Açıköğretim İlahiyat Arapça 1. Dönem DersleriAöf İlahiyat

Fiil Cümlesi – Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri

 

Fiil Cümlesi – Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri

 

2. Fâil: Olmak anlamlı fiillerde olan, etmek-eylemek bildiren fiillerde ise eden, eyleyen konumundaki ögedir. Türkçedeki öznenin karşılığıdır. Arapçada fâil daima merfudur. 5. Üniteden de hatırlanacağı üzere merfû‘, tesniye (ikil) ve cem-i müzekker sâlim (düzenli eril çoğul) isimler hariç sonu zammeli anlamına gelir. Tesniyelerde sondan bir önceki “elif” ile cem-i müzekker sâlimlerde aynı özellikteki “vâv” ref alâmeti (merfû‘luk belirtisi) olan zammeye eşdeğerdir. Aşağıdaki cümlelerde altı çizili fâillerle onların merfû‘luklarına delil teşkil eden ref alâmetlerini dikkatle inceleyiniz.
(Çocuk bahçede oynuyor) . 1. يَلْعَبُ الْوَلَدُ فِي الحَْدِيقَةِ (Anne baba çocukların eğitimiyle ilgilenirler) . 2. يَهْتَمُّ الأَبَوَانِ بِتَرْبِيَةِ أَوْلاَدِهِمَا (Müslümanlar güneş doğmadan önce kalkarlar) . 3. يَنْهَضُ الْمُسْلِمُونَ قَبْلَ الْفَجْرِ
Çeşitleri: Fâiller yukarıda görüldüğü biçimde açık isim olarak gelebildiği gibi, gizli veya açık zamir ya da başlı başına bir cümle halinde gelebilir. Bunlar üzerinde ayrı ayrı durmak konunun zihinlerde netleşmesi açısından yararlı olacaktır.

 

a. Zahir İsim: Cümlede açıkça belirtilen, yerine herhangi bir zamir getirilmemiş isimlerdir.
Örnek:
(Mümin Allah’a tevekkül eder) . 1. يَتَوَكَّلُ الْمُؤْمِنُ عَلَى اللهِ
(Anne konuklar için sofra hazırlıyor) . 2. تُجَهِّزُ الأُمُّ الْمَائِدَةَ لِلضُّيُوفِ
(İki öğrenci başarıda yarışıyor) . 3. يَتَنَافَسُ الطَّالِبَانِ فِي النَّجَاحِ
(Mühendisler projeyi tamamlamaya çalışıyorlar) . 4. يُحَاوِلُ الْمُهَنْدِسُونَ إِكْمَالَ الْمَشْرُوعِ
Yukarıda görüldüğü gibi fâiller açık isim oldukları takdirde sayıları ne olursa olsun fiil hep tekil gelir. Bu durumdaki fiil cümlelerinde fiilin fâile uyma zorunluluğu bir tek cinsiyet yönündendir.
b. Bariz Zamir: Fiillere bitişen çekim ekleri fâil konumunda bulunan zamirlerdir. Söz konusu zamirler açıkça görüldüğü için kendilerine bariz zamir adı verilir.
Fiillere bitişen bariz zamirler şunlardır:
Elifu’l-isneyn: İkillik bildiren elifi demektir. Fâil olarak üç fiil tipinde de yer alır.

 

Fiil Cümlesi – Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri – görsel 2

 

Nûnu’n-nisve: Dişilik ve çoğulluk bildiren nûn harfidir. Fâil olarak üç fiiltipinde de yer alır.

 

Fiil Cümlesi – Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri – görsel 3

 

Fiil Cümlesi – Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri – görsel 4

 

c. Müstetir Zamir: Üçüncü tekil mâzî ve muzâri çekimleri açık özneleri olmadığı takdirde, ikinci tekil eril muzâri ve emirlerle, birinci tekil ve çoğul muzâri fiillerin fâilleri gizli zamirdir. Şimdi sayıları beşi bulan bu zamirleri tanıyalım.
هُوَ : Müfret müzekker gâib (üçüncü tekil eril) kişi zamiridir. Herhangi bir nedenle açık özne alamamış benzer şahıstaki mâzî ve muzâri fiillere gizli özne (müstetir fâil) olur. Açık öznenin yokluğunda arandığı için gizli özne oluşu zorunlu (vücûben) değil şarta bağlı (cevâzen) olarak değerlendirilir. (Kendisine merhameti farz kıldı) .

 

-1 كَتَبَ عَلَى نَفْسِهِ الرَّحمَْةَ(Gizlinizi ve açığınızı bilir) .

 

-2 يَعْلَمُ سِرَّكُمْ وَجَهْرَكُمْCümlelerinde öznesi açık olmayan كَتَبَ ve يَعْلَمُ fiillerinin fâili müstetir هُوَ ’dir.

