İrab (merfu mansub mecrur) konusu
Arapça irab (merfu mansub mecrur) konusu
İ‘Râb Yönünden İsimler
İki, üç ve dördüncü ünitelerde isimler cinsiyet, sayı ve belirlilik yönlerinden ele alınmıştı. Bu ünite kapsamındaysa onlar, cümledeki yerlerine göre sonlarında meydana gelen değişikler bağlamında mercek altına alınacaklar. Bilindiği üzere insanlar kavramlar aracılığıyla düşünürler. Bir konunun en ince ayrıntısına kadar anlaşılması onun kavramsal çerçevesinin kusursuz çizilmesine bağlıdır. Söz konusu amaç doğrultusunda konuya ilişkin kavramların inceden inceye sınırlarının çizilmesini yararlı görüyoruz.
Kavramlar ve Tanımları
1. İ‘râb: Kelime sonlarında meydana gelen hareke veya harf değişimleridir.
Tanımdan da anlaşılacağı üzere i‘râbın gerçekleşmesi iki değişkenliğin varlığına bağlıdır.
a. Hareke değişkenliği: Kelimenin son harfi üzerindeki harekenin cümledeki yeri veya başındaki etkin öge (amil) dolayısıyla değişebilir olmasıdır.
Sözgelimi الْمُسْلِمُ kelimesinin son harfi, cümlede fâil (özne) görevindeyken الْمُسْلِمُ biçiminde zamme, mef’ûl (nesne) görevindeyken الْمُسْلِمَ biçiminde fetha, cer harfinden sonra geldiğinde ise الْمُسْلِمِ biçiminde kesra ile okunur.
b. Harf değişkenliği: Kelimenin sabit son harfinin cümledeki yeri veya başındaki amil (etkin öge) dolayısıyla değişebilir olmasıdır.
Sözgelimi الْمُسْلِمُ kelimesinin müsennâ (ikil) formu olan الْمُسْلِمَانِ sözcüğünün son harfi “nûn” kimi durumlarda düşebildiği için değerlendirmeye alınmaz. Onun yerine sabit son harfi “elif”te değişkenlik olup olmadığına bakılır. Görülür ki anılan kelime cümlede örneğin özne görevindeyken الْمُسْلِمَانِ biçiminde elif, mef‘ûl (nesne) gibi görevlerdeyken de الْمُسْلِمَيْنِ biçiminde yâ ile gelmektedir. Özne görevinde الْمُسْلِمُونَ biçiminde vâv, mef‘ûl (nesne) gibi görevlerdeyken الْمُسْلِمِينَ biçiminde yâ ile yazılan cem-i müzekker sâlim isimlerde de değişim aynı şekilde sabit son harf üzerinde gerçekleşmektedir.
2. Mu‘rab: İ‘râb özelliğine sahip, yani duruma göre sonu değişebilir olan kelimelerin ortak adıdır. الْمُسْلِمُ، الْمُسْلِمَ، الْمُسْلِمِ örneklerinde olduğu gibi.
3. Mebnî: İ‘râb özelliğine sahip olmayan, yani durum ne olursa olsun sonu asla değişmeyen kelimelerin ortak adıdır. هَذِهِ، هِيَ، هُوَ örneklerinde olduğu gibi.
Aşağıdaki cümlelerde altı çizili isimlerden hangisinin mu‘rab, hangisinin mebnî olduğunu belirtiniz.
