Sıla Cümlesi Arapça Gramer Dersleri
İsm-i mevsul nevâsih’in ismi durumunda
|
إِنَّ الَّذِينَ سَمِعُوا قَوْلَ النَّبِيِّ هُمُ الصاَّلِحُونَ. |
|
İnne’nin Haberi İnne’nin İsmi Peygamber’in sözünü dinleyen kişiler salih kişilerdir. |
|
إِنَّ مَنْ يَقْرَأُ يَتَعَلَّمُ. |
Muhakkak ki okuyan kimse öğrenir[6]. |
İnne’nin Haberi İnne’nin İsmi
Sıla Cümlesinin Özellikleri
Sıla cümlesi âid (bağlaç) denilen açık veya gizli bir zamirle mevsul isme bağlıdır. Bu zamir açık değilse kişi onu mevsul ismin türüne göre takdir eder. Aid zamiri sayı, müzekkerlik-müenneslik yönünden mevsul isme uygun olur.
İsm-i mevsuldan sonraki sıla cümlesi; isim cümlesi, fiil cümlesi, şibh-i cümle (cümle benzeri) olarak zarflı ya da harf-i cerli cümle parçalarıyla ana cümleye bağlanır.
İsim Cümlesi olarak
|
حَضَرَتِ السَّيِّدَةُ الَّتِي هِيَ جَمِيلَةٌ. |
Güzel olan bayan geldi. |
Fiil Cümlesi olarak
|
أُحِبُّ الَّذِي يُعَلِّمُنِي. |
Bana öğreten kimseyi severim. |
|
رَأَيْتُ الرَّجُلَ الَّذِي جاَءَ. |
Gelen adamı gördüm. |
Not: İsim ya da fiil cümlesi temel cümleye bağlanırken ..en, ..an, ..dığı ekleriyle tercüme edilir.
Şibh-i Cümle (Zarflı cümle parçası) olarak
|
أَخَذْتُ الْقَلَمَ الَّذِي أَماَمَكَ. |
Önündeki kalemi aldım. |
Şibh-i Cümle (Harf-i cerli cümle parçası) olarak
|
رَأَيْتُ الطُّيُورَ الَّتِي فِي الْحَدِيقَةِ. |
Bahçedeki kuşları gördüm. |
Not: Şibh-i cümle (zarf ya da harf-i cerli isim) olduğunda …ki, ..bulunan, ..olan eklerini alarak cümleye bağlanır.
*Aid zamiri bazen terkedilebilir. Fakat ismi mevsul kendisinden sonra gelen ve harf-i ceri olan bir fiilin mef’ûlü ise zamirin harf-i cere eklenmesi zorunludur:
|
دَخَلَ عَلَى |
birine gitti, yanına gitti |
|
إِنَّ النِّساَءَ اللاَّتِي دَخَلْناَ عَلَيْهِنَّ. … |
Kendilerine gittiğimiz kadınlar |
|
جاَءَ بِ |
getirdi |
|
ماَ هَذِهِ الْأَشْياَءُ الَّتِي جاَؤُا بِهاَ ؟ |
Onların getirdikleri bu şeyler nedir? |
*Belirsiz nekre bir kelimeden sonra mevsul kullanılmaz fakat varmış gibi tercüme edilir:
|
قَدْ جاَءَ رَسُولٌ (مِنْكُمْ) دَعاَناَ إِلَى الْإِسْلاَمِ. |
|
(Sizin içinizden) bizi İslâm’a çağıran bir peygamber geldi. |
|
|
مَنْ ve مَا lar başa geldiği zaman soru işareti olduğu gibi, cümledeki yerine göre çoğul manası taşıyan ism-i mevsul olabilirler:
|
مَا عِنْدَكَ يَمُوتُ[7] وَمَا عِنْدَ اللهِ بَاقٍ[8]. |
|
Senin yanındakiler ölür fakat Allah’ın yanındakiler (yanındaki şeyler) bâkidir. |
|
مَا عِندَكُمْ يَنفَدُ وَمَا عِندَ اللّهِ بَاقٍ.. Sizin yanınızdaki (dünya malı) tükenir, Allah katındakiler ise bâkidir… (Nahl, 96) |
|
…لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ… |
|
..Göklerde ve yerde bulunanlar (bulunan şeyler) O’nundur.. (Bakara, 116). |
Genel Cümle Örnekleri
1- أَيْنَ تَسْكُنُ ؟ أَسْكُنُ فيِ الرِّياَضِ . فيِ أَيِّ حَيٍّ تَسْكُنُ ؟ أَسْكُنُ فيِ حَيِّ الْعِماَراَتِ . ماَ اسْمُ الْعِماَرَةِ الَّتيِ تَسْكُنُ فيِهاَ ؟ اِسْمُهاَ عِماَرَةُ السَّلاَمِ.
