Peygamberler Tarihi Sabuni

Hz. Mûsâ (A.S)

201 kez okundu

 

Hz. Mûsâ (a.s) ‘in Ölümü:

 

Hz. Mûsâ kelimullah
(a.s), Tih çölünde kardeşi Hz. Hanından sonra ölmüştür.

Hz. Mûsâ (a.s ),
İsrailoğullarmı; Allah’ın, kendilerini sa­vaşmakla emrettiği kutsal şehre
sokamadı. Fakat bu kutsal şeh­re, İsrailoğullarmı, Yuşa b. Nun soktu.Bu konuya
daha önce değinmiştik.Bu sebeble de bu konuyu tekrar anlatmaya gerek yoktur.

Hz. Mûsâ (a.s)
öldüğünde, 120 yaşında idi.

Buhârî’nin, Hz. Mûsâ
(a.s)’m ölümüyle ilgili rivayet ettiği hadiste deniyor ki: “Ölüm meleği,
Musa’nın canını almak için onun yanma gelmişti. Mûsâ, ölüm meleğine şiddetli
bir şekilde “baktı. Bunun üzerine ölüm meleği, (onun bu bakışından) kork­tu
ve gözü karardı. Daha sonra Yüce Allah’a:

– Ey Rabbim! Sen beni
öyle bir kuluna gönderdin ki, o kulun, ölmek istemiyor’ diye dua etti.

Daha sonra Yüce Allah,
ölüm meleğini üzerinden o hali kaldırdı. Onu tekrar Musa’nın (canını alması
için) görevlendi­rip ona:

– Musa’ya tekrar dön
de ona:’elini bir sığırın sırtına koy­masını  
ve   elinin,   sığırın 
sırtındaki  tüylerden  ne  
kadarmı kapsıyorsa, o her bir tüye karşılık ona bir yıl ömür
verileceğini söyle!’ dedi. Ölüm meleği, Musa’nın yanma varıp Allah’ın , kendisi
hakkında ne buyurduğunu ona söyledi. Mûsâ, bu ilahi mesajı duyunca:

– Ey Rabbim! Bu kadar
yıl yaşadıktan sonra ne olaca­ğım?’ diye sordu. Allah’ta:

– (Müddet bittiğinde,)
öleceksin’ buyurdu. Bunun üzerine Mûsâ:

– Öyleyse ölüm şimdi
gelsin’ deyip Allah’tan; bir taş atı­mı mesafeye kadar kendisini kutsal şehir
(Kudüs)’e yaklaştır­masını (ve orada ölüp oraya gömülmesini) diledi.

(Hadisin ravisi) Ebu
Hureyre der ki: “Resulullah (s.a.v.) sözüne devamla şöyle buyurdu:

‘Eğer ben, Musa’nın
gömüldüğü yerde sizinle birlikte bu-lunsaydım, onun mezarının, yol kenarında ve
kızıl bir kum te­pesinin yanında bulunduğunu sizlere mutlaka gösterirdim.[93]

Allah’ın salât ve
selâmı, Hz. Musa’nın üzerine olsun.

Amin. [94]

 



[1] Hz. Mûsâ (a.s)’m ismi Kır’ân-ı Kerîm’in 34 Sûresinde
olmak üzere toplam 136 yerinde geçmektedir. Bunlar şunlardır: Bakara: 2/51, 53,
51, 55, 60, 61, 67, 87, 92, 108, 136, 246, 248; Âl-i İmrân: 3/84; Nisa: 4/153,
153, 164; Mâide: 5/20, 22, 24; En’âm: 6/84, 91, 154; A’râf: 7/103, 104, 115,
117, 122, 127, 128, 131, 134, 138, 142, 142, 143, 143, 144, 148, 150, 154, 155,
159, 160; Yûnus: 10/75, 77, 80, 81, 83, 84, 87, 88; Hûd: 11/17. 96, 110;
İbrahim: 14/5, 6, 8; İsrâ: 17/2, 101, 101; Kehf: 18/60, 66; Meryem: 19/51;
Tâhâ: 20/9, 11, 17, 19, 36, 40. 49, 57, 61, 65, 67, 70, 77. 83, 86, 88, 91;
Enbiyâ: 21/48; Hacc: 22/44; Mü’minûn: 23/ 45, 49; Furkân: 25/35; Şuarâ: 26/10,
43, 45, 48, 52, 61, 63, 65; Nemi: 27/7, 9, 10; Kasas: 28/3, 7, 10, 15, 18, 19,
20, 29. 30, 31, 36, 37. 38, 43, 44. 48, 76; Ankebût: 29/39; Secde: 32/23;
Ahzâb: 33/7. 69: Saffât: 37/114, 120; Gâfir: 40/23, 26, 27, 37, 53; Fussilet:
41/45; Şür: 42/13; Zulıruf: 43/46; Ahkâf: 46/12, 30; Zâriyat: 51/38; Necm:
53/36; Saff: 61/5; Naziât: 79/15; A’lâ: 87/19.