سَاجِدٌ إِمَامٌ فِي مَسْجِدِ الْحَيِّ، وَهُوَ يُؤَدِّي هَذِهِ الْمِهْنَةَ مُنْذُ سَنَوَاتٍ. وَلَهُ أُسْرَةٌ تَتَكَوَّنُ مِنْ زَوْجَةٍ وَابْنَيْنِ
وَبِنْتٍ. يَوْمَ بَدَأَ اْلإِمَامَةَ، وَعَدَ نَفْسَهُ بالصِّدْقِ، وَاْلإِخْلاَصَ، وَرِعَايَةَ حُقُوقِ النَّاسِ أَكْثَرَ مِنْ مَوَاقِفِهِ الْقَدِيمَةِ
لأَنَّه تَعَلَّمَ مِنْ مُدَرِّسِيهِ أَنَّهَا مِهْنَةٌ مِنْ مِهَنِ الْمُرْسَلِينَ. وَحَقًّا صَدَقَ وَعْدَهُ هَذَا، حَيْثُ لَمْ يَبْتَعِدْ عَنِ الصِّدْقِ
وَاْلإِخْلاَصِ، وَلَمْ يَضَعْ لُقْمَةً حَرَامًا لاَ فِي فَمِهِ ولاَ فِي أَفْوَاهِ أُسْرَتِهِ
4. İ‘râb alâmetleri: Kelimelerin cümlede hangi konumda olduklarını ya da hangi amilin peşi sıra gelip ondan etkilendiklerini kendisiyle gösterdikleri hareke, harf veya haziflere i‘râb alâmeti denir. İsimlerde i‘rab alametleri şunlardır:
Harekeler:
a. Zamme: Harflerin üstüne konan ( ُ) işareti olup, Türkçe kısa “u” sesine karşılık gelir. Kültürümüzde “Ötre” adıyla bilinir.
b. Fetha: Harflerin üstüne konan (َ ) işareti olup, Türkçe kısa “e” veya “a” sesine karşılık gelir. Kültürümüzde “Üstün” adıyla bilinir.
c. Kesra: Harflerin altına konan (ِ ) işareti olup, Türkçe kısa “i” sesine karşılık gelir. Kültürümüzde “Esre” adıyla bilinir.
Harfler:
a. Elif: Tesniye isimlerin sondan bir önceki harfidir. Harekelerden zammeye eşdeğerdir.
b. Vâv: Cem-i müzekker sâlim isimlerin sondan bir önceki harfidir. Harekelerden zammeye eşdeğerdir.
c. Yâ: Tesniye ve cem-i müzekker sâlim isimlerin sondan bir önceki harfidir. Harekelerden fetha ve/veya kesraya eşdeğerdir.
d. Nûn: Fiillere özgü bir i‘râb alâmetidir. Fiillerin i‘râbı sonraki ünitelerde ele alınacaktır
İ‘râb Yönünden İsimler
Arapçada isimler, i‘râb bakımından üçe ayrılır: Merfû‘, Mansûb, Mecrûr.
A. Genel Hükümler
Arapçada merfû‘, mansûb ve mecrûr denilince ilk akla gelen i‘râb alâmetlerini taşıyan isimler bu başlık altında ele alınacaktır.
1. Merfû‘ İsimler: Son harekesi zamme olan isimlerdir. Genellikle cümlede özne (fâil veya mübteda) veya yüklem (haber) konumunda bulunurlar.
Örnek 1
هَذَا كِتَابٌ (Bu bir kitaptır) cümlesindeki كِتَابٌ ismi, haber yani yüklemdir.
Merfû‘dur, ref‘ alâmeti (merfû‘luk göstergesi) zammedir.
Örnek 2
يَشْتَغِلُ الرَّجُلُ بِالتِّجَارَةِ (Adam ticaretle uğraşıyor) cümlesindeki الرجلُ ismi, fâil yani öznedir. Merfû‘dur, ref‘ alâmeti (merfû‘luk göstergesi) zammedir.
Örnek 3
العُمَّالُ فِي الْمَصْنَعِ (İşçiler fabrikada) cümlesindeki العُمَّالُ ismi, mübteda yani öznedir. Merfû‘dur, ref‘ alâmeti (merfû‘luk göstergesi) zammedir.
2. Mansûb İsimler: Son harekesi fetha olan isimlerdir. Genellikle cümlede nesne (mef‘ûlün bih) konumunda bulunurlar.
Örnek 1
قَرَأَ عَلِيٌّ كِتَابًا عَنْ سِيرَةِ النَّبِيِّ (Ali, Hz. Peygamberin (s.a.) hayatı hakkında bir kitap okudu) cümlesindeki كِتَابًا ismi, mef‘ûlün bih yani nesnedir. Mansûbdur, nasb alâmeti (mansûbluk göstergesi) fethadır.
