Hz. Peygamberin Hayatı Mevdudi

Gelecekle İlgili Haberler

11.2.10.
“Müceddid-i Kâmil” in Yeri

Tarihe bakılırsa, şimdiye kadar bir “Müceddid-i Kâmil”, yani
gerçek anlamda tam bir müceddidin doğmadığı görüşüne varırız. Belki de bu
şe­ref, Emevî halifelerinden Hz. Ömer bin Abdülaziz’e verilebilirdi. Ama kendisi
siyasi hayatta tam bir başarı kazanamadı ve mukaddes vazifesini tamamlayamadan
bu dünyadan göç etti. Bundan sonra ne kadar müceddid doğduysa, hepsi belli bir
sahada ve sınırlı bir alanda çalışmalar yaptılar. Tam manasıyla dini ihyâ
edecek, her alanda devrim yapacak ve tam bir başarı kazanacak kâmil bir müceddid
maalesef şimdiye kadar dünyaya gelmemiştir. Fakat hem akıl ve mantık, hem tabiat
kanunları ve dünyanın gidişatı böyle bir müceddid veya önderin doğmasını
gerektirmektedir. Bu lider ister şimdi, ister birkaç yıl, ya da binlerce yıllık
süreçte doğsun, ama mutlaka doğmalıdır ve inşallah doğacaktır. İşte bu liderin
adı “El-İmâm-ul Mehdî” olacaktır, ki bu hususta Hz. Peygamber (a.s.)in açık ve
sarih ha­disleri vardır.

Bugün bazı bilgisiz kimseler, Mehdî adını duyar duymaz kaşlarını
ça­tar, omuzlarını silkeler. Bu kimselere göre, vaad edilen ve beklenen bir
“Mükemmel Önder” veya “Kâmil Müceddid”, müslümanlara olumsuz etki yapmış ve
onların pasif ve hareketsiz kalmalarına yol açmıştır. Bu sebeple bu kimseler,
cahil insanları yanlış düşünceye sevk eden ve hatta hiçbir şey yapamaz hâle
getiren bir inancın büsbütün ortadan kaldırılmasını savun­maktadırlar. Aynı
kimseler, bütün dinlerde “gaipten gelecek bir zât” ve bir “kurtarıcı” fikrinin
bulunduğunu, bu sebeple, Mehdî ile ilgili İslâm dinin­deki inancın da pek
ciddiye alınmaması gerektiğini belirtirler. Fakat, Mehdî ile ilgili hadislerin
sadece, eski dinlerde de benzeri fikirlerin bu­lunduğu gerekçesiyle bir yana
bırakılacak cinsten olmadığı kanaatinde­yim. Son Peygamber, Hz. Muhammed (a.s.),
insan ırkının ortadan kalk­ması veya kıyametin gelmesinden önce bütün dünyanın
dininin bir defa daha İslâm olacağı ve insanların yarattığı bütün “izm”lerin
başarısızlığın­dan sonra, insanın bilâhare, Allah’ın dinine sığınacağı ve bu
nimetin, pey­gamberler tarzında çalışarak İslam’ı gerçek anlamda bütün dünyaya
yaya­bilecek büyük bir önder sayesinde elde edileceğine dair bir bildirimde
bu­lunmuşsa, bunun yadırganacak tarafının olmadığı kanısındayım. Pek mümkündür
ki, mükemmel ve kâmil bir müceddid fikri eski peygamberle­rin talimatında yer
almış, ama câhil kavimlerin cehâleti yüzünden bunun etrafında evham ve hurafe
ağı örülmüştür.

11.2.11. Mehdi
İle İlgili Yaygın Anlayış

Doğrusunu söylemek gerekirse, umumiyetle imân El-Mehdi’nin
geli­şine inanan müslümanların görüşü de, Mehdi’nin gelmeyeceğine inanan kişi ve
çevrelerin düşüncesinden pek farklı değildir. Bu sâf müslümanla­rın inancına
göre, İmam Mehdi çağdışı bir görünümde ve dervişlerin kıya­fetinde olup birden
bire, bir medrese, tekke veya kulübeden, başında sarık veya takke ve bir elinde
tesbih ile çıkagelecektir. Bu Mehdi ortaya çıkar çıkmaz, “ben İmam Mehdiyim”
diyecektir ve ulema ile din adamları, ellerinde dini kitaplarla bu zâta
yaklaşıp, bu kitaplardaki tarifelere göre kendi­sinin Mehdi olduğunu teyit
edeceklerdir. Bundan sonra da müslümanlar akın akın o’na biat edeceklerdir.
Sonra cihâd ilân edilecek. Bir bayrak ya­pılacak ve bu bayrağın altına bütün
ulema, din adamları ve diğer ileri ge­lenler toplanacak. Ama burada cihâd ve
silah kuşanma deyimleri sade mecâzen kullanılmıştır. Yani Mehdî’nin bayrağı
altındaki topluluk fiilen cihâd etmeyecek ve kılıç kullanmayacak. Her şey manevî
şekilde olacak ve her şey dua ve Allah’ın rahmetiyle gerçekleşecektir. Her şey
ilahîlerle halledilecek. Düşmanların kalbi dualarla fethedilecek. Savaşlar bir
takım dini ibadetlerle kazanılacaktır. Yine dualarla düşmanların tank, tüfek ve
uçakları yok edilecektir! işte sâf ve sade müslümanlar, İmam Mehdi hak­kında bu
gibi fikre sahiptirler.

