Hz. Peygamberin Hayatı Mevdudi

Hz. Muhammed (A.S)’İn Peygamberliğinin Zarureti ve Bununla İlgili Deliller

3.4.3.10.
Hıristiyanlar Neden Barnabas İncili’ne Karşı Çıkıyor?

Hıristiyanların Barnabas İncili’ne neden bu kadar şiddetle
muhalefet ettiklerini araştıracak olursak, bunun sebebinin sadece Hz. Muhammed
(a.s.)’in gelişine dair açık seçik işaretleri ihtiva etmesinin olmadığını
görü­rüz. Zira, Hıristiyanlar bu İncil’i zaten Hz. Muhammed (a.s.)’in doğuşundan
önce reddetmişlerdi. Aşağıdaki satırlarda Hıristiyanların şiddetli öfke ve
muhalefetinin gerçek nedenlerini ayrıntılı bir şekilde anlatmaya çalışacağız.

Bilindiği üzere, Hazreti Îsa’nın ilk taraftarları kendisini
sadece bir Peygamber olarak tanırlardı, O’nun bütün talimatlarına harfiyyen
uymaz­lardı. Bu ilk yandaşları Musevi şeriatına bağlı olup akide, ilâhî emir ve
ibadetler bakımından kendilerini Beni İsrail’den ayrı saymazlardı. İlk
Hıristiyanlar ile Beni İsrail arasındaki tek fark, birincilerin Hz. Îsa’yı Mesih
olarak tanımaları ve O’na iman etmeleriydi. Oysa, Beni İsrail Hz. Îsa’yı
peygamber olarak tanımıyordu. Daha sonra, Aziz Paul Hıristiyan cemaati­ne
girince Romalı, Yunan ve İsrailli veya Yahudi olmayan diğer ulusları da
Hıristiyanlığın çatısı altında toplamaya çalıştı. Bu sebeple, yeni bir mez­hep
ve hatta dinin temelini attı. Bu yeni din akide, inanç ve kurallar açı­sından Hz.
Îsa’nın yaymaya çalıştığı dinden çok farklıydı. Aslında bu aziz, hiçbir zaman Hz.
Îsa’yı görmemiş, ondan telkin almamıştı. Hatta Hz. Îsa sağ iken kendisinin en
büyük muhaliflerinden biriydi ve Îsa peygamber öldükten sonra birkaç yıl bu
tavrına devam etti. Daha sonra Hıristiyan ola­rak yeni bir dini oluştururken de
kendi yaptığı tasarruflara delil olarak Hz. Îsa’nın hiçbir söz veya fiilini
halka göstermedi, aksine bunların kaynağı­nın şahsi ilham olduğunu ileri sürdü.
Yeni dini ortaya koyarken başlıca amacı, bu dinin Yahudi olmayan bütün kavim ve
milletlerin tereddütsüz kabul edebileceği mahiyette olmasaydı. Nitekim, bir
Hıristiyanın Yahudili­ğin bütün şeriatından bağımsız olduğunu ilân etti.
Yiyecek, içecek konu­sunda her türlü helâl ve haram farkını ortadan kaldırdı.
Yahudi olmayan­ların zoruna giden sünnet ananesine de son verdi. Sadece bunlar
değil, Hz. Îsa’nın ulviyeti, Allah’ın oğlu olduğu ve çarmıha gerilerek Adem
oğulları­nın günahını üstüne aldığı ve böylece bedellerini ödediği gibi çeşitli
saç­ma sapan tezleri de ortaya atıverdi. Fakat bu tür fikir ve tavırlar müşrik
ve kâfirlere çok cazip geliyordu ve Aziz Paul bu gibi uydurmalarla
hissiyat­larını okşamaya ve yeni dine teşvik etmeye çalıştı. Hz. Îsa’nın ilk
yandaş­ları bu tür bidat ve batıl itikatlara karşı çıktılar. Ama ne çare ki,
Aziz Paul’un şeytanca bir düşünce ile Hıristiyanlığa açtığı bu kapıdan Yahudi
olma­yan Hıristiyanlar büyük bir sel halinde girdi ve bu baskın karşısında çok
az sayıdaki özüne bağlı dindar kişiler dayanamadılar. Yine de M.S. üçüncü
yüzyılın sonuna kadar, Hz. Îsa’nın ulûhiyetini reddeden çok kişi vardı. Ne var
ki, MS. dördüncü gün başında Nicaea’da toplanan Paralık Konseyi (325), Aziz
Paul’ün düşünce ve görüşlerini Hıristiyanlığın esasları olarak kabul et­ti. Daha
sonra, Roma İmparatorluğu da Hıristiyanlığı resmi din olarak be­nimsedi. Bu
olay, İmparator Theodoseus zamanında çıkarılan bir kanunla perçinleşti. Bundan
sonra, Aziz Paul’ün akide ve inançlarına karşı olan bütün kitap ve belgeler
gayet doğal olarak gayri meşrû ve gayr-i kabili rücû ilân edildiler. M.S. 367’de
ilk defa, Athanasius’un bir mektubuna uy­gun olarak muteber, meşrû kitap ve
vesikaların listesi hazırlandı. Bu liste­yi 382’de Papa Damasius başkanlığında
toplanan konsey onayladı. Beşin­ci yüzyılın sonunda ise, Papa Gelasius bu
listeyi tasdik etmesinin yanı sıra muteber ve meşrû olmayan kitap ve vesikaların
listesini de hazırlattı. İşin ilginç tarafı, adı geçen kitapların meşru,
güvenilir veya güvenilmez olarak tasnif edilmesi için kabul edilen ölçü sadece
Aziz Paul’ün uydurduğu inanç ve kurallardı ve hiçbir Hıristiyan âlim veya kilise
adamının çıkıp bunların Hz. Îsa’nın talimatına uyduğunu iddia etmeye cesaret
edemeyişiy­di. Hatta, muteber ve meşrû kitaplar mecmuasına dahil edilen
İncil’lerde de Hz. Îsa’nın kendi söz ve hareketlerine dair herhangi bir kayıt
bulunmu­yor.

