Cenazenin Gömülmesi Ve Hilafet Hz. Muhammedin Hayatı

42460

85.      CENAZENİN GÖMÜLMESİ VE HİLAFET

 

îlk olarak Abbas’ın
dikatini çeken belirtilen bir süre sonra diğerleri de farkettiler. Peygamber
(s.a.v.) daha öl­meden Ümmü Eymen (r.) oğluna Peygamber (s.a.v.) ‘in Öl­mek
üzere olduğunu bildiren bir haber gönderdi. Kuzeye yürümek için kamp zaten kaldırılmıştı.
Fakat Üsame he­men Medine’ye dönme emri verdi. Ömer (r.)’in de içlerin­de
bulunduğu Ashab’dan ilk Müslüman olan birçok kişi ordu ile birlikteydi. Şehre
vardıklarında ölümün gerçekleş­tiği haberini duyduklarında Ömer bunu kabul
etmeyi red­detti. Ömer (r.) Kur’an’ın bir âyetini yanlış tefsir ettiği için bu
âyetin Peygamber (s.a.v.)’in onların neslinde ve gelecek nesillerde sürekli
yaşayacağı anlamına geldiğini zannetmişti. Bu nedenle Mescidde ayağa kalkmış,
insanla­ra Peygamber (s.a.v.)’in sadece ruhen yok olduğunu ve bir süre sonra
geri “geleceğini anlatıyordu. O bu şekilde konu­şurken Ebu Bekir (r.) at
sırtında Sunh’tan geldi. Çünkü haberler hızla tüm vahaya yayılmıştı. Ebu Bekir
hiç kim­senin konuşmasını durdurmadan doğruca kızının evine gitti. Peygamber
(s.a.v.)’in yüzünden Örttükleri örtüyü çekti. Ûna baktı ve öptü. «Ey bana
annemden ve babam­dan daha sevgili olan» dedi, «Allah’ın senin için yazdığı
ölümü tattın. Bundan sonra sana hiçbir ölüm gelmeyecek.» Daha sonra yavaşça
örtüyü tekrar yüzüne örttü ve Ömer r.’in hitap ettiği insan kalabalığına doğru
yöneldi. İnsan kalabalığına yaklaştığında: 
«Yavaş ol Ömer!»  dedi.  «Beni

ziyaretlerden birinde
Aişe onun kızma bırşeyler söylediğini kızının da bunun üzerine ağlamaya
başladığını gördü. Daha sonra ona bir sır daha verdi, bu kez gözyaşlarının
arasında gülümsemeye başladı. O ayrılırken Aişe (r.) Peygamber (s.a.v.)’în ne
söylediğini sordu, fakat Fatıma (r.) bunun bir sır olduğunu ve kimseye
açamayacağını söyledi Ancak daha sonralan Fatıma ona bu sırrı açıkladı-
«Peygamber (s.a.v} bana bu hastalıktan öleceğini söyledi, ben de ağla­dım. Daha
sonra bana ev halkından ona ilk kavuşanın ben olacağımı söyledi, ben de
güldüm»’2.

Peygamber (s.a.v.)
hastalığı sırasında acı çekiyor du, acının çok ağniaştığı bir sırada karısı
Safiye (rj «Ey Allah’ın Peygamberi, senin çektiğini keşke ben çeksey­dim!»
dedi. Bunun üzerine diğer hanımları birbirlerine baktılar ve aralarında bunun
münafıklık olduğunu fısıl-daştılar. Peygamber (sa.v.) onları gördü ve «Gidin
ağzı­nızı yıkayın» dedi. Ona niçin olduğunu sorduklarında-«Çünkü arkadaşınıza
iftira ediyorsunuz. Vallahi, o tüm sa-mimiyetiyle gerçeği söyledi»'”
cevabım verdi.

Ümmü Eymen (r.) de
sürekli onun yanındaydı ve ara-ara oğîuna Peygamber (sa.v.)’in durumu ile
ilgili haber­ler gönderiyordu. Üsame fr), Allah bir yol gösterinceye kadar daha
fazla ilerlemeyip Curf’ta kalmaya karar ver-mışti. Takat bir sabah ulaşan kötü
haberler nedeniyle Mc dine’ye geldi ve ağlayarak, şuuru yerinde olduğu halde ko­nuşamayacak
kadar hasta olan Peygamber (sa.v)’in ya­nına gitti Üs.ame ir.), onun üzerine
eğildi vo öptü. Pey­gamber (s.a.v.) elini Sema’dan rahmet dilercesine yukarı
doğru kaldırdı ve. Daha sonra elinin İçindekileri, üzün­tü içinde kampa dönen
Üsame’nin eline boşaltırmış gibi bir hareket yaptı.

