MÜENNESLİK ALAMETLERİ

MÜENNESLİK ALAMETLERİ

Arapçada bir ismin müennes olduğunu gösteren üç alâmet vardır:

1. Tâ-i Merbûta ( التَّاءُ المرَْبُوطَةُ ): Yuvarlak tâ. Dişilik tâ’sı da denilen bu tâ, sonuna eklendiği isim ve sıfatları müennes yaparak müzekkerlerinden ayırır. Yuvarlak müenneslik tâ’sının kelimelerin aslından olmayıp zâid olduğu

unutulmamalıdır. Daha çok fiilden türeyen sıfatların (ism-i fâil, ism-i mef’ûl, sıfat-ı müşebbehe) ve ism-i mensûb’ların sonlarına eklenir. ( ة veya (ة şeklinde yazılır. Fiilden türememiş (câmid) isimlerde daha az bulunur.

Aşağıdaki örnek kelimeleri ve cümle içerisindeki kullanımlarını inceleyiniz:

مَرْءٌ – مَرْأَةٌ / فَتًى – فَتَاةٌ / شَابٌّ – شَابَّةٌ / قِطٌّ – قِطَّةٌ / كَلْبٌ – كَلْبَةٌ / كَاتِبٌ – كَاتِبَةٌ / طَالِبٌ – طِالِبَةٌ / مُعَلِّمٌ – مُعَلِّمَةٌ / مَقْتُولٌ – مَقْتُولَةٌ / تُرْكِيٌّ – تُرْكِيَّةٌ حَنَفِيٌّ – حَنَفِيَّةٌ / مَرِيضٌ – مَرِيضَةٌ / تَعِبٌ – تَعِبَةٌ / طَيِّبٌ – طَيِّبَةٌ

Bu kadın zengindir. . هَذِهِ المرَْأَةُ غَنِيَّةٌ Bu adam zengindir. . هذَا المرَْءُ غَنِيٌّ

Bu genç kız zekidir. . هَذِهِ الفَتَاةُ ذكَِيَّةٌ Bu delikanlı zekidir. . هَذَا الفَتَى ذكَِيٌّ

Genç kız terbiyelidir. . الشَّابَّةُ مُؤَدَّبَةٌ Delikanlı terbiyelidir. . الشَّابُّ مُؤَدَّبٌ

Kedi (dişi) uyuyor. . القِطَّةُ نَائِمَةٌ Kedi (erkek) uyuyor. . القِطُّ نَائِمٌ

Köpek (dişi) açtır. . الكَلْبَةُ جَائِعَةٌ Köpek (erkek) açtır. . الكَلْبُ جَائِعٌ

Zeynep bir yazardır. . زَيْنَبُ كَاتِبَةٌ Ahmet bir yazardır. . أَحمَْدُ كَاتِبٌ

O (bayan), bir öğrencidir . هِيَ طِالِبَةٌ O (bay), bir öğrencidir. . هُوَ طَالِبٌ

Annesi bir öğretmendir. . أُمُّهُ مُعَلِّمَةٌ Babası bir öğretmendir. . أَبُوهُ مُعَلِّمٌ

Maktule doktordu . كَانَتْ المقَْتُولَةُ طَبِيبَةً Maktul doktordu. . كَانَ المَقْتُولُ طَبِيبًا

Hatice Türk’tür. . خَدِيجَةُ تُرْكِيَّةٌ Mahmut Türk’tür. . مَحْمُودٌ تُرْكِيٌّ

Öğretmen Hanefîdir. . المدَُرِّسَةُ حَنَفِيَّةٌ Öğretmen Hanefîdir. . المدَُرِّسُ حَنَفِيٌّ

Kız kardeşim hasta. . أُخْتِي مَرِيضَةٌ Erkek kardeşim hasta. . أَخِي مَرِيضٌ

Bayan doktor yorgundur. . الطَّبِيبَةُ تَعِبَةٌ Doktor yorgundur. . الطَّبِيبُ تَعِبٌ

