Peygamberlerin Ma’sumiyeti
Masumiyet
Etrafındaki Şüpheler Ve Bunlara Verilen Cevaplar
Bazen birisi;
“Kur’ân-ı Kerim, Peygamberlerin birbirlerine olan muhalefetlerini
ispatlamakta ve onlardan bazılarına günah ile masiyeti nispet etmekle birlikte
Peygamberler nasıl masum olurlar? Zira Yüce Allah, Hz. Adem (a.s) hakkında
şöyle buyurmaktadır:
“Adem, (kendisine
ve eşine yasaklanan ağacın meyvesini yemesi suretiyle) Rabbine isyan etti ve
yolunu şaşırdı.[30]
Yine yüce Allah, Hz.
Nûh (a.s) hakkında ise şöyle buyurmaktadır:
“(Ey Nûh!
Bilmediğin şeyi benden istemenle) senin, cahillerden olmamam
öğütlüyorum.”[31]
Yine yüce Allah,
gönderilmiş Peygamberlerin efendisi olan Hz. Muhammed (s.a.v) hakkında ise
şöyle buyurmaktadır:
“Böylece Allah,
senin günahından geçmiş ve gelecek olanı bağışlasın… “[32]
şeklinde bir soru yöneltebilir.
Buna cevabımız ise
şöyledir: “Peygamberler için masumiyet, Kur’an’da sabit olmuştur. Zira
Kur’ân-ı Kerim ayetleri buna delil getirdiği gibi, sağlam ilmi düşüncede buna
hükmetmiştir. Peygamberler, mükemmelliğe ve üstünlüğe örnek olmasalardı hiç
yüce Allah insanlara; onlara tabi olmalarını, onlara uymalarını ve onların
Rabbani metodları üzere gitmelerini emreder miydi?!! Eğer masumiyet, onların
sıfatlarından olmasaydı onların davranışlarının ve hareketlerinin hepsinde
onlara tabi olmakla ve uymakla mükellef tutulmazdık!!
Bazı Peygamberlerden
-Allah’ın saîât ve selâmı onlarm üzerine olsun-
(Allah’ın emrine karşı)
muhalefetliklerin ve masiyetlenn meydana gelmesine dair günah işlemenin
zahirini gösteren bazı şer’i naslara gelince bunlar, şu şekillerde yorumlanmıştır.
1. Bu
muhalefetlikler ve günahlar, nıasiyet değildir. Sadece daha iyi olanın tersini
yapmaktır.
2. Bunlar,
masiyet değildir. Ancak ictihadi olan bir hata (zelle) dir.
3. Farz
edilsin ki bunlar, masiyet ve muhalefettir. O taktirde bunlar, Peygamberlikten
önce meydana gelmiştir.
İşte bu meseleyi ancak
böyle açıklayabiliriz. Eğer Peygamberler, büyük günahlar ile kötülük çeşitleri
içerisinde boğazlarına kadar batmış olsalardı, Yüce Allah, Kur’an’da geçen bu
gibi övgülerle arılan övmesi muhal olurdu. Çünkü Yüce Allah’ın, pak ve temiz
olan Peygamberler hakkındaki şu sözünü işitmekteyiz:
“O
(Peygamberler), Allah ‘in hidayet ettiği kimselerdir. O halde (Ey Muhammedi)
Sen de onların doğru yoluna (hidayetine) uy.”[33]
Yani “Ey
Muhammed! Sen de, onların güzel yoluna, temiz ahlaklarına, dürüstlüklerine,
temizliklerine ve. seçkinliklerine uy” demektir!!
Yine Yüce Allah’ın,
Peygamberler hakkındaki şu sözünü işitmekteyiz:
“O
(Peygamberleri), emri altında insanları doğru yola (hidayete) götüren önderler
yaptık. Onlara; iyi işler yapmayı, namaz kılmayı ve zekat yermeyi vahyettik.
Onlar, Bize ibadet eden kimselerdendirler.”[34]
Peygamberlerin
Atası Hz. Adem (a.s)’ın Masum Oluşu İle İlgili Mesele
Hz. Adem (a.s)’ın
masum oluşu, Yüce Allah’ın şu ayetinde açıklanmaktadır:
“Adem (kendisine
ve eşine yasaklanan ağacın meyvesini yemesi suretiyle) Rabbine isyan etti ve
yolunu şaşırdı. Daha sonra da Onu (peygamberliğe) seçip tevbesini kabul etti ve
Onu hidayete eriştirdi.”[35]
1.
