Gelecekle İlgili Haberler
11.1.1.8. Kevser
Müjdesinin Âhiret İle İlgili Anlamı
Kevser çeşmesiyle ilgili Hz. Peygamber (a.s.)’in dedikleri
şunlardır:
1) Bu çeşme Mahşer’de Hz. Peygamber (a.s.)’e ihsan olunacak, hem
de herkes “El-Ataş” “El-‘Ataş” (su, su) diye bağırırken, işte tam bu sırada Hz.
Muhammed (a.s.)’in ümmeti çeşme başında toplanıp suyu kana kana içecek. Hz.
Peygamber oraya herkesten önce varıp lam ortasında bulunacaktır. Peygamber
efendimiz (a.s.)’in sözleri şöyledir: “O, kıyamet günü ümmetimin başında
toplanacağı bir havuzdur.” (Müslim: Kitab-üs-Salât, Ebû Davûd: Kitab-üs-Sünne).
“Ben hepinizden önce oraya varmış olacağım.” (Buhari; Kitab-ür-Rikâk ve
Kitab-ül-Fiten, Müslim; Kitab-ül-Fezâil ve Kitâb ül-Tehâret, İbn-i Ma’ce;
Kitab-ül Menasik ve Kitab-üz-Zühd, Müsned-i Ahmed: Rivâyet edenler: Abdullah bin
Mes’ud, Abdullah bin Abbas, Ebû Hureyre). “Ben sizden evvel varacağım ve sizin
için şahitlik yapacağım ve Allah’a yemin ederim ki, bu çeşmeyi şu ânda
görüyorum.” (Buhârî: Kitab-ül-Cenâiz, Kitab-ül-Megâzî ve Kitab-ür-Rikâk).
Rasûlullah (a.s.) bir defasında ensara hitap ederken şöyle
buyurdular: “Benden sonra siz menfaatçılık ve akrabacılıkla karşı karşıya
geleceksiniz. Ama siz sabır edeceksiniz, ta ki benimle havuzda buluşmanıza
kadar.” (Buhârî; Kitâb-u Menâkıb-ül-Ensâr ve Kitâbül-Meğâzî, Müslim; Kitab-ül
Emâre, Tirmizî; Kitab-ül-Fiten). “Ben kıyamet günü havuzun başında, olacağım.”
(Müslim, Kitab-ül Fezâil). Hazreti Ebû Berze El-Eslemî’ye sordular, “acaba siz
çeşme hakkında Rasûlullah’tan herhangi bir şey duydunuz mu? Dedi ki, bir değil,
iki değil, üç değil, dört değil, beş değil, birçok defa duydum. Bunu kabul
etmeyen inşallah bu çeşmenin suyunu içemeyecektir.” (Ebû Davud:
Kitab-üs-Sünne).
Ubeydullah bin Ziyâd, Kevser çeşmesiyle ilgili rivâyetlerin
yanlış olduğunu zannederdi. Hatta, Ebû Berze El-Eslemî ile Berâ’ bin Âzib ve
Âiz bin Amr’ın bütün rivâyetlerini yalanlamaya kalkıştı. Nihayet, Ebû Sebre,
Hz. Abdullah bin Amr bin As’tan duyarak kaydettiği bir yazıyı getirdi. Yazıda
Hz. Peygamber’in şöyle buyurduğu kayıtlıydı: “Haberiniz olsun, benim ve sizin
buluşma yeriniz benim havuzumdur.” (Müsned-i Ahmet, Abdullah bin Amr bin As
tarafından nakledilmiştir).
2) Söz konusu havuz veya çeşmenin büyüklüğü hakkında bazı farklı
ifadeler vardır. Ancak üzerinde genellikle anlaşılan ölçüsü, Eyle (İsrail’in
bugünkü Eylat limanı)’den Yemen’in San’a kentine kadar veya Eyle’den Aden’e ya
da Amman’dan Aden’e kadar uzun ve Eyle ile Hucfe (Cidde ile Rabiğ arasında bir
yer)’ye kadar geniş, şeklindedir. (Buhârî; Kitab-ur-Rikâk, Ebû Davûd
Et-Tayâlisî, hadis no: 995, Müsned-i Ahmed. Rivayet edenler: Ebû Bekir Sıddîk ve
Abdullah bin Ömer, Müslim; Kitab-ut-Tehâret, Kitab-ul-Fezâil, Tirmizî;
Sıfat-ul-Kıyâmet bölümü ve İbn Mâce; Kitab-üz-Zühd).
Bu demek oluyor ki, kıyamet günü belki de bugünkü Kızıldeniz,
Kevser çeşmesine veya havuzuna dönüştürülecek. Ama tabii, Cenab-ı Allah bunu
dâha iyi bilmektedir.
