Hz. Peygamberin Hayatı Mevdudi

Rasûlullah’ın Ataları

21.2.1. Kureyş

Ulema ve tarihçilerin bir grubu, En-Nadr bin Kinâne’nin
lakabının Kureyş olduğuna inanıyor. Ama bazı diğer ulema ve tetkikçiler,
Kureyş’in En-Nadr’ın torunu ve Mâlik bin Nadr’ın oğlu Fihr’in lakâbı olduğunu
belir­tiyorlar. Bu âlimlere göre ancak Fihr’in evlâtları Kureyş’li
sayılabilirler[13].

Şimdi Hz. Peygamber (a.s.)’in şeceresine tekrar dönelim ve bu
defa hangi kuşakta Kureyş’in hangi ailesiyle akrabalığı olduğuna bir göz
ata­lım:

Fihr’den, Beni Muharib ve Beni el-Hâris aileleri çıktı. Hz. Ebû
Ubey­de bin El-Cerrah, Beni Haris’in bir koluna mensuptu.

Ğâlib bin Fihr’den, Beni Teym’ul Edrem ailesi doğdu.

Lueyy bin Ğâlib’den, Beni Amir kabilesi başladı. Bu kabilenin
dalın­dan Hz. Fatma bint-i Zâide doğmuştu ki, Ümmü’l-Mü’minin Hz. Hatice
(r.a.)’nin annesiydi. Aynı kabilenin bir başka koluna Süheyl bin Amr bağ­lıydı.
Bu zât küfür ve dalâlet üzerinde iken Hudeybiye Antlaşmasının ha­zırlanma işini
yapmış ve oğlu Ebu Cendel’e zulüm ve işkence yapmıştı. Fakat Mekke’nin fethinden
sonra müslüman oldu ve Hz. Peygamber (a.s.)’in ölümünden sonra Mekke’de irtidâd
ve bid’at yayılmaya başlayınca buna şiddetle karşı koydu. Aynı ailenin bir başka
dalından Ümmü’l-Mü’minin Hz. Sevde (r.a.) doğmuştu.

Kâ’b[14]
bin Lueyy’den, Beni Adiyy, Beni Cuman ve Beni Şehm aile­leri başladı. Hz. Ömer,
Adiyy ailesine mensuptu. Hz. Osman bin Ma’zun, Beni Cumah’dandı ve Hz. Amr bin
As ise Beni Şehm ailesinin bir fer­diydi.

Mürre bin Ka’b’dan Beni Teym ve Beni Mahzûm aileleri başladı.
Hz. Ebu Bekr Sıddîk Beni Teym’dendi. Hz. Talha da aynı aileye mensuptu.
Ümmü’l-Mü’minin Hz. Ümmü Seleme ve ilk kocasının kabilesi Beni Mahzûm’du ve aynı
kabileden Ebu Cehl doğmuştu. Hz. Ömer’in annesi Hanteme binli Hişâm da aynı
sülâledendi ve bu akrabalık yüzünden Ebu Cehl, İbn Hişâm’ın dayısı olurdu.
Hazreti Peygamber (a.s.)’in vaaz ve tel­kinlerinin ilk yıllarında, evi bir
tebliğ merkezi olarak kullanılan Hz. Er­kam da Mahzûm’luydu. Aynı kabilenin bir
kolunda Hz. Halid bin Velid doğdu. Rasûlullah (a.s.)’ın öz babaannesi Fatma
bint-i Amr da Mahzûm sülalesine bağlıydı. Hz. Peygamber’in (a.s.) babası ve
amcaları Ebû Tâlib bu hâtûndan doğmuşlardı.

Kilâb bin Mürre’den Beni Zühre doğdu. Rasûlullah (a.s.)’ın
annesi Amine, Hz. Sa’d bin Ebi Vakkâs ve Hz. Abdurrahman bin Avf Beni Zühre’ye
bağlıydılar. Hz. Hamza’nın annesi Hâle binti Uheyb de aynı aileden gelip Hz.
Amine’nin amca kızıydı.

