Arapça GramerNahiv

Mübteda Haber – İsim Cümlesi

İsim Cümlesi Mübteda Haber

Genel Cümle Örnekleri

 

هَذِهِ تِلْمِيذَةٌ.

Bu öğrencidir (müe).
 

هَذِهِ التِّلْمِيذَةُ نَشِيطَةٌ.

Bu öğrenci çalışkandır (müe).
 

هَذاَ الْمَكاَنُ هاَدِئٌ.

Bu mekan sakindir.
 

هَذِهِ مُنَظَّمَةٌ.

Bu düzenlidir.
 

هَذِهِ الْمَدْرَسَةُ مُنَظَّمَةٌ.

Bu okul düzenlidir.
 

هَذِهِ الصَّدِيقَةُ مُخْلِصَةٌ.

Bu arkadaş ihlaslıdır.

صَدِيقَتُكَ مُخْلِصَةٌ.

Arkadaşın ihlaslıdır (müe).

صَدِيقُكَ مُخْلِصٌ.

Arkadaşın ihlaslıdır (müz).

اَلْبِنْتُ دَخَلَتِ الْحَديِقَةَ.

Kız bahçeye girdi.

اَلْمُدَرِّسُ دَخَلَ الْفَصْلَ.

Öğretmen sınıfa girdi.

اَلْمُدَرِّسَةُ ماَ قَرَأَتِ الْقِصَّةَ.

Öğretmen hikayeyi okumadı.

هَذِهِ الساَّعَةُ لِواَلِدَتيِ.

Bu saat annemindir.

هَذِهِ الساَّعَةُ لَهاَ.

Bu saat onundur.

هَذِهِ  لَهاَ.

Bu onundur.
 

أَحْمَدُ فَقِيرٌ.

Ahmet fakirdir.

سَياَّرَتُكَ جَديِدَةٌ.

Araban yenidir.
 

مَلْعَبُناَ واَسِعٌ.

Oyun sahamız geniştir.

اَلشَّرِكَةُ مَشْهوُرَةٌ.

Şirket meşhurdur.
 

اَلزِّحاَمُ شَدِيدٌ.

Kalabalık şiddetlidir.

اَلْحَياَةُ سَعِيدَةٌ.

Hayat mutludur.
 

اَلْمَعْرِضُ مُسْتَمِرٌّ.

Sergi devamlıdır.

اَلسَّياَّرَةُ سَرِيعَةٌ.

Araba hızlıdır.
 

اَلْجَوُّ حاَرٌّ.

Hava sıcaktır.

اَلْحَدِيقَةُ جَمِيلَةٌ.

Bahçe güzeldir.
 

اَلْواَجِبُ ضَرُورِيٌّ.

Ödev zaruridir.

اَلْأُمُّ كَالْمَدْرَسَةِ.

Anne okul gibidir.
 

اَلْأُسْتاَذُ غاَئِبٌ.

Hoca gâibtir (yoktur).

اَلطاَّئِرَةُ سَرِيعَةٌ.

Uçak hızlıdır.
 

سَعيِدٌ فَقيِرٌ.

Said fakirdir.

أُخْتيِ نَشِيطَةٌ.

Kızkardeşim çalışkandır.
 
اَلْمُدَرِّسُ جَديِدٌ.

Öğretmen yenidir.

اَلْمُدَرِّسَةُ جَديِدَةٌ.
(Bayan) Öğretmen yenidir.
 

اَلْإِسْلاَمُ دِينِي.

İslâm dinimdir.

مَدْرَسَتُناَ قَريِبَةٌ.

Okulumuz yakındır.
 

اَلْكِتاَبُ مُفيِدٌ.

Kitap faydalıdır.

حَدِيقَتُكُمْ جَمِيلَةٌ.

Bahçeniz güzeldir.
 
اَلطاَّلِبُ مُجْتَهِدٌ.

Öğrenci çalışkandır.

اَلْبِنْتُ صَغيِرَةٌ.
Kız küçüktür.
 

اَلْجَوُّ لَطِيفٌ.

Hava hoştur, güzeldir.

سَياَّرَتُهاَ جَديِدَةٌ.

Arabası yenidir.
 

اَلْمَوْزُ لَذيِذٌ.

