Peygamberlerin Sonuncusu Hz. Muhammed (S.A.V.)
Resulullah
(s.a.v.)’in Göğsünün Yarılması Olayı:
Bir ara Resulullah
(s.a.v.) süt kardeşiyle birlikte süt annesi Halime es-Sa’diyye’nin davarlarını
otlatmaktayken beyaz elbiseli iki adam gelip Resulullah (s.a.v.)’i yere
yatırıp karnını yardılar. Bunu gören süt kardeşi hemen Halime’nin evine doğru
koşarak olayı ona haber verdi.
Halime, olayın
gerisini şöyle anlatıyor: Bunun üzerine ben ve süt babası, onun bulunduğu yere
doğru koşarak gittik. Fakat onu, ayakta rengi sararmış şekilde bulduk. Süt
babası onu kucaklayarak:
– ‘Neyin var yavrum?’
diye sordu. O da:
– Beyaz elbiseli iki
adam gelip beni yere yatırdılar ve karnımı yardılar. Sonrada karnımdan bir şey
çıkarıp attılar. Sonrada karnımı yine kapatıp eski haline getirdiler’ dedi.
Onu alıp eve getirdik. Süt babası:
– ‘Ey Halime! Çocuğumuzu cinlerin çarpmış
olmasından korkuyorum. Korktuğumuz şey kendisinde görülmeden önce onu
sahiplerine götürüp geri verelim’ diye teklifte bulundu.
Kocamın bu teklifi
üzerine Resulullah (s.a.v.)’i alıp Mekke’deki annesine götürdük. Oğlunu
getirdiğimizi gören Amine:
– Onu yanınızda alıkoymak için çok ısrarlı
idiniz, ne oldu size?’ diye sordu. Onlar da:
– Onun telef
olmasından ve başına bazı haller gelmesinden korkuyoruz’ dediler. Sonra da
olayı ona anlattılar. Amine:
– ‘Şeytanın ona zarar vermesinden mi korktunuz.
Hayır, hayır. Allah’a yemin ederim ki, şeytan ona zarar vermek için hiçbir
zaman fırsat bulamayacaktır. Allah’a yemin ederim ki, oğlum büyük adam
olacaktır’ dedi. Daha sonra annesi Amine:
– Onun (büyük bir adam olacağı) haberini size
anlatayım mı?’ dedi. Biz de:
– Evet!’dedik. Oda:
– Ona hamile olduğum zaman sanki hiç hamile
değil misim gibi hafiftim. Bir gün rüyamda, karnımda bir nurun Şam’ın
köşklerini aydınlattığını gördüm. Doğduğu zaman ise ellerine dayanmış ve sanki
konuşmak istercesine başını semaya kaldırmış gibi garip olaylar gördüm’ dedi.[37]
İbn Kesîr, Resulullah
(s.a.v.)’in göğsünün yarılması olayı ile ilgili olarak şöyle der:
“Bu hadis, başka
yollarla rivayet edilmiştir. Bu, siyer ve meğazi alimleri arasında dolaşan
meşhur hadislerdendir.
Resulullah (s.a.v.)’in
göğsünün yarılması olayı, üç yaşlarında çocukken Halime es-Sa’diyye’nin
yanında bulunduğu sırada meydana gelmiştir. Yine İsra ve Miraç’tan önce de benzeri
başka bir olay daha meydana gelmişti. Bu olayda; Resulullah (s.a.v.)’in göğsü
yarılmış, şerefli kalbi çıkarılmış, zemzem suyu ile yıkanmış, kalbinden
şeytanın payı çıkarılmış ve kalbi ilim ve hikmetle doldurulmuştur.”[38]
İbn İshâk,
“es-Siyer” adlı kitabında naklettiğine göre; sahabelerden bazıları
bir gün Resulullah (s.a.v.)’e:
– ‘Bize kendinden söz et’ dediler. Resulullah
(s.a.v.)’de:
– ‘Ben, atam İbrahim’in duası,[39]
İsa’nın müjdesi[40] ve annemin bana
hamileyken Şam köşklerini aydınlatan bir nurun kendisinden çıktığını gördüğü
rüyasıyım.’ Sa’d b. Bekr oğulları kabilesinde süt emdim. Bir ara ben orada
davarlarımızı otlatmaktayken beyaz elbiseli iki adam yanıma geldi. Beraberlerinde
içi kar dolu altından bir leğen vardı. Beni yere yatırıp karnımı yardılar.
Sonrada kalbimi çıkarıp yardılar. Ondan siyah bir kan pıhtısı çıkarıp attılar.
