Peygamberler Tarihi İ.Yiğit

Hz. Yusuf As Hayatı

 

C. Yusuf (A.S.)’ın Kuyuya Atılması Ve Ardından Köle Olarak
Satılması

 

Yusuf sûresinde, Hz.
Yusuf (a.s.)’m meşhur rüyası ve onu babasına anlatmasının ardından, Hz. Yusuf
(a.s.) ile kardeşleri­nin hikâyesinin ibretlerle dolu olduğuna işaret edilmiş,
daha sonra, hikâyeye devam edilmiştir. Buna göre, babalarının Hz. Yusuf
(a.s.)’ı ve onun ana-baba bir kardeşi Bünyamin’i kendile­rinden daha fazla
sevdiğine inanan ve bu yüzden o ikisini kıska­nan ve babalarına kızgınlık
besleyen diğer kardeşler, şeytanın iğvasma kapılarak Hz. Yusuf (a.s.)’a bir
komplo kurmaya karar verdiler. Yaptıkları toplantıda babalarının Hz. Yusuf
(a.s.)’ı daha fazla sevmekle yanlışlık yaptığını dile getirerek onun sevgisini
kazanabilmek için Hz.  Yusuf (a.s.)’ı
devreden çıkarmanın şart olduğunda görüş birliğine vardılar. Kardeşlerinden
bâzıları onu öldürmeyi teklif etmişlerdi; ancak içlerinden biri, onu
öldürme-yip bir kuyuya atmalarının daha doğru olacağını ileri sürdü. Bu
teklifin sahibi kuyuya uğrayan bir kervanın onu alıp gideceğini ve böylece
kardeş katili olmadan da Hz. Yusuf (a.s.)’dan kurtu­labileceklerini söyledi.
Onun teklifini uygun bulan kardeşler, Hz. Yusuf (a.s.)Ji bir kuyuya atmayı
kararlaştırdılar ve onun kaybol­masından sonra babalarının sevgisini kazanacaklarını
söyleye­rek bu olayın ardından iyi birer insan olmaya çalışacaklarına söz
verdiler.

Kardeşler,  hazırladıkları senaryoyu uygulamak için önce
babalarına gittiler ve ondan Hz. Yusuf (a.s.)’ı kendileriyle birlikte koyun
otlatmaya göndermesini istediler. Onun Hz. Yusuf (a.s.)’ı kendilerine emânet
etmekten çekindiğini farkedince, onu ikna edebilmek için Hz. Yusuf (a.s.)’a iyi
bakacaklarına ve her husus­ta ona yardımcı olacaklarına söz verdiler. Babaları,
buna rağmen Hz. Yusuf (a.s.)’a bir kötülük gelmesinden ve onu kurtlara kap­tırmalarından
korktuğunu söyleyince, gidip dönene kadar ona göz-kulak olacaklarına yemin
ettiler. Neticede Hz. Yakub (a.s.), kardeşlerinin Hz. Yusuf (a.s.)’ı
götürmelerine izin verdi.[12]
Kardeşler, yanlarında koyun otlatmaya götürdükleri Hz. Yusuf (a.s.)’ı
plânladıkları şekilde bir kuyuya attılar. Ancak Yüce Allah, o sıkıntılı anda
onun yardımına yetişti ve kalbine bir kuvvet ve­rerek gönlünü hoş tutup
üzülmemesini ve bu durumdan rahat bir şekilde kurtulacağını müjdeledi. Ayrıca
ona daha sonraları kardeşlerine karşı kendisinin derecesini yükselteceğini ve
bir gün gelip kardeşlerinin yaptığı bu kötülüğü onların yüzüne söy­leme
imkânını bahşedeceğini haber verdi.[13]

Hz. Yusuf (a.s.)’ı
kuyuya atan kardeşleri, babalarını kandı-rabilmek için akşamleyin ağlaşarak eve
geldiler ve bir yalan uy­durup aralarında düzenledikleri bir yarış sırasında
eşyalarının başında bıraktıkları Hz. Yusuf (a.s.)’ı kurtların yediğini söyledi­ler.
Onu kurtların yediğine inandırmak için gömleğini kestikleri bir hayvanın kanma
batırmış olarak getirmişlerdi. Hz. Yusuf (a.s.)’m rüyasının bir gün
gerçekleşeceğinden emin olan ve göm­leğinin yırtılmamış olduğunu da görerek
oğullarının “onu kurt kaptı” şeklindeki yalanlarına inanmayan Hz.
Yakub (a.s.), “Ha-yır! Herhalde nefisleriniz sizi aldatıp yanlış bir işe
sürükledi.” dedi ve kendisine düşenin güzelce sabretmek ve bu acıya da­yanmak
için Allah’tan yardım dilemek olduğunu söyledi. Kur’ân-ı Kerim, bu yaşananları
şöyle aktarmıştır :