Muz lezzetlidir.

حَدِيقَتُهُنَّ جَمِيلَةٌ.

Bahçeleri güzeldir.
 
اَلْوَلَدُ صاَدِقٌ.

Çocuk doğrudur.

اَلطاَّئِرَةُ مُتَأَخِّرَةٌ.

Uçak gecikmiştir.
 

هَذاَ هُوَ.

Bu, odur.

هَذِهِ هِيَ.

Bu, odur.
 
صَديِقيِ مُخْلِصٌ.
Arkadaşım ihlaslıdır.
صَديِقَتِي مُخْلِصَةٌ.
Arkadaşım ihlaslıdır.
 

مُحَمَّدٌ نَشِيطٌ.

Muhammed çalışkandır.

زَيْنَبُ نَشِيطَةٌ.

Zeyneb çalışkandır.
 
اَلتَّاجِرُ كَرِيمٌ.

Tacir cömerttir.

 

 
                   

 

Konularla İlgili Ayetler

الْأُولَى.

مِنَ

لَكَ

خَيْرٌ

لَلْآخِرَةُ

1- وَ

 

Mecrûr (isim)

Harfu cer

Câr- mecrûr

Haber

Mübtedâ

Harfu Atıf

 

 

 

 

(لَ) Lâmü’l-ibtidâ[5]

 
                   

(93/DUHÂ, 4) Gerçekten ahiret senin için birinciden (dünyadan) hayırlıdır.

 

اَلْآخِرَةُ

ahiret

خَيْرٌ

hayırlı, iyi, daha iyi

لَ..

gerçekten (Te’kîd lâmı)  

الْأُولَى

ilk, birinci[6].  

2- فَأُمُّهُ هاَوِيَةٌ.

 
(101/KARİA, 9) Onun anası (barınağı, sığınağı) hâviyedir (içi ateşle dolu uçurumdur).  

اَلْهاَوِيَةُ

içi ateşle dolu uçurum, çok derin çukur

اَلْأُمُّ

anne

 

3- اَلشَّمْسُ وَ الْقَمَرُ بِحُسْباَنٍ.

 
(55/RAHMÂN, 5) Güneş ve ay bir hesabladır (hesaba göredir).  

اَلشَّمْسُ

güneş

الْقَمَرُ

ay  

حُسْباَنٌ

saymak /azab, bela /hesap, güneş ve ayın belli bir hesaba göre hareket etmesi  

4-… واللَّهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ.

 
(9/TEVBE, 27) Allah gafûrdur (bağışlayandır),  rahimdir (merhametli ve esirgeyendir).  

غَفُورٌ

çok bağışlayan (1. Haber)

رَحِيمٌ

çok merhametli, çok esirgeyen (2. Haber)  

 

 

 

   
النَّهاَرِ[7]. وَ بِاللَّيْلِ مَناَمُكُمْ آياتِهِ مِنْ

5- وَ

 

Ma’tûf

Harfu Atıf

câr-mecrûr

Mübtedâ muahhar

mecrûr

câr

Harfu Atıf

 

 

 

Ma’tûfun aleyh

 

Haber mukaddem

                           

(30/RUM, 23) Gecede ve gündüzde uyumanız  O’nun (varlığının) delillerindendir (ayetlerindendir)[8]. 

 

مَناَمٌ

uyku, uyumak [burada; (وَمِنْ آياتِهِ) manayı vurgulamak için öne geçmiş haber (haber mukaddem),  (مَناَمُكُمْ) de sonraya kalan mübtedâdır (mübtedâ muahhar)].

Ayrıca atıf harfi olan (وَ) dan sonra gelen isim ma’tûftur. Kendinden önceki  harf-i cerin hükmü atıf vâvıyla (النَّهاَرِ) kelimesini de esre yapmıştır.

 

6- وَالْعَصْرِ .  إِنَّ الْإِنْساَنَ لَفِي خُسْرٍ.

 
(103/ASR, 1-2) Zamana (ya da ikindi vaktine) yemin olsun ki, hakikaten insan ziyandadır .  