Allah’ın emrine karşı
yapılmış bu muhalefet
ve masiyetin, Hz. Adem
(a.s)’m kendisine Peygamberlik verilmezden önce olduğunu
gösteren delil, Yüce Allah’ın şu ayeti kerimesidir:
“Daha sonra Rabbi,
Onu, (Peygamberliğe) seçti.”[36]
Ayeti kerimede geçen “seçme”den maksat; Yüce Allah’ın,
Hz. Adem’i,
peygamberliğe seçmesidir. Zira Hz. Adem (a.s)’da meydana gelen masiyet, ona,
Peygamberlik verilmezden Önce gerçekleşmişti.
2. Yüce
Allah’ın başka bir sözünde ise; Hz. Adem (a.s)’m ancak kendisine yasaklanan
ağaçtan “unutarak” yediği belirtilmektedir. Bu da Yüce Allah’ın şu
ayeti kerimesidir:
“And olsun ki,
Biz daha (Peygamberlik vermeden) önce Adem’e de (yasaklanan ağaçtan yememesi
için ) ahid vermiştik. Fakat Adem, (kendisine yapılan bu yasaklamayı)
‘unuttu’.
Ve Biz, onda (Allah’ın
emrine aykırı hareket etme konusunda da) ‘bir kasıt (ve yönelme)
bulmadık.”[37]
3. Hz. Adem
(a.s)’ın, yasaklanan ağaçtan bir şey yememesi gerektiği, Yüce Allah’ın şu
ayetinde belirtilmektedir:
“Denildi ki:
Yalnız şu ağaca yaklaşmayın.”[38]
Hz. Adem (a.s),
yasaklanan bu ağacın dışında aynı cinsten başka ağaçlardan yasaklanmadığını
sadece bu ağaçtan yemesinin yasaklandığını zannetti. Bundan dolayı Hz. Adem
(a.s), yasaklanan ağacın cinsinden olan başka bir ağaçtan yemiştir. Böylece
Allah’ın emrine muhalefet etmiş oldu. İşte bu ise, Hz. Adem (a.s)’dan ictihâd
sebebiyle olup kasten ve ısrar mahiyetinde bir muhalefet değildir.
a. Bu
konudaki görüşlerin en uygun olanı, şöyle dememizdir: “Hz. Adem (a.s),
yasaklanan ağaçtan unutarak yemiştir. Unutma ise, günah fiilini işleyen
kimseden günahı kaldırır. Çünkü Resulullah (s.a.v), unutan kimsenin yapmış
olduğu fiilden dolayı sorumlu tutulamayacağına dair şöyle buyurmaktadır:
“Ümmetimden hata,
-unutma’ ve zorla kendilerine yaptırılmış olan şeylerin hükmü kaldırılmıştır
(affedilmiştir).”[39]
Yüce Allah, bu konuyla
ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:
“Ey Rabbimiz!
Eğer ‘unutursak’ veya yanılırsak, bizi (bunlardan ötürü) sorumlu tutma.”[40]
Hz. Adem (a.s)’dan
sadır olan günah, masiyet üzere ondan isteyerek ve kasten olmamıştır. Buna
delil, Yüce Allah’ın şu ayeti kerimesidir:
“Fakat Adem,
(kendisine yapılan yasaklamayı) ‘unuttu.’ Ye Biz, onda (Allah’ın emrine aykırı
hareket etme konusunda da) bir ‘kasıt’ (veyönelme) bulmadık.”[41]
Kurtubî ve İbnü’l-Arabî
gibi bazı tefsirciler, bu görüşü tercih etmişledir.
b. Veya bu
konuda şöyle dememiz daha uygundur: “Masiyet, Hz. Adem (a.s)’a
Peygamberlik verilmezden önce meydana gelmiştir.” İşte bu görüş.
“Menar Tefsiri”nin sahibi olan Reşid Rıza’nm tercih ettiği görüştür.
Reşid Rıza,
“Tefsirü’l-Menar” adlı tefsir kitabında bu konuyla ilgili olarak
şöyle der:
“Hz. Adem (a.s)’m
masumiyeti meselesine gelince bu mesele; selefin yolu üzere yürümek bizi, Hz.
Adem (a.s)’m isyan ve tevbesine dair ayetlerin müteşabihlerden olduğu sonucuna
götürür. Tıpkı bu kıssada geçen dış görünüşünü aklın kavrayamadığı diğer
ayetler gibi.
