Peygamberler Tarihi Sabuni

Hz. Mûsâ (A.S)

201 kez okundu

 

Hz. Mûsâ (a.s)’ın, Şuayb’ın Kızıyla Evlenmesi ve
Hayvanlarını Otlatması:

 

Hz. Mûsâ Kelimullah,
kurtuluşu isleyen mazlum bir adarnın misali gibi, Mısır ülkesinden çıkıp Medyen
ülkesine doğru ayaküstü yürüyerek gitti. Fakat Firavun hanedanından birinin
kendisine yetişir korkusuna kapılmıştı. Üstelik Medyen’e g i-derken yanına
yiyecek bile almamıştı. Bundan dolayı da ağaç yaprağı yiyerek karnını
doyuruyordu. Medyen ülkesine varı n-caya kadar sekiz gece boyunca, yolculuğuna
devam e tti. Niha­yet açlıktan ve yorgunluktan takati keşi İmiş bir vaziyette
iken bir ağacın altına oturdu. Abdullah ibn Abbas bu konuyla ilgili olarak
şöyle der:

“Hz. Mûsâ (a.s),
Mısır’dan çıkıp Medyen’e gitti. Mısır ile Medyen arasında sekiz gecelik bir
yürüyüş v ardır. Hz. Mûsâ (a.s), bu yolculuğu sırasında taze ot ve ağaç
yaprağından başka yiyecek olarak bir şey yememişti. Yalınayak yürüdüğünden

dolayı ayaklarının altı parçalanmıştı. Hz. Mûsâ (a.s), Allah’ın yarattığı temiz
ve iyi kullarından birisi olduğu halde bir ağacın gölgesinde oturmuştu. Çünkü
açlıktan karnı sırtına yapışmıştı. Bundan dolayı da yediği taze otlar (veya
baklalar) daha hala karnında duruyordu. O, yarım bir hurmaya biie
muhtaçtı.”[36]

Hz. Mûsâ (a.s),
dinlenmek için oturduğu bir sırada çoba n-ların Suladığı büyük bir kuyudan
koyunlarını sulamak isteyen iki kızın, çobanların az ilerisinde, koyunlarını
otlattıklarını gördü. Fakat onlar, kendi koyunlarını diğer koyunlara karıştırmamak
için[37]
koyunlarını diğer koyunlardan ayrı bir yerde bekletiyorlardı. Bundan dolayı Hz.
Mûsâ (a.s), onların bu du­rumuna çok üzülüp onların yanına gitti ve erkeklere
karşı boyle yapmalarının sebebini sordu. Onlarda, kendilerinin, bu k o-yunları
gütmek zorunda olduklarını, çünkü babalarının ihtiyar ve yaşlı olduğunu,
babalarının yanında bu koyunların güdül-mesi ve sulanması görevini üzerine
aldıklarım söylediler. B u-nun üzerine Hz. Mûsâ (a.s), onların koyunlarını sul
adı. Daha sonrada bir ağacın gölge yerine oturarak Rabbine dua etti.

Nitekim Yüce Allah,
Kasas Sûresinde, Hz. Mûsâ (a.s) ile Şuayb’m kızları arasında geçen kıssayı
şöyle anlatmaktadır:

“Mûsâ, Medyen (e
yakın) bir su (kuyusuna) varınca, ku­yunun kenarında davarlarını sulayan bir
insan topluluğu gördü. Onlardan ötede de davarlarını (diğer çobanların
koyunlarıyla karıştırmamaktan) alıkoyan iki kadın buldu. (Onların yanma
giderek:) ‘Bu yaptığınız da nedir?’ (Niye bu çobanlan geçip sizde koyunlarınızı
sulamıyorsunuz?)’ dedi. Onlar da: ‘Çobanlar (kuyunun başından) ayrılana kadar
biz, (koyunlarımızı) s u-lamayız. (Ancak onlar iş lerini bitirdikten sonra
koyunlarımızı sularız.) Babamız da çok yaşlıdır. (Onun yaşlılığı sebebiyle buna
gücü yetmiyor. Üstelik babamızın yanında bu koyunları güdecek erkek çocukları
da yoktur. Bundan dolayı da koyunl a-n gütme ve sulama görevini üzerimizi
aldık)’ dediler.

Bunun üzerine Mûsâ,
(iyilik yapmak ve darda kalana yardımcı olmak maksadıyla) onların yerine
davarlarını suladı. Sonrada (bir ağacın) gölgesine çekildi ve: ‘Rabbim! Doğrusu
bana indireceğin hayra[38]
muhtacım’ dedi.”[39]

İbn Kesîr,
“el-Bidâye ve’n-Nihâye” adlı tarih kitabında konuyla ilgili olarak
şöyle der:

“Çobanlar,
davarlarını sulama işini bitirdikten sonra kuy u-nun ağzına büyük bir kaya
parçasını koyuyorlardı. Daha sonra da bu iki kız, koyunlarını sulamak için
onlardan sonra kuyu­nun ağzına gelerek çobanların davarlarından artta kalan

suyla içendi koyunlarını sulardı. Fakat o gün ise Hz. Mûsâ (a.s), k u-yunun
başına gelerek kuyunun ağzındaki o büyük kaya parç a-smı tek başına kaldırdı ve
kızlar için kuyudan su çıkardı ve onların koyunlarını bu su ile suladı. Daha
sonrada o kaya par­çasını tekrar eski yerine koydu. O güne kadar k uyunun
ağzında bulunan o kaya parçasını ancak on kişi bir araya gelerek yerin­den
kaldırabilirmiş. Hz. Mûsâ (a.s) ise, kaya parçasını tek başma kaldırmış[40] ve
daha sonrada tekrar eski yerine tek başına koymuştu.