Hz. Mûsâ (a.s)’m Kur’ân-s ‘Kerîın’de geçtiği kıssaları için b.k.z.
Bakara: 2/40-100; Nisa: 4/153-155; Maide: 5/20-26; A’râf:7/103-17l; Yûnus:
10/75-93; Hûd: 11/96-102; İbrahim: 14/5-8; İsrâ: 17/101-104; Mü’minûn:
23/45-49; Şuarâ: 26/10-68; Nemi: 27/7-14; Kasas: 28/3-83: Ankebût: 29/39-40:
Secde: 32/23-26; Saffât: 37/114-122: Gâfir: 40/23-46, 53-54; Zuhruf: 43/46-54;
Zariyât; 51/38-40; Saff: 61/5: Nâziat: 79/15-25 (ç).

[2] Bakara: 2/40-100: Nisa: 4/153-155; Mâide: 5/20-26;
A’râf: 7/128-171; İbrahim: 14/5-8: Meryem: 19/51-53; Tâhâ: 20/77-98; Şuarâ:
26/52-68; Nemi: 27/9-14; Sec­de: 32/23-26; Saffât: 37/i 14-115: Gâfir:
40/53-54: Saff: 61/5; Nâziât: 79/15-25 (ç).

[3] A’râf: 7/128-171 (ç).

[4] Kasas: 28/3-83 (ç).

[5] B.k.z: Yûnus: 10/75-93: Hûd: 11/96-102; isrâ:
17/101-104; Tâhâ:20/40-76; Mü’minûn: 23/45-49; Şuarâ: 26/ 10-68;
Kasas:28/36-42; Ankebût: 29/39-40; Gâfir: 40/23-46; Zuhruf: 43/46-54: Zariyât:
51/38-40 (ç).

[6] Mümin (Gâfir): 40/51 (Konuyla ilgili benzeri ayet için
b.k.z: Tevbe: 9/40) (ç).

[7] İbrahim: 14/13-15.

[8] A’râf: 7/128.

[9] Kasas: 28/5-6..

[10] Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihî, Ahsen
Yayınları: 382-388.

[11] Hz. Mûsâ (a.s)’ın soyu için b.k.z: İbn Cerir etTaberî,
Tarih, 1/198; İbnü’l- Esir, ci-Kâmii, 1/169; İbn Sa’d, Tabakât, 1/55; Mes’udî,
Murûcu’zZeheb, 1/48; Hâkim, el-Müstedrek, 2/574; İbn Kuteybe, el-Maârif, sh.20
(ç)

[12] Bununla ilgili olarak b.k.z: Kasas: 28/33-35; Meryem:
19/53; Şuarâ: 26/12-14 (Ç).

[13] Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihî, Ahsen
Yayınları: 388-389.

[14] B.k.z: İbn Cenr et-Taberî, Tarih, 1/199; İbnü’1-Esîr,
el-Kâmil, 1/170 (ç).

[15] Hz. Yûsuf”(a.s)’ın davetini kabul eden Firavun,
Reyyân b. Velid idi. Hz. Yûsuf (a.s), Reyyân’m ölümünden sonra onun yerine
geçen ve aynı soydan gelen Kâbûs’u da Allah’a iman etmeye davet etmiş ise de
ona kabul ettiismemişti, (B.k.z: İbn Cerîret-Taberi, Tarih, 1/187; îbnü’I-Esîr,
el-Kâmil; 1/147 (ç).

[16] Kasas: 28/3-6.

Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihî, Ahsen Yayınları: 389-390.