Örnek 2
أَغْضَبَ الْوَلَدُ الرَّجُلَ (Çocuk adamı kızdırdı) cümlesindeki الرَّجُلَ ismi, mef‘ûlün bih yani nesnedir. Mansûbdur, nasb alâmeti (mansûbluk göstergesi) fethadır.
Örnek 3
تَنْقُلُ الْحَافِلاَتُ الْعُمَّالَ إِلَى الْمَصْنَعِ (Otobüsler işçileri fabrikaya taşıyor) cümlesindeki الْعُمَّالَ ismi, mef‘ûlün bih yani nesnedir. Mansûbdur, nasb alâmeti (mansûbluk göstergesi) fethadır.
3. Mecrûr İsimler: Son harekesi kesra olan isimlerdir. Genellikle cümlede dolaylı tümleç (mef‘ûlün bih gayru sarih) veya isim tamlamasında muzâfun ileyh (tamlayan) konumunda bulunurlar.
Örnek 1
اِسْتَفَدْتُ مِنْ كِتَابٍ قَدِيمٍ عِنْدَ إِعْدَادِ أُطْرُوحَتِي (Tezimi hazırlarken eski bir kitaptan yararlandım) cümlesindeki كِتَابٍ ismi, mef‘ûlün bih gayru sarih yani dolaylı tümleçtir. ( مِنْ ) harfi ceri dolayısıyla mecrûrdur, cer alâmeti (mecrûrluk göstergesi) kesradır.
Örnek 2
سَلَّمَ الْمُوَظَّفُ الطَّرْدَ إِلَى الرَّجُلِ (Görevli koliyi adama teslim etti) cümlesinde son öge konumundaki الرَّجُلِ ismi, mef‘ûlün bih gayru sarih yani dolaylı tümleçtir. (إِلَى) harfi ceri dolayısıyla mecrûrdur, cer alâmeti (mecrûrluk göstergesi) kesradır.
Örnek 3
زَادَتِ الْحُكُومَةُ رَوَاتِبَ الْعُمَّالِ (Hükümet işçilerin ücretlerini artırdı) cümlesindeki الْعُمَّالِ ismi, isim tamlamasında tamlayan yani muzafun ileyh konumundadır. Mecrûrdur, cer alâmeti (mecrûrluk göstergesi) kesradır.
B. Özel Hükümler
Yukarıdaki genel nitelik taşıyanlarından ayrı olarak bir takım özel hükümlere tabi isimlere ilişkin i‘râbı konu alır.
1. Tesniye (Müsennâ) İsimlerde İ‘râb: Bu adla bilinen ikil isimlerin sonundaki nûn ( نِ) sabit bir harf değildir. Kimi durumlarda düşebilir. O nedenle kendisinden önceki harfe bakılır. Söz konusu harf;
– Ya öncesi fethalı elif (َا)
Örnek: كِتَابَانِ، الرَّجُلاَنِ، الْوَلَدَانِ، غُرْفَتَانِ
– Ya da öncesi fethalı cezimli yâ ( يْ )’dır.
Örnek: كِتَابَيْنِ، الرَّجُلَيْنِ، الْوَلَدَيْنِ، غُرْفَتَيْنِ
Bunlardan elif zamme; yâ ise, fetha veya kesra karşılığıdır. İlgili durum kısaca şu şekilde formüle edilebilir:
a. elif = zamme
رَجُلٌ – رَجُلاَنِ gibi.
Örnek 1
هَذَانِ كِتَابَانِ (Bunlar iki kitaptır) cümlesindeki كِتَابَانِ ismi, haber yani yüklemdir. Merfû‘dur, ref‘ alâmeti (merfû‘luk göstergesi) zamme yerine eliftir. Çünkü müsennâdır.
