Arapça GramerNahiv

Sıla Cümlesi Arapça Gramer Dersleri

  • İbn’i Hâcib (r.a)’nin Tarifi ve “Kâfiye” şerhlerin’den derlenenler:
  • ( اَلْمَوْصُولُ مَا لاَيَتِمّ ُ جُزْأً إِلاَّ بِصِلَةٍ وَ عَائِدٍ وَ صِلَتُهُ جُمْلَةٌ خَبَرِيَّةٌ وَ الْعَائِدُ ضَمِيرٌ لَهُ وَ صِلَةُ الْأَلِفِ وَ اللَّامِ اسْمُ فَاعِلٍ أَوْ مَفْعُولٍ )
  • Mevsûl, cümle-i haberiyye veya haber cümlesi mânasında olan sıla ve sıladan mevsûle dönen âid zamiri ile tam bir cüz olan isimdir ve İsm-i Mevsûl (sıla + âid zamiri + mevsûl), ism-i fâil veya ism-i meful ile ilgili bir haberi açık olarak veren mebnî ve mârife isimdir.
  • Sılası, fiil cümlesi ve cümlenin bir unsuru olarak gelen ism-i fâil veya ism-i meful ( اَلْ ) almış ise, buradaki ( اَلْ )’a harf-i mevsûl denir, ( الَّذِي ) veya ( اَلَّتِى ) mânasındadır ve âid zamiri yoktur. 
  • Örnek : 84/25 ( إِلَّا الَّذِينَ ءَامَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ ) “Yalnız iman edip salih amel işleyenler müstesnâ – onlar için tükenmeyen ecir vardır.”
  • Ayet-i Kerime’deki (… وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ …) sıla bir fiil cümlesidir ve (… الصَّالِحَاتِ …) ism-i fâili de ( اَلْ ) almış. Buradaki  bir harf-i mevsûldür ve harf-i tarif değildir. Şöyle de söylenebilir: “Onlar zamirinin tam bir cüzü olan ve (… الصَّالِحَاتِ …)’le ilgili saklı bilgileri yüklenmiş olan; gördüğümüz, bildiğimiz, tanıdığımız ve salih ameller işlediklerine şahidlik edebileceğimiz kimseleri kasdederiz. Bir kişi “Acaba, onlardan mıyım?” ın cevabını ilgili Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şeriflerden öğrenebilir ve/veya Rehberinin terbiyesiyle öğrenebilir (Bakınız: Emsile sayfası, ism-i fâil dosyaları).
  • İsim olan ( مَا ) lafzının cümledeki görev çeşitleri; (1) Mevsûledir. (2) İstifhâmiyedir. (3) Şartiyyedir. (4) Tam isimdir. (5) Sıfattır. Mevsûl olduğu zaman ise; (a) Bir müfred ile sıfatlanır veya (b) Bir cümle ile sıfatlanır.
  • İsim olan ( مَنْ ) lafzının cümledeki görev çeşitleri ( مَا ) lafzı gibidir. Ancak, “tam isim olma” ve “sıfat olma” durumlarında ( مَا ) gibi değildir.
  • İsm-i Mevsûlerdeki Saklı Bilgiler:
  • 1) Sıla cümlesinin ; sıfat cümlesi ve hâl cümlesinden farkı mütekellimin, muhatabına verdiği mesajlarda saklıdır. Bu mesajlar, şöyle bir örnekle anlatılabilir : 
  • Hâl cümlesi: ( رَأَيْتُ الرَّجُلَ يَحْضُرُ ) “Adamı gelirken gördüm.” Cümlesinde fetha’lı ( الرَّجُلَ ) mefuldür, hâl sahibidir ve marifedir (marifeden sonra gelen cümle hâl olur). Bu cümleyi kuran kişi, bir durumu yorum yapmadan anlatmaktadır.
  • Sıfat cümlesi: ( رَأَيْتُ رَجُلاً يَحْضُرُ ) “Gelen bir adam gördüm.” Cümlesinde üstün tenvin’li ( رَجُلاً ) mefuldür, sıfatlanandır (mevsuf) ve nekre isimdir (nekreden sonra gelen cümle sıfat olur). Bu cümleyi kuran kişi, gelen adamın, gönderilen (kişi) olduğunu bildiğini ama gelenin, o anda bunu bilmediğini anlatmaktadır.
  • Sıla cümlesi: ( رَأَيْتُ الرَّجُلَ الَّذِي يَحْضُرُ ) “Gelen adamı gördüm.” Cümlesinde mahallen mansub ( الرَّجُلَ الَّذِي يَحْضُرُ ) sıfat tamlamasıdır ve mevsuf mârifedir. Bu cümleyi kuran kişi, hem kendisinin hem de gelenin, gönderilen biri olduğunu o anda bildiklerini anlatmaktadır.
  • Örnek 25/63 … وَعِبَادُ الرَّحْمَنِ الَّذِينَ يَمْشُونَ  “Rahmân’ın kulları … yürürler.” bir sıfat tamlamasıdır ve mevsuf mârifedir. Ayet-i Kerimeyi tilâvet eden bir sofi, Gavs (k.s) hazretlerinin görevlendirilen biri olduğuna tilâveti ile şâhitlik yapar.
