Hz. Yusuf As Hayatı
D. Hz. Yusuf (A.S.)’ın Aziz’in Karısı Yüzünden Çektiği
Sıkıntı
Kuyudan çıkarılmak,
Aziz Potifar tarafından satın alınması ve onun yanında iyi bir şekilde
yetiştirilmesiyle büyük lütuflara mazhar olan Hz. Yusuf (a.s.), efendisi olan
bu şahsın karısı yüzünden büyük bir imtihan ile karşı-karşıya kaldı. Rivayete
göre, Allah Teâlâ, ona çarpıcı bir güzellik vermişti. Ahlâk ve karakteri gibi
bedenen de mükemmeldi.[20] Onun
bu çarpıcı güzelliği, kendisi için bir imtihan vesilesi oldu. Azizin hanımı,
onun güzelliğine hayran kalmış, şiddetli bir şekilde ona tutulmuştu. Bu ka-ra
sevda, genç ve güzel bir kadın olan Züleyha’yı yakıp kül ediyordu.
Uzun bir süre
duygularına hâkim olan bu kadın, köşkte köle Hz. Yusuf (a.s.) ile baş başa
kaldığı bir gün duygularını ona açtı. Kapıyı üstüne kilitledikten sonra, onu
tahrik için elinden geleni yaparak onu kendisiyle birlikte olmaya çağırdı.
Ancak Hz. Yusuf (a.s.), bu şiddetli fitne karşısında, iffetini korudu ve efendisinin
hanımını bu çirkin teklifinden dolayı öfkeyle azarladı. Yaptığı işin son derece
kötü olduğunu ve kendisinin böyle bir günahı işlemekten Allah’a sığındığını
söyledi. Onu bu işten vaz-geçirebilmek için, güzel bir üslup ile efendisi olan
kocasının kendisine büyük itinâ gösterdiğini ve önemli ikramlarda bulunduğunu
hatırlattı. İyiliğe karşı kötülük yaparak onun haremine göz koymanın ancak
zâlimlerin işi olduğunu, zalimlerin ise asla felah bulmayacağını söyledi.
Bütün bu ikazlara
rağmen kadın üzerine gelmeye devam edince, Hz Yusuf (a.s.), ondan kurtulmak
niyetiyle kapıya doğru koştu. Peşinden gelen kadın ona yetişip eliyle
gömleğinden yakalayınca gömlek arka tarafından yırtıldı. Bu sırada ikisi
kapının önüne varmışlardı ki, tam o anda kadının kocasıyla karşılaştılar. Bu
durum karşısında kadın, kocasının kıskançlık ve intikamından kurtulmak için
yalan ve iftiraya başvurdu. Hz. Yusuf (a.s.)’m kendisine tecavüz etmek
istediğini, kendisinin ise ona engel olmaya çalıştığını söyledi. Onun hapse
atılmasını ve ayrıca ona işkence yapılmasını istedi. Hz. Yusuf (a.s.) ise, onun
söylediklerinin yalan olduğunu belirterek, aksine kadının kendisiyle birlikte
olmak için yaptığı teklifi reddettiğini, bunun için ondan kaçtığını ve
kovalamacamn bundan çıktığını söyledi.
Bu yüzleşme esnasında kadının akrabalarından biri de oraya gelmiş,
konuşulanları duymuştu. Kur’ân-ı Kerim’de kadının yakınlarından biri olduğu
belirtilen bu kimse, kadının kocasına dönerek, Hz. Yusuf (a.s.)’m yırtılan
gömleğinin suçluyu ele vereceğini söyledi. Ona göre, gömlek ön tarafından
yırtılmışsa kadının söyledikleri doğru olmalıydı. Çünkü saldırgan Hz. Yusuf (a.s.) olduğu takdirde, O’ nun
karşısında olan ve ona karşı koymaya çalışan kadın, onun gömleğini ön
tarafından yırtacaktı. Bunun aksine gömlek arka taraftan yırtılmış ise, Hz.