Örnek 2
يَشْتَغِلُ الرَّجُلاَنِ بِالتِّجَارَةِ (İki adam ticaretle uğraşıyor) cümlesindeki الرَّجُلاَنِ ismi, fâil yani öznedir. Merfû‘dur, ref‘ alâmeti (merfû‘luk göstergesi) zamme yerine eliftir. Çünkü müsennâdır.
b. yâ= fetha
رجلاً – رجلَيْنِ gibi.
Örnek 1
قَرَأَ عَلِيٌّ كِتَابَيْنِ عَنْ سِيرَةِ النَّبِيِّ (Ali Peygamberin hayatı hakkında iki kitap okudu) cümlesindeki كِتَابَيْنِ ismi, mef‘ûlün bih yani nesnedir. Mansûbdur, nasb alâmeti (mansûbluk göstergesi) fetha yerine yâdır. Çünkü müsennâdır.
Örnek 2
اِخْتَارَ الرَّئِيسُ الرَّجُلَيْنِ مِنَ الْجُمْهُورِ (Başkan topluluk içerisinden iki adam seçti) cümlesindeki الرَّجُلَيْنِ ismi, mef‘ûlün bih yani nesnedir. Mansûbdur, nasb alâmeti (mansûbluk göstergesi) fetha yerine yâdır. Çünkü müsennâdır.
Örnek 3
مَلأَ الْعُمَّالُ الْحَافِلَتَيْنِ (İşçiler iki otobüsü doldurdu) cümlesindeki الْحَافِلَتَيْنِ ismi, mef‘ûlün bih yani nesnedir. Mansûbdur, nasb alâmeti (mansûbluk göstergesi) fetha yerine yâdır. Çünkü müsennâdır.
c. yâ = kesra
رَجُلٍ – رَجُلَيْنِ gibi.
Örnek 1
اِسْتَفَدْتُ مِنْ كِتَابَيْنِ قَدِيمَيْنِ عِنْدَ إِعْدَادِ أُطْرُوحَتِي (Tezimi hazırlarken iki eski kitaptan yararlandım) cümlesindeki كِتَابَيْنِ ismi, mef‘ûlün bih gayru sarih yani dolaylı tümleçtir. ( مِنْ ) cer harfi dolayısıyla mecrûrdur, cer alâmeti (mecrûrluk göstergesi) kesra yerine yâdır. Çünkü müsennâdır.
Örnek 2
سَلَّمَ الْمُوَظَّفُ الطَّرْدَ إِلَى الرَّجُلَيْنِ (Görevli koliyi iki adama teslim etti) cümlesinde son öge konumundaki الرَّجُلَيْنِ ismi, mef‘ûlün bih gayru sarih yani dolaylı tümleçtir. ( إِلَى ) cer harfi dolayısıyla mecrûrdur, cer alâmeti (mecrûrluk göstergesi) kesra yerine yâdır. Çünkü müsennâdır.
Örnek 3
زَادَ رَبُّ العَمَلِ رَاتِبَ الْعَامِلَيْنِ (Patron iki işçinin ücretini artırdı) cümlesindeki الْعَامِلَيْنِ ismi, isim tamlamasında tamlayan yani muzafun ileyh konumundadır. Mecrûrdur, cer alâmeti (mecrûrluk göstergesi) kesra yerine yâdır. Çünkü müsennâdır.
Özetle; Müsennâ (tesniye/ikil) isimler; elif ile merfû‘, yâ ile mansûb, yâ ile mecrûr olurlar.
2. Cem-i Müzekker Sâlim İsimlerde İ‘râb: Bu adla bilinen kurallı eril çoğul isimlerin sonundaki nûn ( نِ) sabit bir harf değildir. Kimi durumlarda düşebilir. O nedenle kendisinden önceki harfe bakılır. Söz konusu harf;
– Ya öncesi zammeli vâv (وُ)
Örnek: مُسْلِمُونَ، مُشْرِكُونَ، الصَّابِرُونَ، الْمُخْلِصُونَ
– Ya da öncesi kesralı harekesiz yâ ( ِي )’dır.
