Hz. Peygamberin Hayatı Mevdudi

Medine’ye Hicret

33.1.18. Hz. Ebû
Eyyûb Ensarî’nin Evinde Kalış

Bundan sonraki olaylarla ilgili rivâyetler muhteliftir. İbni
İshâk’a göre Rasûlullah (a.s.) dişi deveden indikten sonra karşısına Hz. Ebu
Eyyûb Ensarî’nin evini gördü. Ebu Eyyûb Ensarî’nin asıl adı Hâlid bin Zeyd idi.
Kendisi hemen evinden çıkıp Rasûlullah (a.s.)’ı karşıladı, deveden eşyasını
indirdi ve eve götürdü. Böylece, Hz. Ebu Eyyûb Ensarî Son Peygamber ve Alemlerin
Rahmeti’ni misafir etme şerefine nail oldu.

Buhârî ve Müsned-i Ahmed’de Hz. Enes bin Mâlik’in rivâyetinde şu
kayıtlara rastlanıyor: “Rasûlullah (a.s.) deveden indikten sonra “bizimki­lerden
kimin evi en yakındır.” diye sordu. Hz. Ebû Eyyûb Ensarî arz etti: “Benim evim,
ya Rasûlallah, benim evim işle karşınızdadır. Kapısı da işte budur.” Rasûlullah
(a.s.) buyurdu: “O halde, git, ve bizim dinlenmemizi temin et.” İbni Sa’d da Hz.
Enes bin Mâlik’e dayanarak benzeri bir rivâyet nakletmiştir. İbni Sa’d ile
Belazuri, Vâkıdi’ye dayanarak bu rivayete bazı ilâveler yapmışlardır. Bunlara
göre Rasûlullah (a.s.)’ın dişi devesini Hz. Es’ad bin Zürâre kendi evine götürüp
bağladı ve bakımı için tedbirler aldı.

Bazı rivayetlerde şu kayıtlara rastlıyoruz: Rasûlullah (a.s.)
dişi deve­den indikten sonra şöyle buyurdu: “Allah nasip ederse burası ikamet
yeri­miz olacaktır.” Hz. Ebû Eyyûb Ensarî kendisine gelip dedi ki: “Benim evim
buraya en yakın evdir. Müsaade buyurursanız, eşyalarınızı evime götüreyim.”
Rasûlullah (a.s.) eşyasını evine götürmesine izin verdi. Taberânî de, Hz.
Abdullah bin Zübeyr’e istinâden aynı rivâyeti nakletmiş­tir.

Buhârî ve Müslim ile Müsned-i Ahmed’de yer alan Hz. Berâ’ bin
Azib (r.a.)’in bir rivâyeti şöyledir: Medineliler, Rasûlullah (a.s.)’ı misafir
etmek için birbirleriyle adeta kavga ettiler. Nihayet Rasûlullah (a.s.) dedi ki:
“Ben bugün, Abdulmuttalib’in hanımının köyü olan Beni Neccâr’da ka­lacağım.”

Hafız İbni Hacer, “İsâbe”de Müsned-i Ahmed’e dayanarak bizzat
Hz. Ebû Eyyûb’un şu sözlerini nakletmiştir: “Ensâr içinde Rasûlullah (a.s.)’ın
kalış yeri hakkında kavga büyüyünce kur’a çekildi ve burada benim ismim çıktı.”

Bu muhtelif rivayetleri gözden geçirdiğimizde şu kanaate
varırız: Rasûlullah (a.s.) ilk önce muhtemelen Hz. Ebû Eyyûb’un evinde kaldı,
daha sonra diğer Ensâr kabilesi gelip bu şerefin kendilerine de ait olması
dile­ğinde bulundular. Bunun üzerine kura çekildi ve Rasûlullah (a.s.)
kendile­rine dedi ki: “Benim bu aile ile yakın bir akrabalığım vardır.”
Rasûlullah (a.s.)’ın bu açıklaması diğer kabileleri tatmin etti. Zira
Arabistan’da akra­balığa büyük önem veriliyor ve saygı gösteriliyordu .[15]