Ertesi gün Hicret’in
onbirinci yılının Rebi-üI-Evvel ayı-Tam Pazartesiye denk gelen onikinci günü
idi, yani M. S 632 Haziranının sekizinci günü. O sabah erkenden Peygam-

(12) Z. LXJI, 12. i1G)
î. 3. VılI oı

ber (s.a.v.)’in ateşi
düştü ve çok güçsüz olmasına rağmen ezan onun Mescid’e gitmeye karar vermesine
neden oldu. O içeri girdiğinde namaz başlamıştı ve insanlar onu gör­düklerinde
sevinçten neredeyse namazdan çıkacaklardı, fakat Peygamber, (s.a.v) onlara
devam etmelerini işaret et­ti. Bir süre onları seyretti ve davranışlarmdaki
takvayı gö­rerek yüzü sevinçten parladı. Yanında Fadl (r.) ve azatlı kölesi
Sevban (r.)’in-yardımıyla ilerlerken yüzü hâlâ par­lıyordu. «Peygamber
(s.a.v)’in yüzünü o andaki kadar gü­zelken hiç görmemiştim» dedi Enes (r.i Ebu
Bekir tr.) ar-kasındaki’saflarda bir hareket olduğunun farkındaydı. Bu­nun
sadece bir tek Sebebinin olabileceğini “Ve arkadan yak-” lastiğini
duyduğu adamın Peygamber (s.a,v.)’den başkası olmadığını biliyordu. Bu nedenle
başını çevirmeden bir adım geri çekildi. Fakat Peygamber (s.a.v.) elini onun
omuzuna koydu ve «Namazı sen kıldır» diyerek onu tekrai cemaatın önüne doğru
itti. Kendisi de Ebu Bekir’in sağı­na oturdu ve oturarak namaz kıldı.

* Onun >bu
iyileşmesi büyük bir sevinç yaratmıştı. Na­mazdan kısa bir süre sonra Usaine,
Peygamber (s.a.v)’i daha kötü bulacağını umarak dönmüştü, fakat onu daha iyi
görünce çok sevindi. Peygamber (s.a.v.) «Allah’ın rah­meti ile yola çık» dedi
Bunun üzerine Üsame ona veân etti ve Curf’a geri dönerek adamlarına kuzeye
yürümek için hazırlanmalarını emretti. O sırada Ebu Bekir (r.) yu­karı
Medine’ye doğru yola çıkmıştı. Esma (r.) ile evlenme­den çok önce Ebu Bekir
(r.), on yıl önce vahaya geldiğinde yanında kaldığı Hazreçli Hârise’nin kızı
Habibe ile nişan­lanmıştı. Uzun süre nişanlı kaldıktan sonra evlenmişler­di.
Habibe hâlâ Sunh’ta ailesinin yanında kalıyordu. Ebu Bekir (r.) ‘do onu orada
görmeye gidiyordu.

Peygamber (s.a.v.}
Fadl (r.) ve Sevban (r.)’m yardı­mıyla Aişe (r.î’nin odasına döndü. Ali (r.) ve
Abbas (r.) da oraya kadar peşlerinden gittiler, fakat çok kalmadılar. Dışan
çıktıklarında oradan geçen bazı adamlar AH (r.)’ye Peygamber (s.a.v.)in nasıl
olduğunu sordular. «Allah’a hamdolsun» dedi Ali (r.)  «O iyi.» Fakat soranlar gittikten

dinle!» Ömer (r.) buna
aldırmadı ve devam etti. Fakat Ebu Bekir’in sesini tanıyanlar Ömer’i -bırakıp
ne söyleyeceğini duymak için ona döndüler. Ebu Bekir (r.) Allah’a hamd ettikten
sonra şöyle dedi: «Ey insanlar, kim Muhammed e tapıyor idiyse —gerçekten
Muhammed ölmüştür; kim d 2 Allah’a tapıyor idiyse— gerçekten Allah Diridir ve
ölmez.» Daha sonra Uhud’dan son/a indirilen şu âyeti okudu:

«Muhammed, yalnızca
bir Peygamberdir. Ondcn önce nice Pey­gamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölürse
ya da öldürülürse siz to­puklarınız üzerinde gensin geriye mi döneceksiniz? İki
topuğu üze­rinde gerisin geri dönen kimse, Allah’a kesinlikle zarar veremez.
Allah, şükredenleri pek yakında ödüllendirecektİr.» (Al-i İmran: 144)

Sanki Ebu Bekir (r.)
okuyuncaya kadar bu âyeti hiç kimse duymamıştı. Ondan bu âyeti aldılar ve bu
âyet dil­lerde dolaşmaya başladı. Ömer (r) daha sonraları şöyle anlattı:

«Ebu Bekir’in o âyeti
okuduğunu duyunca o kadar şa­şırmıştım ki yere düştüm. Ayaklarım artık beni
taşımıyor­du ve Allah’ın Rasulünün ölmüş olduğunu anlamıştım.»

Ali, (r.) Zübeyr (r.)
ve Talha Cr.) ile birlikte evine çe­kilmişti. Muhacirlerin geri kalan kısmı Ebu
Bekir’in etra­fında toplanmışlardı. Useyd ve kabilesinden bir çok kişi de
onlara katılmıştı. Fakat Evs’li ve Hazreçli Ensarm bü­yük çoğunluğu Sa’d İbn
Ubade (r.)’nin başkanı bulundu­ğu Beni Sa’ide’nin toplantı yerinde toplanmıştı.
Ebu Bekir İr.) ve Ümer (r.)’e, onların Peygamber (s.a.v.) irtihal et­tiğine
göre yönetimin kime ait olacağı konusunda tartış­tıkları haberi ulaştı. Cnun
otoritesini memnuniyetle ka­bul etmişlerdi; fakat onu kaybettikten sonra çoğu
Kayle oğullarının Yesrib’li bir adamdan başkası tarafından yö-neltilmemesi
gerektiğini düşünüyorlardı. Çoğu Sa’d’a 0\) biat etmek üzere idi.

Ömer Cr,), Ebu Bekir
ir.)’i toplantı yerine kendisiyle beraber gelmesi için zorladı. Ebu Ubeyde de
onlarla bir­likte gitti. Sa’d hastaydı ve toplantı   yerinin ortasında bir Örtüye sarınmış
yatıyordu. Üç Kureyşli içeri girdiğinde Ensar’dan biri onun adına insanlara
hitap etmek üzereydi. Onları görünce Allah’a hamdettikten sonra konuşmasına
onları da dahil ederek başladı: «Bizler Allah’ın Ensanyız ve İs’âm’m savaşa!,
gücüyüz, ey Muhacirler, sîzler de biz­densiniz. Çünkü simden bir grup bizim
aramızda yaşıyor» Konuşmacı aynı tonda konuşmaya devam etti. Muhacirle­ri de
biraz övmesine vagmen, onların ilk İslâm toplumu ola­rak önemlerini gözönünde
bulundurmaksızm sürekli Ensa-rı överek göklere çıkarıyordu. O konuşmasını
bitirdiğinde Ömer (r.) tam konuşmaya başlamak üzereydi. Fakat Ebu Bekir (ı\),
onu susturdu ve nazikçe, fakat kesin bir şekil­de konuşmağa başladı. Ensann
önemini kabul ettiğini söy­ledi. Fakat. İslâm’ın Arabistan’da yayıldığını ve
Arapların tüm olarak Kureyş’tcn başka birinin otoritesini kabul et­meyeceğini,
çünkü Kureyş’in tüm Araplar arasında eşsiz bir konumu olduğunu da belirtti.
Konuşmasını bitirerek iki adamdan birini öneriyorum. Hangisini dilerseniz ona
biat edin- dedi. Daha  sonra Ensar’dan
biri kalkarak iki otoritenin olması gerektiğini söyledi. Bu ateşli bir tartışma­ya
yol açtı. Ömer (r.) bu tartışmayı şu sözleriyle susturdu: «Ey Ensar, Allah’ın.
Rasulünün namazlarda imamlık yap­ma görevini Ebu Bekir’e verdiğini bilmiyor
musunuz? «Bili­yoruz» diye cevap verdiler. Ömer-. “Peki aranızda kim-onun
önüne geçmek istiyor?» dedi. -Allah korusun, onun önüne geçemeyiz»[1]
dediler. Bunun u/erine Ömer (ı\), Ebu Bekir ir.)’m elini tuttu vo ena biat
etti. Arkasından da Ebu Uheyde (r.) vo diğer Muhacirler biat ettiler. Daha
sonra Sa’d hariç orada bulunan Ensann tümü de biat etti­ler, Sa’d hiçbir zaman
Ebu Bekir’i bir halife[2]
olarak kabuî etmedi ve Suriye’ye hicret etti.