2- ماَ اسْمُ الْحَيِّ الَّذيِ تَسْكُنُ فيِهِ ؟ اِسْمُ الْحَيِّ الَّذيِ أَسْكُنُ فيِهِ : حَيُّ الْعِماَراَتِ .
3- مُحَمَّدٌ هُوَ الَّذيِ مَسَحَ السَّبوُّرَةَ – مَنِ الَّذيِ يَتَناَوَلُ الْقَهْوَةَ ؟ هَذاَ جَدِّي. مَنِ الَّتيِ تُشاَهِدُ التِّلِفِزْيُونَ؟ هَذِهِ جَدَّتيِ – اَلطِّفْلُ يَقُولُ الَّذِي ماَ يَفْعَلُهُ.
4- اَلَّتيِ تُنَظِّفُ الْحَديِقَةَ هِيَ واَلِدَةُ أَحْمَدَ – اَلَّذيِ يَتَناَوَلُ الْقَهْوَةَ هُوَ جَدُّ أَحْمَدَ .
5- مَنِ الَّتيِ تُنَظِّفُ الْحَديِقَةَ ؟ أُخْتُ خاَلِدٍ هِيَ الَّتيِ تُنَظِّفُ الْحَديِقَةَ .
6- اَلْعِيدُ الَّذِي يأْتِي[9] بَعْدَ رَمَضاَنَ هُوَ عِيدُ الْفِطْرِ – ماَ الْأَعْماَلُ الْمُهِمَّةُ الَّتِي تَقُومُ بِهاَ[10] كُلَّ أُسْبُوعٍ ؟
7- ماَ حَلُّ السُّؤاَلِ الَّذِي قَرَأْتَهُ فِي الدَّرْسِ الْماَضِي ؟ وَجَدَ السُّكاَّنُ الطِّفْلَةَ الَّتِي يَبْحَثُ عَنْهاَ[11] الْواَلِداَنِ – يَبِيعُ التاَّجِرُ الْأَشْياَءَ الَّتِي يَحْتاَجُ إِلَيْهاَ[12] الناَّسُ .
8- يَشْتَرِي الْآباَءُ الْكُتُبَ الَّتِي يَهْتَمُّ بِهاَ[13] الْأَبْناَءُ – أَحْضَرَ الْاِبْنُ الْهَدِيَّةَ الَّتِي فَكَّرَتْ فِيهاَ الْأُمُّ.
9- سَمِعَتْ فاَطِمَةُ بِماَ صَنَعَتْهُ لَيْلَى – سَمِعَ الْمُدَرِّساَنِ بِماَ صَنَعَهُ الْمُهَنْدِسُونَ – شَهِدَ الرَّجُلُ بِماَ قاَلَتْهُ الْمَرْأَةُ – شَهِدَ أَحْمَدُ بِماَ قاَلَهُ إِبْراَهِيمُ – بَدَاَ أَحْمَدُ بِماَ قاَلَهُ إِبْراَهِيمُ – بَدَأَ الرَّجُلُ بِماَ نَسِيَتْهُ الْمَرْأَةُ .
