Hz. Muhammed (A.S)’İn Peygamberliğinin Zarureti ve Bununla İlgili Deliller
3.4.3.11. Barnabas
İncili’nde Yer Alan Açık işaret ve Haberler
Yukarıda kısaca değinmeye çalıştığımız hususlar, Barnabas
İncili’nin diğer dört İncil’den çok daha güvenilir olduğunu göstermeye yeter
sanırız. Bu İncilde Hz. Mesih (a.s.)’in söz, fiil ve sireti gerçeğe uygun
şekilde anlatılmıştır. Maalesef, Hıristiyanlar, kendi akide, inanç kuralları
ile Hz. Îsa’nın talimatını bu İncil ile bilme ve düzeltme fırsatını kaçırdılar.
Bu açıklamalardan sonra, zannediyoruz, Barnabas İncili’nde,
Peygamber Efendimiz (a.s.)’in gelişine dair Hz. Îsa’nın ağzıyla dile getirilen
işaret ve haberleri buraya aktarabiliriz. Söz konusu haberlerde Hz. Îsa, Hz.
Muhammed (a.s.) için bazen “Rasûlullah” bazen da “Mesih” kelimesini
kullanmıştır. Bazen “Takdir Edilmeye Lâyık” ibaresini kullanmış, bazen da öyle
sözcükler kullanmış ki, bunlar “Lailâhe illallah Muhammed-ur Rasûlullah”
anlamına gelmektedir. Hz. Îsa’nın, Hz. Peygamber hakkında verdiği işaretler o
kadar çoktur ki, bunların hepsini anlatmak için ayrı bir kitapçığa ihtiyaç
duyulacaktır. Bunların hepsini iktibas etmemiz imkânsızdır. Biz burada sadece
belli başlı haberleri naklediyoruz:
“Allah’ın dünyaya gönderdiği peygamberler, ki sayıları 144
bindi, muğlak şekilde konuştular. Ama benden sonra, bütün peygamberler ile
mukaddes varlıkların nuru gelecektir ki, peygamberlerin söylediklerini
açıklayacak, sizi aydınlatacaktır. Çünkü o Allah’ın Rasûlüdür”. (Bölüm; 17)
“Ferisiler ile Lâviler, dedi ki, madem ki sen ne Mesih, ne
İlyas, ne de başka bir Nebisin, o zaman sen neden yeni bir vaaz ve telkinde
bulunuyorsun ve kendini Mesih’den de daha büyük olarak gösteriyorsun. Îsa
Mesih dedi ki, Tanrı’nın benim vasıtamla gösterdiği Mu’cizelerin maksadı,
benim yaptıklarımın hepsinin Tanrı’nın isteğine bağlı olduğunu size
göstermektir. Yoksa, ben kendimi, sizin bahsettiğiniz (Mesih)ten büyük
saymıyorum. Ben, sizin Mesih dediğinizin çorabının boncuğunu veya ayakkabı
bağlarını açacak seviyede bile değilim. O Mesih benden önce yaratılmıştı ve
benden sonra gelecektir. O dinin hiç son bulmaması için hakikatleri yanında
getirecektir.” (Bölüm; 42)
“Size yemin ederek söylüyorum, gelen her nebi sadece bir millet
için Allah’ın rahmetinin işareti olarak gelmiştir. Bu sebeple, bu
peygamberlerin talimatı, gönderildikleri ümmet ve ulusların dışına çıkmadı. Ama
Allah’ın Rasulü gelince, Allah O’na adeta elindeki mührünü verecektir. Taa ki,
O’nun talimatını almış olan dünyanın bütün ulusları selâmete ve rahmete
kavuşacaklardır. O inkârcılara hâkim olacak ve putperestliği öylesine
yeryüzünden silecektir ki Şeytan kaçacak delik arayacaktır”. (Bu satırlardan
sonra, Hz. Îsa’nın şakirtleriyle uzun bir konuşması yer alıyor. Bu konuşmada Îsa
Mesih (a.s.) müstakbel peygamberin Beni İsmail’den olacağını izah ediyor).