Sonrada kalbimi ve karnımı, o kar ile yıkadılar. Tertemiz hale geldikten sonra
kalbimi yerine koyup karnımı eski haline döndürdüler. Bu işi tamamladıktan
sonra biri, diğer arkadaşına:
– ‘Onu, kendi ümmetinden on kişi ile tart’
dedi. O da, tarttı ve o on kişiye denk geldi. Sonrada:
– ‘Ümmetinden yüz kişi ile tart’ dedi. O da,
tarttı ve o yüz kişiye denk geldi. Sonrada:
– ‘Ümmetimden bin kişi ile tart’ dedi O da,
tarttı ve bin kişiye de denk geldi. Sonunda:
– ‘Bırak onu! Eğer onu ümmetinin tamamıyla
tartsan yine de o, ümmetine denk gelir’ dedi.
İbn Kesîr devamla
derki: “Bu hadisin senedi, güzel ve kuvvetlidir.”[41]
Kısacası: Resulullah
(s.a.v.)’in göğsünün yarılması olayı, iki defa meydana gelmiştir:
1- Çocukluğunda
Sa’d oğullan yurdunda süt annesi Halime’nin yanında bulunduğu sırada meydana
gelmişti.
2- Büyüklüğünde
olup bu da Buharı ve Müslim’de geçtiği üzere İsra ve Miraç gecesinde meydana gelmişti.
Resulullah (s.a.v.)’in
göğsünün yarılması olayının iki defa olması, Şam Yüce Allah’ın kudreti
karşısında garip bir şey sayılamaz. Çünkü günümüzde de göğsün yarılması olayı
alışılmış bir iş haline gelmiştir. Zira operatör doktor, ameliyatlarda normal
bir şekilde hastanın göğsünü yarar, kalbini çıkarır ve ince işler icra ettikten
sonra kalbi yerine kor ve göğsünü eskisi gibi kapatır. Üstelik operatör doktor,
hasta üzerinde bunları yaparken hasta acı dahi duymaz. Daha sonra hasta, sanki
hiç hasta olmamış gibi sağlam ve kuvvetli bir bünyeye kavuşur. Artık pek çok
ülkede kalp nakli ameliyatı yaygın bir iş haline gelmiştir. Bugün cerrahi
ameliyatlar bile, bedenin en ince noktalarında yapılan basit ve alışılmış yani
normal bir hal olmuştur.
Mesele böyle olunca,
Resulullah(sav)’in göğsünün yarılması olayı şanı yüce olan Allah’ın kudreti
karşısında imkansız olur mu? Ki bazı imanı zayıf kimseler bunu inkar etsin!!
Veya olayı batıl bir şekilde tevil etsin ve Allah bu konuda bir delil indirmedi
desin!! [42]
Resululiah (s.a.v.)’in Çocukları:
Resulullah (s.a.v.)’in
çocukları, 7 tanedir. Mariye el-Kıptî’den olma İbrâhîm dışındaki bütün
çocukları, Hz. Hatice (r.a.)’dan olmuştur. Bu çocuklar şunlardır:
1.
Kasım: Resulullah (s.a.v.)’in
en büyük çocuğudur. Resulullah (s.a.v.), bu çocuğun
ismiyle künyelenmiştir. Kasım, iki sene yaşamış ve daha sonra vefat etmiştir.
2. Abdullah: Resulullah (s.a.v.)’in ikinci
oğludur. Resulullah (s.a.v.) zamanında küçükken vefat etmiştir.
3. Zeynep:
Resulullah (s.a.v.)’in en büyük kızıdır, Ebu’l-As ile evlenmiştir.
4. Rukiyye:
Hz. Osman (r.a.) ile evlenmiştir.
5. Ümmü
Gülsüm: Rukiyye’nin vefat edişinden bir sene sonra Hz. Osman (r.a.) ile
evlenmiştir.
6. Fatımatü’z-Zehra:
Hz. Ali (r.a.) ile evlenmiştir. Peygamberin ev halkı (Ehl-i Beyt), onunla
devam etmiştir.
Resuluîlah (s.a.v.)’in
Fatıma adlı kızı dışında bütün çocukları, bi’setten önce doğmuştur. Sadece
Fatıma, bi’setten bir sene sonra doğmuştur. Falıma dışında bütün çocukları,
Resulullah (s.a.v.)’den önce vefat etmiştir. Sadece Hz. Fatıma, Resulullah
(s.a.v.)’den 6 ay sonra vefat etmiştir. Allah onların hepsinden razı olsun.
İbn Hişam, bu konuda
şunları söyler:
“Resulullah
(s.a.v.), Hz. Hatice (r.a.) ile evlendiğinde 25 yaşında idi. Hz. Hatice
(r.a.)’m vefat edinceye kadar hiç evlilik yapmamıştı.[43] İşte
Resulullah (s.a.v.)’in çok kadınla evlenmesi, ‘talimi’, ‘teşriî’, ‘içtimai’ ve
‘siyasi’ birtakım yüce hikmetlere mebnîdir.”[44]
Allah, başarılı kılan
ve dosdoğru yola iletendir. [45]