وَ

…a yemin olsun ki, (وَ Yemin ifade ettiği takdirde kasem vâvıdır ve kendinden sonraki ismi esre yapar. Yemin ifade etmediği takdirde “ve” anlamındadır. Atıf vâvından sonraki isim de esreli olabildiği için (ör. وَالنَّهاَرِ) yemin vâvını diğerlerinden ayıran esre değil, yemin anlamıdır. Kasem (yemin) harfi olan vavdan sonra gelen isim daima mecrûrdur.)  

إِنَّ

gerçekten, hakikaten.

İsmin önüne gelir ve sonunu üstün yapar. Sonuna mebni muttasıl zamirler birleşebilir: إِنَّهُ (gerçekten o),   إِنَّهُماَ (gerçekten o ikisi), إِنَّهُمْ (gerçekten onlar)…

 

لَ

te’kîd lâmı, manayı pekiştirmeye yarar, harekeye tesiri yoktur  

اَلْخُسْرُ

zarar, ziyan  

7- قاَلُوا طاَئِرُكُمْ مَعَكُمْ …

 
(36/YÂSÎN, 19) (Elçiler şöyle) dediler: Sizin uğursuzluğunuz sizinle beraberdir.  

طاَئِرٌ

uğursuzluk

قاَلَ (قاَلَ – قاَلاَ – قاَلُوا \ قاَلَتْ – قاَلَتاَ ..)

dedi, söyledi  
(قاَلَ) den sonra iki nokta üst üste (:) varmış gibi kabul edilir ve ondan sonra gelen ibareye mekûlü’l-kavl denip yeni bir cümle olarak işlem görür. Örneğin burada (طاَئِرُكُمْ) mef’ûl ya da fâil değil mübtedâdır, (مَعَكُمْ) de haberdir.  

8- وَماَ أَنْزَلْناَ عَلَى قَوْمِهِ مِنْ بَعْدِهِ مِنْ جُنْدٍ مِنَ السَّماَءِ …

 
(36/YÂSÎN, 28) Biz ondan sonra onun kavminin üzerine gökten bir ordu indirmedik.  

أَنْزَلَ

indirdi

مِنْ بَعْدِهِ

ondan sonra  

جُنْدٌ

ordu

قَوْمٌ

kavim, topluluk, millet  

9- إِناَّ جَعَلْناَ فِي أَعْناَقِهِمْ أَغْلاَلاً فَهِيَ إِلَى الْأَذْقاَنِ.

 
(36/YÂSÎN, 8) Biz onların boyunlarında bağlar yaptık ve o (halka)lar çeneleri(n)e (kadar dayanmaktadır).  

إِناَّ

gerçekten biz

جَعَلَ

kıldı, yaptı, yarattı  

اَلْأَعْناَقُ

boyunlar

اَلْأَذْقاَنُ

çeneler  

اَلْأَغْلاَلُ

halkalar, bağlar

 

 

 

10- خَلَقَ الْإِنْساَنَ مِنْ صَلْصاَلٍ كَالْفَخاَّرِ وَ خَلَقَ الْجاَنَّ مِنْ ماَرِجٍ مِنْ ناَرٍ.

 
(55/RAHMÂN, 14, 15) İnsanı (başlangıçta) pişmiş çamur gibi bir kuru çamurdan yarattı ve cinleri ateşten dumansız bir alevden yarattı.  

صَلْصاَلٌ

(kuruluğundan dolayı kendisine vurulduğunda ses çıkaran) kuru çamur  

كَ

gibi (harf-i cer)

الْماَرِجُ

parlak alev, dumansız alev  

اَلْفَخاَّرُ

pişmiş çamur; tuğla ve kiremit cinsinden bir madde

اَلْجاَنُّ

cinler  

11- خَلَقْتَنِي مِنْ ناَرٍ وَ خَلَقْتَهُ مِنْ طِينٍ.

 
(7/A’RÂF, 12) (Şeytan Allah’a şöyle dedi:) Beni ateşten yarattın onu çamurdan yarattın…  
 

اَلطِّينُ

çamur

خَلَقَ

yarattı
 

12- … عَلَّمَ آدَمَ الْأَسْماَءَ كُلَّهاَ ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى الْمَلاَئِكَةِ …

  (2/BAKARA, 31) (Allah) Adem’e bütün isimleri öğretti sonra onları meleklere gösterdi..
 

