Hz. Muhammedin Hayatı

Tebuk Hz. Muhammedin Hayatı

Orada ne karar almış
olurlarsa olsunlar Medine’de hiç kimse Mescid’de, o orada olduğu müddetçe    Ebu Bekir’in önüne geçmeyi kabul etmezdi.
Ertesi gün sabah namazın­da, namazı kılmadan önce Ebu Bekir (r.) minbere
oturdu. Ömer (r.) ayağa Kalkıp, cemaate Ebu Bekir’e biat etmele­rini emretti ve
onu şöyle tanımladı: «Sizin en iyiniz, Allah’­ın Rasulünün arkadaşı,» îkisi
mağarada oturduklarında ikinin ikincisi» (Tevbe: 40).

Yeni nazil olan
âyetlerden birinde Ebu Bekir (r.)’in bu önemli anda Peygamber (s.a.v.)’in tek
arkadaşı olduğu belirtiliyordu[60].
Daha sonra biat eden Ali hariç tüm cemaat bir ağızdan ona bağlılık yemini
ettiler[61].

Daha sonra Ebu Bekir
fr.), Allah’a hamd ve şükret­tikten sonra cemate hitap etti: «Sizin en iyiniz
olmadığım “halde sizin üzerinize hakim oldum. Eğer doğru yaparsam bana
yardım edin, eğer yanhş yaparsam beni doğrultun. Hakka samimiyetle saygı
göstermek bağlılıktır, hakka say­gısızlık ise ihanettir. Aranızdaki güçsüzler,
inşallah onla­rın haklarını koruyuncaya kadar benim katımda güçlü ola­caklardı.
Aranızdaki güçlüler ise, başkalarının hakkını on-fardan, inşallah, alana kadar
benim katımda güçsüzdürler Ben Allah’a ve Rasulüne itaat ettiğim sürece bana
itaat ediniz. Fakat eğer ben Allah’a ve Rasulüne itaat etmez­sem siz de bana
itaat etmeyin. Namaza kalkın, Allah size merhamet etsin!»

Namazdan sonra
Peygamber (s.a.v.)’in ev halkı ve ailesi onu gömülmeye hazırlamaları
gerektiğine karar ver­diler. Fakat bunun nasıl yapılacağı konusunda anlaşmaz-lığa
düştüler. Daha sonra Allah onların üzerine bir uyuk­lama verdi ve herbiri
rüyasında bir sesin «Peygamber (s, a.v.)’i elbiseleri üzerinde olduğu halde
yıkayın» diye bir ses duydu. Bunun üzerine Aişe’nin odasına gittiler, o an için
Aişe odadan çıkmıştı. Hazreçli bir adam olan Evs îbn Havlî, orada Ensan temsil
etmek için Ali’ye yalvardı: «Sen­den Allah ve Rasulündeki payımız adına rica
ediyorum Ey Ali!» Ali onun içeri girmesine izin verdi. Abbas fr.), oğlu Fadl
(r.) ve Kisam (r.), Ali (r.)’ye mübarek vücudu­nu çevirmekte yardım ettiler. Bu
sırada Üsame (r.). Pey­gamber (s.a.v.)’in azatlısı kölelerinden biri olan
Şükran’ın yardımıyla su döküyordu, Ali Cr.) elini uzun yün elbisesi­nin her
tarafında gezdirdi. «Ey bana annemden ve babam­dan daha sevgili olan,» dedi,
«yaşarken de, ölü iken de ne kadar güzelsin!» Hatta bir gün sonra bile
Peygamber (s.a. v.)’in vücudu nefes alıp vermemesine, sıcaklık ve yumu­şaklığını
kaybetmiş olmasına rağmen hâlâ uykuda imiş gibiydi.

Ashab şimdi de onun
nereye gömüleceği konusunda anlaşmazlığa düştü. Çoğu, onun mezarının Baki
mezarlı­ğında üç kızı ve oğlu İbrahim’in ve kendi gömdüğü arka­daşlarının yanma
kazılması gerektiğini düşünüyordu. Ba­zıları ise onun Mescide gömülmesi
fikrindeydi. Fakat Ebu Bekir onun: «Öldüğü yere gömülmeyen hiçbir Peygamber
yoktur» dediğini hatırladı. Bunun üzerine mezar, Peygam­ber (s.a.v)’in yattığı
şiltenin hemen yanında Aişe’nin oda­sının zeminine kazıldı.