İmam Ebu Yusuf “Kitab-üz-Zikr ved-Dua”da Hz. Ebu Eyyub
Ensarî’nin şu sözlerine yer vermiştir: “Rasûlullah (a.s.) evimizi
şereflendirdik­ten sonra evin alt kısmında kaldı. Ben ve Ebû Eyyûb’un annesi üst
katta kaldık. Gece, Ebu Eyyûb’un annesine dedim ki, Rasûlullah (a.s.)’ın yukarı
katta kalması daha münasib olacaktır. Zira kendilerine melekler geliyor ve vahiy
iniyor.” Bunu düşünürken gece ne ben doğru dürüst uyuyabildim ne de Ümm-ü Eyyûb.
Sabah kalktığımızda biz meseleyi Rasûlullah (a.s.)’a açtık. Bunun üzerine
Rasûlullah (a.s.) buyurdu ki: “Alt kat benim için da­ha rahattır.” Ben dedim ki,
“Sizi Hak ile beraber göndermiş olan Zât’a ye­min ederim ki, altında sizin
bulunduğunuz bir evin üst katında ben rahat edemem.” Kısacası, ben o kadar ısrar
ettim ki, Rasûlullah (a.s.) daha sonra üst katta kalmayı kabul etti.”

İbni Hişâm’ın Muhammed bin İshâk ve Hz. Ebû Eyyub’a dayanarak
naklettiği rivâyet bundan biraz farklıdır. Bu rivâyete göre Rasûlullah (a.s.),
evin alt katını beğenmesinin sebebi olarak ziyaretçileri için daha el­verişli
oluşunu gösterdi. Bu sebeple, Ebu Eyyûb Ensarî istemeye istemeye yukarı katta
kalmayı kabul etti. Fakat, bir gün yukarı katta bir su testisi kı­rıldı ve Hz.
Ebû Eyyûb Ensarî, suyun aşağıya damlayıp Rasûlullah (a.s.)’ı rahatsız
edebileceği endişesine kapıldı. Bunun için karı-koca sahip olduk­ları tek
yorganlarını derhal suyun döküldüğü yere serip suyu kuruttular. Beyhâki ile İbn
Ebi Şeybe de Hz. Ebû Eyyûb’a dayanarak aynı rivâyeti nakletmişlerdir.

İbni Sa’d’ın Hz. Zeyd bin Sabit’e dayanarak naklettiği rivâyete
göre Rasûlullah (a.s.) Ebû Eyyûb Ensarî’nin evinde kaldığı müddetçe her gün en
az üç-dört evden adamlar gelip Rasûlullah (a.s.)’ı yemeğe davet eder­lerdi.
Ayrıca, her gün çeşitli evlerden yemek ve yiyecekler gelirdi.

33.1.19.
Rasûlullah (a.s.)’ın Medine’de Karşılanması

Yukarıda anlattıklarımızdan anlaşılacağı gibi Medine ahâlisi
Rasûlullah (a.s.)’ı büyük bir coşku ve sevinçle karşıladılar ve kendisini
misafir et­mekten kıvanç duydular. Ama Rasûlullah (a.s.)’ın Medine şehrinin
merke­zine girişi başlı başına bir olaydı ve kendisi öylesine muhteşem bir
şekilde karşılandı ki, bunun bir örneği Arabistan’ın tarihinde ne önce
görülmüştü ne de sonra görülmüştür. Buhârî, Müslim ve Müsned-i Ahmed’de Hz.
Be­ra’ bin Azib vasıtasıyla Hz. Ebu Bekr’in şu rivâyeti yer almıştır: “Biz
Me­dine’ye vardığımızda halk bizi karşılamak maksadıyla sokaklara dökül­müştü.
Çoluk-çocuk evlerinin damlarına çıkmış tezahürat yapıyordu. Hiz­metçiler ile
çocuklar sokaklarda koşuşup duruyor ve tezahürat yapıyorlar­dı. Medineliler
“Allahu Ekber”, “Rasûlullah teşrif buyurdular” ve “Mu­hammed Sallallahü aleyhi
ve sellem hoş geldiniz diye nara atıyorlardı”. Buhârî’de Hz. Enes bin Mâlik’in
bir rivâyeti yer almıştır: “Biz Medine’ye vardığımızda halk bizi karşılamak
maksadıyla sokaklara dökülmüştü. Ço­luk çocuk evlerinin damlarına çıkmış
tezahürat yapıyordu. Hizmetçiler ile çocuklar sokaklarda koşuşup duruyor ve
bağırıyorlardı. Medineliler “Allahu Ekber”, “Rasûlullah teşrif buyurdular” ve
“Muhammed Sallallahü aleyhi ve sellem hoş geldiniz diye nara atıyorlardı.”
Buhârî’de Hz. Enes bin Mâlik bir rivâyeti yer almıştır. Bunun bazı bölümleri
şöyledir: “Rasûlullah (a.s.) ile Hz. Ebu Bekr’i silah kuşanmış yiğitler
sarmışlardı. Kalaba­lık o kadar büyüklü ki, adamlar Rasûlullah (a.s.)’ı görmek
için birbiriyle itişiyor ve omuzlarına çıkıyorlardı. Bütün şehir “Nebiyullah
geldi”,

