Hz. Muhammed (a.s.)’İn Peygamber Olması ve Tebliğin Üç Yıl Süre ile Gizli Yapılması
23.8. İlk Vahyin Kesin İniş Târihi
‘Alak sûresinin ilk beş ayetinden müteşekkil ilk vahyin iniş
tarihi nedir? Bu hususta muhaddis ve tarihçiler değişik ifadelerde
bulunmuşlardır. İbn Abdi’l-Berr ve Mes’udi’nin ifadelerine göre, Hz. Peygamber
(a.s.)’in bi’seti (peygamberliği) 41. Am’ul Fil’in 8 Rebiülevvel tarihine
rastlamıştır. İbn-ul Kayyım, “Zâd ul Me’âd” isimli eserinde pek çok sahabe ve
muhaddisin bu tarih üzerinde ittifak ettiklerini kaydetmiştir. Fakat bu tarihi
kabul edenler, Hz. Muhammed (a.s.)’e ilk vahyin inişinden 6 ay kadar önce doğru
rüyaların gösterilmeye başlandığı günden itibaren “bi’set”e eriştiğini sanarak
hesaplamışlardır. Vahy’in inişi hakkında ise en isabetli ifade Kur’an-ı
Kerim’dir, ki şöyledir: “Kur’ân’ın nazil olduğu (indirildiği) ramazan ayı”
(Bakara; 185). Kur’ân-ı Kerim’in bu açık ifadesi diğer bütün tahminleri geçersiz
kılmaktadır. Yani ilk vahiy Hazreti Peygamber (a.s.)’e Rebiülevvel veya başka
aylarda değil, Ramazan’da inmiştir ve dolayısıyla kendisi 41. Am-ul Fil’de
peygamber olmuştur.
Kur’ân-ı Kerim’in Ramazan ayında indiği sabit olduktan sonra
sıra kesin tarihinin tesbitine gelmiştir. Bu konuda da çeşitli ve farklı
ifadeler . bulunmaktadır. Bazıları 7 Ramazan tarihini vermektedir. İbn Sa’d bir
yerde 12 ve başka bir yerde İmam Muhammed el-Bâkır’a atfen 17 Ramazan tarihini
yazmıştır. Belazuri de, İmam Muhammed el-Bâkır’ı kaynak göstermiştir. Ayrıca,
Hz. Ayşe (r.a.) de bu tarihi nakletmiştir. Taberî ve İbni Esir; Ebu Kılâbet’ul
Cermi’ye dayanarak 18 Ramazan ve bazıları 19 Ramazan tarihlerini vermişlerdir.
Vâsıla bin el-Eska’, Câbir bin Abdullah ve Ebu-el Cüld’ün rivâyetine göre bu
tarih 27 Ramazan’da Fakat Kur’an-ı Kerim’de “Biz Kur’an-ı Kadir gecesinde
indirdik” denilmiştir. Müslüman ulemanın çoğu, Ramazan’ın son 10 gecesinin
bölünmez gecelerinden herhangi birinin kadir gecesi olduğunda, bazıları ise
bunun 27 Ramazan olduğunda karar kılmışlardır.
23.9. KUR’ÂN-I KERİM’İN İNİŞ
TARİHİYLE İLGİLİ MUTEBER HADİSLER
Bu konuda nakledilen çeşitli muteber ve güvenilir hadisler
aşağıya alınmıştır.
Hz. Ebû Hureyre (r.a.)’nin ifadesine göre Rasûlullah (a.s.)
Kadir gecesi hakkında şunları buyurmuşlardır: “Bu gece 27 veya 29 Ramazan
tarihine rastlar”. (Ebu Davûd Tayalisî). Hz. Ebu Hureyre’nin başka bir
hadisine göre, Kadir gecesi, Ramazan’ın son gecesidir (Müsned-i Ahmed).
Hz. Ebû Zer (r.a.)’e bu hususla soru yöneltilince dedi ki, Hz.
Ömer, Hz. Huzeyfe (r.a.) ve Rasûlullah (a.s.)’ın diğer sahabeleri, “Kadir
gecesinin 27 Ramazan tarihinde olduğuna” şüphe etmezlerdi (İbn Ebi Şeybe).
Hz. Ubâde bin Sâmit (r.a.)’in ifadesine göre Rasûlullah (a.s.)
“Kadir gecesinin, Ramazan’ın son l0 gecelerinden şu bölünmez rakamlı gecelerden
biri olduğunu buyurmuşlardır: 21, 23, 25, 27 ve 29, veya son gece” (Müsned-i
Ahmed).
Hz. Abdullah bin Abbas’ın naklettiğine göre Rasûlullah (a.s.)
şöyle buyurmuşlardır: “Kadir gecesini Ramazan’ın son 10 gecesinde arayın. Yani,
ayın sona ermesine 9 gün kala, 7 gün kala, 5 gün kala” (Buhârî). Ekseri ulema,
bunun, Ramazan ayının bölünmez rakamlı son geceleri olduğunu anlamışlardır.
