Peygamberler Tarihi Sabuni

Peygamberlerin Ma’sumiyeti

 


Hz.
Yûsuf (a.s)’m Masum Oluşu İle İlgili Deliller:

 

Hz. Yûsuf (a.s)’m
peygamberliğinin durumunu, risâletinin büyüklüğünü ve Peygamberler de bulunması
gerekli olan va­sıfları bilmeyen bazı tefsirciîerin; Hz. Yûsuf (a.s)’a nispet
et­tikleri bu çirkin suçlamalara ve iftiralara karşılık, onun suçsuz olduğuna
ve masum olduğuna dair Kur’ân-ı Kerîm’de on tane delil vardır… Biz ise bu
delilleri, maddeler halinde kısaca şu şekilde Özetleyebiliriz:


Birinci Delil:

Hz. Yûsuf (a.s), azizin hanımının isteğine karşılık ona itaatten yüz
çevirdiğine ve kadının karşısında bü­tün gücü ve azmiyle direndiğine Yüce
Allah’ın şu ayeti keri­mesi işaret etmektedir:

“(Böyle bir şeye
teşebbüs etmekten) Allah’a sığınırım. Doğrusu 0 (senin kocan), benim,
efendimdir.”
[81]


ikinci Delil:

Kadın, kapıları kilitleyip bütün çıkış yollarını ttıktan ve Hz. Yûsuf (a.s)’ı
odanın içerisine hapsettikten ra baskı ve zorla onu kendi nefsi için
faydalandırmayı iste­ncinde Hz- Yûsuf (a.s), azizin hanımının bu isteğini geri
çevi­rip ondan uzaklaşmıştır… Eğer Hz. Yûsuf (a.s) zinaya meylet-vdi kadından
kaçmayıp onunla zina ederdi. Çünkü zina fiili­ni isleyen kimse zinaya yönelir,
bunu işlemekten kaçmaz. Bu konuyla ilgili olarak Yüce Allah şöyle
buyurmaktadır:

“İkisi de kapıya
(doğru) koştular. Kadın, onun gömleğini arkadan (yakalayıp) boylu boyunca
yırttı. (Tam bu sırada) ka­pının yanında kadının efendisine rast
geldiler.”
[82]


Üçüncü Delil:

Hz. Yûsuf (a.s)’in elbisesinin arkadan yır-tılmasıyla haklılığı ortaya çıkaran
araştırma sonucunda, azizin hanımının yakınlarından birisi, Hz. Yûsuf (a.s)’rn
suçsuzluğu­na şahitlik etmiştir. Bu şahitlik eden kimse, haklıyı ve haksızı
bulmak için; “eğer Yûsuf kadını isteyen, kadında ondan kaçı­nan ise Yûsuf
un elbisesinin ön taraftan yırtılması gerekmek­tedir. Buna göre kadın doğru
söylüyor, Yûsuf yalancıdır. Eğer kadın Yûsuf u isteyen, Yûsuf ta ondan kaçman
ise Yûsuf un elbisesinin arkadan yırtılması gerekmektedir. Buna göre Yûsuf
doğru söylüyor, kadın yalancıdır” şeklinde bir yönteme baş­vurmuştur.
[83] Yüce
Allah bu konuyla ilgili olarak ise şöyle bu­yurmaktadır:

“Kadının
ailesinden birisi de, (ikisi hakkında) şöyle şahit­lik etti: ‘Eğer (Yûsuf’un)
gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğru söylemiştir. Bu (Yûsuf) ise
yalancılardandır. Eğer (Yû­suf’un) gömleği arkadan yırtılmış ise kadın yalan
söylemiştir. Bu (Yûsuf) ise doğru söyleyenlerdendir.’ (Kadının kocası, Yû­suf’un)
gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu görünce (Yûsuf’un suçsuzluğunu ve doğru
söylediğini, karısının ise yalan söylediğini anlayarak) dedi ki: ‘Doğrusu bu
(iftira ve suçlama) sizin tuzağınızda ndır. Şüphesiz ki sizin tuzağınız
büyüktür.”
[84]

Denildi ki: Hz. Yûsuf
(a.s)’m lehine şahitlik eden kimse, beşikte bulunan Icüçük bir çocuk olup Allah
onu, Hz. Yûsuf (a.s)’ın suçsuzluğunu ortaya çıkarabilmek için bu kesin delille
onu konuşturmuştur. Bu çocuk, beşikteyken konuşan üç ço­cuktan birisidir.
[85]
Beşikteki çocuğun konuşması, garipsenecek bir durum değildir. Zira Allah, her
şeye güç yetirir.


