İşaret İsimleri Arapça Dersleri
Genel Cümle Örnekleri
|
هَلْ هَذِهِ ساَعَتُكَ ؟ |
Bu senin saatin midir? |
|
لاَ ، هَذِهِ لَيْسَتْ[2] ساَعَتيِ. |
Hayır, bu benim saatim değildir. |
|
هَذاَنِ الرَّجُلاَنِ رَكِباَ السَّياَّرَةَ. |
Bu iki adam arabaya bindi. |
|
هَلْ شاَهَدْتَ هاَتَيْنِ الْمَرْأَتَيْنِ. |
Bu iki kadını gördün mü? |
|
هَلْ شاَهَدْتِ تِلْكَ الْمَرْأَةَ. |
O kadını gördün mü? |
|
ذَهَبْتُ مَعَ هَذاَ الرَّجُلِ فِي تِلْكَ الرِّحْلَةِ. |
O geziye bu adamla beraber gittim. |
|
رَكِبَتْ هاَتاَنِ الْبِنْتاَنِ تِلْكَ الْحَافِلَةَ. |
Bu iki kız o otobüse bindi. |
|
لَعِبَتِ الطاَّلِبَتاَنِ فِي ذَلِكَ الْمَلْعَبِ. |
İki kız öğrenci o oyun sahasında oynadı. |
|
مِنْ أَيْنَ جاَءَ أُولَئِكَ الرِّجَالُ؟ |
O adamlar nereden geldi? |
|
جاَؤُوا مِنْ بَلَدِهِمْ. |
Memleketlerinden geldiler. |
|
هَذاَ أَخيِ . هُوَ مُهَنْدِسٌ. |
Bu benim kardeşimdir. O mühendistir. |
|
هَذِهِ أُمِّي . هِيَ مُدَرِّسَةٌ. |
Bu benim annemdir. O öğretmendir. |
|
كَيْفَ رَسَمَتِ التِّلْميِذَةُ هَذِهِ الصُّورَةَ ؟ |
Öğrenci bu resmi nasıl çizdi? |
|
لِمَنْ هَذاَ الْقَلَمُ ؟ هَذاَ الْقَلَمُ لِصَديِقَتيِ. |
Bu kalem kimindir? Bu kalem arkadaşımındır. |
|
لِمَنْ هَذِهِ الْحَقيِبَةُ ؟ |
Bu çanta kimindir? |
|
هَذِهِ حَقيِبَتيِ. |
Bu benim çantamdır. |
|
هَذاَ الْقَلَمُ لِصَديِقِي. |
Bu kalem arkadaşımındır. |
|
هَؤُلاَءِ الطُّلاَّبُ ذَهَبُوا إِلَى الْجاَمِعَةِ. |
Bu öğrenciler üniversiteye gittiler. |
|
هَؤُلاَءِ الرُّكاَّبُ ذَهَبُوا إِلَى الْمَحَطَّةِ. |
Bu yolcular istasyona gittiler. |
|
هَؤُلاَءِ اللاَّعِبُونَ ذَهَبُوا إِلَى الْمَلْعَبِ. |
Bu oyuncular oyun sahasına gittiler. |
|
كُلُّ هَؤُلاَءِ الْمُساَفِرِينَ[3] ذَهَبُوا إِلَى إِزْمِيرَ. |
Bütün bu yolcular İzmir’e gittiler. |
|
هَلْ عَرَفْتَ ذَلِكَ ؟ |
Onu tanıdın mı? (Bildin mi?) |
|
اِشْتَرَيْتُ تِلْكَ النَّظاَّرَةَ. |
O gözlüğü satın aldım. |
|
ماَ سَأَلْتُ عَنْ ذَلِكَ. |
Onun hakkında sormadım. |
|
تَذَكَّرْتُ ذَلِكَ جَيِّداً. |
Onu iyice hatırladım[4]. |
|
كُتِبَ اسْمُكَ عَلَيْهاَ. |
İsmin onun üzerine yazıldı. |
|
هَلْ عَرَفْتَ هَذاَ التِّلْميِذَ ؟ |
Bu öğrenciyi tanıdın mı? |
|
نَعَمْ ، عَرَفْتُهُ ، هَذاَ أَحْمَدُ. |
Evet O’nu tanıdım. Bu Ahmed’dir. |
|
اِشْتَرَكَ هَذاَنِ الْمُجاَهِداَنِ فِي الْمَعْرَكَةِ. |
Bu iki mücâhid savaşa katıldı[5]. |
|
|
|
|
هَلْ هَذاَنِ الْكِتاَباَنِ كَبِيراَنِ ؟ |
Bu iki kitap büyük müdür? |
|
نَعَمْ ، هَذاَنِ الْكِتاَباَنِ كَبِيراَنِ. |
Evet, bu iki kitap büyüktür. |
|
هاَتاَنِ الدَّراَّجَتاَنِ رَخِيصَتاَنِ. |
Bu iki bisiklet ucuzdur. |
|
هَؤُلاَءِ مَشْغُولُونَ. |
Bunlar meşguldürler. |
|
وَ لَقَدْ أَمَرَكُمُ اللَّهُ بِذَلِكَ. |
Muhakkak ki Allah size bunu emretmiştir([6]). |
|
جَعَلَ اللَّهُ فِي ذَلِكَ خَيْراً كَثِيراً. |
Allah onda çok hayır kılmıştır (yapmıştır). |
|
هَلْ هَذاَ كِتاَبُكَ ؟ |
Bu senin kitabın mıdır? |
|
لاَ ، هَذَا لَيْسَ كِتاَبيِ، كِتاَبيِ أَبْيَضُ[7]. Hayır, bu benim kitabım değildir, benim kitabım beyazdır |
|
|
هَلْ أَنْتَ مُتَأَكِّدٌ ؟ نَعَمْ أَناَ مُتَأَكِّدٌ. |
Emin misin? Evet, eminim. |
|
تِلْكَ شَقَّتيِ. – هَذِهِ شَقَّتُهُ. O benim (apartman) dairemdir. Bu onun dairesidir. |
|
¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯
Konularla İlgili Ayetler
|
1- وَجُمِعَ الشَّمْسُ وَ الْقَمَرُ. |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| (75/KIYAMET, 9) Güneş ve ay biraraya getirildi(ği zaman)… | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