Yusuf (a.s.)’m söyledikleri doğruydu. Çünkü bu durumda, sarkıntılık ederek
kendisinden kaçan Hz. Yusuf (a.s.)’m peşinden koşup onu yakalayan kadın, onun
gömleğini arka tarafından çekip yırtmış olacaktı. Aziz Potifar, bu teklifi
yerinde bulunca gömlek kontrol edildi ve arka taraftan yırtılmış olduğu
görüldü. Bunun üzerine o, hanımının yalan söylediğini anladı ve Hz. Yusuf
(a.s.)’m suçsuz olduğunu kabul etti. Hanımını azarlayarak, bu işin onun tuzağı
olduğunu, bu yüzden büyük bir günaha girdiğini söyledi ve ona günahı için
Allah’tan af dilemesini tavsiye etti. Bu rezaleti örtmek için de, Hz. Yusuf (a.s.)’a
bu olayı gizli tutmasını ve kimseye anlatmamasını emretti. Kur’ân-ı Kerim, Hz.
Yusuf (a.s.)’m başından geçen bu önemli imtihanı şöyle anlatmaktadır:
“Evinde bulunduğu
kadın, onun nefsinden murad almak istedi, evin kapılarını iyice kapattı ve,
‘Haydi gel, beraber olalım!’ dedi. O ise, ‘Bundan Allah’a sığınırım! Hem
kocanız olan efendim, banagüzel davrandı.[21]
Doğrusu, zalimler asla felah bulmaz’ dedi.
Andoîsun ki, kadın ona
meyletti? Eğer Rabbinin burhanını görmeseydi, o da kadına meyledecekti. İşte,
böylece biz, kötülük ve fuhşu Yusuf’tan uzaklaştırmak için delillerimizi
gösterdik. Şüphesiz o, ihlâsa erdirilmiş kullarumzdandı. İkisi de kapıya koştular?
Kadın onun gömleğini arkadan tutup yırttı. Kapının yanında kadının kocasına
rastladılar. Kadın dedi ki: ‘Senin ailene kötülük etmek isteyenin cezası,
zindana atılmaktan ya da acıklı bir işkenceden başka ne olabilir?’
Yusuf, ‘Asıl kendisi
benim nefsimden murad almak istedi.’ dedi Kadının akrabalarından biri, şöyle
hakemlik etti: ‘Eğer onun gömleği önden yırtılmışsa kadının sözleri doğrudur, o
ise yalancılardandır. Eğer gömleği arkadan yırtıldıysa, kadın yalan söylüyor,
Yusuf ise doğru söylüyor, demektir.’
Efendisi, Yusuf’un gömleğinin arkadan yırtılmış
olduğunu görünce, karısına, ‘Şüphesiz bu, siz kadınların tuzağından başka bir
şey değildir. Doğrusu sizin tuzağınız büyük olur. Ey Yusuf. Sen bu işi gizle!
Ey kadın! Sen de günahının affını dile! Çünkü sen günahkarlardan oldun!’
dedi.”[22]
Yirmi dördüncü âyette,
kadın teklifte bulununca, H2. Yusuf (a,s.)’m beşer tabiatı icâbı, azim ve kasıt
olmaksızın kadını aklından geçirdiği, eğer Rabbinin kendisine lütfettiği selim
akıl ve peygamberlik nuru olmasaydı, o kadına yaklaşmaya niyet edeceği, ancak
bu ışık sayesinde kendisinde böyle bir niyetin meydana gelmediği ve bu teklife
şiddetle karşı çıktığı bildirilmiştir. Ne var ki, buna rağmen bazı insanlar
tarafından bir peygambere nisbeti asla düşünülemeyecek yakışıksız hikâyeler
uydurulmuş ve Hz. Yusuf (a.s.) hakkında hoş olmayan sözler söylenmiştir.