O, iyi bir kadındır. . هِيَ اِمْرَأَةٌ طَيِّبَةٌ O, iyi bir adamdır. . هُوَ رَجُلٌ طَيِّبٌ

Dişi köpek yavrularına şefkatle bakıyordu. . كَانَتْ الكَلْبَةُ تَنْظُرُ إلى صِغَارِهَا بِحَنَانٍ

Fatma! Sen Hanefi mi yoksa Şafii misin? ؟ فَاطِمَةُ! هَلْ أنْتِ حَنَفِيَّةٌ أمْ شَافِعِيَّةٌ

Bayan yazar okurları için kitaplarını imzalıyor. . الكَاتِبَةُ تُوَقِّعُ كُتُبَهَا لِقُرَّائِهَا

Ne yazık ki! Hemşire hastaydı. . لِسُوءِ الحَظِّ! كَانَتْ الممَُرِّضَةُ مَرِيضَةً

Yuvarlak tâ; isim ve sıfatlara müenneslik anlamı kazandırmasının yanı sıra, cins isimlere teklik anlamı da kazandırır. Bu durumda “Tâü’l-vahde” adını alır. Aşağıdaki kelime örneklerini ve cümle içerisindeki kullanımlarını inceleyiniz:

زَهْرٌ – زَهْرَةٌ / شَجَرٌ – شَجَرَةٌ / وَرْدٌ – وَرْدَةٌ / نَمْلٌ – نَمْلَةٌ / نَحْلٌ – نَحْلَةٌ

Çiçeği ve gülü çok severim. . أُحِبُّ الزَّهْرَ والوَرْدَ كَثِيرًا

Bir çiçek kopardım, bir gül kokladım. . قَطَفْتُ زَهْرَةً وَشمََمْتُ وَرْدَةً

Birinci cümlede الزَّهْرَ ve الوَرْدَ kelimeleri cins isimlere “bir tek, bir tane” anlamı kazandıran “Tâü’l-vahde” ( ة) getirilmeden kullanıldığı için anlam olarak çiçek ve gül cinsini ifade etmektedir. Aynı kelimeler ikinci cümlede

زَهْرَةً ve وَرْدَةً şeklinde teklik anlamı taşıyan “Tâü’l-vahde” ( ة) ile kullanıldığı için bir tek çiçek ve bir tek gül anlamı kazanmıştır. Aşağıdaki örneklerde de durum aynıdır.

النَّمْلُ وَالنَّحْلُ مِنَ الحَيَوَانَاتِ المجُْتَهِدَةِ. Karınca ve arı çalışkan hayvanlardandır.

Bu küçük bir karıncadır. هَذِهِ نَمْلَةٌ صَغِيرَةٌ

Bu büyük bir arıdır. هَذِهِ نَحْلَةٌ كَبِيرَةٌ

Dişilik tâ’sı muttasıl zamirle birleştiği zaman ( ت) şeklinde yazılır.

حَدِيقَةٌ – حَدِيقَتُنَا / حَقِيبَةٌ – حَقِيبَتُهَا / سَيَّارَةٌ – سَيَّارَتُهُ / نَظَّارَةٌ – نَظَّارَتُكَ فَعِيلٌ) ) ölçüsünde olup ism-i mef’ûl (edilgen ortaç) anlamı taşıyan sıfatı müşebbehe’ler ile, ( فَعُولٌ ) ölçüsünde ism-i fâil (etken ortaç) anlamı taşıyan

sıfatlarda erillik-dişillik ayrımı yoktur. Bu vezinler müzekker ile müennes arasında ortaktır.