عَلَّمَ

öğretti

الْأَسْماَءُ

isimler
 

كُلَّهاَ

bütün, her (mübteda vs. olmayıp burada olduğu gibi te’kit yani pekiştirme görevi yaptığı zaman kendinden önceki ismin harekesine tâbi olur. Sonundaki zamir kendinden önceki isme aittir.)
 

ثُمَّ

sonra

الْمَلاَئِكَةُ

melekler

عَرَضَ

gösterdi, arzetti
 

13-… ياَ آدَمُ إِنَّ هَذاَ عَدُوٌّ لَكَ وَلِزَوْجِكَ …

  (20/TÂHÂ, 117) (Allah Adem’e şöyle dedi:) Ey Adem! Muhakkak ki bu (şeytan) senin ve eşinin düşmanıdır.
 

عَدُوٌّ

düşman

هَذاَ

bu

اَلزَّوْجُ

eş, zevc
 

14- وَ قاَسَمَهُماَ إِنِّي لَكُماَ لَمِنَ الناَّصِحِينَ.

  (7/A’RÂF, 21) Ve (şeytan) o ikisine “Gerçekten ben ikiniz için nasihat edenlerdenim” diye yemin etti.
 

قاَسَمَ

(Mâzî fiil) yemin etti

اَلناَّصِحُ

nasihat eden, öğüt veren
 

اَلناَّصِحِينَ

nasihat edenler, öğüt verenler
 

إِنِّي

 gerçekten ben (إِنَّ) ye mütekellim yâ’sı birleşince (إِنِّي) olur.
 

15- قاَلاَ رَبَّناَ ظَلَمْناَ أَنْفُسَناَ.

   (7/A’RÂF, 23) (Adem ile eşi) dediler ki: “Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik”.
 

ظَلَمَ

zulmetti, haksızlık etti

 

 

 

اَلنَّفْسُ ج اَلْأَنْفُسُ

zat, şahıs, kendi. (ج) işareti  kelimenin cemisine (çoğuluna) işaret eder.
 

16- قاَلَ قَدْ وَقَعَ عَلَيْكُمْ مِنْ رَبِّكُمْ رِجْسٌ وَ غَضَبٌ.

  (7/A’RÂF, 71) (Hûd) dedi ki: “Üzerinize Rabbinizden bir azab ve öfke vaki oldu”.
 

وَقَعَ

vâki oldu, ortaya çıktı, ait oldu /düştü
 

رِجْسٌ

azab, ceza, (hissi olsun , manevi olsun, umûmî manada) pislik
 

غَضَبٌ

kızmak, hiddet göstermek, öfkelenmek (Allah hakkında: rıza göstermemek, cezalandırmak istemek)
 

17- قَدْ جاَءَتْكُمْ بَيِّنَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ…

  (7/A’RÂF, 73) Size Rabbinizden açık bir delil gelmiştir.
 

بَيِّنَةٌ

açık, apaçık delil

جاَءَ

geldi
 

18- وَماَ وَجَدْناَ لِأَكْثَرِهِمْ مِنْ عَهْدٍ…

  (7/A’RÂF, 102) Onların çoğunda sözünde durmadan (birşey) bulmadık.
 

وَجَدَ

buldu, rastladı, karşılaştı

 

 

 

أَكْثَرُ

ekseriyet, çoğunluk

عَهْدٌ

ahd, anlaşma, sözünde durmak  
 

19- وَ لَقَدْ ذَرَأْناَ لِجَهَنَّمَ كَثِيراً مِنَ الْجِنِّ وَ الْاِنْسِ.

  (7/A’RÂF, 179) And olsun ki, cinlerden ve insanlardan bir çoğunu cehennem için yarattık.
 

ذَرَأَ

yarattı, yoktan var edip etrafa dağıtarak çoğalttı.
 

لِجَهَنَّمَ

Cehennem için. (جَهَنَّمَ) kelimesi gayr-i munsariftir (yani esre ve tenvin almayan, sonuna esre yerine fetha alan kelimelerden biridir).