Bunun üzerine kızlar,
Hz. Mûsâ (a.s)’m yukarıda  geçen duasını
işitmişler ve hemen babalarının yanma dönüp Hz. M û-sâ (a.s)’m kendilerine
yapmış olduğu iyiliği ve (ne kadar) güçlü olduğunu anlattılar. Babalarından da,
onun bu güzel davra­nışlarından dolayı ona ikramdan bulunmasını ve koyunlarını
güttüğünden dolayı ona bir ücret vermesini istediler. Babaları da, kendisinin
çağırdığını söylemeleri için kızlarından birini ona gönderdi. Kızda yüzünü örtüp
utana utana bir şekil de yürüyerek Hz. Mûsâ (a.s)’a gelip ona:

– “Bize yaptığın
sulama hizmetinin karşılığı olarak ücretini ödemek için babam seni
çağırıyor” dedi. Hz. Mûsâ (a.s)’m herhangi bir şüpheye kapılmaması için
Şuayb’m kızı, Hz. Mûsâ (a.s)’a bu şekilde açıkça söyledi. Bu da; kızın ne kadar
iffet­li, hayalı ve kendisini koruduğunu göstermektedir.

Bunun üzerine Hz. Mûsâ
(a.s), Şuayb’m yanına gelip ona, başından geçen olayı anlattı. Şuayb ise ona:

“Korkma! Artık
zalimler topluluğundan kurtuldun” dedi. (Kasas: 28/25) Daha sonrada
koyunlarını gütmek şartıyla kızlaından birisiyle onu evlendirdi..

Bu yaşlı adamın kim
olduğu hususunda ihtilaf edilmiştir. Bu konuda çeşitli görüşler vardır.
Bunlardan bazıları şunlardır:

1. Bazıları;
onun, Hz. Şuayb (a.s) olduğunu söylemiştir. Alimlerin çoğuna göre, meşhur olan
görüşte budur. Hasan el -Basri, bu görüşü; Malik b. Enes’ten naklen açık bir
şekilde şöyle ifade etmiştir: Hz. Şuayb (a.s), kavminin Allah tarafı n-dan
helak oluşundan sonra uzun bir müddet yaşamıştı. Nihayet Hz. Mûsâ (a.s) onunla
buluşmuş ve onun kızıyla evlenmiştir.

2. Bazıları;
onun, Hz Şuayb (a.s)’m kardeşinin oğlu old u-ğunu söylemiştir.

3. Bazıları
da; onun, Hz. Şuayb (a.s)’m amcasının oğlu ol­duğunu ve Yüce Allah’ın Medyen
halkına gönderdiği Pe y-gamber Şuayb’m olmadığını söylemiştir.

Tercih edilen görüş,
birinci görüştür. Bu da, tefsircilerden çoğunun kabul ettiği görüştür.”[41]

Hz. Mûsâ (a.s), Hz.
Şuayb’m kızıyla evlendikten sonra şart koşulan müddeti tamamlayıncaya kadar
onun koyunları otlattı. Rivayete göre bu müddet, on yıldı.[42]

Rivayet edildiğine
göre; Hz. Peygamber (s.a.v.)’, Mu­sa’nın (Şuayb’m koyunlarını sekiz mi? Yoksa
on yıl mı otla t-tığı ile) iki süreden hangisini tamamladığı soruldu. O da:

– “İki süreden en
tamam ve en mükemmel olanını tama m-lamıştır” buyurdu.[43]

Hz. Mûsâ (a.s)’m
koyunları otlatmış olduğu bu müddet, Hz. Şuayb (a.s)’ın kızıyla evlendiğine
karşılık ona verdiği mehir idi.

Hz. Mûsâ (a.s) koyun
otlattığına göre; insanlardan hiçbir kimseye de bu gibi işlerle uğraşmasında
bir ayıplık söz konusu değildir. Çünkü yaratılmışların efendisi olan Hz.
Muhammed (s.a.v.)’de koyun otlatmıştı. Sahih bir hadisi şerifte, Resulullah
(s.a.v.)’in şöyle söylediği nakledilmiştir:

“Hiçbir Peygamber
yoktur ki, koyun otlatmamış olsun” buyurdu. Sahabeler:

–  ‘Ey Allah’ın resulü! Sende mi koyun
otlattın?’ diye sor­dular. O da:

–  ‘Ben Kureyş’in koyunlarını
“Karârît”[44]
denilen yerde otlatırdım* buyurdu.”[45]

Nebiler ve resuller
açısından koyunları otlatmak da bir çok hikmetler vardır: Onlar bu sayede
sükunetliğe ve tevazuya al ı-şırlar. Ayrıca bu durum, onlar için, ümmetini
idare etmek ve yönetmek için bir alıştırma mahiyetindedir. Tıpkı çobanların
koyunların istediği gibi kumanda ettiği gibi onlarda, ümmeti e-rini, Öyle
yönetirler ve önderlik ederler. Çünkü onlar, ümmetin durumunu düzeltip
yönettiklerinden ve önder olduklarından ümmetin sorumluluklarını üzerlerine
almışlardır. İşte peygamberler, koyun gütmelerinden dolayı ümmetlerin
önderliğine böyle gelmişlerdir. Allah’ın salât ve selâmı onların hepsinin
üzerine olsun. [46]

İlgili Makaleler

Ücretsiz Arapça öğrenme araçlarıDerslerin yanında: seviyeni bul, kelime ezberle, okuyarak pekiştir.