Fakat, bana sorulursa durum bunun tam aksidir. Bence, Mehdi
çağdaş bir lider olacaktır. Yani hangi devirde gelirse gelsin o devrin genel örf
ve âdetine aykırı bir görünümü olmayacaktır. Çağının bütün ilim ve tekniği­ne
iyice vakıf olacaktır. Hayatın bütün meseleleri hakkında bilgi ve tecrü­be
sahibi olacaktır. Aklı, zekâsı, siyasî kabiliyet ve savaş tekniğinin bilgi­si
bakımından herkesten üstün olacaktır. Kısacası, çağın ilericilerini çok geride
bırakacak bilgi, yetenek ve güce sahip olacaktır. Çok mümkündür ki, bu gerçekten
çağının meselelerini ve çözümlerini de bilen lider molla ve tekke sahiplerinin
şimşeğini üzerine çekecektir. Ayrıca, vücutça Mehdî’de bir gariplik olacağını da
sanmıyorum. Benim gibi, sizin gibi ve hepimiz gibi normal bir insan olacaktır.
İlk bakışta onun Mehdi olacağını gösteren, vücut yapısında herhangi bir işaret
ve alâmet olmayacaktır. Ayrıca, bu kişinin kendi kendini resmen Mehdi ilân
edeceğini de sanmıyo­rum. Belki kendisi de kendisinin vaad edilen Mehdi
olduğunun farkına varamayacaktır. Ama ölümünden sonra, başardığı büyük işler ve
dini ihya yolunda kazandığı zaferlerden dolayı, nübüvvet veya peygamberlik
şeklinde bir halifelik vazifesi yaptığı dost, düşman herkes tarafından
anlaşıla­caktır.

Daha önce işaret ettiğim gibi, peygamberlerden başka kimse Allah
ta­rafından belli bir görev ile geldiğini iddia edemez. Zaten peygamberler­den
başka kimse nasıl bir görevle dünyaya geldiğini iyice kestiremez. Doğrusu şu ki,
Mehdilik iddia ile değil, işi başarmakla elde edilir. Bir kişi sadece iddia
etmek suretiyle Mehdî olamaz. Bence, bu gibi iddialarda bu­lunanlar gibi, bu
türlü iddiada bulunanlara inananlar da, kendi bilgisizlik ve akılsızlıklarını
ispatlamış olurlar.

11.2.12.
Mehdî’nin Çalışmalarının Niteliği

Mehdî’nin yapacağı işler hakkındaki görüşüm de yukarıda
bahsetti­ğim kimselerin düşüncelerinden çok farklıdır. Ben, İmam Mehdi’nin
çalış­malarında Mu’cize, kerâmet, akıl almaz davranışlar, murakabe, gaipten
bil­giler, kehânetler, müritlik ve mürşitlik gibi şeylerin de yeri olmadığını
be­lirtmek isterim. Kanaatim odur ki, bir devrimci liderin dünyada karşılaştı­ğı
engel ve güçlüklerle İmam Mehdi de karşılaşacaktır. Bu önder ve lider, ruhda ve
özde İslam olan yeni bir düşünce ekolü ve hareket tarzı belirle­yecektir. O’nun
başlattığı hareket ve düşünce akımı, kafaları ve insanların yaşantılarını
temelden değiştirecektir. Başlattığı hareket öylesine büyük ve geniş kapsamlı
olacaktır ki, hem siyasi ve hem de kültürel nitelikler ta­şıyacaktır. Cahiliyye
bütün gücüyle O’na karşı koymaya, O’nu yıkmaya çalışacaktır, ama zafer Mehdî’nin
olacaktır. O öylesine muazzam ve muh­teşem bir İslâm devleti kuracaktır ki, bir
yandan manevî değeri ve niteliği çok yüksek olacaktır, bir yandan da maddî
bilimsel ve teknolojik kalkın­ması en üst düzeyde olacaktır. Hadiste de bu
noktaya temas edilmiştir: “O’nun (Mehdî’nin) hükümetinden hem göktekiler, hem
yerdekiler razı olacaklardır. Gök alabildiğine bereketlerini yağdıracak, yer de
içindeki bulun hazinelerini dışarıya çıkaracaktır.”

Bir gün İslâmiyet’in bütün dünyanın düşünce sistem ve
odaklarına, medeniyet ve kültürüne ve siyasetine hâkim olacağı yolundaki
beklenti doğruysa, müthiş önderliğinde bu görkemli devrimin yapılacağı “Büyük
Lider”in doğuşu da şarttır. Böyle bir liderin ortaya çıkma imkânına şüphe ile
bakanların aklına şaşarım. Bu dünyada Lenin ve Hitler gibi cahil ve sa­pık
liderler doğup bütün insanları hakimiyetleri altına almayı düşünebili­yorsa,
doğru yolda olan, insanlığı barışa ve refaha götürecek bir dünya li­deri neden
çıkmasın?

İlgili Makaleler