Orada ne karar almış
olurlarsa olsunlar Medine’de hiç kimse Mescid’de, o orada olduğu müddetçe    Ebu Bekir’in önüne geçmeyi kabul etmezdi.
Ertesi gün sabah namazın­da, namazı kılmadan önce Ebu Bekir (r.) minbere
oturdu. Ömer (r.) ayağa Kalkıp, cemaate Ebu Bekir’e biat etmele­rini emretti ve
onu şöyle tanımladı: «Sizin en iyiniz, Allah’­ın Rasulünün arkadaşı,» îkisi
mağarada oturduklarında ikinin ikincisi» (Tevbe: 40).

Yeni nazil olan
âyetlerden birinde Ebu Bekir (r.)’in bu önemli anda Peygamber (s.a.v.)’in tek
arkadaşı olduğu belirtiliyordu[3]. Daha
sonra biat eden Ali hariç tüm cemaat bir ağızdan ona bağlılık yemini ettiler[4].

Daha sonra Ebu Bekir
fr.), Allah’a hamd ve şükret­tikten sonra cemate hitap etti: «Sizin en iyiniz
olmadığım “halde sizin üzerinize hakim oldum. Eğer doğru yaparsam bana
yardım edin, eğer yanhş yaparsam beni doğrultun. Hakka samimiyetle saygı
göstermek bağlılıktır, hakka say­gısızlık ise ihanettir. Aranızdaki güçsüzler,
inşallah onla­rın haklarını koruyuncaya kadar benim katımda güçlü ola­caklardı.
Aranızdaki güçlüler ise, başkalarının hakkını on-fardan, inşallah, alana kadar
benim katımda güçsüzdürler Ben Allah’a ve Rasulüne itaat ettiğim sürece bana
itaat ediniz. Fakat eğer ben Allah’a ve Rasulüne itaat etmez­sem siz de bana
itaat etmeyin. Namaza kalkın, Allah size merhamet etsin!»

Namazdan sonra
Peygamber (s.a.v.)’in ev halkı ve ailesi onu gömülmeye hazırlamaları
gerektiğine karar ver­diler. Fakat bunun nasıl yapılacağı konusunda anlaşmaz-lığa
düştüler. Daha sonra Allah onların üzerine bir uyuk­lama verdi ve herbiri
rüyasında bir sesin «Peygamber (s, a.v.)’i elbiseleri üzerinde olduğu halde
yıkayın» diye bir ses duydu. Bunun üzerine Aişe’nin odasına gittiler, o an için
Aişe odadan çıkmıştı. Hazreçli bir adam olan Evs îbn Havlî, orada Ensan temsil
etmek için Ali’ye yalvardı: «Sen­den Allah ve Rasulündeki payımız adına rica
ediyorum Ey Ali!» Ali onun içeri girmesine izin verdi. Abbas fr.), oğlu Fadl
(r.) ve Kisam (r.), Ali (r.)’ye mübarek vücudu­nu çevirmekte yardım ettiler. Bu
sırada Üsame (r.). Pey­gamber (s.a.v.)’in azatlısı kölelerinden biri olan
Şükran’ın yardımıyla su döküyordu, Ali Cr.) elini uzun yün elbisesi­nin her
tarafında gezdirdi. «Ey bana annemden ve babam­dan daha sevgili olan,» dedi,
«yaşarken de, ölü iken de ne kadar güzelsin!» Hatta bir gün sonra bile
Peygamber (s.a. v.)’in vücudu nefes alıp vermemesine, sıcaklık ve yumu­şaklığını
kaybetmiş olmasına rağmen hâlâ uykuda imiş gibiydi.

Ashab şimdi de onun
nereye gömüleceği konusunda anlaşmazlığa düştü. Çoğu, onun mezarının Baki
mezarlı­ğında üç kızı ve oğlu İbrahim’in ve kendi gömdüğü arka­daşlarının yanma
kazılması gerektiğini düşünüyordu. Ba­zıları ise onun Mescide gömülmesi
fikrindeydi. Fakat Ebu Bekir onun: «Öldüğü yere gömülmeyen hiçbir Peygamber
yoktur» dediğini hatırladı. Bunun üzerine mezar, Peygam­ber (s.a.v)’in yattığı
şiltenin hemen yanında Aişe’nin oda­sının zeminine kazıldı.