Gayet tabii ki, Barnabas İncili, itibar edilmeyen ve meşrû
olmayan ki­tapların listesinin başına geçirilmişti. Bunun başlıca sebebi,
muhtevasının o zaman revaçta olan resmi dinin inanç ve kurallarına tamamıyla zıt
ol­masıydı. Kitabın yazarı, başta kitabı kaleme alışının sebebini anlatıyor:
.”Bu kitabın gayesi, Şeytan’ın hilelerine uyarak Hz. Îsa’yı Allah’ın oğlu ilân
edenleri ıslah etmektir. Bu İnsanlar (Şeytan’a uyanlar) erkeklerin sün­net
edilmesini gereksiz buluyor, haram yiyecekleri helâl kılıyorlar. Bu tür hataya
düşenler arasında (Aziz) Paul de vardır.” Barnabas’ın beyan ettiği gibi, Hz. Îsa
sağ iken, Mu’cizelerini gören müşrik Romalı askerler O’nun Allah’ın oğlu ve
hatta Allah olduğunu söylemeye başladılar ve bu yanlış inanca daha sonra İsrail
Oğulları da bulaştılar.

Barnabas bundan sonraki gelişmeleri şöyle nakleder: “Hz. Îsa bu
gidi­şata çok üzülmüştü. Defalarca, O’nun etrafını saranları uyardı ve yanlış
inançlarını şiddetle yerdi. Öğrencilerini çeşitli bölgelere gönderdi. Bu
öğ­renciler, Hz. Îsa’nın duaları sayesinde tıpkı kendisi gibi halka bazı
Mu’cizeler gösterdiler. Bu gösterinin maksadı kendisinden Mu’cizeler sadır olan
bir kişinin Tanrı veya Tanrı’nın oğlu olması gerekmediğini açıkça ortaya
koymaktı”. Barnabas bundan sonra Hz. Îsa’nın bu konuda yaptığı çeşitli
konuşmalarını nakleder. Bu konuşmalardan, Hz. Îsa’nın halk arasında yaygınlaşan
batıl itikatlara ne kadar karşı olduğu anlaşılıyor. Barnabas Hz. Îsa’nın
ümmetinin doğru yoldan sapmasından son derece endişeli ol­duğunu ifade ediyor.
Ayrıca, Aziz Paul’ün, Hz. Îsa’nın çarmıhta can verdi­ği yolundaki gerici
akidesini şiddetle yalanlıyor ve kendi gözleriyle gör­düğü olayı şöyle
anlatıyor: “Şakirt Yahuda (Judah, Judas) Yahudilerin Baş Hahamlarından rüşvet
alarak Hz. Îsa’yı yakalamak üzere askerlerle gelin­ce, Allah’ın emriyle, dört
melek, Hz. Îsa’yı semaya kaldırdılar ve Şakirt Yahuda’nın yüzü ve sesi tamamıyla
Hz. Îsa’nınki gibi yapıldı. Böylece, çarmıha Hz. Îsa değil Yahuda gerildi”.
Barnabas İncili’ndeki bu ifade, gö­rüldüğü gibi, Paul’ün kurduğu Hıristiyanlığın
kökünü kazıdığı gibi, Kur’an-ı Kerim’in ifadesini de tamamıyla doğrular
niteliktedir. Hiç şaşılmamalıdır ki, Kur’an-ı Kerim’in inişinden tam 115 sene
evvel Barnabas İncili’ndeki bu ifadeler, kitabın Hıristiyan kilise adamları
tarafından aforoz edilmesine sebep oldu.

İlgili Makaleler

Ücretsiz Arapça öğrenme araçlarıDerslerin yanında: seviyeni bul, kelime ezberle, okuyarak pekiştir.