 

هِيَ : Müfret müennes gâibe (ikinci tekil eril) kişi zamiridir. Herhangi bir nedenle açık özne alamamış benzer şahıstaki mâzî ve muzâri fiillere gizli özne (müstetir fâil) olur. Açık öznenin yokluğunda arandığı için gizli özne oluşu zorunlu (vücûben) değil şarta bağlı (cevâzen) olarak değerlendirilir. (Ölene dek onurlu biri olarak yaşadı) .

 

-1 عَاشَتْ شَرِيفَةً حَتَّى الْمَوْتِ (Günlerini dizileri izleyerek geçirir) . -2 تَقْضِي أيَّامَهَا بِمُشَاهَدَةِ الْمُسَلْسَلاَتِ Cümlelerinde öznesi açık olmayan عَاشَتْ ve تَقْضِي fiillerinin fâili müstetir
هِيَ ’dir. أَنْتَ : Müfret müzekker muhatab (üçüncü tekil eril) kişi zamiridir. Benzer şahıstaki muzâri fiillere gizli özne (müstetir fâil) olur. Bu çekim kipindeki muzâriler hiçbir zaman açık özne almadıkları için gizli özne oluşu zorunlu, yani vücûbendir.

 

(Dilediğini hesapsız rızıklandırırsın) . -1 تَرزُقُ مَنْ تَشَاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ Cümlelerinde تَرْزُقُ ve تَشَاءُ fiillerinin fâili müstetir أَنْتَ ’dir.
أنَا : Nefsu’l-mutekellim vahdeh (birinci tekil) kişi zamiridir. Benzer şahıstaki muzâri fiillere gizli özne (müstetir fâil) olur. Bu çekim kipindeki muzâriler hiçbir zaman açık özne almadıkları için gizli özne oluşu zorunlu, yani vücûbendir.

 

(Allah’tan bağışlanma diler ve O’na tevbe ederim) . -1 أَسْتَغْفِرُ اللهَ وَأَتُوبُ إلَيْهِ Cümlelerinde أَسْتَغْفِرُ ve أَتُوبُ fiillerinin fâili müstetir أَنَا ’dir.

 

نَحْنُ : Nefsu’l-mutekellim ma‘a’l-gayr (birinci çoğul) kişi zamiridir. Benzer şahıstaki muzâri fiillere gizli özne (müstetir fâil) olur. Bu çekim kipindeki muzâriler hiçbir zaman açık özne almadıkları için gizli özne oluşu zorunlu, yani vücûbendir. (Rahmetini umar, azabından korkarız) . -1 نَرْجُو رَحمَْتَكَ وَنَخْشَى عَذَابَكَ Cümlelerinde نَرْجُو ve نَخْشَى fiillerinin fâili müstetir نَحْنُ ’dür. Zamirler mebni (sonu değişmeyen) isimlerden oldukları için fâil (özne) konumunda olduklarında merfû‘luklarını açıkça gösteremezler. Konum itibariyle (mahallen) merfû‘ sayılırlar. d. Cümle: Bazen bir cümle bir bütün olarak başka bir fiil cümlesinin fâili olabilir. Bir bütün olarak başka cümlenin ögesi olan söz konusu cümle isim cümlesi ise başına أنَّ ; fiil cümlesi ise başına أَنْ gelir. بَلَغَنَا أَنَّ الْبَرْنَامَجَ مُتَأَخِّرٌ Programın ertelendiği (haberi) bize ulaştı.
يَسُرُّ الجَْمِيعَ أَنْ تَنْجَحُوا في الاِمْتِحَانِ Sınavda başarılı olmanız herkesi sevindirir. Görüldüğü gibi ilk cümle içerisinde yer alan (Program ertelenmiştir / البرنامج متأخر ) biçimindeki isim cümlesi başına gelen أنّ aracılığıyla bağımsız bir cümle olmaktan çıkıp bir bütün olarak öncesindeki fiilin fâili haline gelmektedir. Aynı şekilde (Sınavda başarılı olursunuz / تنجحُون في الامتحان ) biçimindeki fiil cümlesi başına gelen أنْ aracılığıyla bağımsız bir cümle olmaktan çıkıp bir bütün olarak öncesindeki fiilin fâili haline gelmektedir. Başka bir cümleye öge olan tüm cümleler gibi fâil durumundaki cümleler de, bu konumlarının gerektirdiği i‘râb alâmetini açıkça gösteremezler. Mahallen merfû‘ olduklarına hükmedilir. e. Câr-mecrûr: Cer harfi ile devamındaki isimden oluşan söz öbeğine câr-mecrûr adı verilir. Başlarında cer harfi bulunan mecrûr kelimeler de fâil verya nâibu’l-fâil konumunda bulunabilmektedir. Fâil pozisyonundaki kelime lafzan cer harfi dolayısıyla mecrûr, mahallen merfû‘dur. وَكَفَى بِاللهِ وَكِيلاً (Vekil olarak Allah yeter) cümlesinde ;بِاللهِ لَمْ يَنَمْ مِنْ طِفْلٍ حَتَّى يُشَاهِدَ الْمُبَارَاةَ (Maçı seyretmeden hiçbir çocuk uyumadı) cümlesinde مِنْ طِفْلٍ ifadeleri mahallen merfû‘ fâildir. 3. Mef‘ûlün bih: Bir fiil cümlesinde fiilin konusu olan ve fâilin yaptığı işten doğrudan etkilenen mansûb isme bu ad verilir. Türkçedeki nesnenin karşılığıdır. Arapçada Mef‘ûlün bih daima mansûbdur. 5. Üniteden de hatırlanacağı üzere mansûb, tesniye (ikil) ve sâlim cemi (düzenli çoğul) isimler hariç sonu fethalı anlamına gelir. Cem-i müennes sâlimlerde kesra, tesniyelerde ve cem-i müzekker salimlerde ise, sondan bir önceki harf konumundaki “yâ” nasb alâmeti (mansûbluk belirtisi) olan fethaya eşdeğerdir.