[17] Geçmişte Firavun bu şekilde bir uygulama yapıyordu.
Günümüzde bazı ülleler, halkı müsiüman olan ülkeleri sömürmek ve zayıflatmak
için oradaki etnik grupları bahane ederek onların arasına sınırlar çizmekte.
Böylece bu ülkeler güçsüz bırakılıp onları köle gibi kendi çıkarları
doğrultusunda kıilanmaktadırlar. İşte Firavunun düşüncesi de buydu. Fakat
Firavun, İsrail oğullan hakkında bunları düşünürken Hz. Mûsâ (a.s)’m kendisinin
başına bela olacağını hiç düşünmemişti. Çünkü Atah’ın hilesi, Firavun ve onun
gibilerinin hilesinden daha büyüktür, (ç).

[18] Bakara: 2/49 (Konuyla ilgili benzeri ayetler için
b.k.z: A’râf: 7/14; İbrâhîm: 14/6.

[19] İsrail oğul lannm bulunmuş olduğu durumdan kurtulması
için Yüce Allah, on&ra Hz. Mûsâ (a.s)’ı Peygamber olarak göndermişti.
Kur’âm Kerîm ise bize, tüm pey­gamberlerin davetlerini ve yöntemlerini örnek
almamız için onların hayatlarını anlatmaktadır. (ç).

[20] Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihî, Ahsen
Yayınları: 391-392.

[21] Sa’bbi, KasasiTl-Enbiyâ, s, 167-168. (Ayrıca b.k.z:
Îbnü’1-Esîr, ei-Kâmil, 1/170-171; İbn Cerîr et-Taberî, Tarih, 1/199-200) (ç).

Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihî, Ahsen Yayınları: 392-394

[22] Hz. Hârûn (a.s)’ın, Hz. Mûsâ (a.s)’dan ne zamandan
önce doğdığu hususunda tarihçiler arasında ihtilaf vardır. Burada geçtiği üzere
Hz. Hârûn (a.s), Hz. Mûsâ (a.s)’dan bir yıl önce doğmuştur. Diğer bir rivayete
göre ise Hz. Hârûn (a.s), Hz. Mûsâ (a.s)’dan üç sene önce doğmuştur. Yazarımız
Sabûnî, burada ilk görüşü nak­lederken, Hz. Hârûn (a.s)’ın hayatını müstakil
olarak anlatırken ise ikinci görüşü nakletmiştir. Ayrıca Hz. Hârûn (a.s)’ın,
Hz. Mâsâ (a.s)’dan bir yaş büyük olduğuna dair b.k.z: İbn Cerir et-Taberî,
Tarih. 1/200 (ç).

[23] Kasas: 28/7-8.

Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihî, Ahsen Yayınları: 394-395.

[24] Çünkü Hz. Mûsâ (a.s)’in doğduğu yıl, İsrail
oğullarından doğan çocukların öldü­rüldüğü yıldı. Bundan dolayı da annesi, Hz.
Mûsâ (a.s)’ı gizli olarak emziriyadu.(ç).

[25] Eş’ariler, Hz. Mûsâ (a.s)’ın annesine gelen bu vahye
dayanarak onun, ‘kadın bir Peygamber’ olduğunu iddia etmişlerdir. Fakat
Eş’ariierin bu görüşü gerçeğe uygun değildir. Bu konuyla ilgili geniş açıklamalar
için b.k.z: Prof. Dr. Süleyman Toprak ve Prof. Dr. Şerafeddin Gölcük, Kelam, s.
289-290 (ç).

[26] Firavunun, Hz. Mûsâ (a.s)’ı gördüğünde onu öldürmeye
kalkışrnasınmsebebi, Hz. Mûsâ (a.s)’ın İsrail oğullarına ait bir çocuk olması
endişesinden dolayı idi. Çünkü kendisinin tahtmı gördüğü rüyada İsrail
oğullarından doğıcak bir çocuk ele geçirecekti. Bununla ilgili olarak b.k.z:
Said Havva, el-Esas-ı İî’t-Tefsir, 10/481 (ç).

[27] Kasas: 28/9.

İlgili Makaleler

Ücretsiz Arapça öğrenme araçlarıDerslerin yanında: seviyeni bul, kelime ezberle, okuyarak pekiştir.