İslâm’ın Yayılışını Durdurmak İçin Kureyş’in Başvurduğu Tedbirler
Yirmi Sekizinci Bölüm: İSLÂM’IN YAYILIŞINI DURDURMAK İÇİN KUREYŞ’İN BAŞVURDUĞU
TEDBİRLER
28.1. HZ. PEYGAMBER (A.S.) İLE UZLAŞMA GİRİŞİMLERİ
28.1.1. Utbe bin Rebi’a’nın Hz. Peygamber (a.s.) İle Görüşmesi
28.1.2. Başka Bir Heyetin Gelişi
28.1.3. Uzlaşma İçin Diğer Bazı Girişimler
28.2. EBU TALİB’E BASKI YAPILMASI
28.2.1. İlk Heyet
28.2.2. İkinci Heyet
28.2.3. Ebû Cehl, Rasûlullah (a.s.)’i Öldürmeyi Plânlıyor
28.2.4. Üçüncü Heyet
28.2.5. Dördüncü Heyet
28.2.6. Ebu Tâlib’in Kureyş’i Sert Bir Şekilde İkaz Etmesi
28.3. KUREYŞ’İN KÜSTAHLIKLARI VE YALAN KAMPANYASI
28.3.1. Hz. Zeyneb (r.a.)’i Boşama Çabaları
28.3.2. Hz. Peygamber (a.s.)’in Oğlunun Ölümü Üzerine Kureyşlilerin Sevinmesi
28.3.3. Kur’an-ı Kerim Okunurken Müşriklerin Gürültü Yapmaları
28.3.4. Kur’an-ı Kerim’i Yanlış Anlatma ve Anlama Çabaları
28.3.5. Müslümanları Fuzuli Münakaşalara İtmeleri
28.3.6. Habersiz Kimseleri Yanıltmaları
28.4. “KÜLTÜR VE SAN’AT” ADINA MİLLETİ SAPTIRMAK
28.5. YALAN KAMPANYASININ SONUÇLARI
28.5.1. İlk Hac Sırasında Kureyş’in İstişaresi
28.5.2. Kur’an-ı Kerim’in Bu Vak’ayı Yorumlaması
28.5.3. Geniş Çapta Yalan Kampanyası
28.5.4. Mekke’nin Dışına İslâmiyet’in Tebliği
28.5.5. Tufeyl bin Amr Devsî’nin İslâmiyet’i Kabul Etmesi
28.5.6. Hz. Ebû Zer Gifârî’nin İslâmiyeti Kabul Etmesi
28.5.7. Amr bin Abese Sülemî’nin Müslüman Olması
28.5.8. Dımâd’ul Ezdi’nin İslâmiyet’i Kabul Etmesi
28.5.9. Hz. Ebû Musa Eş’arî’nin Müslüman Oluşu
28.5.10. Muaykib bin Ebi Fatımat üd-Devsi’nin İslâmiyet’i Kabulü
28.5.11. Cu’al bin Surâka’nın Müslüman Olması
28.5.12. Abdullah ve Abdurrahman Kinâni’nin Müslüman Oluşu
28.5.13. Büreyde bin el-Husayb’ın İslâmiyet’i Kabul Etmesi
28.6. MÜSLÜMANLARA ZÜLÜM VE İŞKENCE YAPILMASI
28.6.1. Tanınmış Ailelere Mensup Varlıklı Kişilere Zulüm
28.6.2. Hz. Hâlid bin Sa’îd’in Başına Gelenler
28.6.3. Hz. Ebu Bekr (r.a.)’e Yapılan Büyük Zulüm
28.6.4. Hz. Abdullah bin Mes’ûd’un Dövülmesi
28.6.5. Kimsesiz ve Çaresiz Köle ve Cariyelere Zulüm
28.6.5.1. Hz. Bilâl-i Habeşi
28.6.5.2. Hz. Ammâr bin Yâsir
28.6.5.3. Hz. Habbâb bin el-Erett
28.6.5.4. Habbâb (r.a.)’ın Rasûlullah (a.s.)’a Yalvarması
28.6.6. Hz. Ebû Bekr’in Mazlum Köleleri Satın Alıp Serbest Bırakması
28.6.7. Hz. Ebû Bekr’in Babasına İtirazı
28.6.8. Zulüm, Eziyet ve İşkencenin Neticeleri
28.6.9. Vahiylerin Arasının Tekrar Kesilmesi
28.6.10. Duhâ Sûresinin İnişi
28.6.11. İnşirâh Sûresinin İnişi
Yirmi Sekizinci Bölüm: İSLÂM’IN
YAYILIŞINI DURDURMAK İÇİN KUREYŞ’İN BAŞVURDUĞU TEDBİRLER
Esas konuya girmeden önce şunu hemen belirtelim ki, Kureyş
kabilesinin tümü Hz. Muhammed (a.s.)’e ve İslam’a düşman değildi. Kureyşin Hz.
Muhammed (a.s.)’e ve İslâm’a karşı tutumunda bir ahenk veya bütünlük yoktu.
Zira Kureyş, çeşitli kabile ve gruplardan oluşuyordu ve bunların düşünce tarzı
da farklıydı.