Ebu’s-Suud, bu tür hikayeleri uyduranlar veya bu hikayelerde anlatılanların
doğru olabileceği ihtimalini düşünenler hakkında şöyle demiştir:
“Yusuf’un o
kadına yaklaşma niyeti, insanın yaratılışı gereği ona tabîî bir meyil
manasınadır. Yoksa Hz. Yusuf, serbest İradesiyle kadınla birlikte olmaya niyet
etmiş değildir. Onun daha önce geçen, bu işe karşı tam isteksizliğini ve
nefretini gösteren ve zâlimlerin iflah bulmayacağına dair hükmünü ifade eden
Allah’a sı-ğınmasına baksanıza! Onun bu ifadesi, böyle bir niyetinin mümkün
olmadığını gösteren sağlam bir delilden başka bir şey değildir. “[23]
İbn Kesir ise, Hz.
Yusuf (a.s.)’in bu hâlinin, Rasülullah (s.a.v)’in müjdelediği, Allah’ın
gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı bir günde bu gölgede
barındırılacak yedi sınıftan birinin durumuna örnek olduğuna işaretle, bu âyeti
tefsir ederken şu hadisi nakletmiştir:
“Yedi sınıf
vardır ki, Allah Tedlâ, kendi gölgesinden başka bir gölge olmayacak günde,
onlan kendi gölgesinde banndıracak-tır:
1. Adil
devlet başkanı,
2. Allah’a
ibâdet ederek yetişen delikanlı,
3. Gönlü
mescid ve camilere bağlı olan kimse,
4. Birbirlerini
Allah nzası için seven ve bunun üzerine toplanan ve ayrılan iki kimse,
5. Şeref ve
makam sahibi bir kadın kendisine birlikte olmak teklifinde bulunduğu halde, ‘Allah’tan
korkarım’ diyerek bu teklifi reddeden kimse,
6. Sağ
elinin verdiğini sol eli duymayacak şekilde gizli sadaka veren kimse,
7. Kimsenin
bulunmadığı yerde Allah’ı hatırlayıp da gözleri yaşla dolup taşan kimse. “[24]
Zemahşerî de, bu konu
dolayısıyla, iffetli ve erdemli olmanın gerçek anlamının, insanın içinde kötü
arzuların hiç uyanmaması değil, fakat kişinin uyanan bu arzulara yenik
düşmemesi olduğunu, ifade etmiştir. Bu durum, kötü bir işe niyetlenip onu terk
etmekten bahseden Buharı hadisinde anlatılan durumdur:
“Allah,
iyiliklerin ve kötülüklerin yazılmasını emretti sonra şunları açıkladı: Bir
kimse, bir iyilik yapmaya niyetlenir de yapamazsa, Allah kendi nezdinde o kimse
için tam bir iyilik sevabı yazar. Eğer hem niyetlenir, hem de o iyiliği yaparsa,
on iyilik sevabı yazar ve bu sevabı yedi yüze ve daha fazlasına kadar çıkarır.
Ve eğer bir kimse bir kötülük yapmaya niyetlenir de sonra vazgeçerse, Allah,
onun için tam bir iyilik sevabı yazar. Eğer kötü işe hem niyetlenir, hem de onu
yaparsa, Allah o kimse için bir günah yazar. “[25]
Hz. Yusuf (a.s.)’m
kadına karşı meylinin, “nefsin kişiye hatırlattığı şeylerden ibaret
olduğu”nu müdekkik alimlerden aktardığını söyleyen BegavI de, aynı hadisi
nakletmiştir.[26]
Âyetin devamında, “İşte
böylece biz, kötülük ve fuhşu ondan uzaklaştırmak için (delillerimizi
gösterdik). Şüphesiz o, ihlûsa erdirilmiş kullanmızdandı.” buyurulmasi da,
Hz. Yusuf (a.s.)’ın böyle bir günâha niyet etmediğini kesin bir şekilde ortaya
koymaktadır. Çünkü şeytanın, Allah’ın elçilik için seçtiği sâlih kullarını
aldatması ve onlar üzerinde hükümran olması mümkün değildir. Allah, onları her
türlü kötülük ve çirkinliklerden korumuştur. [27]