Örnek: مُسْلِمِينَ، مُشْرِكِينَ، الصَّابِرِينَ، الْمُخْلِصِينَ
Bunlardan vâv zamme; yâ ise, fetha veya kesra karşılığıdır. İlgili durum kısaca şu şekilde formüle edilebilir:
a. vâv = zamme
مُسْلِمٌ – مُسْلِمُونَ gibi.
Örnek 1
هَؤُلاَءِ مُهَنْدِسُونَ (Bunlar mühendislerdir) cümlesindeki مُهَنْدِسُونَ ismi, haber yani yüklemdir. Merfû‘dur, ref‘ alâmeti (merfû‘luk göstergesi) zamme yerine vâvdır. Çünkü cem-i müzekker sâlimdir.
Örnek 2
يُصَفِّقُ الْمُشَاهِدُونَ اللاَّعِبِينَ (Seyirciler oyuncuları alkışlıyor) cümlesindeki الْمُشَاهِدُونَ ismi, fâil yani öznedir. Merfû‘dur, ref‘ alâmeti (merfû‘luk göstergesi) zamme yerine vâvdır. Çünkü cem-i müzekker sâlimdir.
Örnek 3
يَشْكُو الْمُشْتَرِكُونَ مِنْ زِيَادَةِ أُجْرَةِ الاِشْتِرَاكِ (Aboneler abonelik ücretinin artmasından yakınıyor) cümlesindeki الْمُشْتَرِكُونَ ismi, fâil yani öznedir. Merfû‘dur, ref‘ alâmeti (merfû‘luk göstergesi) zamme yerine vâvdır. Çünkü cem-i müzekker sâlimdir.
b. yâ = fetha
مُسْلِمًا – مُسْلِمِينَ gibi.
Örnek 1
كَافَأَ الْمُدِيرُ الْمُدَرِّسِينَ الْمُتَقَاعِدِينَ (Müdür emekli hocaları ödüllendirdi) cümlesindeki الْمُدَرِّسِينَ ismi, mef‘ûlün bih yani nesnedir. Mansûbdur, nasb alâmeti (mansûbluk göstergesi) fetha yerine yâdır. Çünkü cem-i müzekker sâlimdir.
Örnek 2
وَظَّفَ الرَّئِيسُ مُهَنْدِسِينَ لِلْمَشْرُوعِ الْجَدِيدِ (Başkan yeni proje için mühendisler görevlendirdi) cümlesindeki مُهَنْدِسِينَ ismi, mef‘ûlün bih yani nesnedir. Mansûbdur, nasb alâmeti (mansûbluk göstergesi) fetha yerine yâdır. Çünkü cem-i müzekker sâlimdir.
Örnek 3
يُحَاوِلُ الْمَلِكُ الْجَائِرُ أَنْ يُسْكِتَ الْمُخَالِفِينَ (Zorba kral muhalifleri susturmaya çalışıyor) cümlesindeki الْمُخَالِفِينَ ismi, mef‘ûlün bih yani nesnedir. Mansûbdur, nasb alâmeti (mansûbluk göstergesi) fetha yerine yâdır. Çünkü cem-i müzekker sâlimdir.
c. yâ = kesra
مُسْلِمٍ – مُسْلِمِينَ gibi.
Örnek 1
كُونُوا مِنَ الشَّاكِرِينَ (Şükredenlerden olun) cümlesindeki الشَّاكِرِينَ ismi, mef‘ûlün bih gayru sarih yani dolaylı tümleçtir. ( من ) cer harfi dolayısıyla mecrûrdur, cer alâmeti (mecrûrluk göstergesi) kesra yerine yâdır. Çünkü cem-i müzekker sâlimdir.