Daha sonra tüm
Medine’liler onu ziyaret ettiler ve ba­şında cenaze namazı kıldılar. Küçük gruplar
halinde geldi­ler ve her .grup ayrı olarak cenaze namazını kıldı ilk ön­ce
erkekler grup grup geldiler, tüm erkekler onu ziyaret ettikten sonra kadınlar
geldiler. Onlardan sonra da çocuk­lar ziyaret ettiler. O gece Peygamber
(s.a.v.) Ali (r.) ve kendisini mezara hazırlayan diğer arkadaşları tarafından
gömüldü.

Şimdi «Nur şehri» diye
anılan Medine’de büyük bir üzüntü yaşanıyordu. Sahabeden her biri ağladığı için
baş­kalarını azarlıyor, fakat kendisi ağlıyordu. Niye ağladığı sorulduğunda
Ümmü Eymen[62]: «Ben onun için ağlamıyo­rum»
dedi. «Onun için bu dünyadan daha iyi olan bir yere gittiğini sanki bilmiyor
muyum? Fakat ben, bize gökten gelen haberler kesildiği için ağlıyorum»[63].

Sanki büyük bir kapı
kapanmış gibiydi. Yine de onun şöyle dediğini hatırladılar: «Ben bu dünyada ne
yapayım? Ben ve bu dünya, bir yolcu ve yolcunun altında gölgelen­diği bir ağaç
misaliyiz. Bir müddet sonra yolcu yoluna gi­der ve onu arkasında bırakır [64]
Peygamber (s.a.v.) bunu herkesin kendisi için söylemesini kestederek
duyurmuştu. Bu kapı şimdi kapansa bile, mü’minler için Ölümle birlikte tekrar
açılacaktır. Kulaklarında hâla onun şu sözleri çın­lıyordu:

«Ben sizden Önce
gidiyorum ve sizin şahidinizim. Si­zinle buluşma yerim Havuz’dur». Bu dünyadaki
risalet gö­revini yerine getirerek, bu görevi ahirette devam ettirmek üzere bu
dünyadan ayrılmıştı. Ahirette O, onlar için ve baş­kaları için, bu dünya
hayatına sınırlamaları olmaksızın merhamet anahtarı[65],
Cennet Anahtarı, Hakkın Ruhu ve Allah’ın habibt olacaktı.

«Hiç şüphesiz, Allah
ve melekleri Peygambere salat etmekte­dirler. Ey iman edenler, siz de ona salat
edin ve tam bir teslimi­yette ona selâm verin» (Ahzab: 56).

514

VADÎ KUREYŞLERÎ

(Fihr direkt olarak
İsmail’in oğullan soyundan gelmektedir. Fihr’in soyunun civar Kureyş-leri
olarak anılan kısmı bu    şemada
belirtilmemiştir.)

KUREYŞ diye tanınan
Fihr

el-HARÎS

Gâlib Lu’ay

(Ebu Ubeyde’nin
kabilesi)

AMİR

(Süheyl’in kabilesi)

Ka’b

Hüseys      ADİY     
MÜRRE

(Ömer’in kabilesi) AMR

SEHM (AMR tbn el As’ın
k.)    CUMAH (Osman

İbn Ma’zun k.)

Kilâb

KUSAY

MÜRRE

TEYM

(Talha ve Manzum Ebu
Bekir’in)

ZÜHRE

Yekaze

{Ebu Seleme ve Halid
İbn Velid’in Kabüesi)

ABDU’D-DAR       ABDU MENAF

ABD EL-UZZA        (Peygamber’in annesi Amine’nin kuzeni

ESED             Sa’d’ın ve Abdurrahman îbn Avfîm
ka-

Hatice, Varaka ve     bilesl) Zübeyr ibn El-Av-vam’m kabilesi

Kabilelerin kurucuları
büyük harfleri© yazılmıştır.  Bunların
ardından da o kabileden Pey­gamber’© çok yakın veya tarihsel önem arzeden
birkaç kişinin adı verilmiştir.

REFERANS ANAHTARI

Biyografik ve Tarihsel
eserler t

K.— Kur’an

Bu kitap osasen
aşağıdaki uç yazarın M.S. 8 ve 9. yüzyıllarda

yazdıkları eserlere
dayanmaktadır.

II.:  ibn lshak            Buradaki   alıntılar Muhammed   ibn  îs-

hak’m Siret-i
Basulullah (Peygamberin Hayatı) adlı kitabının Abdel-Malik îbn Hişam (I.H.)
tarafından tetkik edilmiş nüshasının Wüsten/eld baskısından ya­pılmıştır.