10- قاَلَ تَعاَلَى: “ياَ أَيُّهاَ الَّذِينَ آمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّياَمُ كَماَ[14] كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ “.
11- هَلِ الْكِتاَبُ الَّذِي عَلَى اليَساَرِ مِثْلُ[15] الْكِتاَبِ الَّذِي عَلَى الْيَمِينِ ؟
12- ماَ أَنْواَعُ الْمَعاَرِضِ الَّتِي تَعْرِفُهاَ ؟ أَعْرِفُ مَعاَرِضَ الرَّسْمِ وَالْكُتُبِ والسَّياَّرَاتِ وَالْمَلاَبِسِ- لِماَذاَ يَذْهَبُ الناَّسُ إِلَى الْمَعاَرِضِ ؟ لِماَ فِيهاَ مِنْ فَواَئِدَ[16] وَ مَعْلُوماَتٍ .
Tercüme:
1- Nerde oturuyorsun? Riyad’da oturuyorum. Hangi mahallede oturuyorsun? “Apartmanlar” mahallesinde oturuyorum. İçinde oturduğun apartmanın ismi nedir? Onun ismi Selâm (Barış) apartmanıdır.
2- Oturduğun mahallenin ismi nedir? Onun oturduğu mahallenin ismi “Apartmanlar” mahallesidir.
3- Tahtayı silen Muhammed’dir. (Muhammed ki o tahtayı sildi). Kahveyi içen (alan) kimdir? Bu dedemdir. Televizyon seyreden (müe.) kimdir? Bu ninemdir. Çocuk yapmadığı şeyi söyler.
4- Bahçeyi temizleyen (ki o)Ahmed’in annesidir. Kahveyi içen Ahmed’in dedesidir.
5- Bahçeyi temizleyen kimdir? Halid’in kızkardeşi (işte o)[17] bahçeyi temizleyendir.
6- Ramazan’dan sonra gelen bayram Ramazan Bayramıdır. Her hafta yerine getirdiğin mühim işler nedir?
7- Geçen derste okuduğun sorunun çözümü nedir? (Mahalle) sakinleri ana babanın aradığı küçük kızı buldu. Tâcir insanların ihtiyacı olan şeyleri satar.
8- Babalar oğulların önem verdiği kitapları satın alır. Oğul annenin düşündüğü hediyeyi getirdi.
9- Fâtıma Leylâ’nın yaptığı şeyleri duydu. İki öğretmen mühendislerin yaptığı şeyleri duydu. Adam kadının söylediği şeylere şahit oldu. Ahmet İbrâhim’in söylediği şeylere şahit oldu. Ahmet İbrahim’in dediği şeylerle başladı. Adam kadının unuttuğu şeylerle başladı.
10- Allâhu Teâlâ: “Ey iman edenler! Sizden öncekilere yazıldığı (farz kılındığı) gibi oruç size (de) farz kılındı.
11- Soldaki kitap sağdaki kitap gibi midir?
12- Bildiğin sergi çeşitleri nelerdir? Resim, kitap, araba ve elbise sergilerini biliyorum. İnsanlar niçin sergilere gider? İçersindeki faydalar ve bilgiler için.
- Sıla cümlesinin i'rabdan mahalli var mıdır?Sıla cümlesinin i'rabdan mahalli yoktur; i'rab mahalli ism-i mevsûle aittir. Cümlenin öğelerinin ise kendi i'rabları vardır.
- Sıla cümlesi hangi türden olmalıdır?Sıla, haber cümlesi olmalıdır; emir, nehiy gibi talep (inşâ) bildiren cümleler sıla olamaz.
- Âid zamir nedir?Sılayı ism-i mevsûle bağlayan, ona dönen ve onunla sayı ve cinsiyette uyumlu zamire âid zamir (الرَّاجِعُ) denir.