جَمَعَ |
topladı, biraraya getirdi | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
2- وَ ضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الذِّلَّةُ وَ الْمَسْكَنَةُ. |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| (2/BAKARA, 61) (Bu hadiseden sonra) üzerlerine aşağılık ve yoksulluk (damgası) vuruldu. | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
اَلذِّلَّةُ |
aşağılık, zillet, alçaklık |
اَلْمَسْكَنَةُ |
yoksulluk, fakirlik | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
3- فَغُلِبُوا هُناَلِكَ وانْقَلَبُوا صاَغِرِينَ. |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
(7/A’RÂF, 119)(Firavun ve kavmi) orada yenildiler ve küçük düşerek geri döndüler. |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
غَلَبَ |
galib geldi |
غُلِبَ |
galib gelindi: yenildi |
اِنْقَلَبَ |
geri döndü |
صَاغِرٌ |
küçük düşen |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
4- …كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِصاَصُ فِي الْقَتْلَى . الْحُرُّ بِالْحُرِّ وَ الْعَبْدُ بِالْعَبْدِ وَ الْأُنْثَى بِالْأُنْثَى.. |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| (2/BAKARA, 178) (Ey iman edenler!) Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı: Hürle
hür, köleyle köle, kadınla kadın… |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
اَلْقَتْلَى |
öldürülenler |
اَلْعَبْدُ |
kul, köle |
اَلْأُنْثَى |
kadın |
اَلْحُرُّ |
hür | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
5- أُولَئِكَ عَلَى هُدىً مِنْ رَبِّهِمْ وَ أُولَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ. |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| (2/BAKARA, 5) Onlar Rablerinden bir hidayet üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerdir. | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
هُدىً |
hidayet, doğru yol (sonu illet harfli ve tenvinli olduğu için merfû, mansûb mecrûr durumların aynen bu şekilde değişmeden gelir. İleride açıklanacaktır.) |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
اَلْمُفْلِحُ |
kurtuluşa eren. [Burada (أُولَئِكَ) mübtedâ (الْمُفْلِحُونَ) kelimesi haberdir. Haberin önemini vurgulamak üzere haber harf-i tarifli olarak da gelir. O zaman haberin sıfat zannedilmemesi için müfred ya da cemi cümlenin siygasına uygun olarak arada ( هُوَ هِيَ هُمْ هُنَّ gibi) bir zamir bulunur. Buna fasıl (ayırma) zamiri denir.] | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| (6/EN’ÂM, 53) …İşte böyle onların bazısını bazısıyla imtihan ettik.. | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
كَذَلِكَ |
işte böyle, öyle. Cümledeki duruma göre bazen aynı anlamda (كَذَلِكِ) (ذَلِكَ)(ذَلِكِ) (ذَلِكُماَ) (ذَلِكُمْ) (ذَلِكُنَّ) vb. şeklinde gelir. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
فَتَنَ |
imtihan etti, sınadı. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
7- وَ تِلْكَ حُجَّتُناَ آتَيْناَهاَ إِبْراَهِيمَ عَلَى قَوْمِهِ. |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| (6/EN’ÂM, 83) (İşte) bu, kavmine karşı İbrahim’e verdiğimiz delilimizdir… | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
آتَى |
verdi |
حُجَّةٌ |
delil | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