“Muhakkak, Yusuf
ve kardeşlerinin kıssasında bunu soran­lar için birçok ibretler vardır: Bir
zaman Yusufun kardeşleri, ken­di aralarında şöyle konuştular. ‘Yusuf ve
ana-baba bir kardeşi, babamızın yanında bizden daha çok sevgilidir. Halbuki
biz, güçlü bir topluluğuz. Şüphesiz ki babamız, bu davranışıyla açık bir hak­sızlığa
düşüyor. Yusufu öldürün veya onu uzak bir yere atın da, babanız size kalsın.
Bundan sonra yine sâlih kimselerden olursu­nuz.’

içlerinden biri de
şöyle dedi: ‘Yusuf’u Öldürmeyin. Issız bir kuyunun derinliklerine atın. Oradan
geçen bir yolcu kafilesi, onu bulsun. Eğer yapacaksanız böyle yapın,’ Yusufu
uzaklaştırmayı kararlaştırınca, babalarına gelip şöyle dediler: ‘Ey babamız!
Sana ne oluyor da, Yusuf’u bize emânet etmiyorsun? Halbuki biz, Yu­suf’un
iyiliğini diler, ona Öğüt veririz. Yarın onu bizimle birlikte kıra gönder de
yesin, içsin ve oynasın. Mutlaka biz onu koruruz.’

Yakub, ‘onu alıp
götürmeniz beni üzer. Korkarım ki, siz gaf­letteyken kurt onu kapar!’ dedi.

Yusuf’un kardeşleri,
‘Yemin ederiz ki, biz kuvvetli bir toplu­luk olduğumuz halde onu kurt kaparsa O
takdirde biz hüsrana uğrayanlardan oluruz.’ dediler. Yusuf u alıp
götürdüklerinde, onu kuyunun dibine atmaya karar verdiler. Biz de, Yusuf a,
‘Kardeşle­rin hiç farkında olmadan, sen onlara, sana yaptıklarını haber ve­receksin.
‘ diye vahyettik. Akşamleyin ağlayıp sızlanarak babala­rına geldiler.
Babalarına, ‘Ey babamız! Biz aramızda yanş yapı­yorduk, Yusuf u da beklemesi
için eşyalarımızın başında bırak­mıştık. Onu kurt yemiş. Ne kadar doğru olsak
da, sen bize inan­mazsın. ‘ dediler.

Üzerine başka bir
canlının kanını bulaştırdıkları Yusuf’un, gömleğini, ona gösterdiler. Yakub,
‘Hayır, herhalde nefisleriniz sizi aldatıp yanlış bir işe sürükledi. Artık bana
düşen güzelce sab­retmektir. Dediğiniz karşısında ancak Allah’tan yardım
istenir.’ dedi”[14]

Hz, Yakub (a.s.)’m
evinde bunlar yaşanırken, diğer tarafta ise, kuyuya atılmış olmakla birlikte
Allah’tan gelen müjde ile gönlü rahat olan Hz. Yusuf (a.s.), bir veya iki gün
sonra Med-yen’den Mısır’a gitmekte olan bir kervanın sucusu tarafından ıfark
edildi. Su çekmek için kuyuya gelen bu şahsın sarkıttığı ikovanm ipine yapışıp
kuyudan çıktı. Bu arada, Hz. Yusuf (a.s.)’ı jkuyuya attıktan sonra onun başına
gelecekleri takip etmek iste-jyen kardeşleri, aralarından birini kuyuyu
gözetlemek için gön­dermişlerdi. Bu gözcü kardeş, Hz. Yusuf (a.s.)’m
Kervancılar ta­rafından kuyudan çıkarıldığını görünce durumu diğerlerine bil­dirdi.  Bunun üzerine hemen oraya giden kardeşler,
kuyudan çıkarılan çocuğun kendilerine ait bir köle olduğunu ve bir kaç gün önce
kaçtığını, bu yüzden de onu satmak istediklerini söyle­diler. Öldürmelerinden
korktuğu için, kendisinin onların kardeşi lduğunu söyleyemeyen Hz. Yusuf
(a.s.)’ı ucuz bir fiyata kervan­cılara sattılar.[15] Onu
Mısır’a götüren kervancılar, köle pazarına çıkararak önemli bir devlet adamına
sattılar. Sürede Hz. Yusuf (a.s.)’ın kuyudan çıkarılışı ve köle olarak satılışı
hakkında şöyle denilmektedir:

“O sırada bir
kervan geldi ve kervancılar sucularım kuyuya gönderdiler. Sucu kovasını kuyuya
sarkıttı. O anda Yusuf’u gö-rün-ce, ‘Müjdeler olsun! İşte bir oğlan çocuğu!’
diye bağırdı. Yu­suf u bir ticaret malı gibi gizlediler. Halbuki Allah onların
yaptıkla­rını çok iyi bilir. Nihayet onu düşük bir fiyatla bir kaç paraya sat­tılar.
Onlar Yusuf’u önemsemiyorlardı.”[16]

Mısır’da Yusufu satın
alan şahıs, Tevrat’ta    bildirildiğine
göre, kralın veziri Potifar’dır. Ancak Kur’ân-ı Kerim, ondan sade­ce
“el-Aziz” diye bahseder. Bu şahıs, kralın veziri, muhafız birlik­lerinin
komutanı veya kraliyet hazinelerinin başkanı olarak tanı­tılmıştır. Keskin
ferâsetiyle ünlenen bu Aziz, köle pazarında kar­şılaştığı, o sırada henüz 12
veya 17 yaşlarında olan Hz. Yusuf (a.s.)’in iyi bir insan olduğunu anlamış ve
ondaki kabiliyeti fark etmiştir. İlk günlerde kölesi hakkında hanımına söylemiş
olduğu sözler, bunu açıkça göstermektedir: “Ona iyi davran, ikram et ki,
bizimle oturmaktan hoşlansın. Belki bize faydası-dokunur, ya da onu evlat
ediniriz.” Nitekim o, Hz. Yusuf (a.s.)’daki kabiliyeti fark etmesiyle,
ferasette misal olarak dilden dile dolaşan üç kişiden biri sayılmıştır. Bu
darbımeselde zikredilen keskin feraset sahibi diğer iki şahıs ise, Hz. Musa
(a.s.)’ı keşfetmesi bakımından Hz. Şuayb {a.s.J’ın kızı ve Hz. Ömer’deki devlet
başkanlığı kabiliyetini önceden görmesi bakımından Hz. Ebu Bekir’dir.[17]

Allah Teâlâ, vezirin
evinde Hz. Yusuf (a.s.)’a iyi bir mevki vermiş, önemli bir devlet adamının
eğitiminden geçmesini sağ­lamıştı. Böylece Hz. Yusuf (a.s.), zamanın’en önemli
ve en mede­nî ülkesinde, hem de vezir veya Maliye vekilinin gözetiminde ola­rak
devlet işlerinde iyi bir şekilde yetişti, ülke yönetimi hakkında yeterli bilgi
sahibi oldu. Hatta efendisi, ona mallarında tam ta­sarruf yetkisi dahi
vermişti. Allah Teâlâ, ileride peygamber ola­rak görevlendireceği Hz. Yusuf
(a.s.)’a, ülke yönetimi hususun­daki bu kabiliyeti yanında rüya tâbiri ilmini
de öğretti. Sonunda onu peygamber olarak görevlendirdi. Hz. Yusuf (a.s.)’m
vezir ta­rafından satın alınıp yetiştirilmesi ve ona Allah tarafından lütfe­dilen
kabiliyetler ve peygamberlik görevi hakkında sürede şöyle denilmektedir:

“Mısır’da onu
satın alan adam, karısına dedi ki: ona değer ver ve güzel bak! Umulur ki, bize
faydası olur. Ya da onu evlat ediniriz. İşte böylece olayların yorumunu
Öğretmemiz için Yusuf’u o yere yerleştirdik. Allah, emrini yerine getirmeye
kadirdir. Fakat insanların çoğu bilmezler. 
Yusuf kemal çağına ulaştığında, ona hüküm ve ilim verdik.[18]
İşte, güzel davrananları biz böyle mükâ­fatlandırırız.”[19]  

İlgili Makaleler