Dördüncü Delil:

Hz. Yûsuf (a.s)ın zindana girmeyi, zina etmeye tercih etmesi. Yüce Allah bu
konuyla ilgili olarak ise şöyle buyurmaktadır:

“(Yûsuf) ‘Ey
Rabbim! Zindan, bana, bunların beni davet ettiklerinden daha iyidir. Eğer Sen,
bunların (bana dair kurmuş oldukları) tuzakları benden uzaklaştırmazsan onlara
mey­leder ve cahillerden olurum’ dedi.”
[86]

Bu delil, Hz. Yûsuf
(a.s)’m suçsuzluğuna ve masum oldu­ğuna işaret eden delillerin en büyüklerinden
birisidir. Zira han­gi şahıs zindanı, kendisini arzulayan ve temenni eden şeye
tercih etmeyi düşünür!. Eğer Hz. Yûsuf (a.s), kadının isteğini kabul etse ve
kadının arzusuna uysaydı, kadının, kendisine at­tığı bu iftira sebebiyle birçok
sene
[87]
zindanda kalmazdı. Buna göre Hz. Yûsuf (a.s)’m, azizin hanımıyla zinaya
teşebbüs etti­ğine dair iddia; Hz. Yûsuf (a.s)’a karşı yapılmış apaçık bir ifti­ra,
batıl ve yanlıştır. Her insaf sahibi kimse, bu peygamberin, tarihi ibretinden
ders alır. İşte bunlar, Yüce Kur’an’ın anlamla­rından elde edilen görüşlerdir.


Beşinci Delil:

Şanı Yüce Allah, Hz. Yûsuf (a.s)’ı, bu su­renin çeşitli yerlerinde övmüştür.
Nitekim Yüce Allah bununla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:

“işte Biz, ondan
kötülüğü ve fuhşu bertaraf ettik. Şüphesiz ki 0, ihlasa erdirilmiş
kullarımızdandır. “
[88]

Yine Yüce Allah, bu
kıssaya girişte ise şöyle buyurmakta­dır:

“0, tam ergenlik
çağına girince, kendisine hüküm ve ilim verdik İşte Biz, ihsan sahibi kimseleri
böyle mükafatlandırırız. (0 böyle bir kimseyken) evinde bulunduğu kadın, ondan
murad almayı istedi, (ilk önce) kapıları sımsıkı kapadı ve: ‘Sana söylüyorum,
haydi gelsene!.. ‘dedi.”
[89]

Buna göre Yüce Allah,
Hz. Yûsuf (a.s)’ı, -bu ayetlerde-ihsan verdiği kimselerden ve ihlaslı
kullarından olduğunu haber vermiştir. Ayetlerde geçen bu “muhlis” ve
“muhsin” kim­seler ise; Yüce Allah’ın peygamberliğe seçtiği ve itaat
ile iba­dete has kıldığı kimselerdir. Buna göre Şanı Yüce Allah; ken­disini
tertemiz yapanı, kendi sırlarını bütün kötü niyetlerden ve bütün çirkin
işlerden temizleyen kimseyi hiç över mi? Halbuki Hz. Yûsuf (a.s), Allah’a yakın
olan tertemiz kimselerdendi. Resulullah (s.a.v) de, Hz. Yûsuf (a.s)’rn
salahiyetine, takvalıh-ğına, temizliğine ve dosdoğruluğuna şahitlik ederek
şöyle bu­yurmuştur:

“Şerefli oğlu
Şerefli oğlu Şerefli İbrahim oğlu İshâk oğlu YaVûb’un oğlu Yûsuf.”
[90]

İşte bunlar, Hz. Yûsuf
(a.s)’m şerefli ve üstün olduğuna yeterlidir!!.


