HAL ARAPÇA

HAL الحال
Fiilin failinin, mefulunun veya ikisinin birden durumunu gösteren sözdür.
Türkçedeki durum zarfı karşılığıdır. Hal, “nasıl” sorusuna karşılık olarak
gelir.
جاء الرجلُ عَدْواً : Adam koşarak geldi.
حال
جِئتُ ماشِياً : Yürüyerek geldim.
حال
جاء الطّالبُ مسرعاً : Öğrenci aceleyle geldi.
حال
تُؤآلُ الفاآهةُ ناضجةً : Meyve olgun yenir.
حال
Yukarıdaki iki örnek failin durumuna dairdir.
Mefulun Durumuna Örnek:
أآَلَ الولدُ الطعامَ حاراً :Çocuk yemeği sıcak olarak yedi.
حال
رَئيْتُ الرجلَ نائماً : Adamı uyur halde gördüm.
حال
أنزلَ اللهُ المطرَ غزيراً : Allah yağmuru bolca indirdi.
حال
Hem Fail Hem de Mefulun Durumuna Örnek:
لَقِيَ أحْمَدُ عَلِيّا راآِبَيْنِ :Ahmet, Ali ile ikiside binmiş durumda karşılaştı.
حال
Hal Müfred kelime olabileceği gibi cümle veya şibhi cümle de olabilir.
İsim cümlesi olan hal: İsim cümlesi olan halin başında genellikle vav-ı
haliye bulunur.

عادَ العاملُ إلى بيْتِهِ وهو مُتْعَبٌ : İşçi evine yorgun olarak döndü.
حال
Fiil cümlesi olan hal:
وصلْتُ إلى البيْتِ و قَدْ بزغَ الفجْرُ : Şafak sökerken eve ulaştım.
حال
Şibhi cümle olan hale örnek:
خَرَجَ على قَوْمِهِ في زينَتِهِ : (Karun) zinet ve ihtişamı içinde kavminin
karşısına çıktı. ( Kasas, 79)
Halin sahibine sahibul hal veya zü’l hal denir.