Hz. Ebu Bekr (r.a.)’in rivâyetine göre, Kadir gecesi şu
tarihlerde aranmalıdır: Ramazan ayının sona ermesine 9 gün, 7 gün, 5 gün, üç
gün kala veya son günü (Tirmizî, Nesaî).
Hz. Ayşe (r.a.)’nin bir ifadesi şöyledir: “Rasûlullah (a.s.)
buyurdular ki, “Kadir gecesini Ramazan’ın son 10 gecesinin bölünmez rakamlı
gecelerinde aramalısınız” (Buhârî, müslim, Ahmed ve Tirmizî). Hz. Ayşe ile Hz.
Abdullah bin Ömer’in bir başka hadisine göre Rasûlullah (a.s.) ömrünün sonuna
kadar Ramazan’ın son on gecesinde İ’tikâf ederdi.
Bu hususta Muaviye, İbn Ömer, İbn Abbas (r.a.) ve diğerlerinin
bazı hadisleri de dikkate değerdirler. İşte bütün bu hadislere dayanarak ulema
ve fakihlerin çoğu 27 Ramazan’ı Kadir gecesi olarak kabul etmişlerdir.
23.10. PEYGAMBERLİKTEN SONRA İLK
FARZOLUNAN ŞEY: NAMAZ
Taberî’nin ifadesine göre Tevhid’in kabulü ve putların reddinden
sonra İslam şeriatına farz olarak giren ilk şey namazdı. İbn Hişâm, Muhammed
bin İshâk’a atıf yaparak Hz. Ayşe’nin bir hadisini nakletmiştir. Buna göre Hz.
Peygamber (a.s.)’e ilk farz olunan şey namazdı. Bu, ilk başta ikişer rek’at
şeklinde idi.’ İmam Ahmed, İbni Lehi’a’ya dayanarak Hz. Zeyd bin Harise’nin bir
hadisini kaydetmiştir. Buna göre, Rasûlullah (a.s.)’a İL: vahiy indikten sonra
Cebrail (a.s.) kendisine gelerek abdest almasını öğretti. İbn Mâce ile Taberânî
(el-Evsât)’de de, aynı hadis az bir değişiklikle naklolunmuştur. Durum, İbn
İshâk’ın şu açıklamasıyla vuzuha kavuşuyor: “Hz. Muhammed (a.s.) Mekke’nin
yukarısında idi. Cebrail en güzel yüzü ve en güzel kokusuyla Rasûlullah (a.s.)’ın
önüne çıktı ve şöyle dedi: “Ey Muhammed (a.s.) Allah size selâm söylemiştir ve
cinler ile İnsanlar için sizi rasûl tayin ettiğini size iletmemi emretmiştir.
Onun için, siz onları Lâ ilâhe illallah sözüne davet edeceksiniz.” Daha sonra
ayağını yere vurdu. Oradan su fışkırmaya başladı. Cebrail o sudan abdest aldı,
ki Hz. Peygamber (a.s.) namaz kılabilmek için abdestin nasıl alındığını
öğrenebilsin. Sonra, Hz. Muhammed (a.s.)’in de kendisi gibi abdest almasını
söyledi. Daha sonra Cebrail, Rasûlullah (a.s.) ile beraber dört secdeli iki
rek’at namaz kıldı. Bundan sonra Rasûlullah (a.s.) oraya Hz. Hatice (r.a.)’yi
getirdi, O’na abdest aldırdı ve onunla birlikte iki rek’at namaz kıldı.” İbn
Hişâm, İbn Cerir ve İbn Kesir de bu hadiseyi aynen nakletmişlerdir.
İmam Ahmed, İbn Mâce, Taberânî (el-Evsat) ve diğerlerinin
ifadesine göre, Hz. Usâme bin Zeyd (r.a.) babası Hz. Zeyd bin Harise’ye
dayanarak naklettiği hadiste Rasûlullah (a.s.)a vahyin gelmesinden sonra ilk
olayın, Cebrail (a.s.)’in kendisine abdest almayı öğretmesi olduğunu
açıklamıştır. Cebrail daha sonra namaza kalktı ve Rasûlullah (a.s.)’ın da
kendisiyle namaz kılmasını istedi. Rasûlullah (a.s.) daha sonra eve geldi ve
Hz. Hatice’ye hadiseyi anlattı. Hz. Hatice sevince boğuldu. Daha sonra Hz.
Peygamber (a.s.) kendisinin abdest almasını istedi ve onu yanına alıp Cebrail’in
öğrettiği gibi namaz kıldı. Kur’an-ı Kerim’in ilk ayetlerinin Hz. Peygamber
(a.s.)’e inişinden sonra yerine getirilen bu ilk farzdı. Galip ihtimal, bu
olayın, Hira mağarasında ilk vahy’in indiği günün gecesi meydana geldiği
yolundadır. Bundan sonra Hz. Peygamber (a.s.) ile Hz. Hatice (r.a.) bir süre
gizli olarak namaz kılmaya devam ettiler.