MUTLAK FİİL ( مُطْلَقٌ ) – ARAPÇA GRAMER DERSLERİ

: Asla bir şarta bağlı olmayan ve tüm fiil çeşitlerini (müteaddi, lâzım, tam, nâkıs, malüm, meçhul, sülasi, mücerred, mezid) kapsayan ve mânası KELÂM’ın bütün unsurlarına ışın gibi yayılan fiil demektir. Mutlak fiil beş nev’i dir : 1) Mazi, 2) Muzari, 3) Emir, 4) Nehy, 5) Taaccüb.  

Mutlak fiil, bir mamulü REF eder ve bir çok mamulü NASB eder. Mutlak fiil sıfat özelliğinde olduğu için, Ayet-i Kerimdeki (Kelâm’daki) saklı bilgileri ifşâ eder.

Şöyle de söylenebilir : (1) Şayet o sıfat veya o vasıf olmasaydı, o fiil işlenemezdi. (2) Mutlak fiil sıfatın zuhurudur (görülür, duyulur, bilinir hale gelmesidir). Sıfat özelliği dikkate alınmayan cümlelerde, mutlak fiil dedikodu sınıfına girer (şu, şunu dedi, gibi) Bu nedenle önemli değildir. Örnek : 2/35

وَقُلْنَا يَاآدَمُ اسْكُنْ أَنْتَ وَزَوْجُكَ   “Yâ Âdem dedik! – sen ve zevcen cennete yerleşin – ve ikiniz orada istediğiniz yerden bol bol yeyin – ve şu ağaca yaklaşmayın – sonra zalimlerden olursunuz.”

Ayet-i Kerimesindeki ( … قُلْنَا … Dedik) mutlak fiildir.  Asla bir şarta bağlı olmayan bu fiilin mânası, Kelâm’ın bütün unsurlarına saklı olarak ilave anlamlar yükler.  İlave anlamlardan bazıları şunlar olabilir:

(a) Her zaman diliminde mânevi olarak “Âdem Makamı”na çıkana ilk emrimiz bu Ayet-i Kerimedir.

(b) “Âdem Makamı”na çıkan her kişiye O’ndan başkası sana âmil olmasın, aksi halde munfasıl zamirin ve muttasıl zamirin ve âmil edindiğin (insan veya cin şeytanı veya nefsin) ile birlikte üçünüz birden zâlimlerden olursunuz.

(c) “Âdem Makamı”na çıkan her kişi en az bir başka kişiden de sorumlu olur.

(d) Yasaklar çok büyük bir bahçedeki bir ağaca benzer, ama “Âdem Makamı”na çıkan, çok büyük bahçeyi bırakır da tek bir ağaçla ilgilenir. Bu kıssadan ders alın ikazı vardır.

(e) Mutlak fiil ile başlayan Ayet-i Kerimelerde “Âdem Makamı”nda olanlara saklı emirler (farz, vâcib, sünnet derecesinde gibi) vardır.

(f) Önce hikaye okur gibi okuduğu bu Ayet-i Kerimeler, bu makama çıkana sorumluluk yükler.

(g) ….. tefekkür kapısı hep açık kalacak bir Ayet-i Kerimedir.

KELÂM; Kelâm-ı Kadîm (Kur’an-ı Kerim), Hadis-i Kudsî, Hadis-i Şerif ve Kelâm-ı Kibar’ı (Ellah dostlarının sözlerini) kapsar.

MUTLAK FİİL “Kâle”nin, fiil cümlesinin ve isim cümlesinin başlangıcında bulunduğu Ayet-i Kerimeler şu beş grub hakkında açık ve saklı bilgiler verir. Çünkü her bir grubun hem fiilerini, hem de sıfatlarını veya vasıflarını  açık – saklı bildirir. Bu grublar şunlardır :

(1) Ellah Teala’nın bir velîsi olduğunu kimsenin bilemiyeceği kulları hakkında.

(2) Ellah Teala’nın bir velîsi olduğunu hem kendisi, hem de başkalarının bildiği kulları hakkında.

(3) Ellah Teala’nın bir velîsi olduğunu sadece kendisinin bildiği, başkalarının bilmediği kulları hakkında.

(4) Ellah Teala’nın bir velîsi olduğunu kendisinin bilmediği, ama başkalarının bildiği kulları hakkında.

(5) Ellah Teala’nın diğer kulları hakkında.

“Kâle”nin Fiil cümlesi olarak bulunduğu Ayet-i Kerimeye örnek, 63/1 : “Münafıklar sana geldiği vakit – “Şehâdet ederiz ki gerçekten sen Ellah’ın Resûlüsün” dediler – Ellah da biliyor ki sen hakikaten O’nun Resûlüsün – Ellah şâhid ki gerçekten münafıklar yalançıdır.”

إِذَا جَاءَكَ الْمُنَافِقُونَ قَالُوا نَشْهَدُ إِنَّكَ لَرَسُولُ اللَّهِ وَاللَّهُ يَعْلَمُ إِنَّكَ لَرَسُولُهُ وَاللَّهُ يَشْهَدُ إِنَّ الْمُنَافِقِينَ لَكَاذِبُونَ

“Kâle”nin İsim cümlesi olarak bulunduğu Ayet-i Kerimeye örnek, 44/13 ve 14 : “Onlar için düşünmek nerede? – Greçekten kendilerine apaçık anlatan bir Rasûl geldi de” ve “sonra ondan yüz çevirdiler – ve “Bu öğretilmiş bir mecnun” dediler

ثُمَّ تَوَلَّوْا عَنْهُ وَقَالُوا مُعَلَّمٌ مَجْنُونٌ  ve  أَنَّى لَهُمُ الذِّكْرَى وَقَدْ جَاءَهُمْ رَسُولٌ مُبِينٌ