8- وَ أَنَّ هَذاَ صِراَطِي مُسْتَقِيماً. |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| (6/EN’ÂM, 153) Şüphesiz bu benim dosdoğru yolumdur.. | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
اَلصِّراَطُ |
yol |
مُسْتَقِيمٌ |
dosdoğru | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
إِنَّ = أَنَّ |
şüphesiz, gerçekten, hakikaten. İsmin önüne gelen ve “harfu te’kîd ve nasb” (te’kîd ve nasb harfi) şeklinde irabını yaptığımız (إِنَّ) önüne geldiği kelimeyi üstün yapar.Haberi olduğu gibi bırakır. Burada olduğu gibi bir önceki ayetin devamı olarak cümle ortasında geldiği zaman (أَنَّ) şeklinde hemzesi üstünlü olarak gelir. Esasen (إِنَّ) ileride işlenecek müstakil bir konudur. Fakat ayetlerde çok sık geçtiği için açıklama yapmak zorunlu hale gelmiştir: (إِنَّ) Mübtedâ haber şeklindeki isim cümlelerinin önüne gelir. Mübtedâ’ya artık mübtedâ değil, (إِنَّ)nin ismi, habere de (إِنَّ)nin haberi denir. Bu ayetde (وَ) harfu atıf, (أَنَّ) harfu te’kid ve nasb, (هَذاَ) ism-i işaret olarak (أَنَّ)nin ismidir. Zâhir olarak fetha harekesi alması gerekirken sukûn (harekesiz yani cezm ya da uzatma hali) üzere mebnidir. (صِراَطِي) ise (إِنّ) nin haberi olarak merfûdur. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| لَشَهِيدٌ. | ذَلِكَ | عَلَى | إِنَّهُ |
9- وَ |
|
| (إِنَّ) nin haberi
(merfû) (لَ) te’kîd lâmı |
İsmu işaret
(mahallen mecrûr) |
Harfi cer | (إِنَّ) harfu te’kid ve nasb Harfu atıf
(هُ)muttasıl zamir olarak inne’nin ismi (mahallen mansûb) |
||
| (100/ADİYAT, 7) Şüphesiz o ona şâhittir. | ||
|
شَهِيدٌ |
şâhit | |
Ek anlatım: İşaret isimleri
Herhangi bir şeyi veya kimseyi gösterip hakkında bilgi vermek için kullandığımız isim cinsinden kelimelere işaret ismi denir. Türkçede “Bu, bunlar, şu, şunlar” anlamlarına karşılık gelirler.
Arapçada üç çeşit işaret ismi vardır
1- Yakın için olan işaret isimleri
2- Orta uzaklık için olan işaret isimleri
3- Uzak için olan işaret isimleri.
Bunlardan en çok kullanılanları; yakın için ve uzak için kullanılan işaret isimleridir. Biz de konu olarak bunları ele alacağız.
Yakın için kullanılan işaret isimleri
Yakındaki bir şeyi veya kimseyi göstermek için kullandığımız işaret isimlerine “Yakın için kullanılan işaret isimleri” denilir. Âkil için şunları kullanırız:
|
Cemi |
Müsenna |
Müfred |
|
|
هؤُلاَءِ |
هذَانِ |
هذَا |
Müzekker |
|
هؤُلاَءِ |
هتَانِ |
هذِهِ |
Müennes |
|
Bunlar |
Bu ikisi |
Bu |
Gayr-ı âkil, yani akıl sahibi olmayanlar için ise şunları kullanırız:
|
Cem’i |
Müsenna |
Müfred |
|
|
هذِهِ |
هذَانِ |
هذَا |
Müzekker |
|
هذِهِ |
هتَانِ |
هذِهِ |
Müennes |
|
Bunlar |
Bu ikisi |
Bu |
Uzak için kullanılan işaret isimleri
Uzaktaki bir şeyi veya kimseyi göstermek için kullandığımız işaret isimlerine “Uzak için kullanılan işaret isimleri” denilir. Âkil için şunları kullanırız:
|
Cem’i |
Müsenna |
Müfred |
|
|
اُولئِكَ |
ذَانِكَ |
ذلِكَ |
Müzekker |
|
اُولئِكَ |
تَانِكَ |
تِلْكَ |
Müennes |
|
Şunlar |
Şu ikisi |
Şu |
Gayr-ı âkil için de şunları kullanırız:
|
Cem’i |
Müsenna |
Müfred |
|
|
تِلْكَ |
ذَانِكَ |
ذلِكَ |
Müzekker |
|
تِلْكَ |
تَانِكَ |
تِلْكَ |
Müennes |
|
Şunlar |
Şu ikisi |
Şu |
Şu kaidelere dikkat edelim
1- İşaret isimlerinin müfred ve cemilerinin sonları her zaman aynıdır. Cümledeki yerlerine göre sonları değişmez. Yani bu kelimeler mebnidir.