Öldürülmüş bir kadın. . اِمْرَأةٌ قَتِيلٌ / Öldürülmüş bir adam. . فَعِيلٌ: رَجُلٌ قَتِيلٌ

Yaralı bir kadın. . اِمْرَأةٌ جَرِيحٌ / Yaralı bir adam. . فَعِيلٌ: رَجُلٌ جَرِيحٌ

Sabırlı bir kadın. . اِمْرَأةٌ صَبُورٌ / Sabırlı bir adam. . فَعُولٌ: رَجُلٌ صَبُورٌ

Yaşlı bir kadın. . اِمْرَأةٌ عَجُوزٌ / Yaşlı bir adam. . فَعُولٌ: رَجُلٌ عَجُوزٌ

قَتِيلٌ kelimesi مَقْتُولٌ öldürülmüş, صَبُورٌ kelimesi صَابِرٌ sabırlı anlamındadır.

جَرِيحٌ kelimesi مَجْرُوحٌ yaralanmış, عَجُوزٌ kelimesi عَاجِزٌ âciz, yaşlı anlamındadır.

Boşlukları parantez içindeki uygun kelimelerle doldurunuz.

صَافِيَةٌ – ثَقِيلَةٌ- شَابَّةٌ – هَادِئَةٌ – سَاطِعَةٌ) – ◌َ (صَبُورٌ – الحَدِيقَةُ – الجَدَّةُ

1. ………تَتَكَلَّمُ مَعَ حَفِيدِهَا. 2. هَذِهِ ……….مُؤَدَّبَةٌ.

 

3. ……………خَضْرَاءُ 4. السَّمَاءُ………..اليَوْمَ.

 

5. الشَّمْسُ…………. 6. المكَْتَبَةُ……….. .

 

7. عَائِشَةُ اِمْرَأةٌ…….. 8. الحَقِيبَةُ…………

 

2. Elif-i Maksûra ( الألِفُ المَقْصُورَةُ ): İsim ve sıfatların sonuna ( ى veya ( ا şeklinde yazılan eliftir. Elif-i maksûra’nın müennesliğe delalet edebilmesi için kelimenin aslından olmayıp zâid olması şarttır. Aksi takdirde الفَتَى

(delikanlı), المسُْتَشْفَى (hastane) ve مُوسَى (Mûsâ) örneklerinde olduğu gibi müenneslik anlamı ifade etmez. Zira bu örneklerde elif-i maksûra, kelimenin kök harflerindendir, müenneslik için sonradan eklenmiş değildir.

Elif-i Maksûra’nın Te’nis Alameti Olarak Kullanıldığı Yerler

فُعْلَى ve فَعْلَى vezinlerindeki isim ve sıfatlarda zâid olan elif-i maksûra müenneslik alametidir. فُعْلَى vezni, müzekker olan أَفْعَلُ ism-i tafdilinin müennesidir. فَعْلَى vezni ise, müzekker olan فَعْلاَنُ sıfat-ı müşebbehe vezninin

müennesidir. Ayrıca فَعْلَى vezninde bir takım isim ve mastarlar da vardır. İsm-i tafdil, mukayese ve üstünlük bildirmek için fiillerden أَفْعَلُ vezninde türetilir. Sıfat-ı müşebbehe ise, şahıs ve nesnelerdeki sabit niteliklere delalet

etmek üzere geçişsiz fiillerden çeşitli vezinlerde türetilir. فَعْلَى vezni bu vezinlerdendir. Aşağıdaki kelimeleri ve cümle içerisindeki kullanımlarını inceleyiniz:

كُبْرَى – شَبْعَى – صُغْرَى – عَطْشَى – دُنْيَا – حُبْلَى – ذِكْرَى – بُشْرَى – عُلْيَا – سُفْلَى – جَوْعَى – حُسْنَى – سَكْرَى –

En büyük kadın. . المرَْأَةُ الكُبْرَى En büyük erkek. . الرَّجُلُ الأَكْبَرُ أَكْبَرُ kelimesi كَبُرَ “büyük oldu” fiilinden türetilmiş “en büyük” anlamında ism-i tafdil’dir. كُبْرَى ise أَكْبَرُ vezninin müennesidir. Dikkat edilecek olursa