Kusayy bin Kılâb’dan Beni Abdü’1-Uzza, Beni Abdü’d-Dâr ve Beni
Abd bin Kusayy (veya Abd Kusayy) aileleri doğdu. Ümmü’l-Mü’minin Hz. Hatice, Hz.
Zübeyr bin el-Avvam, Varaka bin Nevfel ve Hz. Hakîm bin Hizam (Hz. Hatice’nin
yeğeni) hepsi Abdü’1-Uzza sülâlesinden geli­yorlardı. Hazreti Peygamber
(a.s.)’in anneannesi Berre, Abdü’d-dâr ailesi­ne bağlıydı ve aynı ailenin bir
kolundan Hz. Mus’ab bin Umeyr de geli­yordu.

Abdi Menaf bin Kusayy’dan Beni Abdul-Müttalib, Beni Abdi Şems ve
Beni Nevfel çıktılar. Ümeyye hanedanının hepsi Şems’in evlât­larıydılar. Aynı
kabilenin bir kolundan meşhur İslâm düşmanı Ukbe bin Ebi Muayt da doğmuştu.
Bunun ikinci kolundan Ümmi Cemil (Ebu Le­heb’in karısı Hammâlet’ul-Hatab) Ebu
Süfyân ve kızı Ümmü’l-mü’minin Hz. Ümmü Habibe geliyorlardı. Üçüncü kolundan Hz.
Osman bin Affan geliyordu. Dördüncü kola Mervan’ın babası Hakem bağlıydı. Abdi
Şems sülalesinin diğer meşhur İslam düşmanları Utbe ile Şeybe idiler. Utbe’nin
kızı Hind (Ebu Süfyan’ın karısı) ve oğlu Hz. Huzeyfe idiler. Beni Nev-fel’in
ileri gelen kişileri arasında Hz. Cübeyr bin Mut’im yer alıyordu. Be­ni Muttalib
ise, Hz. Peygamber (a.s.)’in doğuşundan önce de, kederde kı­vançta Beni
Hâşim’den yardımlarını esirgememiş bir aile idi. Hz. Muham­med (a.s.), peygamber
olunca da bu aile Beni Hâşim ile birlikle Rasûlullah’ı ve müslümanları korumak
ve desteklemek için elinden gelen çabayı harcadı. Muttalib’e yakışıklılığı
yüzünden “kamer” (ay parçası) denilirdi.

Hâşim bin Abdi Menaf tan Beni Hâşim’in tümü doğdu. Hâşim’in bir
karısı Beni Kudâ’a’dandı. Nadle bin Hâşim ve Şifâ binti Hâşim bunun ba­tınından
doğdular. Hâşim’in ikinci karısı Mâzin’den Halide binti Hâşim ve Da’ife binti
Hâşim dünyaya geldiler. Üçüncü karısı Hüzâ’adan Esed bin Hâşim dünyaya geldi.
Dördüncü karısı Hind binti Amr bin Sa’lebe Hazrecliydi ki Hayye adlı bir kız ve
Ebû Sayfi adlı bir erkek çocuk dünyaya gelirdi. Beşinci eşi Medine’nin Hazrec
kabilesine bağlı Beni Neccar ailesi­nin kızı olan Selmâ binti Amr idi.
Abdulmuttalib ile kız kardeşi Rukayye’nin anneleri işte bu hanımdı. Böylece,
Hazreti Peygamber efendimizin akrabalığı önceden Medinelilere kadar uzanmıştı.

