Geçmiş Ümmetlerin Yok Oluşu ve Kalıntıları
13.6.3. Talmud’un
Açıklamaları
Talmud’da da Lût kavminin ahlâk bozukluğu ve sapıklığı hakkında
ayrıntılı bilgiler verilmiştir. Bu bilgileri buraya özet şeklinde aktarıyoruz.
Bir defasında Aylâm’lı bir yolcu Lût kavminin memleketinden geçiyordu. Hava
kararınca mecburen Sodom’da konaklama gereğini duydu. Torbasında yiyecek,
içecek her şey vardı. Yatması için gerekli örtüsü de vardı. Bu sebeple kimsenin
evine gidip misafir olmak için kapısını çalmadı. Bir ağacın altında uzanıverdi.
Derken bir Sodom’lu oraya geldi onu istirahat ederken gördü ve evinde misafir
etmekte ısrar etti. Gece onu evinde misafir etti, ama sabah misafir henüz
uykuda iken katırı, eğeri ve bütün mallarını alıp kaçıverdi. Misafir kalkınca
soyulduğunu fark etti, dövünmeye başladı, herkese yalvardı ve hırsızın
bulunmasını istedi. Ama kasabalılar bu zavallı adama acımak bir yana, geriye
kalan bütün parası ve malını gaspedip sınırdışı ettiler.
Bir defasında Hz. İbrahim (a.s.)’in eşi Hz. Sare, Hz. Lût’un
ailesinden haber almak üzere uşakları olan El-Ya’zer’i Sodom’a gönderdi.
El-Ya’zer Sodom şehrine girdiğinde bir Sodom’lunun bir yabancıyı dövmekte
olduğunu gördü. El-Ya’zer ona çok kızdı ve bir yabancıya ve yolcuya böyle bir
muamele yapmasını kınadı. Bunu der demez, El-Ya’zer’in etrafında toplanan halk
bu sefer onu dövmeye başladı. El-Ya’zer canını zor kurtardı.
Bir defasında fakir bir kişi Sodom’a geldi. Açlıktan ölüyordu,
ama kimse ona yiyecek vermedi. Açlıktan bayılan bu kişiyi Hz. Lût’un kızı gördü
ve eve getirdi, karnını doyurdu. Bunu duyan Sodom’lular hem Hz. Lût’u, hem
kızını azarladılar ve bu gibi hareketleri bir daha yapmamalarını istediler.
Talmud’un yazarı bu gibi, diğer bazı olayları anlattıktan sonra
Sodom’luların günlük yaşantılarında son derece zâlim, acımasız, hilekâr ve
ahlâksız olduklarını belirtiyor. Herhangi bir yolcu Sodom’dan canı ve malı
emniyet içinde olarak geçemezdi. Hiçbir fakir, aç ve açıkta kalan bir kişi
Sodom’da barınamaz, karnını doyuramazdı. Pek çok defa, dışardan gelen fakir ve
aç yolcular bu şehirde öldüler. Sodomlular, ölüye saygı diye bir şey de
bilmiyorlardı. Ölülerin elbise ve üzerinde bulunan eşyalarını çalıp, çıplak
olarak toprağa gömerlerdi. Belde’nin yabancısı olan bir tüccar veya iş adamı
buraya tesadüfen geldiğinde her şeyini kaybederdi. Soyulan kişiler üzülürken
halk etrafında toplanarak onu alaya alırdı. Sodom’da bir de büyük park
yapılmıştı, ki birkaç kilometre uzunluğunda idi. Sodomlular bu parkta alenen
cinsi münasebette bulunur ve her türlü cinsi sapıklıkları yaparlardı.
13.6.4. Kur’ân-ı
Kerîm’in Az ve Öz İfadeleri
Talmud ile mukayese edildiğinde Sodom’luların durumunun Kur’ân-ı
Kerîm’de az ama öz bir şekilde anlatıldığını görürüz. Kur’ân-ı Kerîm’in bir
ayetinde şöyle denilmiştir: “Onlar eskisinden çok daha kötü şeyler
yapıyorlardı.” Bir başka ayette şöyledir: “Siz erkeklerinizle nefsinizin
ihtiyaçlarını gideriyor, yolcuların yolunu kesiyor ve toplantılarınızda açıkça
sapıklıklar yapıyorsunuz.”
13.6.5.
Peygamber’in Davetine Tepki
Hz. Lût geçmişte olduğu gibi ümmetini Allah’a ve doğru yola
davet edince sert bir tepkiyle karşılaştı ve ümmeti kendisine şöyle dedi.
