Peygamberler Tarihi İ.Yiğit

Hz. Adem (a.s.) Hayatı

 

G. Hz. Âdem (A.S.) Ve Hz.Havva’nın Cennete Konulması

 

Cenab-i Allah, Âdem ve
ondan yarattığı eşi Havva’yı, yer­yüzüne göndermeden önce, bir imtihana tabi
tutmak istedi. Bu maksatla onları Cennete yerleştirdi ve orada seçtiği bir
ağacın meyvesiyle imtihan etti. İkisine, açıkladığı ağacın meyvesi hâriç
Cennetin bütün meyvelerinden yiyebileceklerini bildirdi. Bu ya­sağı
çiğnedikleri takdirde ise kendisi katında zâlimlerden sayıla­cakları hususunda
uyardı. Bir âlimin ifadesiyle, “Yeryüzünde Allah’ın halifesi olmak üzere
yaratılan insanın imtihanı için en uygun yer Cennet idi. Çünkü bu şekilde ona,
Allah’ın yeryüzün­deki halifesi olmak üzere yaratılan insana, uygun yerin
Cennet olduğu; fakat şeytanın aldatıcı sözlerine inanırsa, oradan mah­rum
kalacağı gösterilmiş olacaktı.  Cenneti
tekrar kazanmanın tek yolu ise, insanı her an saptırmak için fırsat kollayan
düşma-, na karşı başarı kazanmaktı.[38]
Cennette mesut bir hayat sürme­leri için Âdem ve Havva’ya verilen geniş
hürriyet ve buna karşılık tabî tutuldukları önemli imtihan bir âyette şöyle
açıklanmıştır:

“Biz, Âdem’e, ıEy
Âdem, eşinle ikiniz, Cennette yerleşin! İki­niz Cennetin meyvelerinden,
istediğiniz yerden bol bol yiyiniz! Fakat şu ağaca yaklaşmayınız! Eğer bu
ağacın meyvesinden yi­yecek olursanız, her ikiniz de zâlimlerden olursunuz!’
dedik.[39]

İnsanlığın ilk
temsilcileri olan Hz Âdem ile Havva, verilen sonsuz nimetler karşılığında,
kendilerince malum olan yasak ağaca yaklaşmamak ve onun meyvesinden yememekle
sorumlu tutulmuşlardı. Verilen emre uymayıp bu yasağı ihlâl ettikleri takdirde
onlara verilecek ceza ise, âyette geçtiği gibi, çok ağır olacaktı: Zâlimlerden
olmak.

Allah Teâlâ, Cennete
yerleştirdiği Âdem ve eşine, şeytana karşı uyanık olmalarını emretmiş, onun
kendilerine büyük kötü­lükler yapabileceğini de haber vererek onları uyarmıştı.
Yine şeytana uyup bu yüzden Cennetten çıkarılmadıkları takdirde, orada açlık ve
susuzluk çekmeyeceklerini, sıcaktan bunalmaya­caklarını ve çıplak
kalmayacaklarını bildirmişti:

“Bunun üzerine,
Ey Âdem! Bu (şeytan), senin ve eşinin düşmanınızdır. Sakın sizi Cennetten
çıkarmasın! Sonra yorulur, sıkıntı çekersiniz. Şimdi burada senin için, ne
acıkmak vardır ne de çıplak kalmak. Yine burada sen, susuzluk çekmeyecek, sıcak­tan
da bunalmayacaksın.[40] 

 

H. Şeytanın Hz. Âdem (A.S.) Ve Hz. Havva’yı Kandırması

 