I.S. i İbn Sft’d             Buradaki alıntılar Muhammed İbn
Sa’d’-

ın Kltab et-Tabaka
el-Keblr adlı eserinin Leyden baskısındandir.

W. Vâkıdi                  Buradaki alıntılar Muhammed İbn Ömer

el-Wâkıdl’nin Kİtab
el-Meîazl (Peygam­berin savaşlarının kronolojisi) adlı kita­bının Marsden Jones
baskısından yapıl­mıştır.

Dunların vamsıra zaman
zaman şu yazarlara da müracaat edil­miştir:

A. i Azrakİ                 Muhammed îbn Abdullah   el-Azraki’nin

Ahbar Mekke adh
eserinin Wüstenfeld baskısı.

T«b. t Taberl               Muhammed ibn Cerlr et-Taberî’nin
Tâ-

rih er-RıuuI
ve’I-Mûlûk (Peygamberler ve Krallar Tarihi)  
adh eserinin  leydon

516

heyden baskısı   .Aynı yazarın Tefsir’ine de müracaat  edilmiştir.

S.:   Süheylî                  Abdurrahman İbn Abdtdah
es-SübeyU’nin

tbn İshak’a yazdığı
şerhin  (Er-Ravz el-Unnf)  Kahire baskısı.

Peygamberin
Hadislerini Toplayan Eserler

Aşağıdaki  9. yüzyılda yaşamış   sekiz Muhaddisten  yapılan alıntılar VVensinck’in Handbook of
Eariy Muhammadan Tradi-tion adlı eserinde kullandığı sisteme göre
düzenlenmiştir. B t Muhanımed İbn İsmail el-Buhari M i Müslim tbn el-Haccac
el-Kuşeyrî Tir.: Muhammed tbn İsa et-Tinnizi A.H. î Ahmed îbn Muhammed  İbn Hanbel N. t Ahmod tbn Şu’ayb en-Nesei
A.D.: Ebu Davud es-Sicistanî D.: Abdullah îbn Abdurrahman ed-Darimi İ.M. s
Muhemmed İbn Mace.

Zaman zaman aşağıdaki
M.S. İl. yüzyıl muhaddislerinden de alıntılar yapılmıştır. Bu muhaddislerin eserleri
Wensüyck*in el kitabında yer almamıştır.

Bay: Ahmed ibn
el-Hüseyin el-Beyhaki Kitabes-Sünen el-Kübra F. t Hüseyin b. Mahmud
el-Ferra” el-Be^avî, Mişkat el-Mesablh.

517

 

 

 



[1] I I. 897.

[2] W    1012

[3] Bak. Böl. 76.

 

[4]   Bak   Bol. 30

[5] I. I. 536.

[6] I. I. 0L7.

[7] Mirkhand, Ravdat os-Sâfa II Cilt, 2. 55, 671-2 eski
kaynakları zikredcr. Brk. B. XXIII,   76

[8] I. I. 953

[9] Daha ünce de belirttiğimiz gibi Kur’an’da   birinci şahıstan üçuncu şahısa (Biz…
Allah) geçiş sık  sık kullanılır.

 

[10] Bismillah er-Rahman er.Rahim kelimeleriyle başlamayan
tek curo olan Tcvbe Suresinin başında .esirgeme ve bağışla­ma iü]mlorinin
zikrcdilmemesi bu mesaim sertliğini vurgu­lar.

[11] Buradaki sözler «annesinin rahminde» diye
anlaşılmalıdır, Çünkü Isa’nın, Adem’in yaratılışı gibi birden bire yetişten
olarak: yaratılması  sözkonusu değildir.

 

[12] I. S.   I/l,
88-9.

[13] Agc.

[14] B. LXXXI, 3.

[15] I. S. I./l, 88-9.

[16] Tahrim t 6, Fecr; 29:/Kur’an kul kelimesini İki
anlamda kul­lanın bîri herşeyi İçine alan -hatta şeytanı bile kulu olarak gören
diğeri iso yukarıdaki gibi âyetlerde hususi anlamda. Şeytana hitaben söylenen
şu sözlerde de bu kelime husus; anlamda kullanılmıştır: «Btimm kullarım; senin
onlar uzo-rinde hiçbir zorlayıcı gücün (hakimiyetin) yoktur.» îsra: 65).