  • 2) Bu marife ismin fiillerine / izafî sıfatlarına işaret eder ve “Dikkat edin! Bu marife ismin kendine has, öyle bir mânevi fiilleri / sıfatları var ki, bunlara BEN şahitlik ederim. Bunun aksi de, asla olmaz. Sizde şahit olun” ikazı, ism-i mevsul’de saklıdır (Bakınız: İ’rab Sayfası, Sıfat),
  • 3) Nekre isim hükmünde olan ( اَلْكِتَابَ الَّذِي ) bir sıfat tamlamasıdır. Geniş zaman içindir. O’nda sıfatlarını bulursun. ( اَلْكِتَابَ ) mevsuf ve ( الَّذِي ) ise, mevsufun sıfatıdır. KAİDE gereği, mevsufun sıfatı ile sıfatlanmış kişiler bu kitabı anlar bilgisi saklıdır.
  • (KAİDE: Sen ancak, sende olan sıfatı görünce tanırsın, sende olmayan sıfatı görsen de, okusan da, duysan da tanıyamazsın). İsim tamlamasında ise, muzaf’dan muzafun ileyhi tanırsın ve geçmiş zaman içindir. Meselâ: ( كِتَابُ الْأُسْتَاذِ ) “kitabtan (görmediğimiz) yazarını tanırız.
  • 4) ( لَهُ ) Fiiller için hitaptır. ( اَلَّذِي ) Sıfatlar için hitaptır. ( لِلهِ ) hakikat için hitaptır. (Bakınız: Sebe Suresi, 1.)
  • 5) İsm-i mevsul’den sonra gelen cümleye sıla cümlesi denir ve Ellah Teala’nın şahitlik yaptığı fiili / sıfatı açıklar. Bu nedenle de sıla cümlesinin, cümle olarak i’râbı yoktur. Fakat, cümle elemanlarının i’râb’ları vardır.
  • 6) Sıla cümlesi, işin tamamlanıp hedefine ulaştığını bildirir. Mesela: Bakara Suresi 3 ve 4’de “müttakî olanların fiillerini kabul ederim ve sıfatlarından Razı olurum.”
  • 7) Sıla cümlesi, sebebleri bildirir. Temel cümle ise, sonucu bildirir. Bu nedenle, açıkladıkları okuyana ayna gibidir.
  • 8) Sıla cümlesindeki hükümler, her nefis için bir ölçüdür ve bu hükümlerden okuyan sorumludur.
  • 9) ( اَلَّذِي ) ism-i mevsulü, amellerin ve emirlerin (işlerin) öğretildiği şekilde yapılmasını gerektirir. Eksiltilerek veya ilave edilerek yapılması; itiraz, inat, kulak arkasına atma, ben’de bilirim, .. gibi mânevi hastalık göstergesidir.
  • 10) ( إِنَّ الَّذِي ) ifadesi ile başlayan cümlede, “Tahkik edin! Şunlar da olacak. Görün ve ibret alın” ikazı saklıdır. Meselâ: Bakara Suresi,6 da “Müttakî olduktan sonra bile, bazıları küfre düşecekler ve hâllerini de ( هُدًى )’e yalan söyleyerek açığa çıkaracaklar. İbret alın ve uyanık olun” anlamı vardır.
  • 11) ( مَا ) ism-i mevsulü ise, amellerin ve emirlerin bulunduğu mânevi makamın gerektirdiği şekilde yapmasını gerektirir. “Ebrar’ın hasenâtı (hayırları), mukarrebun’un seyyiatıdır (edeben günahlarıdır)” ifadesi gibi.
  • 12) ( مَا ) ism-i mevsulü’nden sonra gelen masdar, düşündürür, tezekkür ve tefekkür ettirir. Meselâ: “Olmasa kibr ile riyâ, sensin ol beytü’l kibriyâ” sözündeki gibi.
  • 13) ( مَا ) ism-i mevsulü Bİ harficeri ile birlikte gelirse, “Rehberin kim, amellerinle isbat et, sözlerinle delillendir” anlamı saklıdır ve mutlaka en az bir imtihan yaşarsın. Şâyet, Bİ harficeri ile birlikte gelmiyorsa, “Rehberini de sormam, amellerine de bakmam, imtihana da çekmem” anlamı saklıdır. Örnek 2/2-3-4
  • İsm-i mevsuller tablo halinde

    Sıla Cümlesi Arapça Gramer Dersleri

    أَلْاِسْمُ الْمَوْصُولُ İ.Mevsul
    Cemi-Çoğul Müsenna-İkil Müfred-Tekil
    اَلَّذِينَ  اَللَّذان/ اللَّذَيْن
    اَلَّذِي اَلْمُذَكَّرُ
    Onlar ki O ikisi ki O ki, öyle ki Müzekker/Eril
    اللَّاتِي/الَّواتِي/ اللَّائِي اَللَّتان/ اّللَّتَيْن اَلَّتي اَلْمُؤَنَّثُ
    Onlar ki O ikisi ki O ki, öyle ki Müennes/ Dişil

    Bu dersin sonunda Kendini dene testi var (3 seviye, 15 soru). Teste git →

    İlgili Makaleler