafif olduğunu söyle­diler. Fakat o
yarasının çok ağır ve öldürücü olduğuna bir kez inanmıştı. Gerçekten de onun bu
inancı sonradan doğ­ru çıktı. «Bana, seni öldüreceğim» dedi, «eğer üstüme sille
atsaydı, andolsun beni öldürürdü». Bu haber karşısında müşrikler Muhammed
(s.a.v.) ölmemiş diye endişelenmeye başladılar. Fakat Ubey kendinde
olmadığından dolayı bu miğferli adamı, başkalarıyla karıştırabilirdi.

Peygamber (s.a.v.) ve
arkadaşları nehir yatağına ulaş­tıklarında Ali (r.) kalkanı- .a bir kayanın
kovuğundaki su­dan doldurarak Peygamî er (s.a.v.)’e getirdi. Su dur­gun olduğu
için çok kokuyordu. Bu nedenle çok susa­masına rağmen Peygamber (s.a.v.) suyu
içmedi, bir kıs­mıyla yüzünü yıkadı ,sonra hâlâ düzlüğe yakın oldukla­rından
biraz daha yukarıya tırmanma emri verdi. Önündeki kayanın üstüne çıkıp
tırmanmaya devam etmek istiyordu. Fakat o kadar güçsüzdü ki tüm çabasına rağmen
çıkamadı. Bunun üzerine Talha, yaralarının ağır olmasına rağmen Peygamber
(s.a.v.)’i sırtına aldı ve gerekli yük­sekliğe çıkardı. Peygamber (s.a.v.) o
gün Talha’ya: «Yer­yüzünde yürüyen bir şehit görmek isteyen Ubeydullah’m oğlu
Talha’ya baksın» dedi.[15]

Geçici olarak
konaklayabilecekleri bir yere vardıkla­rında güneş tepeye yükselmişti. Bu
nedenle Öğle namazını kıldılar. Namazda imam olan Peygamber (s.a.v.), tüm na­mazı
oturarak kıldırdı. Diğerleri de ona uyarak aynı şekilde kıldılar. Daha sonra
kayalığın üstüne bir gözcü di­kip dinlenmek üzere uzandılar. Çoğu derin ve taze
bir uy­kuya daldı.

 

 



[1] I. I. 56G.

[2] W. 274.

 

[3] W. 275.

[4] W.   280.

[5] I   S. L/1,
32-4   Bu kitapta Haşim  ve Lu’ayy’ın annesini  do kapsayan ondan fazla Atike ismi sayılmıştır.
Atike’nin anla­mı «temiz» demek olan Tahire’nm anlamına yakındır.

[6] W. 257.

[7] I. I. 572:

[8] B, LII, 22.

[9] W. 255.

[10] Bak. Böl. 27.

 

[11] W. 280

[12] B. LVI. 12.

[13] W. 047.                                              

[14] W. 251.

 

[15] I. H. 571.

İlgili Makaleler