Örnek 2
سَلَّمَ الْمُوَظَّفُ الطَّرْدَ إِلَى مَنْدُوبِي الشَّرِكَةِ (Görevli koliyi şirket temsilcilerine teslim etti) cümlesinde son öge konumundaki مَنْدُوبِي ismi, mef‘ûlün bih gayru sarih yani dolaylı tümleçtir. ( إِلَى ) cer harfi dolayısıyla mecrûrdur, cer alâmeti (mecrûrluk göstergesi) kesra yerine yâdır. Çünkü cem-i müzekker sâlimdir.
Örnek 3
الْحَمْدُ للهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ (Hamd alemlerin rabbi Allah’a özgüdür) cümlesindeki الْعَالَمِينَ ismi, isim tamlamasında tamlayan yani muzafun ileyh konumundadır. Mecrûrdur, cer alâmeti (mecrûrluk göstergesi) kesra yerine yâdır. Çünkü cem-i müzekker sâlimdir.
Aşağıdaki cümlelerde altı çizili isimlerin cümledeki yerlerini belirterek i‘râbını yapınız.
1. يَطُوفُ الْمُسْلِمُونَ حَوْلَ الْكَعْبَةِ سَبْعَةَ أَشْوَاطٍ.
2. الْمُسَافِرُونَ اِجْتَمَعُوا فِي صَالَةِ الْمَطَارِ.
3. الطُّلاَّبُ نَاجِحُونَ فِي الاِمْتِحَانِ.
4. اِبْتَلَعَ الْبَحْرُ السَّابِحِينَ عِنْدَ الْعَاصِفَةِ الأَخِيرَةِ.
5. جَمَعَتْ هَذِهِ النَّدْوَةُ الْمُرَاسِلِينَ فِي الشَّرْقِ الأَوْسَطِ.
6. يُدْخِلُ اللهُ الْمُؤْمِنِينَ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الأنْهَارُ.
7. أعَدَّ اللهُ للكَافِرِينَ عَذَابًا أَلِيمًا.
8. إنَّ اللهَ اشْتَرَى مِنَ الْمُؤْمِنِينَ أَنْفُسَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ بِأَنَّ لَهُمُ الْجَنَّةَ.
9. وَمَكَرُوا وَمَكَرَ اللهُ واللهُ خَيْرُ الْمَاكِرِينَ.
Özetle; Cem-i müzekker sâlim (kurallı eril çoğul) isimler; vâv ile merfû‘, yâ ile mansûb, yâ ile mecrûr olurlar.
3. Cem-i Müennes Sâlim İsimlerde İ‘râb: Bu künyeyle anılan ‘kurallı dişil çoğul’ isimler fetha almazlar. O nedenle i‘râbları iki hareke ile sınırlıdır: Zamme ve kesra. Bunlardan zamme, zammenin; kesra ise, fetha veya kesranın karşılığıdır. İlgili durum kısaca şu şekilde formüle edilebilir:
a. zamme = zamme
مُسْلِمَةٌ – مُسْلِمَاتٌ gibi.
Örnek 1
هَؤُلاَءِ مُهَنْدِسَاتٌ (Bunlar bayan mühendislerdir) cümlesindeki مُهَنْدِسَاتٌ ismi, haber yani yüklemdir. Merfû‘dur, ref‘ alâmeti (merfû‘luk göstergesi) zammedir. Çünkü cem-i müennes sâlimdir.
Örnek 2
ِنَّ فِي الْمَنْزِلِ
- Derse göre i‘râb nedir?İ‘râb, kelimenin cümledeki yerine veya başındaki âmile göre sonunda meydana gelen hareke ya da harf değişimidir.
- Genel hükümde merfû isimlerin son harekesi nedir?Merfû isimlerin ref‘ alâmeti asıl olarak zammedir.
- Kesra (esre) hangi işarettir?Kesra harfin altına konur ve kısa “i” sesi verir; üstteki işaretler fetha ve zammedir.
- Reklam
- Müsennâ (ikil) isim merfû olduğunda i‘râb alâmeti nedir?Müsennâ elif ile merfû (كِتَابَانِ), yâ ile mansûb ve mecrûr olur (كِتَابَيْنِ).