أَكْبَرُ kelimesinde elif-i maksûra yoktur. Oysa كُبْرَى kelimesinde elif-i maksûra vardır. Elif-i maksûra كُبْرَى kelimesini müennes yapmakta ve onu müzekkeri أَكْبَرُ vezninden ayırmaktadır. هَذَا رَجُلٌ شَبْعَانُ. Bu tok bir adamdır. . هَذِهِ اِمْرَأَةٌ

 شَبْعَى Bu tok bir kadındır. شَبْعَانُ kelimesi شَبِعَ “doydu” fiilinden türemiş “tok” anlamında sıfat-ı müşebbehe’dir. شَبْعَى ise شَبْعَانُ sıfatının müennesidir. Dikkat edilecek olursa شَبْعَانُ kelimesinde elif-i maksûra yoktur. شَبْعَى

 kelimesinin sonunda ise elif-i maksûra vardır. Elif-i maksûra شَبْعَى kelimesini müennes yapmakta ve onu müzekkeri شَبْعَانُ sıfatından ayırmaktadır. En küçük kız kardeş. الأُخْتُ الصُّغْرَى En küçük erkek kardeş. . الأَخُ

 الأَصْغَرُ En yüce gaye. . الغَايَةُ العُلْيَا  En yüksek  hedef. . الهدََفُ الأَعْلَى Susuz kadın. . المرَْأَةُ العَطْشَى Susuz adam. . الرَّجُلُ العَطْشَانُ Sarhoş kadın. . المرَْأَةُ السَّكْرَى Sarhoş adam. . الرَّجُلُ السَّكْرَانُ En düşük zarar. . الخَسَارَةُ الدُّنْيَا En

 düşük kar. . الرِّبْحُ الأَدْنىَ Veren el alan elden üstündür. . اليَدُ العُلْيَا خَيْرٌ مِنَ اليَدِ السُّفْلَى O güzel günler hoş bir anı oldu. . أَصْبَحَتْ تِلْكَ الأَيَّامُ الجَمِيلَةُ ذِكْرَى طَيِّبَةً Hint, sınıftaki en küçük kız öğrencidir. . هِنْدٌ هِيَ الطّالِبَةُ الصُّغْرَى في الصَّفِّ (

 وَذكَِّرْ فَإِنَّ الذِّكْرَى  تَنْفَعُ الْمُؤْمِنِينَ. (الذاريات – 55 Öğüt verip hatırlat. Zira hatırlatmak müminlere fayda verir. Ve ona en büyük mucizeyi gösterdi. .( فَأَرَاهُ الْآيَةَ الْكُبْرَى. (النازعات – 20 .( َا. (الأَعْرَافُ- 180  وَلِلَّهِ الْأَسمَْاءُ الحُْسْنَى فَادْعُوهُ ِ

En güzel isimler Allah’ındır, O’na o isimlerle dua edin. İhracatımız en yüksek seviyelere çıktı. . اِرْتَفَعَتْ صَادِرَاتُنَا إلى المسُْتَوَيَاتِ العُلْيَا .( فَلَمَّا ذَهَبَ عَنْ إِبْرَاهِيمَ الرَّوْعُ وَجَاءَتْهُ الْبُشْرَى يُجَادِلُنَا فِي قَوْمِ لُوطٍ. (هود – 74 İbrahim’in korkusu gidip müjde gelince, Lut kavmi hakkında bizle mücadeleye başladı.