(Bölüm; 43)
“Bu sebeple size diyorum ki, Rasûlullah, Allah’ın yarattığı
hemen hemen bütün mahlûk ve eşyaları memnun edecek bir saadettir. Zira O,
anlayış, nasihat, hikmet, kuvvet, şefkat ve sevgi gibi güzel duygularla
doludur. O, cömertlik, rahmet, adâlet, takva, dürüstlük, efendilik ve sabrın
ruhuyla donatılmıştır. Kendisine bu faziletlerin üç misli verilmiştir. Yani
Allah’ın yarattığı diğer mahlûklara nisbetle O’nun dünyaya gelişi ne mübarek
bir an olacaktır. İnanın, ben O’nu görmüş ve ona saygılarımı sunmuşumdur. Tıpkı
diğer bütün peygamberlerin O’nu gördüğü ve O’na saygılarını sundukları gibi.
Allah O’nun ruhunu görerek O’na Nübüvvet bahşetti. Ve ben O’nu görünce
heyecandan ruhum titredi ve dedim ki: “Ey Muhammed (methedilmiş kişi, zât) Allah
senin yardımcın olsun ve Allah beni senin pabuçlarının bağlarını bağlamaya lâyık
yapsın. Zira ben bu mevkiye yükselirsem, kendimi büyük bir peygamber ve Allah’ın
mukaddes varlığı sayacağım”. (Bölüm; 44)
“(Buradan gideceğim için) yüreğiniz sızlamasın ve siz korkmayın.
Çünkü sizi yaratan ben değilim. Sizi yaratan, Yaratıcımız, Allah’tır ve O sizi
koruyacaktır. Bana gelince, şu anda dünyada, dünyaya selâmet ve kurtuluş
getirecek olan Allah’ın Rasûlü için zemin hazırlamaktayım… Andreas dedi ki:
‘Ey Üstâd, O’nun bazı belirgin özelliklerini bize bildir ki O’nu. tanıyalım!.’
Îsa Mesih (a.s.) cevap verdi: ‘O sizin zamanınızda gelmeyecek, aksine birkaç
zaman sonra gelecek. O zamana kadar benim İncil’im öylesine tahrif edilmiş
olacak ki, dünyada en fazla 30 mü’min bulunacaktır. O zaman Allah dünyaya
acıyacak ve Rasûlünü gönderecektir. O Rasûlün başında beyaz bulutun gölgesi
olacaktır. Bu gölge sayesinde Allah’ın sevgilisi ve yakını olduğu belli
olacaktır ve O’nun aracılığıyla dünya Allah’ın mağfiretine kavuşacaktır. O,
inkârcı insanlara karşı büyük bir güçle gelecek ve yeryüzünden putperestliği
silecektir. Ve ben bundan son derece memnunum, zirâ O’nun sâyesinde Tanrı’mız
tanınacak, takdis edilecek ve hakikati dünyaya anlatacaktır. O ayrıca beni
İnsanlar ötesinde bir şey zannedenlerden intikam alacaktır… O öyle bir
hakikatle gelecektir ki, bu hakikat bütün peygamberlerin getirdiklerinden daha
açık seçik olacaktır!” (Bölüm; 72)
“Allah için and Kudüs’te mi yoksa Süleyman tapmağında mı
içilmişti? Fakat sözlerime inanın, bir gün gelecek, Allah rahmetini başka bir
şehre nâzil edecektir. Ondan sonra her yerde O’nun için doğru biçimde ibâdet
yapılacaktır ve Allah kendi rahmetiyle her yerde hakiki namazı kabul
edecektir… Ben aslında, İsrail Kavmi için kurtarıcı nebi olarak gönderildim.
Fakat benden sonra Mesih gelecek, Allah’ın bütün dünya için gönderdiği. Öyle bir
nebi ki, Allah bütün dünyayı O’nun için yaratmıştır. O zaman bütün dünyada
Allah’a ibâdet edilecek ve her tarafa rahmeti nâzil olacaktır” (Bölüm; 83)
“(Mesih, Başrahibe söyledi:) Yaşayan Allah ve elinde canım olan
Yaradan’a yemin ederim, bütün dünyanın milletlerinin beklediği o Mesih ben
değilim. Allah bu nebî ile ilgili vaadini atamız Hz. İbrahim’e (a.s.) şöyle
diyerek vermişti: “Senin neslinin vasıtasıyla, yeryüzünün bütün milletleri
berekete kavuşacaktır”. (Doğum: 22; 18). Ancak Allah beni bu dünyadan
kaldırınca, Şeytan yine isyân çıkaracaktır ve mü’min olmayanlar benim Tanrı ve
Tanrı’nın oğlu olduğumu iddia edeceklerdir. Bu nedenle, sözlerim ve talimatım
tahrif edilecektir. Ta ki belki de en çok 30 iman sahibi geriye kalacaktır. O
zaman Allah dünyaya acıyacak ve rasûlünü gönderecektir. O Rasûl ki, O’nun için
dünyanın her şeyi yaratılmıştır. O Rasûl bütün gücüyle güneyden gelecek ve
putları putperestler ile beraber mahvedecektir. Şeytandan iktidarını alacaktır.