“Ey Lût bu sözlerine son vermezsen, bu memleketten
çıkarılanlardan olursun.” (Şuarâ; 167)
Sodom’lular demek istiyordu ki, Hz. Lût kendilerini uyarmasın,
yaptıklarına karşı çıkmasın, çünkü eğer arzularının dışına çıkarsa, O’nun sonu
da geçmişte kendilerini uyaranlardan farklı olmayacaktır ve sürgüne
gönderilecektir.
A’râf ve Neml sûrelerinde belirtildiği gibi, Sodom’lu sapıklar
Hz. Lût’a böyle bir ikazda bulunmadan önce zaten O’nu, ailesi ile beraber
ülkenin sınırlarının dışına çıkarmaya karar vermişlerdi. Şu ayete bakınız.
“Lût ailesini memleketinizden çıkarın. Çünkü onlar, temizliğe
gayret eden insanlardır.” (Neml; 56)
“Elçilerimiz İbrahim’e müjde ile geldiklerinde. ‘Diz, bu
memleket halkını helâk edeceğiz. Çünkü onlar zâlim oldu’ dediler.” (Ankebût;
31)
Hz. Lût (a.s.)’a azab-ı ilâhî ile gönderilen melekler ilk önce
Hz. İbrahim’e vardılar ve kendisine Hz. İshâk ve sonra Hz. Yakub’un
doğacaklarını müjdelediler ve daha sonra Hz. Lût’un kavmini helâk edeceklerini
söylediler.
“İbrahim: ‘Onların içinde Lût da vardır,'” dedi.
Bir kerre, Hz. İbrahim melekleri insan kılığında görünce korktu,
çünkü meleklerin insan kılığında olmaları bir tehlike işaretiydi. Fakat insan
kendisine doğacak evlâtları hakkında müjde verince o da Allah’ın azâbının Lût
kavmine yönelik olduğunu öğrenip biraz rahatladı, ama bu kavmin bağışlanması
için ısrarla yalvardı. Ne var ki, Hz. İbrahim’in yalvarışları kabul edilmedi,
iş işten geçmişti. Bu hususta bir şey söyleme imkânının bulunmadığı, Allah’ın
hükmünün verilmiş olduğu ve bunun geri alınamayacağı belirtildi. Bu cevaptan
sonra, Lût ve ailesi hakkında endişelenmeye başladı ve dolayısıyla endişesini
yukarıdaki biçimde dile getirdi. Yani bu azaptan Lût ve ailesinin kurtulmaları
gerektiğim söyledi. Bunun üzerine meleklerin cevabı şu oldu.
“Biz orada kimlerin olduğunu daha iyi biliriz. O’nu da ehlini de
kurtaracağız. Yalnız geride kalacaklardan olan karısı hariç.” (Ankebût; 32)
Tahrîm sûresi (10. ayet)’ne bakılırsa, yukarıda adı geçen kadın
Hz. Lût’a sadık değildi. Bu sebeple, bir peygamberin karısı olmasına rağmen
diğer mel’un ve mağdublar ile birlikte helâk olmasına karar verilmişti. Kuvvetli
ihtimal şu ki, Hz. Lût Ürdün’e hicret ettikten sonra yeni ülkede yerleşince
Sodomlulardan birinin kızıyla evlenmiştir. Fakat bu kadın uzun süre Hz. Lût’un
zevcesi olmasına rağmen kendisine iman edememiş ve bütün fikir ve düşünceleriyle
kendi milletine bağlı kalmıştır. Bilindiği gibi Allah katında kan akrabalığı ve
benzeri ilişkilerin hiçbir önemi yoktur. Herkes kendi iman ve ahlâkına göre
Allah’ın mahkemesinde yargılanmakta, cezalandırılmakta veya
ödüllendirilmektedir. Bu itibarla, bu kadının, kâfir olarak kalması, kocasının
peygamber olmasına râğmen, felaketine yol açmıştır.
13.6.7. Hz.
Lût’un Endişe ve Telâşı
“Elçilerimiz Lût’un yanına gelince bu O’na güç geldi. Onlar
yüzünden çok kederlenip tâkatı kesildi.” (Ankebût; 33)
Hz. Lût’un birden bire telaşlanmasının sebebi, meleklerin çok
güzel delikanlılar şeklinde gelmeleriydi. Hz. Lût kendi ümmetinin kötü huyu,
sapıklığı ve eşcinsel eğiliminden haberdardı ve biliyordu ki bu güzel gençler
mutlaka halkın dikkatini çekeceklerdi. Sapık kişilerin kendilerine kötü niyetle
yaklaşmalarını önlemek için aklına bir şey gelmedi. Onları ne yapacağını, nasıl
saklayacağını bilemedi. Bu yerde, misafir idiler ve onları evinden kovmasına
gönlü razı olmuyordu. Bu hem uygun olmayacaktı, hem de daha tehlikeli idi; zira,
akşam olmuştu, geceyi dışarıda geçirmeleri halinde, kendilerini kurtarmaları ve
namuslarını korumaları daha da güçleşecekti. Böylece, Hz. Lût onları kendi
eliyle aç kurtlara yem olarak vermiş olacaktı.