2- Müsennaları ref durumunda “elif” alır. Nasb ve cer durumunda ise (ىْ ) alırlar. Buna göre ref durumuyla, nasb ve cer durumlarını şöyle gösterebiliriz:
|
تَانِكَ |
ذَانِكَ |
هتَانِ |
هذَانِ |
Ref durumu |
|
تَيْنِكَ |
ذَيْنِكَ |
هتَيْنِ |
هذَيْنِ |
Nasb ve cer durumu |
- Yakın için kullanılan müfred müennes işaret ismi hangisidir?هَذِهِ «bu» (müennes) demektir; هَذَا yakın müzekker, تِلْكَ ve ذَلِكَ uzak içindir.
- ذَلِكَ işaret isminin anlamı nedir?ذَلِكَ uzak için müfred müzekker işaret ismidir: ذَلِكَ الرَّجُلُ = şu/o adam.
- هَؤُلَاءِ hangi işaret ismidir?هَؤُلَاءِ «bunlar» demektir; hem müzekker hem müennes cemi için kullanılır. Uzak cemi أُولَئِكَ'dir.
- Bir yeri göstermek için «burası, burada» anlamında kullanılan kelime hangisidir?هُنَا burası/burada, هُنَاكَ orası/orada demektir: هُنَا بَيْتُنَا = Burası evimizdir.
- أُولَئِكَ kelimesinde hangi harf yazıldığı hâlde okunmaz?أُولَئِكَ «ulâike» okunur; hemzenin ardındaki vav yazılır ama okunmaz.
- İnsan dışı çoğula işaret ederken «bu kitaplar» nasıl söylenir?Akılsız (cansız) çoğul tek bir müennes hükmündedir; bu yüzden müfred müennes işaret ismi هَذِهِ kullanılır.
- رَأَيْتُ ___ الْوَلَدَيْنِ. (Bu iki çocuğu gördüm.) Boşluğa hangisi gelir?Müsennâ işaret ismi i'raba göre değişir; mef'ûl (mansûb) olan müzekker müsennâda هَذَيْنِ kullanılır.
- جَاءَتْ ___ الْبِنْتَانِ. (Bu iki kız geldi.) Boşluğa hangisi gelir?Fâil (merfû) ve müennes müsennâ olduğu için هَاتَانِ gelir; هَاتَيْنِ mansûb/mecrûr hâlidir.
- هَذَا كِتَابٌ cümlesinde كِتَابٌ kelimesinin görevi nedir?İşaret isminden sonra nekre kelime gelirse haber olur: «Bu bir kitaptır.» Marife gelirse (هَذَا الْكِتَابُ) tâbi olur.
- سَلَّمْتُ عَلَى هَذَا الْوَلَدِ cümlesinde هَذَا'nın sonu neden değişmemiştir?Müfred ve cemi işaret isimleri mebnîdir; harf-i cerden sonra mahallen mecrûr olur ama şekli değişmez.
- Hangi cümlede işaret isminin şekli i'rab gereği değişmiştir?Yalnız müsennâ işaret isimleri i'raba göre şekil alır: merfûda هَذَانِ, mansûb ve mecrûrda هَذَيْنِ. Diğerleri mebnîdir.
- هَذَا الْكِتَابُ جَمِيلٌ cümlesinin tahlili hangisinde doğru verilmiştir?İşaret isminden sonra gelen marife kelime onun tâbiidir (sıfat veya bedel); haber nekre olan جَمِيلٌ'dir: «Bu kitap güzeldir.»
- أُولَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ (Bakara 5) ifadesinde هُمْ zamirinin derste verilen görevi nedir?Haber harf-i tarifli gelince mübtedâ ile haber arasına uygun bir zamir (هُوَ، هِيَ، هُمْ، هُنَّ) konur; buna fasıl zamiri denir.
- وَأَنَّ هَذَا صِرَاطِي مُسْتَقِيمًا (En'âm 153) cümlesinde هَذَا'nın i'rabı nedir?أَنَّ ismini nasb eder; هَذَا sükûn üzere mebnî olduğundan mahallen mansûbdur. صِرَاطِي ise أَنَّ'nin haberidir.
- «Bu iki kitap büyüktür.» cümlesini Arapçaya çeviriniz.Cevabı önce aklından söyle, sonra kontrol et.Cevap: هَذَانِ الْكِتَابَانِ كَبِيرَانِMübtedâ müsennâ ve merfû olduğu için işaret ismi هَذَانِ; haber de müsennâ ve merfû olarak كَبِيرَانِ gelir.Bildin mi?