Daha sonra tüm
Medine’liler onu ziyaret ettiler ve ba­şında cenaze namazı kıldılar. Küçük gruplar
halinde geldi­ler ve her .grup ayrı olarak cenaze namazını kıldı ilk ön­ce
erkekler grup grup geldiler, tüm erkekler onu ziyaret ettikten sonra kadınlar
geldiler. Onlardan sonra da çocuk­lar ziyaret ettiler. O gece Peygamber
(s.a.v.) Ali (r.) ve kendisini mezara hazırlayan diğer arkadaşları tarafından
gömüldü.

Şimdi «Nur şehri» diye
anılan Medine’de büyük bir üzüntü yaşanıyordu. Sahabeden her biri ağladığı için
baş­kalarını azarlıyor, fakat kendisi ağlıyordu. Niye ağladığı sorulduğunda
Ümmü Eymen[5]: «Ben
onun için ağlamıyo­rum» dedi. «Onun için bu dünyadan daha iyi olan bir yere
gittiğini sanki bilmiyor muyum? Fakat ben, bize gökten gelen haberler kesildiği
için ağlıyorum»[6].

Sanki büyük bir kapı
kapanmış gibiydi. Yine de onun şöyle dediğini hatırladılar: «Ben bu dünyada ne
yapayım? Ben ve bu dünya, bir yolcu ve yolcunun altında gölgelen­diği bir ağaç
misaliyiz. Bir müddet sonra yolcu yoluna gi­der ve onu arkasında bırakır [7]
Peygamber (s.a.v.) bunu herkesin kendisi için söylemesini kestederek
duyurmuştu. Bu kapı şimdi kapansa bile, mü’minler için Ölümle birlikte tekrar
açılacaktır. Kulaklarında hâla onun şu sözleri çın­lıyordu:

«Ben sizden Önce
gidiyorum ve sizin şahidinizim. Si­zinle buluşma yerim Havuz’dur». Bu dünyadaki
risalet gö­revini yerine getirerek, bu görevi ahirette devam ettirmek üzere bu
dünyadan ayrılmıştı. Ahirette O, onlar için ve baş­kaları için, bu dünya
hayatına sınırlamaları olmaksızın merhamet anahtarı[8],
Cennet Anahtarı, Hakkın Ruhu ve Allah’ın habibt olacaktı.

«Hiç şüphesiz, Allah
ve melekleri Peygambere salat etmekte­dirler. Ey iman edenler, siz de ona salat
edin ve tam bir teslimi­yette ona selâm verin» (Ahzab: 56).

514

VADÎ KUREYŞLERÎ

(Fihr direkt olarak
İsmail’in oğullan soyundan gelmektedir. Fihr’in soyunun civar Kureyş-leri
olarak anılan kısmı bu    şemada
belirtilmemiştir.)

KUREYŞ diye tanınan
Fihr

el-HARÎS

Gâlib Lu’ay

(Ebu Ubeyde’nin
kabilesi)

AMİR

(Süheyl’in kabilesi)

Ka’b

Hüseys      ADİY     
MÜRRE

(Ömer’in kabilesi) AMR

SEHM (AMR tbn el As’ın
k.)    CUMAH (Osman

İbn Ma’zun k.)

Kilâb

KUSAY

MÜRRE

TEYM

(Talha ve Manzum Ebu
Bekir’in)

ZÜHRE

Yekaze

{Ebu Seleme ve Halid
İbn Velid’in Kabüesi)

ABDU’D-DAR       ABDU MENAF

ABD EL-UZZA        (Peygamber’in annesi Amine’nin kuzeni

ESED             Sa’d’ın ve Abdurrahman îbn Avfîm
ka-

Hatice, Varaka ve     bilesl) Zübeyr ibn El-Av-vam’m kabilesi

Kabilelerin kurucuları
büyük harfleri© yazılmıştır.  Bunların
ardından da o kabileden Pey­gamber’© çok yakın veya tarihsel önem arzeden
birkaç kişinin adı verilmiştir.

REFERANS ANAHTARI

Biyografik ve Tarihsel
eserler t

K.— Kur’an

Bu kitap osasen
aşağıdaki uç yazarın M.S. 8 ve 9. yüzyıllarda

yazdıkları eserlere
dayanmaktadır.