Ve Allah’ın rahmetini, kendine iman edecek olanların kurtuluşu için yanında
getirecektir. Ne mutlu, O’nun sözlerini dinleyene.” (Bölüm; 96)
“Baş Rahip sordu: ‘Allah’ın bu Rasülünden sonra başka nebi’ler
de gelecek mi?’ Mesih cevap verdi. ‘Bundan böyle, Allah’ın gönderdiği hakiki
nebiler gelmeyecekler, ama pek çok sahte nebiler geleceklerdir. Ben bunun için
üzgünüm. Çünkü Şeytan, Allah’ın adaletli kararı yüzünden bunları sahneye
koymaya çalışacaktır. Ve onlar benim İncil’imin perdesinin arkasında
saklanacaklardır” (Bölüm; 97)
“Kâhinlerin başı sordu, ‘Bu Mesih hangi isimle çağrılacaktır? Ve
onun gelişinin işaretleri ne olacaktır? Îsa Mesih dedi ki, ‘Bu Mesih’in adı
“Takdir Edilmeye Lâyık”tır. Zira, Allah O’nun ruhunu yarattığı zaman O’na bu
ismi kendisi vermişti. Ve orada O’na seçkin bir muamele yapılmıştı. Allah dedi
ki: “Ey Muhammed, bekle, çünkü senin için cenneti. dünyayı ve birçok mahlûku
yaratacağım ve bunları sana hediye olarak vereceğim. Ta ki, seni tebrik edecek
olanlara bereket verilecek ve seni lanetleyecek olanlar lanetlenecekler. Ben
seni dünyaya göndereceğim zaman, kurtuluş habercisi olarak göndereceğim. Senin
sözlerin doğru olacaktır, öyle ki, yeryüzü ve gökler kaybolup gidecekler ama
senin dinin ayakta duracaktır. Öyleyse, O’nun mübarek ismi Muhammed’dir”
(Bölüm;97)
Barnabas diyor ki, bir defasında Hz. Îsa şakirtlerine hitaben
yaptığı konuşmada “şakirtlerimden biri (ki sonradan Yahuda, Judah, Judas olduğu
ortaya çıktı) beni 30 sikkeye karşılık düşmanlara satacaktı” dedi ve şunları
ekledi:
“Bundan sonra beni salacak olanın benim adımla öldürüleceğinden
eminim. Zira Allahu Teâlâ beni yerden semaya kaldırtacak ve o hâinin yüzünü
öylesine değiştirmiş olacak ki, herkes onu ben sanacak. Ne var ki kötü şekildeki
ölümü bir müddet benim karalanmama yol açacaktır. Fakat, Muhammed, yani
Allah’ın mukaddes Rasûl’ü gelince bana sürülen leke temizlenmiş olacaktır. Ve
Allah bunu, benim o Mesih’e sadakatimi bildirdiğim için yapacaktır. O bana
mükafatımı verecektir. Bu şekilde, herkes benim yaşamakta olduğumu ve bu rezil
ölümle hiç ilişkim olmadığını anlamış olacaktır” (Bölüm; 113)
“(Hz. Îsa şakirtlerine dedi ki) Elbette ben size diyorum ki,
eğer Musa (a.s.)’nın kitabından gerçekler çıkarılmamış olsaydı, Allah atamız
Davud (a.s.)’a başka bir kitap vermeyecekti. Ve eğer Davud’un kitabında
değişiklikler yapılmamış oldaydı. Allah bana İncil’i vermezdi. Zira, Allah,
yani Rabbimiz, tahrif eden veya değiştiren değildir. Ve herkese aynı mesajı
vermiştir. O, Rasûlullah geldiği zaman, inkârcı insanların benim Kitabıma
bulaştırdıkları bütün (uydurma) şeyleri temizleyecektir.” (Bölüm; 124)