“Rasûlulah geldi” sesleriyle çalkalanıyordu. “Tabakat”da İbni
Sa’d, Hz. Enes’e istinaden şu rivâyeti nakletmiştir: “Ben (Enes) böylesine
görkemli bir gün görmedim.” Müsned-i Ahmed’de yine Enes bin Mâlik’in şu sözleri
kaydedilmiştir: “Medine ahalisi Rasûlullah (a.s.)’ı karşılamak için birbirini
adeta eziyorlardı. Her tarafta büyük bir izdiham vardı. Her tarafta bir bay­ram
havası vardı. Kadınlar evlerinin damlarına çıkmış ve çevredekilerden Rasûlullah
(a.s.)’ın kim olduğunu soruyorlardı. Doğrusu, böylesine muh­teşem bir manzara
hiç görmedik.” Hz. Enes’in benzeri rivayetleri Darimi, Tirmizî, İbn Mâce, Ebu
Davud ve Beyhakî’de de yer almışlardır. Buhârî’de Hz. Berâ bin Azib’in şu
ifadesi yer almıştır: “Ben Medinelileri, hiç Rasûlullah (a.s.)’ın geldiği günkü
kadar mutlu ve sevinçli görmedim.”

Beyhâki, “Delâil”de ve Ebu Bekr el-Mukri “Kitab üs-Şemâil”de şu
rivâyeti nakletmişlerdir: Kadınlar evlerinin damlarına çıkıp şu şarkıyı
söylü­yorlardı:

“Talâ’albedrü “aleyna min seniyyâti l-vedâ’

Vecebe ş-Şükrü aleyna mâ de’â lillâhi da” “Bizim için dolunay
doğmuştur. Vedâ’in dağlarının ardından

Bizim şükr etmemiz vâciptir, Allah’a çağıran tek bir kişi
hayatta kalıncaya kadar.”

Rezin bu şarkıya şu beyti de ilâve etmiştir:

“Ey bize meb’us olan, sen itaate lâyık bir mevki ile gelmişsin.”

İbnül-Kayyım, “Zad-ul Me’ad”da bu rivâyeti reddetmiştir. Bunun
se­bebi olarak da “Veda dağlarının Suriye istikametinde, yani Mekke’nin aksi
istikametinde bulunduğunu göstermiştir. İbnül-Kayyım’a göre Medi­ne’li kadınlar
bu şarkıyı Rasûlullah (a.s.)’ın Mekke’den gelişi sırasında de­ğil, Tebûk
savaşından dönüşü sırasında söylemişlerdi. Buhârî, Ebu Dâvud ve Tirmizî’de de bu
ifadeye rastlıyoruz. Fakat bizce Medine’den Mekke is­tikametine gidenler için
yani, Medine-Mekke yolunda da “vedâ dağla­rının bulunması uzak bir ihtimal
değildir. Medineli kadınlar Mekke’den gelen misafirler için aynı münasebetle
“Vedâ dağları” tabirini kullanmış olabilirler.

Rasûlullah (a.s.) Beni en-Neccâr mahallesine varınca genç kızlar
def çalarak yollara dizildiler ve ilk sözleri aşağıda belirtilen beyit olan bir
tür­kü söylediler:

“Biz Beni Neccâr’ın kızlarıyız. Muhammed ne kadar da iyi bir
komşudur.”

Bu türküyle ilgili rivayet Hz. Enes tarafından naklolunmuş ve
Hâkim ile Beyhakî’de yer almıştır. Rasûlullah (a.s.) kızlara sordu: “Siz beni
sevi­yor musunuz?” Kızlar arz etti: “Evet ya Rasûlullah (a.s.).” Hz. Peygamber
(a.s.) de üç defa şöyle dedi: “Vallahi ben de sizi (ensarı) severim”. Taberânî,
“el-Mu’cem-üs-Sağir”de Rasûlullah (a.s.)’ın şu sözlerini nakletmiştir:
“Yüreğimin size karşı sevgiyle ne kadar dolu olduğunu Allah biliyor”. Beyhâki
ile İbni Mâce aynı cümleyi Hz. Enes’e istinaden nakletmişlerdir. Buhârî’de yer
alan Hz. Enes’in rivâyetine göre Rasûlullah (a.s.) genç kız­lar ile kadınların
kendisine doğru gelmekte olduğunu görünce yerinden kalkarak üç defa şöyle dedi:
“Vallahi sizin kadar başka kimseyi sevmem.”

İlgili Makaleler