Buna göre bizim, Şanı
Yüce Allah’ın da; “Fakat O, (yani Adem, kendisine yapılan yasaklamayı)
unuttu. Ve Biz, onda (Allah’a aykırı hareket etine konusunda da) bir kasıt (ve
bir yönelme) bulmadık”(Tâhâ: 20/115) buyurduğu gibi, (Allah’ın emrine
aykırı olarak yapılmış) bu muhalefet, Hz. Adem (a.s)’a Peygamberlik görevi
verilmezden önce meydana gelmiştir’ dememiz gerekmektedir. Yalnız Hz. Adem
(a.s)’m, (Peygamberlikten önce) Allah’ın emrine karşı muhalefet ettiğinden
dolayı onun masumiyetinin Peygamberlikten sonra olduğunda ittifak edilmiştir.
Fakat Hz. Adem (a.s)’m bu durumu, unutkanlık eseri de olabilir. Olayın
büyüklüğüne dikkat çekmek için unutmaya, nisyan denilmiştir. Unutma ve yanılma,
zaten masumiyet lige zarar vermez ve üstelik ona çelişik de değildir.”[42]
İbnü’l-Arabi’ye[43]
gelince; O, birinci görüşü tercih etmiş ve muhalefeti, Hz. Adem (a.s)’dan
unutma sebebiyle meydana geldiğini ileri sürmüştür. Nitekim İbnü’l -Arabi’nin,
“Ahkamu’l-Kur’an” adlı tefsir kitabında bu konu şöyle geçmektedir:
“Niceleri,
Peygamberleri, cahillerin; -haşa Peygamberler, günah işlemeye kasten ve bile
bile can atarcasına girmişlerdir şeklihde- onlara nispet ettiği mevki ve
makamlarına uygun düşmeyen günahlardan tenzih etme yani günahı onlardan gide- j
rip temize çıkarma hususunda söz söyledi. Ama Müslümanlar- | dan orta yolu
tutanlar bile bu şekilde günah işlemekten kendi- | lerini korurken,
Peygamberlerin günah işlemeye can atması 1 nasıl olur??!! Halbuki Yüce olan
Allah, ezelde neticelenmiş ve jj geçmiş hükmüyle Hz. Adem (a.s)’ı; kendisine
muhalefet etme- | ye yöneltti. Bu ilahi emirle, Hz. Adem (a.s)’da, yasaklanan
a- İ ğaca karşı bir kasıt ve Allah’ın yasağını çiğnemeye dair unutma meydana
gelmiştir. Zira Hz. Adem (a.s)’ın, günahı işlemeye yönelmesi hususunda ‘Adem,
(kendisine ve eşine yasaklanan ağacın meyvesini yemesi suretiyle Rabbine isyan
etti.’ (Tâhâ: 20/121) denildi. Ve Hz. Adem (a.s)’m, özrünü açıklama mahiyetinde
ise;
‘Andolsun ki, Biz,
daha (Peygamberlik verilmezden) Önce Adem’e de (yasaklanan ağaçtan yememesi
için) ahid vermiştik. Fakat Adem, (kendisine yapılan yasaklamayı) unuttu. Ve
Biz, Onda (Allah ‘m emrine aykırı hareket etme konusunda da) bir kasıt (ve bir
yönelme) bulmadık. ‘(Tâhâ: 20/115) denildi.
Bunun pratik
uygulanışı ise şöyledir: “Bir adam, bir eve kesinlikle girmeyeceğine dair
yemin etse bunun üzerine de yeminini unutarak o eve kasıtlı olarak veya
yorumunda hatalı olarak girse, işte bu, ‘kasıt’ ve ‘unutma’dır. Burada, kasıt
ile unutma aynı şey değildir. Birbirinden farklıdır. Eve girmemeye yemin eden
kimsenin unuttuğu şey, yemindir. Kastettiği ise eve girme meselesidir. Yoksa
yemini bozmak değil. (Buna göre Hz. Adem (a.s) da Allah’ın emrini unuttu. Fakat
ağaçtan, kendi kastıyla yedi). Çünkü bir efendinin, kölesini küçük düşürerek
ve cezalandırarak; ‘isyan etti’ demesi caizdir. Efendinin, kölesine bu sözü
söylemesinden sonra da tekrar faziletiyle birlikte kölesine yönelerek onu
(daha önceki sözünden) temizleme şeklinde; ‘unuttu’ diyebilir…
Fakat bugün bizden
birisinin; Hz. Adem (a.s)’m, isyan ettiğini haber vermesi caiz değildir. Lakin
Yüce Allah’ın, Hz. Adem (a.s)’ın bu durumuyla ilgili ayetlerini okurken veya
Resulullah (s.a.v)’in bu konuyla ilgili sözlerini okurken, Hz. Adem (a.s)’m
isyan ettiğini söylememizde ve bunu açıklamamızda herhangi bir sakınca yoktur.