Altıncı Delil:

Azizin hanımının bizzat kendisinin, şehirli sosyete tabakası kadınların
hepsinin önünde Hz. Yûsuf un ma­sumluğunu ve iffetini itiraf etmesi. Nitekim
Yüce Allah bu ko­nuda şöyle buyurmaktadır:

“Kadınlar
(Yûsuf’un) bu (güzelliğini) görünce, onu çok büyük bir varlık kabul ettiler (ve
hayranlıklarından dolayı deh­şete düşerek) ellerini kestiler ve dediler ki:
‘Allah’ı tenzih ederiz. Haşa, bu bir insan değildir. Bu, çok şerefli bir
melekten başkası olamaz. (Bunu gören azizin hanımı:) ‘İşte beni kendisi
hakkında ayıpladığınız, şu gördüğünüz kimsedir. And olsun ki, onun nefsinden
murad almak istedim de 0, kendini (bu isteğimden) korudu… “dedi.”
[91]

Kocasının Önünde Hz.
Yûsuf (a.s)’ı zinaya teşebbüs et­mekle suçlayan azizin hanımının bizzat
kendisinden -ayette de görüldüğü üzere-, sosyete tabakası kadınların hepsinin
önündeki bu şahitliği, Hz. Yûsuf(a.s)’m iffetliliğini ve suçsuzluğu­nu apaçık
bir şekilde ortaya koymaktadır.

Ayette geçen
“iste’same” = “kendini korudu” kelimesi, Hz. Yûsuf (a.s)’ın
aşırı derecede teklif edilen günahtan sakın­dığını ve son derece korunduğunu
gösterir.

İşte bu, bazı insanların;
“hemm” ve “burhan” kelimelerini tefsir ettiğinden, -Nitekim
biz bu açıklamaların yanlış olduğu­nu daha önce

açıklamıştık- Hz.
Yûsuf (a.s)’ın uzak olduğunu gösteren apaçık bir açıklamadır.


Yedinci Delil:

Hz. Yûsuf (a.s)’m, şehirdeki sosyete taba­kası kadınlarının önünde apaçık
delillerle ve kesin kanıtlarla suçsuz olduğunu gösteren alametlerin ortaya
çıkması.

Bununla birlikte Mısır
azizinin, şehirdeki insanların dedi­kodusunu ortadan kaldırmak ve hanımının
işlediği suçu örtbas etmek için Hz. Yûsuf (a.s)’ı zindana atmıştır. Yüce Allah
bu konuyla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:

“Sonra bütün
delilleri, (Yûsuf’un lehinde) gördükleri hal­de yine de bir zamana kadar onu
zindana atmayı uygun buldular.”
[92]

Allame en-Nesefî,
tefsirinde, bu konuyla ilgili olarak şöyle der:

” ‘Uygun
buldular’ (Yûsuf: 12/35) Yani onlar için Yûsuf u zindana atmak artık ortaya
çıkmıştır. Ayette geçen ‘hum’ ço­ğul zamiri, azize ve onun aile halkına
dönmektedir. ‘Bütün de­lilleri’ (Yûsuf’un lehinde) gördükleri halde’ (Yûsuf:
12/35) ayetinde geçen ‘deliller’den kasıt; Hz. Yûsuf (a.s)’m suçsuzlu­ğunu
gösteren; gömleğin arkadan yırtılması, kadınların meyve soyarken Hz. Yûsuf’u
görmeleri üzerine ellerini kesmeleri, küçük çocuğun Hz. Yûsuf un lehine
şahitlik etmesi ve buna benzer delillerdir. ‘Zindana atmayı’ (Yûsuf: 12/35)
ayeti ise; Mısır azizi, hanımının haklılığını ortaya çıkarabilmek ve vazi­yeti
kurtarmak ve bu konudaki şehirde geçen dedikodulara son vermek için, Hz, Yûsuf
u mutlaka Zindana atmaya karar verdi­ler anlamındadır. Hz. Yûsuf un zindana
atılması, sadece hanı­mının görüşünün dışına çıkmayan kocasının, bu görüşünü ka­bul
etmesi sonucu olmuştu. Zira Mısır azizi; hanımına karşı çok bağlı, onun emrine
göre hareket eden ve kolayca baş eğen bir kimseydi. Üstelik azizin yuları, kadının
elindeydi. ‘Bir za­mana kadar’ (Yûsuf: 12/35) ayeti ise; kadın kocasına, Hz. Yû­suf
un bir zamana kadar zindana atılması teklifinde bulundu anlamındadır.
Böylelikle kadın, her ne kadar Hz. Yûsufu görmese bile, ondan alacağı haberler
ile rahatlamaya çalışa­caktı.
[93] Zira
böylece onu, kontrolü altında bulundurmuş olu­yordu.”
[94]


Sekizinci Delil:
Hz. Yûsuf (a.s), Rabbinden; hem efendisi azizin hanımının ve hem de
sosyete kadınlarının çirkin hilele­rinden ve tuzaklarından kendisini
kurtarmasını istediğinde; Şanı Yüce Allah’ın, Hz. Yûsuf (a.s)’m bu duasını
kabul etme­si.