Kureyşlilerin bir grubu, Hz. Muhammed (a.s.) ile İslâm’a
şiddetle muhalifti. Bu grupta Kureyş’in önde gelen kabile reisleri yer alıyordu.
İbni Sa’d, “Tabakat”da Hz. Peygamber (a.s.) ve İslâm’ın can düşmanı olan bu
kişilerin ismini yazmıştır ki, bunları şöyle sıralayabiliriz: Ebu Cehl, Ebu
Leheb, Esved bin Abd-i Yeğûs (Beni Zühre’den olup Hz. Peygamber (a.s.)’in
dayısının oğluydu); Hâris bin Kays bin Adiyy (Beni Sehm’den olup, İbn’ul-Ğaytala
adıyla meşhur olmuştu), Velid bin Muğire (Beni Mahzûm’dan), Ümeyye bin Halef
(Beni Cumah’dan), Ebu Kays bin Fakih bin Muğire (Beni Mahzûm’dan), As bin Vail
Sehmi (Amr bin El-As’ın babası), Nadr bin el-Haris (Beni Abdu’d-Dâr’dan),
Münebbih bin el-Haccac (Beni Sehm’den), Züheyr bin Ebi Ümeyye (Beni Mahzûm’dan
olup Ümm-ü Seleme’nin kardeşiydi) Saib bin Sayfı bin Abid (Beni Mahzûm’dan)
Esved bin Abdu’1-Esed Mahzumi, As bin Said bin el-As (Beni Ümeyye’den), Ebu’l-Bahterî
As bin Hişâm (Beni Esed’den), Ukbe bin Ebi Muayt (Beni Ümeyye’den) İbn’ul-Esdâ (ya
da el-Esda’i) el-Hüzeli, Hakem bin Ebi’l-As (Beni Ümeyye’den olup Mervan’ın
babasıydı) ve Adiyy bin Hamrâ’is-Sekâfi.
Kureyşlilerin ikinci grubunda da birçok İslam düşmanı kabile
reisleri yer alıyordu. Bunlar tabii ki İslâm ve Hz. Peygamber (a.s.)’in
düşmanıydılar, ama muhalefet ve düşmanlıkta ilk grup gibi her şeyi göze
almamışlardı. Bunların muhalefet ve düşmanlığı o kadar şiddetli değildi. Fakat
yine de İslâma ve müslümanlara karşı tavır alınırken, reylerini ilk gruptan yana
veriyor ve ağırlıklarını koyuyorlardı. İbni Sa’d bu grupta Utbe bin Rebia, Şeybe
bin Rebia, (Beni Abd-i Şems bin Abd-i Menaf tan) ve Ebu Süfyân bin Harb (Beni
Ümeyye’den)’ın yer aldığını yazmıştır. Fakat muhalefet ve düşmanlıkları ne kadar
hafif ve zararsız olursa olsun, Kur’an-ı Kerim’in bunlar hakkında söylediği
şundan ibarettir:
“Agâh olun ki, münafıklar kalblerindekini gizlemek için
göğüslerini Hak’tan çevirirler.” (Hud; 50)
Yani bu adamlar kalblerinin içindekileri dışarıya vurmamak için
gizli ve sinsice hareket ediyorlardı. Hz. Peygamber (a.s.)’i ve müslümanları
gördükleri yerlerden kaçıyor, yolda karşılaştıkları zaman istikâmetlerini
değiştiriyor veya yüzlerini örtüyor ve arkalarından kötü şeyler konuşuyorlardı.
Kureyşlilerin dışındaki Mekkelilere gelince, bunlardan bazıları
tarafsızdı; bazıları kalben İslâmiyet’in hakkaniyetini anlıyor ve biliyorlardı,
ama açıkça İslâm’ı kabul etmekte tereddüt ediyorlardı; bazıları ise birer ikişer
İslâm camiasına giriyorlardı. Mekkelilerin büyük kısmı ise kabile reislerinin
baskı ve tehdidi sebebiyle atalarının dinlerini korumak ve müslümanları
yıldırmak amacıyla giriştikleri komplo ve hareketlere katılıyorlardı.
Şimdi Kureyş ve diğer muhaliflerin İslâmi hareketi durdurmak
için başvurdukları tedbirlere ve harcadıkları gayretlere bir göz atalım:
28.1. HZ. PEYGAMBER (A.S.) İLE
UZLAŞMA GİRİŞİMLERİ
Muhalifler, Hazreti Peygamber (a.s.)’in fevkalâde şahsiyeti ve
Kur’an-ı Kerim’in inanılmaz tesirini bildikleri için kendisiyle bir uzlaşma ve
anlaşma zemini yokladılar. Gaye ve hedefleri, din konusunda bazı tavizler
koparmak ve uzlaşmaya varmaktı. Bu uzlaşma girişimleri çeşitli vesilelerle ve
münasebetlerle yapıldı. Bu amaçla Hz. Peygamber (a.s.)’e çeşitli heyetler
gönderildi ve bazen sayılı ve tanınmış kişiler de yollandı.