Ama Hz. Adem (a.s)’m isyan ettiğini, kişinin kendisi tarafınca bahsetmesine
gelince ise; bizim için örnekler ve rehberler olan normal babalarımız hususunda
bu caiz olmadığına göre Yüce Allah’ın, özrünü ve tevbesinı kabul ettiği ve
bağışladığı atamız olan Hz. Adem (a.s) hakkında ise bu, nasıl caiz
olur?!!”[44]
Allame Kurtubî de
bununla ilgili olarak şöyle der:
“Alimler, Hz.
Adem (a.s)’m yasak olan ağaca yaklaştığı taktirde müstahak olacağı cezayı -ki
bu da Yüce Allah’ın; ‘(Yasaklanan ağaca yaklaştığınız taktirde) zalimlerden
olursunuz.’ (A’raf: 7/19) sözünü- bildiği halde o ağaçtan nasıl yediği
hususunda ihtilaf etmişlerdir.
a.
Alimlerden bir topluluk bu konuda; ‘her ikisi de, Yüce Allah’ın yasakladığı
ağacın dışındaki bir ağaçtan yemişlerdir. Fakat onlar Yüce Allah’ın yasağını,
yasaklanan, ağaç cinsinin tamamına şamil
olduğuna dair yorumda bulunmamışlardır’ demiştir.
b. Diğer bir
topluluk ise; ‘her ikisi de, Yüce Allah’ın yasakladığı ağaçtan unutarak
yemişlerdir, (kasıtlı olarak değil)’ demiştir. Yüce Allah, yüce kitabı Kur’ân-ı
Kerîm’de bunu; ‘And olsun ki Biz, daha (Peygamberlik verilmezden) önce A-dem’e
de (yasaklanan ağaçtan yememesi için bir) ahid vermiştik. Fakat O, (kendisine
yapılan yasaklamayı) unuttu. Ve Biz, onda (Allah’ın emrine aykırı hareket etme
konusunda da) bir kasıt (ve bir yönelme) bulmadık’ (Tâhâ: 20/115) ayetinde kesin
ve net olarak haber verdiğinden dolayı; doğru olan görüş budur.
Fakat Peygamberlerin,
derece ve makamlarının yüceliği ve anlayışlarının çokluğundan ötürü onların bu
durumlarına zarar verecek her türlü şeyden sakınmaları ve dikkatli olmaları gerekmektedir.
Bunların zıddı ise (yani unutmak ve gaflet) onlarda bulunmaz. Lakin Hz. Adem
(a.s)’ın, Allah’ın yasağını zayi ederek onu hatırlamaktan meşgul olması
kendisini asi etti.
Ebu Ümame, Hz. Adem
(a.s) ise ilgili olarak şöyle der: ‘Yüce Allanın, mahlukatı yarattığı günden
itibaren kıyamet gününe kadar gelecek olan AdemoğuHarının sabırları (veya
vakarını) terazinin bir kefesine, Hz. Adem (a.s)’m sabrı ise terazinin diğer
kefesine konulsa Hz. Adem’in ki, diğerlerine daha üstün gelir.’
Yüce Allah bu konuyla
ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:
‘Biz onda (Allah’ın emrine
aykırı hareket etme konusunda da) bir kasıt (ve bir yönelme) bulmadık,’ (Tâhâ:
20/115)[45]
Alimlerin
ve tefsircilerin görüşlerinden; Hz. Adem’in, Yüce Allah’ın emrine muhalefet
etmeye yönelmediği, O’nun emrini unutarak veya ictihad yoluyla Allah’ın emrini
yorumlayarak yasaklandığı ağaçtan yiyerek onun emrine muhalefet edip ve bundan
dolayı da Yüce Allah’m, Hz. Adem (a.s)’ı cennetten çıkarıp yeryüzüne indirmek
suretiyle onu cezalandırdığı, işte bunun da Yüce Allah’ın Hz. Adem (a.s)’m bu
işi yapacağına dair geçmiş ilahi hikmetine binaen olduğu açıkça gözlerimizin
önüne serilmektedir. Buna göre olay, “unutma” sonucunda nıeydana
gelmişken, bizim, Hz. Adem (a.s)’m isyan ettiğine dair suçu ona yüklememiz caiz
olmaz. Hele de Yüce Allah, Hz. Adem (a.s) hakkında ayet indirip “Daha
sonrada Rabbi Adem’i, (peygamberliğe) seçip tevbesini kabul etti ve onu hidayete
eriştirdi.” (Tâhâ: 20/122) buyurduktan sonra, Hz. A-dem (a.s) hakkında
edebi elden bırakmamamız gerekmektedir.
[46]