Yüce Allah tarafından
Âdem ve eşi Havva için konulan bir imtihandan ibaret bu yasak, ilk insan ve
neslinin en büyük düşmanı olan İblis’i/şeytanı harekete geçirmişti. Kendisi
Allah’ın rahmeti ve Cennetinden kovulmuşken, baştan itibaren kıskan­dığı ve
önünde eğilmekten kaçındığı Âdem ve eşinin Cennete konulmasına hiç tahammülü
yoktu. Allah’ın nimetlerinden u-zaklaştıriknasının sebebi olarak gördüğü Âdem’i
ve eşini de Cennetten çıkarmaya kesin karar vermişti. Allah’ın onlar için
koymuş olduğu yasağı çiğnemeleri için o ikisine vesvese vermeye başladı. Onları
aldatabilmek için dostça davranarak her türlü yolu denedi; menfaatleri için
çalıştığına yeminler ederek, netice­de onları en zayıf noktalarından yakaladı.
Onların zayıf noktala­rı, âyette belirtildiği gibi, melek olmak veya Cennette
ebedî kal­mak arzusuydu. Şeytan onların bu iki arzusunu tahrik ederek Âdem ve
Havva’ya şöyle demişti:

“İyi biliniz ki,
rabbiniz bu ağacın meyvesinden yemenizi; an­cak sizin iki melek olmanızı, yahut
Cennette ebedî kalmanızı is­temediğinden yasak etmiştir. Başka bir sebep için
değil!

Ve o ikisine ‘Emin
olunuz! Ben, bunu sizin iyiliğiniz için söy­lüyorum, ben size öğüt verenlerdenim.’
diye yemin etti.[41]

“Derken şeytan
onun aklım karıştırıp şöyle dedi: Ey Âdem! Sana ebedîlik ve sonu gelmez bir
saltanatı sağlayacak bir ağacı göstereyim mi?[42]

Şeytan, bu yoğun
gayretleri sonunda Âdem ile Havva’yı kandırdı ve ikisini yasak ağacın
meyvesinden yemeye ikna etti. Kendilerine olan düşmanlığını unutup şeytanın
tuzağına düşen Âdem ile Havva, onun sözlerine kanarak Allah tarafından yasak­lanmış
ağacın meyvesinden yemeye karar verdiler. Ancak, daha bu meyveyi tattıkları
sırada, hiç beklemedikleri bir şey oldu ve her ikisinin de avret mahalleri
açılıverdi.[43] Bunun üzerine, bü­yük bir
telâş ve acelecilik içinde, açılan avret yerlerini örtmek için yaprak toplamaya
başladılar. Artık onlar, şeytana aldan­makla bu ilk imtihanı kaybetmişler ve bu
yüzden Allah Teâlâ’nm azannı haketmişlerdi:

“Böylece, şeytan,
ikisini aldatarak (yasak) ağacın meyve-, sinden yemeye sevk etti. Ve ikisinin o
ağacın meyvesinden tatmaları üzerine, avret yerleri onlara göründü. Cennet
yapraklanyla ayıp yerlerini örtmeye başladılar. Bunun üzerine rableri onlara
şöyle nida etti: Ben ikinize, bu ağacın meyvesinden yemenizi yasak etmedim mi?
Ve ikinize, şeytan, ikinizin apaçık bir düşmamnızdır, demedim mi?[44]

Şeytanın Âdem’i
aldatması, bir başka yerde şöyle açıklanır: “Şeytan Âdem’e vesvese
vererek, ‘Ey Âdem! Sana ebedîlik ağacım ve ebedî bir mülkü göstereyim mi? dedi.
Bunun üzerine ondan yediler. Yiyince, kendilerine avret yerleri açüıverdi.
Derhal üstlerini Cennet yaprağı ile örtmeye çalıştılar. Ve böylece Âdem,
rabbinin sözünü tutmamış oldu, bu sebeple de önemli bir hataya düştü..[45]