- Aşağıdakilerden hangisi mebnîdir?Zamirler mebnîdir; هُوَ cümledeki yeri ne olursa olsun sonu değişmez.
- أَغْضَبَ الْوَلَدُ الرَّجُلَ cümlesinde الرَّجُلَ kelimesinin görevi ve i‘râbı nedir?Kızdırılan kişi mef‘ûlün bihtir; mansûbdur, alâmeti fethadır. Fâil الْوَلَدُ’dur.
- اِخْتَارَ الرَّئِيسُ الرَّجُلَيْنِ مِنَ الْجُمْهُورِ cümlesinde الرَّجُلَيْنِ kelimesinin nasb alâmeti nedir?الرَّجُلَيْنِ mef‘ûlün bihtir; müsennâ olduğu için fetha yerine yâ ile mansûbdur.
- هَؤُلَاءِ مُهَنْدِسُونَ cümlesinde مُهَنْدِسُونَ kelimesinin i‘râbı nedir?مُهَنْدِسُونَ haberdir; cem-i müzekker sâlim olduğu için zamme yerine vâv ile merfûdur.
- Reklam
- زَادَتِ الْحُكُومَةُ رَوَاتِبَ الْعُمَّالِ cümlesinde الْعُمَّالِ kelimesinin durumu nedir?رَوَاتِبَ الْعُمَّالِ bir isim tamlamasıdır; tamlayan (muzâfun ileyh) الْعُمَّالِ kesra ile mecrûrdur.
- Hangi seçenekte müsennâ isim mecrûrdur?مِنْ harf-i ceri كِتَابَيْنِ’i mecrûr yapmıştır (kesra yerine yâ). قَرَأَ عَلِيٌّ كِتَابَيْنِ’de ise aynı kelime mef‘ûl olarak mansûbdur.
- يُصَفِّقُ الْمُشَاهِدُونَ اللَّاعِبِينَ (Seyirciler oyuncuları alkışlıyor) cümlesindeki iki çoğulun i‘râbı nedir?الْمُشَاهِدُونَ fâildir (vâv ile merfû); اللَّاعِبِينَ mef‘ûlün bihtir (yâ ile mansûb). Cer harfi olmadığından mecrûr olamaz.
- سَلَّمَ الْمُوَظَّفُ الطَّرْدَ إِلَى مَنْدُوبِي الشَّرِكَةِ cümlesinde مَنْدُوبِي kelimesinin sonunda nûn neden yoktur?Cem-i müzekker sâlimin nûnu sabit değildir; izafette düşer. مَنْدُوبِي, إِلَى sebebiyle yâ ile mecrûrdur.
- سَاجِدٌ إِمَامٌ فِي مَسْجِدِ الْحَيِّ، وَهُوَ يُؤَدِّي هَذِهِ الْمِهْنَةَ cümlesindeki şu kelimelerden hangisi mebnîdir?İşaret isimleri mebnîdir; هَذِهِ’nin sonu değişmez. Diğerleri (mecrûr, mansûb, merfû) mu‘rab isimlerdir.
- Reklam
- Cem-i müzekker sâlim isimlerin merfû, mansûb ve mecrûr hâllerdeki i‘râb alâmetlerini söyleyin.Cevabı önce aklından söyle, sonra kontrol et.Cevap: Merfû: vâv (مُسْلِمُونَ); mansûb: yâ (مُسْلِمِينَ); mecrûr: yâ (مُسْلِمِينَ).Cem-i müzekker sâlim vâv ile merfû, yâ ile mansûb ve mecrûr olur; elif ile merfû olan müsennâdır.Bildin mi?
- Cem-i müennes sâlim bir isim mansûb olduğunda i‘râb alâmeti nedir?Cem-i müennes sâlim fetha almaz; mansûb ve mecrûr hâlde kesra ile gelir (رَأَيْتُ مُسْلِمَاتٍ).