 

[17] El Hakim et-Tirmızı, Nevadiru’1-Üsûl,

[18] I.  i,  853

[19] M.  U. 4

[20] B. III, 42.

[21] B’eyhâki, Zûd.

[22] Yani karşılıklı Rıdvan ılc.   (bk. böl. XXX),

[23] B. LXXXI, 37.

[24] Beyhakî, Da’vet.

[25] Tir. XLV.

[26] B. LXH, ı.

[27] Bak. böl. XXVI.

[28] Tır. XLVI, 33.

[29] A. H   64.  Kur’an  
meleklerin Meryem’e şöyle dediklerinden bahseder: -Meryem,   şüphesiz Allah seni  seçkin kıldı, seni arındırdı ve
alemlerim  kadınları üzerine seçti,-   (Al-i 
îm-ran: 42).

[30] Tir. XLVI, 20.

[31] F. XXVI, Menultıb
es-Sahabe.

[32] B. LXXXi, 27.

[33] B. XC1I, 4.

[34] M. XLVII, 6.

[35] M. I. 232

[36] A. D  XXXVI, 1.

[37] A. D.  XXXV,
4.                                                   

[38] M. LII, 20

[39] M. LII, 9

[40] Bir kız çocuğu doyuran bir kadın, son zamanlardaki
çocuk­ların anne-babalarına karsı saygısız davranmaları nedc-nıvle hunıen hemen
kızının cariyesi gibi olacaktır Bu so-zun ikinci bolumu sadece sosyal düzeydeki
konusu degıl, **ym zamanda Kabil’in Habıl’ı öldürmesine son muhru vu racak
olan, yerleşik hayatın göçebe hayat üzerinde zafer kazanmasını da kastediyor.

[41] M. I. I

[42] B. LXJ. 25.                          ,

[43] W. 1097

[44] W.  1100.

 

[45] îbn Kesir 
Bidaye ve n-Nıhaye, V. 209.

[46] I  965

[47] B. XVI, 8.

[48] I. S. VIII   7C
7

[49] I. I.J.OO0.

[50] I I 006

[51] Havuz.  
Peygamber   (s.av.)’e verflen  semavi  
nehir   ve Ccnnet’c girdiklerinde
mü’müüerm susuzlukla- dikleri göldür.

[52] W  B   I.XIV, 17.

[53] i. S.II/2, 10

[54] I. S. H/2, 30 504

[55] Bir müddet ertelemeden, sonra sefere çılaldığında
Üsame bu sözlerin doğru olduğunu ispatladı.

 

[56] Vezir’in kotu kalbli karısı ve arkadaşlarını
kastediyor; bak. K. (Yusuf: 31-3).

[57] I. S. 
11/2,  20.

 

[58] 1. S.  il/a. 23.

[59] Arabçada Halife, yani tamamen söyleyecek  olursak Halifctû  Rasülullah , Allah’ı+n   Rasülü ‘nün vekili anlamına gelir

[60] Bak   Bul. XXXVII.

[61] Birkaç ay sonra Fatıma öldüğünde Ali ve Ebu Bekir’e
şöyle d-.’di:  -Sonin önemini ve Allah’ın
sana olan  ihsanını biliyo­ruz ve onun
£,ana verdiği hiçbir şeyi kıskanmıyoruz-  
Fakat cjH bizim önümüzde 
bize  sonnadajı bir şey yaptın.
Biz bu konuda, Peygamber  (s.a.v.Ve olan
yakınlığımız nedeniyle bir siz hakkma sahip olduğumuzu hissettik.» Bunun
üzerine Ebu JJ’ikir’iiı gözleri yaşlarla doldu ve şöyle dedi; «Nefsimi kud­ret
elinde tutana yemin olsun ki, ben Allah’ın Rasulünün ak­rabalarıyla,   kendi  
akrabalarımdan  daha   iyi  
geçinmek   is-îunm.» O gün öğic
namazında cemaate Ali’nin henüz kendi­sini bir halife olarak kabul etmediğini
açıkladı.  Bunun uze-nne  Alı 
Ebu  R^k<>’in  doğruluğunu  
tasdikledi  ve  ona  
biai p’tı.   (B. LXIV, 38).

[62] I. S. H/2. 63.4

[63] I. M. XXXVII, 3.

[64] I. M. XXXVII, 3.

 

[65] Bu ve diğer isimler  
Peygamberin İsimlerini anlatan gole-noksül münacaatlardan alınmıştır.

 

İlgili Makaleler