3) Bu havuzdan bahsederken bir defasında Rasûlullah (a.s.)
dediler ki, “buna Cennet’in nehri Kevser suyu katılacaktır.” Bir başka hadis
şöyledir: “Bu havuza cennetten su getiren iki çeşme akacaktır.” (Müslim;
Kitab-ul-Fezâil). Bir başka hadis de şöyledir: “Cennet’in nehri Kevser’den bir
çeşme bu havuza açılacaktır.” (Müsned-i Ahmed: Rivayet eden: Abdullah bin
Mes’ud).
4) Bu havuzun suyundan bahsederken Hz. Peygamber (a.s.)
demişlerdir ki, “bu su süt (bazı rivayetlerde gümüş ve kar) ten daha
beyaz,-buzdan daha soğuk ve baldan daha tatlı olacaktır. Dibindeki toprak mis
gibi kokacaktır. Havuzun başında, gökteki yıldızlar kadar sürahi ve kaplar
bulunacaktır. Bu suyu bir kez içen bir daha susamayacaktır. Bunu içmeyen ise
hiçbir zaman susamışlığını gideremeyecektir.” Havuz ve suyuyla ilgili bu
ifadeler çok az farklarla bir çok hadiste yer almışlardır: (Buhârî; Kitab-ur
Rikak, Müslim; Kitab-ut-Tehâret ve Kitab-ul-Fezâil, Müsned-i Ahmed. Rivayet
edenler: İbn-i Mes’ûd, İbn-i Ömer, Abdullah bin Amr bin As, Tirmizî: Sıfatül
Kıyamet bölümü, İbn Mâce; Kitab-uz-Zühd, Ebû Davûd et-Tayalisi: hadis no: 995,
2135).
5) Kevser çeşmesi veya havuzu ile ilgili olarak Hazreti
Peygamber kendi devrinin insanlarını defalarca ikaz etmiş ve kendisinden sonra
yolunu değiştiren veya yolundan sapanların bu havuzun suyunu içemeyeceklerini
beyan etmiştir. Rasûlullah’ın ifadesine göre, bu gibi İnsanlar havuzun başından
uzaklaştırılacaklardır ve oraya bir daha yaklaştırılmayacaklardır. Rasûlullah
(a.s.) diyecek ki, bunlar benim adamlarımdır. O zaman bu adamların, kendisinden
sonra neler yaptıklarını bilmediği hatırlatılacaktır. Bunun üzerine Hz.
Peygamber (a.s.) de bunları defedecektir ve kendisinden uzak durmalarını
isteyecektir. Bu rivâyet de çeşitli hadislerde yer almıştır. (Buhârî;
Kitâb-ur-Rikâk, Kitab-ul-Fiten, Müslim; Kitab-ut-Tehâret Kitâb-ul-Fezâil,
Müsned-i Ahmed. Rivayet edenler: İbn Mes’ûd ve Ebû Hureyre; İbn Mâce, Kitab-ul
Menasik), İbn Mâce’nin bu hususla naklettiği hadis acıklı kelimelerle doludur.
Bu hadiste Hz. Peygamber (a.s.)’in şöyle dediği belirtilmiştir: “Haberiniz
olsun, ben sizden önce havuzun başına varmış olacağım. Sizi görerek, diğer
ümmetlerin yanında benim ümmetimin sayısının çok olduğundan iftihar edeceğim. O
zaman yüzüme leke sürmeyin. Dikkatli olun. Bazılarınızı kurtaracağım, bazıları
ise benden uzaklaştırılacaktır. Ben diyeceğim ki; Ya Rabbi, bunlar
sahabelerimdir. O diyecektir ki, sen, senden sonra bu adamların ne garip şeyler
yaptıklarını bilmiyorsun.” İbn-i Ma’ce’ye göre Rasûlullah (a.s.) bu sözleri,
Arafat’taki hutbesinde söylemiştir.
6) Bu havuzla ilgili olarak Hazreti Peygamber sadece kendi
devrinin insanlarını değil, kıyamete kadar gelecek nesilleri de uyarmıştır ve
demiştir ki, “Benden sonra tarzımı değiştirecek ve yolumdan ayrılacak olan
müslümanlar bu havuza yaklaştırılmayacaklardır. Ben diyeceğim ki, Rabbim,
bunlar benim adamlarımdır, benim ümmetimdendirler. Cevap verilecek ki, ‘Siz
bilmiyorsunuz, bunlar sizden sonra ne gibi değişiklikler yaptılar ve hep ters
yola gittiler.’ Ondan sonra ben de onları defedeceğim ve havuza gelmelerine mani
olacağım.” Bu ifade de çeşitli hadislerde yer almıştır. (Buhari;
Kitab-ul-Musâkât, Kitab-ur-Rikâk, Kitab-ul-Fiten, Müslim; Kitab-ut-Tehâret,
Kitab-us-Salât, Kitab-ul-Fezâil, İbn-i Ma’ce; Kitâb-uz-Zühd, Müsned-i Ahmed,
Rivayet eden: İbn-i Abbas).