Şeytanın iğvâlanna
aldanan Âdem ile Havva’nın yasak ağa­cın meyvesini yemeleri ve bunun üzerine
başlarına gelen durum hakkında Kur’ân-i Kerim’in verdiği bilgi bunlardan
ibarettir. Gö­rüldüğü gibi, yaratılışından itibaren Âdem’i kıskanan ve Allah’ın
emrine karşı gelerek ona saygı secdesinde bulunmaktan kaçınan şeytan, bu defa
da onu aldatarak yasak meyveden yemesine ve dolayısıyla günah işlemesine sebep
olmuştur. Az önce geçtiği gi­bi, Tâhâ suresinin 120. âyetinde şeytanın, önce
Âdem’e giderek, vesvese verdiği, ardından ikisinin birlikte yasak ağacın meyve­sinden
yedikleri belirtilmiş; Bakara suresinin 36. ve A’raf sure­sinin 20. âyetlerinde
ise, şeytanın ikisine birden vesvese verdiği ve ikisini birlikte aldattığı
ifâde edilmiştir. Yani Tevrat’taki gibi şeytanın önce Havva’yı kandırdığı,
sonra da onun vasıtasıyla Âdem’i yoldan çıkardığı şeklinde, suçun işlenmesinde
Havva’nın zaaflarını öne çıkaran ve suçu neredeyse onun üzerine yıkan bir bilgi
verilmemiştir.[46] Bunun neticesindedir ki,
Yahudi-Hıristiyan geleneğinde ilk kadın olan Havva’nın ayartıcı ve baştan
çıkarıcı olarak takdim edilmesine karşılık, Kur’ân-ı Kerim’e göre, Cen­netten
kovulmalarıyla sonuçlanan olaylarda Âdem ile Havva eşit bir şekilde sorumlu
tutulmuş; hatta vahye muhatap olması se­bebiyle asıl sorumluluk Âdem’e ait
olduğu için, şeytanın doğru­dan ona hitap ettiği bildirilmiş ve Havva’ya
hitabından söz edilmemiştir.[47]

Kur’ân’da ve sahih
hadislerde, şeytanın Cennete nasıl gir­diği ve Âdem ile Havva’yı ne şekilde
kandırdığı konularında bilgi mevcut değildir. Diğer İslâm kaynaklarının bu
konularda aktar­dığı bilgiler, genellikle tahrif edilmiş Yahûdî kaynaklarına
daya­nır. Tevrat’a göre kır hayvanlarının en hilekârı olan yılan -ki bu yılan
Yeni Ahid’e göre şeytandır.[48]
Aden’deki cennettd/bahçede yaşamakta olan Havva’nın yanma yaklaşarak onu yasak
ağacın meyvesinden yemeye ikna etmiştir. Daha sonra da Havva, kocası Âdem’e
yasak meyveden yedirmiştir.[49]

Kur’ân-ı Kerim,
yasaklanan ağacın cinsi ve mâhiyeti hak­kında da bilgi vermemiştir. Kur’ân’da,
yalnızca şeytanın bu ağa­cı, Âdem ile Havva’yı kandırabilmek için ebedîlik
ağacı[50] ve
me­lek olmalarını sağlayacak ağaç[51]
olarak tanıttığı ifadeleri yer al­makta; ancak şeytanın bu kanâatinin doğru
veya yanlışlığı açık­lanmamaktadır. Bu hususta hadislerde de bilgi yoktur.[52]
Diğer İslâmî kaynaklar ise, yahûdî metinlerine dayanarak, bu ağacın, ilim,
hayrı-şerri bilme ağacı, üzüm asması, buğday, incir ağacı veya diğer cins bir
ağaç olduğuna dair rivayetler nakletmişler, bu kabilden çok sayıda ağacın
ismini saymışlardır.[53]
Hıristiyanlar-dan nakledilen bir anlayışa göre ise, yasak ağaç meselesi, cinsî
yaklaşımdan kinayedir.[54]

Kur’ân-ı Kerim, Âdem
ile Havva’nın yasak ağacın meyve­sinden yemeleri üzerine açılan avret
mahallerini, Cennet yaprak-lanyla örtmeye çalıştıklarını bildirmekte;[55]
ancak bu yaprakların hangi ağaca ait olduğunu belirtmemektedir. Bu konuda hadis
de nakledilmemiştir. Dolayısıyla bu hususta diğer eserlerde yer a-lan incir
yaprağı veya diğer bâzı ağaçların yaprağıyla ilgili riva­yetler, Kur’ân veya
sünnete dayanmaz. Bu bilgiler tümüyle Tev­rat’tan alınmıştır. Nitekim
Tevrat’ta, çıplak olduklarını anlayan Âdem ve Havva’nın, incir yapraklarını
dikip önlük yaptıkları zik­redilmektedir.[56]       

İlgili Makaleler