Arapça GramerNahiv

Fecr Suresi İrabı Arapça Dersleri

360 kez okundu

 

سورة الفجر (89)

 

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

(89- FECR SÛRESİ)  Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

وَالْفَجْرِ {89/1} وَلَيَالٍ عَشْرٍ {89/2} وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ {89/3} وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ {89/4} هَلْ فِي ذَلِكَ قَسَمٌ لِذِي حِجْرٍ {89/5}

1. 2. 3. 4. 5. Andolsun Fecre, On geceye, Çifte ve teke, (her şeyi karanlığı ile) örttüğü an geceye. Bunlarda akıl sahibi için birer yemin (değeri) yok mudur?

tekاَلْوَتْرُakılحِجْرٍyeminقَسَمٌçiftَالشَّفْعُ
aslı (يَسْرِي) geçip gitmek, çıkmak (Fasıla için hazfedilmiştir)يَسْرِ

أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ {89/6} إِرَمَ ذَاتِ الْعِمَادِ {89/7} الَّتِي لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِي الْبِلاَدِ {89/8}

6. 7. 8. Görmedin mi, Rabbin nasıl yaptı Âd kavmine? Direkleri (yüksek binaları) olan, İrem şehrine? Ki ülkeler içinde onun benzeri yaratılmamıştı.

ülkeler, memleketlerاَلْبِلاَدُonun benzeriمِثْلُهَاdirek veya yüksek binalarاَلْعِمَادُ

وَثَمُودَ الَّذِينَ جَابُوا الصَّخْرَ بِالْوَادِ{89/9}وَفِرْعَوْنَ ذِي الْأَوْتَادِ{89/10}الَّذِينَ طَغَوْا فِي الْبِلاَدِ {89/11}

9. 10. 11. O vadide kayaları yontan Semûd kavmine? Kazıklar (çadırlar, ordular) sahibi Firavun’a? Ki onların hepsi ülkelerinde azgınlık ettiler.

kayalar, kaya tabakasıاَلصَّخْرُkesmek, delmek, oymakجَابَ يَجُوبُ جَوْباً

فَأَكْثَرُوا فِيهَا الْفَسَادَ{89/12}فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍ{89/13}إِنَّ رَبَّكَ لَبِالْمِرْصَادِ {89/14}

12. 13. 14. Oralarda kötülüğü çoğalttılar. Bu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı. Çünkü Rabbin (her an) gözetlemededir.

kamçıاَلسَّوْطُdökmek, akıtmak, boşaltmakصَبَّ يَصُبُّ صّباًّ

فَأَمَّا الْإِنْسَانُ إِذَا مَا ابْتَلاَهُ رَبُّهُ فَأَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ فَيَقُولُ رَبِّي أَكْرَمَنِ {89/15} وَأَمَّا إِذَا مَا ابْتَلاَهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُ فَيَقُولُ رَبِّي أَهَانَنِ {89/16}

15. 16. İnsan, Rabbi kendisini imtihan edip de ikramda bulunduğunda ve bol nimet verdiğinde “Rabbim bana ikram etti” der. Onu imtihan edip rızkını daralttığında ise “Rabbim beni önemsemedi” der.

ikram etti, nimetlendirdiَأَكْرَمَ يُكْرِمُ إِكْراَماًimtihan etmek, denemekابْتَلَى يَبْتَلِي إِبْتِلاَءً
ayarlamak, ölçüp biçmek, daraltmakقَدَرَ يَقْدِرُ قَدْراًnimet verdiنَعَّمَ يُنَعِّمُ تَنْعِيماً
alçaltmak, zelil kılmak, aşağılık etmek (Sondaki nûn, nûnu’l-vikâyedir. Esre de düşen mütekellim yâ’sının işaretidir).أَهَانَ يُهِينُ إِهاَنَةً

كَلاَّ بَلْ لاَ تُكْرِمُونَ الْيَتِيمَ {89/17} وَلاَ تَحَاضُّونَ عَلَى طَعَامِ الْمِسْكِينِ {89/18} وَتَأْكُلُونَ التُّرَاثَ أَكْلاً لَمًّا {89/19} وَتُحِبُّونَ الْمَالَ حُبًّا جَمًّا {89/20}

17. 18. 19. 20. Hayır! Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz, yoksulu yedirmeye birbirinizi teşvik etmiyorsunuz, haram helâl demeden mirası yiyorsunuz. Malı aşırı biçimde seviyorsunuz.

birbirlerini teşvik etmek [ (تَحَاضُّونَ) nin aslı (تَتَحاَضُّونَ)dir.]تَحاَضَّ يَتَحاَضُّ
eksiksiz toplama, (miras mallarını kendi payları ile ortaklarının payları arasında ayırım yapmadan, helâl haram demeden toplayıp hepsine sahip çıkmak kastedilmiştir)اَللَّمُّ
mirasاَلتُّرَاثُçok, çokça, pek çokاَلْجَمُّ

كَلاَّ إِذَا دُكَّتِ الْأَرْضُ دَكًّا دَكًّا {89/21} وَجَاءَ رَبُّكَ وَالْمَلَكُ صَفًّا صَفًّا {89/22} وَجِيءَ يَوْمَئِذٍ بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ الْإِنْسَانُ وَأَنَّى لَهُ الذِّكْرَى {89/23}

21. 22. 23. Ama yeryüzü parça parça döküldüğü, Rabbin(in emri) geldiği ve melekler saf saf dizildiği zaman (her şey ortaya çıkacaktır). O gün cehennem getirilir, insan yaptıklarını birer birer hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ne faydası var!

ikaz, hatırlatma, nasihatالذِّكْرَىkırmak, ufaltmak, ezmek, düzlemekدَكَّ يَدُكُّ دَكاًّ
tezekkür etmek, hatıra getirmek, düşünmekتَذَكَّرَ يَتَذَكَّرُ

يَقُولُ يَا لَيْتَنِي قَدَّمْتُ لِحَيَاتِي {89/24} فَيَوْمَئِذٍ لاَ يُعَذِّبُ عَذَابَهُ أَحَدٌ {89/25} وَلاَ يُوثِقُ وَثَاقَهُ أَحَدٌ {89/26}

24. 25. 26. (İşte o zaman insan:) “Keşke bu hayatım için bir şeyler yapıp gönderseydim!” der. Artık o gün, Allah’ın edeceği azabı kimse edemez. 0’nun vuracağı bağı kimse vuramaz.

azab vermek, işkence etmekعَذَّبَ يُعَذِّبُönceden yapmak, öne almakقَدَّمَ يُقَدِّمُ تَقْدِيماً
bağ, bağlama, bağlayışاَلْوَثَاقُbağlamakأَوْثَقَ يُوثِقُ إِيثاَقاً

 يَا أَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُ {89/27}اِرْجِعِي إِلَى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةً {89/28}فَادْخُلِي فِي عِبَادِي{89/29}وَادْخُلِي جَنَّتِي {89/30}

27. 28. 29. 30. Ey huzura kavuşmuş insan! Sen O’ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. (Seçkin) kullarım arasına katıl ve cennetime gir!

tatmin olmak, dinmek, yatışmakإِطْمَأَنَّ يَطْمَئِنُّ إِطْمِئْناَناً
(ism-i mef’ûl) razı olunanمَرْضِيَّةٌ(ism-i fâil) tercih eden, seçen, razı olanرَاضِيَةٌ (رَضِيَ)

İlgili Makaleler

Ücretsiz Arapça öğrenme araçlarıDerslerin yanında: seviyeni bul, kelime ezberle, okuyarak pekiştir.