Kevser çeşmesiyle ilgili hadisler 50’den fazla sahabe tarafından
nakledilmiştir. Gerçi bu hadislerde “Kevser” adı geçmemiştir, ama daha sonraki
muhaddis ve müfessirler bundan Kevser havuzu veya çeşmesinin kastedildiğini
belirtmişlerdir. İmam Buhârî Kitab-ur-Rikâk’in son bölümünün başlığına zaten
“Kevser” kelimesini eklemiştir. Ayrıca, Hz. Enes’in bir rivâyetinde bizzat Hz.
Peygamber (a.s.)’in “Kevser’i şöyle tarif ettiği nakledilmiştir: “Bu, benim
ümmetimin varacağı bir havuzdur.”
Cennet’teki Kevser nehrinin Rasûlullah (a.s.)’a ihsan edilmesine
ilişkin de çeşitli hadislere rastlanmaktadır. Hazreti Enes’in birçok
rivayetlerinde -ki bazıları serahat ile Rasûlullah (a.s.)’ın sözlerini
içermektedir-şöyle denilmiştir: Mirac sırasında Hz. Peygamber (a.s.) Cenneti
gezdi. Ve Cennet’te bir nehir gördü. Bu nehrin kenarında inci ve elmaslar ile
burçlar yapılmıştı. Nehrin dibindeki toprak “misk-i ezfer”den yapılmıştı.
Rasûlullah (a.s.) kendisine Cennet’i gezdirmekte olan Hz. Cebrail veya başka bir
meleğe sordu: “Bu nedir?”, Melek cevap verdi: “Bu, Cenab-ı Allah’ın size armağan
ettiği Kevser nehri’dir” (Müsned-i Ahmed, Buhârî, Müslim, Ebû Davûd, Tirmizî,
Ebû Davûd Tayalisî, İbn Cerîr).
Hz. Enes’in rivâyet ettiği bir başka hadis şöyledir: Rasûlullah
(a.s.)’a soruldu (ya da falanca adam sordu), “Kevser nedir?” Rasûlullah (a.s.)
buyurdular: “Allah’ın bana ihsan ettiği bir nehirdir. Bunun toprağı misk
gibidir. Suyu, sütten daha beyaz, baldan daha tatlıdır.” (Müsned-i Ahmed,
Tirmizî, İbn Cerîr). Müsned-i Ahmed’in bir rivâyeti şöyledir: Rasûl-ü Ekrem
(a.s.) Kevser nehrinin özelliklerinden bahsederken şöyle buyurdular: “Dibinde
çakıl veya taş yerine İnciler vardır.” İbn Ömer (r.a.)’in rivâyetine göre
Hazreti Peygamber (a.s.) buyurdular ki; “Kevser, Cennet’te bir nehirdir. Bu
nehrin yakaları altındandır. Bu nehir inci ve elmaslar üzerinde akmaktadır
(yani, çakıl yerine inci ve elmaslar vardır). Toprağı miskten daha iyi
kokuludur. Suyu, sütten (veya kardan) daha beyazdır, buzdan daha soğuktur ve
baldan daha tatlıdır.” (Müsned-i Ahmed, Tirmizî, İbn Mâ’ce, İbn Ebi Hâtim,
Dârimî, Ebû Davûd Tayalisi, İbn-ül Münzir, İbn Merdûye ve İbn Ebî Şeybe). Usame
bin Zeyd’in bir rivâyetine göre, Rasûlullah (a.s.) bir defasında Hz. Hamza
(r.a.)’ya gitti. Hz. Hamza evde yoktu. Hz. Hamza’nın zevcesi Hz. Peygamber
(a.s.)’i ağırladı ve sohbet sırasında dedi ki ‘kocam Allah’ın sizi cennette
Kevser diye bir nehir armağan ettiğini söyledi, bu ne demektir?” Rasûlullah
(a.s.) buyurdular: ‘Evet, doğrudur. O nehrin dibi yakut, mercan, elmas ve
İncilerden yapılmıştır.’ (İbn-i Cerîr, İbni Merdûye. Gerçi bu hadisin dayanağı
zayıftır. Fakat aynı mevzû çok sayıda hadislerde işlendiği için doğru olma
ihtimali vardır). Bu sayısız hadislerin dışında sahabeler ile daha sonraki
dönemde tâbîlerin birçok söz ve ifadeleri hadis kitaplarında yer almışlardır.
Bunların hepsinde vasıfları yukarıda belirtilen Cennet’teki Kevser nehrinden
bahsedilmiştir. Mesela Hz. Abdullah bin Ömer, Hz. Abdullah bin Abbas, Hz. Enes
bin Mâlik, Hz. Aişe, Mücahid ve Ebul Aliye’nin bir çok ifadeleri, Müsned-i
Ahmed, Buhârî, Tirmizî, Nesâî, İbni Merdûye, İbni Cerir ve İbn Ebi Şeybe v.s.
gibi hadis kitaplarında yer almışlardır.