- Tekil müennes için kullanılan has ism-i mevsûl hangisidir?الَّتِي tekil müennes, الَّذِي tekil müzekker, الَّذِينَ cemi müzekker, اللَّاتِي cemi müennes içindir.
- Umumî ism-i mevsûl مَنْ asıl olarak kimler için kullanılır?مَنْ akıllı varlıklar, مَا ise akılsız varlıklar (eşya, hayvan) için kullanılır.
- Cemi müzekker için kullanılan has ism-i mevsûl hangisidir?الَّذِينَ cemi müzekker içindir ve harf-i tarifinden sonra tek lamla yazılır. اللَّذَانِ tesniye, اللَّاتِي cemi müennestir.
- رَأَيْتُ ___ نَجَحَا (Başaran iki kişiyi gördüm.) boşluğa hangisi gelir?Has ism-i mevsûllerin tesniyesi mu'rabdır: ref'de اللَّذَانِ, nasb ve cerde اللَّذَيْنِ. Burada رَأَيْتُ'in mef'ûlü olduğu için اللَّذَيْنِ gelir.
- قَرَأْتُ الْكِتَابَ الَّذِي اشْتَرَيْتُهُ مِنَ السُّوقِ cümlesinde âid zamir hangisidir?اشْتَرَيْتُهُ'deki هُ, الَّذِي'ye (dolayısıyla kitaba) döner; sılayı mevsûle bağlayan âid zamir odur. تُ fâil zamiridir, konuşana döner.
- عَلَّمَ الْإِنْسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ ayetinde sıladaki âid zamir nerededir?Âid zamir müteaddî fiilin mef'ûlü olunca hazfedilebilir; takdiri لَمْ يَعْلَمْهُ'dur. يَعْلَمْ'deki gizli zamir insana döner, مَا'ya değil.
- Sıla cümlesinin ism-i mevsûle göre yeri nasıldır?Sıla cümlesi ism-i mevsûlün önüne geçemez; her zaman ondan sonra gelir.
- إِنَّ مَنْ يَجْتَهِدُ يَنْجَحُ cümlesinde إِنَّ'nin haberi hangisidir?مَنْ ism-i mevsûl olup إِنَّ'nin ismidir (mahallen mansûb); يَجْتَهِدُ onun sılası, يَنْجَحُ ise إِنَّ'nin haberidir.
- صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ ayetinde sıladaki âid zamir hangisidir?هِمْ, الَّذِينَ'e döner ve sılayı ona bağlar. أَنْعَمْتَ'teki تَ fâil zamiridir ve muhatab olan Allah'a döner.
- هَلْ يَسْتَوِي الَّذِينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ ayetinde ilk الَّذِينَ'in i'rabı nedir?يَسْتَوِي muzari fiilinin fâili الَّذِينَ'dir; mebnî olduğu için mahallen merfûdur. يَعْلَمُونَ ise sıladır.
- رَأَيْتُ الرَّجُلَ الَّذِي يَحْضُرُ cümlesinde الَّذِي'nin görevi nedir?Marife bir isimden sonra gelen has ism-i mevsûl o ismin sıfatı olur; الرَّجُلَ mansûb olduğu için الَّذِي mahallen mansûbdur.
- قَدْ جَاءَ رَسُولٌ دَعَانَا إِلَى الْإِسْلَامِ cümlesinde neden ism-i mevsûl kullanılmamıştır ve دَعَانَا'nın görevi nedir?Cevabı önce aklından söyle, sonra kontrol et.Cevap: رَسُولٌ nekre olduğu için ism-i mevsûl gelmez; دَعَانَا cümlesi رَسُولٌ'ün sıfatıdır ("bizi çağıran bir elçi").İsm-i mevsûl marifeden sonra gelir. Nekreden sonra gelen cümle sıfat olur, mevsûl varmış gibi "-an" ekiyle tercüme edilir.Bildin mi?