Hûd sûresinde belirtildiği gibi, halkın Hz. Lût’un evine hücum
ettiği ve misafirlerini koruma imkânının hiç bulunmadığı bir sırada Hz. Lût
çaresizlik içinde bağırıverdi: “Ah keşke, bende size karşı gelecek bir kuvvet
bulunsa yahut kuvvetli bir yere dayansam” (Ayet; 80) Bunun üzerine melekler
dedi ki, “Ey Lût, Biz Rabbinin elçileriyiz. Kavmin sana katiyyen dokunamaz.”
(Ayet; 81). Bundan sonra Ankebût suresinde şöyle buyrulmuştur:
“Korkma ve kederlenme.” (Âyet; 33)
Bu sözler, Hz. Lût’a gelen meleklerindir. Yani, melekler Lût’a
demek istiyorlardı ki, “bizim namus ve emniyetimizin nasıl korunacağı konusunda
tasalanma. Bunlar bize bir şey yapamazlar.” Bu sözlerden sonra melekler,
kendilerinin insan değil, melek olduklarını itiraf ettiler. Melekler aslında
kılık değiştirerek Sodomluları imtihan etmeğe ve nihayet helâk etmeğe
geldiklerini açıkladılar.
Hz. Lût (a.s.) ile ilgili Kur’ân-ı Kerîm’de yer alan kıssaya
göre melekler genç ve yakışıklı birer delikanlı hüviyetiyle Sodom’a gelmişlerdi
ve Hz. Lût ilk önce onların melek olduğunu bilmiyordu. Bu sebeple endişe duyması
ve telaşlanması gayet doğaldı.
Bu gençlerin Hz. Lût’un evine misafir olarak geldiğini duyan
Sodomlular derhal evine hücum ettiler ve onlara sahip olmak istediler. Şehvetten
gözleri dönmüş bu İnsanlar dur durak bilmiyorlardı. Hatta onlara tecavüze bile
kalkıştılar. Bunun üzerine Hz. Lût kendilerinin Allah’tan korkmalarını istedi.
Onların kendi evine misafir geldiklerini, namuslarını koruma vazifesinin
kendisine ait olduğunu söyledi. Sonra kızlarının kendileri için daha temiz
olduğunu belirterek evlerine dönmeleri için yalvardı. Fakat bu hain ve ahlâksız
kişiler söz dinlemez olmuşlardı. Onlar kızlara meyil etmediklerini, gayelerinin
genç delikanlılara sahip olmak olduğunu utanmadan söylediler (Hûd; 78-79)
“Gerçekten O’nun misafirlerine kötülük kastetmişlerdir. Biz de
onların gözlerini kör ediverdik. Onlara, ‘azabımı ve tehditlerimi tadın
(buyurduk)” (Kamer; 37)
Hz. Lût (a.s.), rica etti, yalvardı, “Allah rızası için bu işten
vazgeçin, ne isterseniz, yaparım” dedi. Ama nafile. Onların kulağı sağır
olmuştu. Eve girdiler ve misafirleri zorla dışarıya çıkarmak istediler, işte tam
bu sırada gözleri Allah tarafından kör edildi. Melekler de Hz. Lût ve
ailesinden derhal evi ve şehri terk etmelerini istediler. Arkalarına
bakmaksızın, sabah olmadan memleket hudutlarının dışına çıkmalarını öğütlediler.
Hz. Lût ailesiyle beraber şehri terk eder etmez Sodomlulara veya Ürdün’lülere
büyük bir azab indi.
İncil’de azâbın ayrıntıları şöyledir: “Ve onlar o erkeğe, yani
Lut’a hücum ettiler ve kapıları kırmak için evine yanaştılar. Fakat o erkekler,
yani melekler, ellerini uzatarak Lût’u evin içine çektiler. Kapıyı kilitlediler
ve evin kapısında bulunan erkeklerin küçük büyük hepsinin gözlerini kor
ettiler. Bu yüzden kapıda toplanan erkekler bir türlü kapıyı bulamadılar.”
(Doğum, XIX: 9-11).
“Onlar: ‘Biz günahkâr bir kavme gönderildik’ dediler. Onların
üzerine balçıktan taşlar atmak için. Ki o taşların her birinin üzeri, Rabbi
tarafından, haddi aşanlara mahsus olarak işaretlidir.” (Zâriyat; 32-34)
Sanki Allah, her taşa, damgasını vurmuştu ve bu taşların
vazifesi adamları takip edip helâk etmekti.