Eğer Hz. Yûsuf (a.s),
azizin hanımının isteğine uyma ko­nusunda rağbet gösterseydi, Allah’tan; 0
kadınların hilelerin jeti ve tuzaklarından kendisini kurtarmasını istemezdi.
Yüce Allah, bu konuyla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:

“Rabbi de onun
duasını kabul etti ve onların tuzaklarını kendisinden uzaklaştırdı. Çünkü
Allah, hakkıyla işiten ve her şeyi bilendir.”
[95]


Dokuzuncu Delil:
Hz. Yûsuf (a.s)’ın, şehirdeki bütün in­sanların önünde suçsuzluğu ortaya
çıkmadıkça, zindandan çıkmayı kabul etmemesi.

İşte bu delil ise; Hz.
Yûsuf (a.s)’m iffetini, kötülüklerden ne kadar uzak olduğunu ve izzeti nefsinin
doğruluğunu gö­stermektedir. Eğer kendisinin suçsuz olduğu ortaya çıkma­dıkça,
bunu, zindanda yedi veya dokuz sene kalmaya ve orada çeşitli zorluklar ile
sıkıntılara kavuşmaya tercih etmezdi. Bun­dan dolayı da Hz. Yûsuf (a.s), bu
çirkin suçlamadan ve iftira­dan uzak olduğu ortaya çıkıncaya kadar ve şehirdeki
bütün halkın, kendisinin suçsuz yere zindana atıldığını öğreninceye kadar
zindandan çıkmayı kabul etmemiştir. Yüce Allah ise bu konuda şöyle
buyurmaktadır:

“(Kral:) ‘Onu
bana getirin’ dedi. Bunun üzerine ona ha­berci gelince, (haberciye), ‘Rabbine
(yani efendine) dön ve ellerini kesen 0 kadınların zoru neydi? Kendisine sor?’
dedi. Şüphe yok ki benim Rabbim, onların (bana karşı yaptıkları) tuzakları
hakkıyla bilendir. “
[96]


Onuncu Delil:

Sonuncu olarak ise; gerek ellerini bıçakla kesen sosyete kadınları ve gerekse
azizin hanımının bizzat kendisinin, Hz. Yûsuf (a.s)’a iftira ettiğini apaçık
bir şekilde itiraf etmesi.

İşte bu delil de, Hz.
Yûsuf (a.s)’m kendisine nispet edilen iftira ve suçlamalardan masum olduğuna,
kötülüklerden uzak olduğuna ve suçsuz olduğuna dair şüpheden bir parça bile bı­rakmamaktadır.
Zira kral, sosyete kadınlarını, Hz. Yûsuf (a.s)’m isteği doğrultusunda toplayıp
onlara, Hz. Yûsuf (a.s)’a dair sorular sorduğunda
[97]
onlar; şu kesin ve açık cevabı ver­mişlerdir-

mislerdir:

“(Kral) 0
kadınları toplayıp onlara) ‘Yûsuf’un nefsinden murad almak istediğiniz zaman ne
halde idiniz?’ dedi. (Kadın­lar) ‘Haşa, Allah için biz onun hiç bir kötülüğünü
bilmedik’ dediler. Bunun üzerine azizin karısı da: ‘Şimdi gerçek ortaya çıktı!
Ben, onun nefsinden murad almak istedim. 0, hiç şüphe­siz doğru söyleyenlerdendir.
(Kadın veya Yûsuf’da: ) ‘Bu, gı­yabında o (azize) hainlik etmediğimi ve Allah
‘in, hainlerin hi­lesini kesinlikle başarıya erdirmeyeceğini bilmesi içindi.”
[98]

Sonuç
olarak; Hz. Yûsuf es-Sıddik (a.s)’in kendisine nis­pet edilen yalan ve
iftiralardan suçsuz olduğuna ve onun ma­sum olduğuna dair bu on delili,
Kur’ân-ı Kerînı’den elde ettim. Doğrusu Allah, hakkıyla söyleyen ve dosdoğru
yola iletendir.


[99]

İlgili Makaleler