 

Ek anlatım: İsim cümlesi / Mübteda – Haber

Cümle iki çeşittir: İsim cümlesi ve fiil cümlesi. Türkçede cümle çeşidini belirlemek için yüklemine bakarız. Yüklem isim ise isim cümlesi; yüklem fiil ise fiil cümlesi olur. Mesela: “Ahmet sınıfa girdi.” cümlesinde yüklem “girdi” kelimesidir ve bu bir fiildir. Bu sebeple, “Ahmet sınıfa girdi.” cümlesi bir fiil cümlesidir. “Bugün hava güzel.” cümlesinde ise yüklem olan “güzel” kelimesi isimdir. Bu sebeple, “Bugün hava güzel.” cümlesi bir isim cümlesi olmuş olur.

Arapçada ise cümlenin isim cümlesi mi yoksa fiil cümlesi mi olduğunu anlamak için cümlenin ilk kelimesine bakılır. İlk kelimesi fiil ise fiil cümlesi olur. Eğer ilk kelimesi isim cinsinden bir kelime olursa isim cümlesi olur. Başka bir deyişle, isimle başlayan cümlelere isim cümlesi, fiil ile başlayan cümlelere de fiil cümlesi denir:

Mesela:   دَخَلَ أَحْمَدُ الصَّفَّ “Ahmed sınıfa girdi.” cümlesinde ilk kelime olan دَخَلَ   fiildir. Bu sebeple bu cümle fiil cümlesi olarak kabul edilir.  “Ali çalışkandır” manasındaki عَلِىٌّ مُجْتَهِدٌ   cümlesinde ise ilk kelime عَلِىٌّ   dur ve bu bir isimdir. Dolayısıyla bu cümle de bir isim cümlesi olur.

İsim cümlesinin 2 temel ögesi vardır: Mübteda ve haber. Mübteda, cümlenin öznesidir. Genellikle isim cümlesinin başında bulunur ve ref durumunda gelir. Haber ise cümlenin yüklemidir ve mübtedadan sonra gelir. Haber, mübteda hakkında bilgi veren ögedir.

Haberin özelliklerini maddeler halinde görelim

1- Haber tek bir kelime olarak, harf-i cerin mecruru bulunan bir isim olarak ve zarf olarak gelebileceği gibi cümle olarak da gelebilir.

2- Haber, mübteda gibi ref durumunda gelir. Ancak harf-i cerli isim, zarf ve cümle olarak geldiğinde ref alameti açıkça görülmez. Ref alametini açıkça göremediğimiz için, “yer itibariyle merfu” anlamında “mahallen merfu” ifadesini kullanırız.

3- Mübteda gayr-i âkıl cem’i olduğunda, yani akıl sahibi olmayan varlıkların cemisi olduğunda haber müfred-müennes olarak gelir.

4- Haberin cümledeki yeri de şöyledir: Haber tek bir kelime olduğunda şu kaideler geçerlidir:

A- Mübteda önce, haber sonra gelir.

B- Mübteda marife, haber nekra olur.

C- Haber mübtedaya cinsiyet, sayı ve irab açısından uyar.

5- Haber, harf-i cerin mecruru olan bir isim veya zarf olduğunda haber mübtedadan önce gelebilir. Bu durumda mübteda nekra olur. Cümle Türkçeye, “Bir yerde bir kimse veya bir şey var.” şeklinde tercüme edilir.

6- Haber bir fiil cümlesi olabilir. Bu durumda mübteda mutlaka başta gelir ve marife olur. Haber konumunda olan fiil ise cinsiyet ve sayı bakımından mübtedaya uyar.

7- Haber isim cümlesi olarak da gelebilir.

Kendini deneBu dersi ne kadar öğrendin?3 seviye, her birinde 5 soru. Önce kendin cevapla, sonra açıklamayı oku. Sonuçların yalnız bu tarayıcıda saklanır.
  1. İsim cümlesinin öğelerine ne ad verilir?
  2. أَحْمَدُ مُدَرِّسٌ (Ahmet öğretmendir) cümlesinde mübtedâ hangisidir?
  3. اَلْقَلَمُ جَيِّدٌ (Kalem iyidir) cümlesinde mübtedâ ve haberin son harekesi nedir?
  4. Türkçe tercümede '-dir, -dır' eki cümlenin hangi öğesine verilir?
  5. Dersteki örneklerde mübtedâ ve haber genellikle nasıl gelir?

İlgili Makaleler