Kadın arabasını içkili kullanıyordu. . كَانَتْ المرَْأَةُ تَقُودُ سَيَّارَتَهَا وهِيَ سَكْرَى

Gelecek günler büyük olaylara gebe. . الأَيّامُ المقُْبِلَةُ حُبْلَى بِالأَحْدَاثِ الكُبْرَى

3. Elif-i Memdûde ( الألِفُ الممَْدُودَةُ ): Kelime sonunda ( اء ) şeklinde yazılan eliftir. Elif-i memdûde’nin müenneslik alameti olabilmesi için hemzenin zâid (fazlalık) olması gerekmektedir. Aksi takdirde elif-i memdûde müenneslik

alameti olamaz. Örneğin قُرَّاءٌ، إِنْشَاءٌ، دُعَاءٌ، بَقَاءٌ، بِنَاءٌ kelimelerindeki elif-i memdûdeler aslî harflerden oldukları için müenneslik ifade etmez. Zira قُرَّاءٌ kelimesinin kökü قَرَأَ fiili, إِنْشَاءٌ kelimesinin kökü ise نَشَأَ fiilidir. Diğerlerinde

de durum pek farklı değildir. دُعَاءٌ kelimesindeki hemzenin aslı “vav”, بَقَاءٌ ve بِنَاءٌ kelimelerindeki hemzelerin asılları ise “ye” harfleridir. Hemze bu kelimelere sonradan ilave edilmemiştir.

Elif-i Memdûde’nin Tenis Alameti Olarak Kullanıldığı Yerler

فَعْلاَءُ veznindeki isim ve sıfatlar: Elif-i memdûde daha çok renk, sakatlık ve süs bildiren أَفْعَلُ veznindeki sıfat-ı müşebbehe’nin müennesi olan فَعْلاَءُ vezninde te’nis alametidir. Aşağıdaki kelime örneklerini ve cümle

içerisindeki kullanımlarını inceleyiniz:

 حمَْرَاءُ، سَوْدَاءُ، خَضْرَاءُ، حَدْبَاءُ، زَرْقَاءُ، بَكْمَاءُ، بَيْضَاءُ، هَيْفَاءُ

حمَْرَاءُ kelimesi, أَحمَْرُ sıfat-ı müşebbehe vezninin müennesidir. Müzekker olan أَحمَْرُ vezninde elif-i memdûde ( اء ) bulunmazken, müennes olan حمَْرَاءُ veznine sonradan ilave edilmiştir. Aşağıdaki örneklerde de durum

 aynıdır:

Orman yeşildir. . الغَابَةُ خَضْرَاءُ Çanta siyahtır. . الحَقِيبَةُ سَوْدَاءُ

Çöl büyüktür. . الصَّحْرَاءُ كَبِيرَةٌ Topal bir kız geldi. . جَاءَتْ بِنْتٌ عَرْجَاءُ

Gök mavidir. . السَّمَاءُ زَرْقَاءُ O, kambur bir kadındır. . هِيَ اِمْرَأَةٌ حَدْبَاءُ

Leyla kördür. . لَيْلَى عَمْيَاءُ Annesi dilsizdi. . أُمُّهُ كَانَتْ بَكْمَاءَ

Yumurta beyazdır. . البَيْضَةُ بَيْضَاءُ Gül kırmızıdır. . الوَرْدَةُ حمَْرَاءُ

Kız zariftir. . البِنْتُ هَيْفَاءُ Sarı bir inek aldım. . اِشْتَرَيْتُ بَقَرَةً صَفْرَاءَ

Boşlukları parantez içindeki uygun kelimelerle doldurunuz.

(جَوْعَى-حُبْلَى-عَطْشَانُ-مُوسَى-الصَّحْرَاءُ- زَرْقَاءُ -العَمْيَاءُ-هَادِئَةٌ -الحُسْنَى)

1. الرَّجُلُ……………. 2. المرَْأَةُ ………………

 

3. البِنْتُ……………. 4. السَّمَاءُ……………..

 

5. وَلِلَّهِ الْأَسمَْاءُ…………. 6. ……….لاَ تَسْتَطِيعُ الرُّؤْيَةَ.

 

7. …………..رَجُلٌ كَرِيمٌ. 8………….كَبِيرَةٌ جِدَّا.

 

Müenneslik alametlerinin sonunda bulunduğu ismin müennes sayılabilmesi için, bu alametlerin kelimenin kök harflerinden olmaması gerekmektedir. Aksi takdirde isim müzekkerdir.