Abdulmuttalib’den, Abdulmuttalib ailesinin hepsi meydana geldi.
Abdulmuttalib’in bir zevcesi Fatma binti Amr bin Âiz, Beni Mahzûm’dan geliyordu.
Bu hâtûndan Hz. Muhammed (a.s.)’in babası Abdullah, iki am­cası Ebu Tâlib ve
Zübeyr ile beş teyzesi Berre, Ümmül Hakim-ul Beyda, Âtike, Umeyme ve Ervâ
doğdular. Hz. Ebû Seleme ile Ebû Sebre, Berre’nin çocuklarıydılar. Ümmül Hakîm
ul-Beydâ, Hz. Osman (r.a.)’ın anne-annesiydi. Umeyme, Hz. Abdullah bin Cahş ve
Ümmül Mü’minin Hz. Zeyneb’in annesiydi. Âtike’nin oğulları ise Zübeyr bin Ebî
Ümeyye ve Abdullah bin Ebî Ümeyye idiler. Hz. Abdulmuttalib’in ikinci eşi Hâle
bint-i Uheyb, Beni Zühre’den geliyordu ve Hz. Peygamber (a.s.)’in annesi
Amine’nin amca kızıydı. Bu hatundan Hz. Peygamber (a.s.)’in üç amcası, Hz.
Hamza, Mukavvim ve Hacl doğdular. Hz. Peygamber (a.s.)’in teyzesi Safiyye de
aynı hanımdan doğmuştu, ki oğlu Hz. Zübeyr bin el-Avvam’dı. Hz. Zübeyr’in babası
Avvam bin Huveylid, Hz. Hatice’nin kardeşiydi. Abdulmuttalib’in üçüncü eşi
Nüteyle bint-i Cenâb, Benî En-Nemr bin Kâsıt’tan geliyordu. Bu hatundan Hz.
Abbâs ve Dırar doğdular. Dördüncü eşi Semra binti Cündüb, Benî Bekr bin
Hcvâzin’e bağlıydı, ki kendisinden Hâris bin Abdulmuttalib doğdu. Bir başka
karısı Lübünâ bint-i Hâcire idi ki, Benî Hüzâ’a’ya bağlı idi ve ondan Ebû Leheb
doğdu.

Rasûlullah (a.s.)’ın bu şeceresi ve Arabistan’ın birçok
kabilesiyle ya­kın akrabalığını gösteren yukarıdaki tabloya baktığımızda şu
noktalar der­hal gözümüze çarpar.

Dünya’nın hiçbir peygamberi ve hiçbir din kurucusu veya
liderinin şeceresi ve geçmişi böylesine derinliğine araştırılıp muhafaza
edilmemiş­tir. Hz. Peygamber (a.s.)’in şeceresi ve ailesi hakkında son derece
dikkat ve titizlikle toplanan bunca geniş, muteber ve güvenilir bilgilerle, onun
özü, ırkı, ailesi, çevresi ve akrabaları bütün çıplaklığıyla karşımıza çıkı­yor.
Yani Hz. Peygamber (a.s.) geçmişi en iyi bilinen ve didik didik edi­len tarihi
ve dini bir şahsiyet olarak ortaya çıkıyor.

İkincisi, Hazreti Peygamber (a.s.)’den başka bir dinî veya
dünyevi li­derin köklerinin kendi millet ve toplumunda bu kadar derinliğine
indiğine dair bu kadar etraflıca bilgi edinmek mümkün değildir. Görüldüğü gibi,
Arap’lar için Hz. Muhammed (a.s.)’in adı, sanı ve sülâlesi bilinmeyen bir şey
değildi. Aksine, ülkenin bir ucundan öbür ucuna kadar yayılmış olan yüzlerce
kabile ve gruplar Hz. Peygamber (a.s.)’in hangi aileye mensup olduğunu ve bu
aile ile kendilerinin ne gibi akrabalıklarım olduğunu çok iyi biliyorlardı.

Üçüncüsü, Mekke ve etrafında oturmakta olan, Kureyş kabilesine
bağlı ne kadar aile varsa onlarla Hz. Muhammed (a.s.)’in bir akrabalığı vardı.
Nitekim, Buhârî’den Hz. Abdullah bin Abbas’ın şu sözlerine rastla­nıyor:

“Kureyş’in her ailesiyle Hz. Peygamber (a.s.)’in şöyle veya
böyle ak­rabalığı vardı.”

İlgili Makaleler