II.:  ibn lshak            Buradaki   alıntılar Muhammed   ibn  îs-

hak’m Siret-i
Basulullah (Peygamberin Hayatı) adlı kitabının Abdel-Malik îbn Hişam (I.H.)
tarafından tetkik edilmiş nüshasının Wüsten/eld baskısından ya­pılmıştır.

I.S. i İbn Sft’d             Buradaki alıntılar Muhammed İbn
Sa’d’-

ın Kltab et-Tabaka
el-Keblr adlı eserinin Leyden baskısındandir.

W. Vâkıdi                  Buradaki alıntılar Muhammed İbn Ömer

el-Wâkıdl’nin Kİtab
el-Meîazl (Peygam­berin savaşlarının kronolojisi) adlı kita­bının Marsden Jones
baskısından yapıl­mıştır.

Dunların vamsıra zaman
zaman şu yazarlara da müracaat edil­miştir:

A. i Azrakİ                 Muhammed îbn Abdullah   el-Azraki’nin

Ahbar Mekke adh
eserinin Wüstenfeld baskısı.

T«b. t Taberl               Muhammed ibn Cerlr et-Taberî’nin
Tâ-

rih er-RıuuI
ve’I-Mûlûk (Peygamberler ve Krallar Tarihi)  
adh eserinin  leydon

516

heyden baskısı   .Aynı yazarın Tefsir’ine de müracaat  edilmiştir.

S.:   Süheylî                  Abdurrahman İbn Abdtdah
es-SübeyU’nin

tbn İshak’a yazdığı
şerhin  (Er-Ravz el-Unnf)  Kahire baskısı.

Peygamberin
Hadislerini Toplayan Eserler

Aşağıdaki  9. yüzyılda yaşamış   sekiz Muhaddisten  yapılan alıntılar VVensinck’in Handbook of
Eariy Muhammadan Tradi-tion adlı eserinde kullandığı sisteme göre
düzenlenmiştir. B t Muhanımed İbn İsmail el-Buhari M i Müslim tbn el-Haccac
el-Kuşeyrî Tir.: Muhammed tbn İsa et-Tinnizi A.H. î Ahmed îbn Muhammed  İbn Hanbel N. t Ahmod tbn Şu’ayb en-Nesei
A.D.: Ebu Davud es-Sicistanî D.: Abdullah îbn Abdurrahman ed-Darimi İ.M. s
Muhemmed İbn Mace.

Zaman zaman aşağıdaki
M.S. İl. yüzyıl muhaddislerinden de alıntılar yapılmıştır. Bu muhaddislerin eserleri
Wensüyck*in el kitabında yer almamıştır.

Bay: Ahmed ibn
el-Hüseyin el-Beyhaki Kitabes-Sünen el-Kübra F. t Hüseyin b. Mahmud
el-Ferra” el-Be^avî, Mişkat el-Mesablh.

517

 

 

 

 



[1] 1. S.  il/a. 23.

[2] Arabçada Halife, yani tamamen söyleyecek  olursak Halifctû  Rasülullah , Allah’ı+n   Rasülü ‘nün vekili anlamına gelir

[3] Bak   Bul. XXXVII.

[4] Birkaç ay sonra Fatıma öldüğünde Ali ve Ebu Bekir’e
şöyle d-.’di:  -Sonin önemini ve Allah’ın
sana olan  ihsanını biliyo­ruz ve onun
£,ana verdiği hiçbir şeyi kıskanmıyoruz-  
Fakat cjH bizim önümüzde 
bize  sonnadajı bir şey yaptın.
Biz bu konuda, Peygamber  (s.a.v.Ve olan
yakınlığımız nedeniyle bir siz hakkma sahip olduğumuzu hissettik.» Bunun
üzerine Ebu JJ’ikir’iiı gözleri yaşlarla doldu ve şöyle dedi; «Nefsimi kud­ret
elinde tutana yemin olsun ki, ben Allah’ın Rasulünün ak­rabalarıyla,   kendi  
akrabalarımdan  daha   iyi  
geçinmek   is-îunm.» O gün öğic
namazında cemaate Ali’nin henüz kendi­sini bir halife olarak kabul etmediğini
açıkladı.  Bunun uze-nne  Alı 
Ebu  R^k<>’in  doğruluğunu  
tasdikledi  ve  ona  
biai p’tı.   (B. LXIV, 38).

[5] I. S. H/2. 63.4

[6] I. M. XXXVII, 3.

[7] I. M. XXXVII, 3.

 

[8] Bu ve diğer isimler  
Peygamberin İsimlerini anlatan gole-noksül münacaatlardan alınmıştır.