 

Örnek: Aşağıdaki cümlelerde altı çizili olarak gösterilmiş mef‘ûlün bihlerle onların mansûbluklarına delil teşkil eden nasb alâmetlerini dikkatle inceleyiniz.
(Çocuk süt içiyor) . -1 يَشْرَبُ الْوَلَدُ الحَْلِيبَ
(Anne çocukları börekle doyuruyor) . -2 تُشْبِعُ الأُمُّ الأَوْلاَدَ بِالْفَطِيرِ
(Mümin her gün Kur’ân okur) . -3 يَتْلُو الْمُؤْمِنُ الْقُرْآنَ كُلَّ يَوْمٍ
Çeşitleri: Mef‘ûlün bihler fâilde olduğu gibi açık isim olarak gelebildiği gibi, bitişik veya ayrık zamir ya da başlı başına bir cümle halinde de gelebilir.
Bunlar üzerinde ayrı ayrı durmak konunun zihinlerde netleşmesi açısından yararlı olacaktır.

 

a. Zahir İsim: Cümlede açıkça belirtilen, yerine herhangi bir zamir getirilmemiş isimlerdir.
(Hoca üniversitede konferans veriyor) . -1 يُلْقِي الأُسْتَاذُ مُحَاضَرَةً فِي الجَْامِعَةِ
(Tren istasyonu terk etti) . -2 غَادَرَ الْقِطَارُ الْمَحَطَّةَ
(İstanbul’da kütüphaneleri ziyaret ettik) . -3 زُرْنَا الْمَكْتَبَاتِ فِي إِسْتَانْبُولَ

 

b. Mansûb Muttasıl Zamir (Bitişik Nesne Zamiri): Fiile bitişen nesne zamiridir. Mebni olan tüm kelimeler gibi mahallî i‘râb alır, mahallen mansûb olduğu değerlendirmesi yapılır.

 

Fiil Cümlesi – Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri – görsel 5

 

c. Mansûb Munfasıl Zamir (Ayrık Nesne Zamiri): Yukarıdaki zamirlerin, إيَّا bitişmiş halleridir. Bu sayede fiile bitişme mecburiyetinden kurtulur, ayrı bir zamir haline gelir.

 

(Tek sana kulluk eder, yalnız senden yardım isteriz) . -1 إيَّاكَ نَعْبُدُ وإيَّاكَ نَسْتَعِينُ (Sizi ve onları rızıklandırırız) . -2 نَرْزُقُكُمْ وَإِيَّاهُمْ (Sana onu verdim) . -3 أعْطَيْتُكَ إِيَّاهُ
d. Cümle: Fâilde olduğu gibi bütün halinde bir cümle başka bir cümlenin mef‘ûlün bihi olabilir. Başka cümleye öge olan cümle isim cümlesi ise başına أَنَّ ; fiil cümlesiyse başına أنْ alır. Mef‘ûlün bih konumundaki cümleler mahallen mansûbdur.

 

(Çarşıya gitmek istiyorum) . -1 أُرِيدُ أَنْ أَذْهَبَ إِلَى السُّوقِ
(Bana kendisinin lisede öğretmen olduğunu söyledi) . -2 أَخْبَرَنِي أنَّهُ مُعَلِّمٌ فِي الثَّانَوِيَّةِ

 

e. Câr-mecrûr: Cer harfi ile devamındaki isimden oluşan söz öbeğine câr-mecrûr dendiğini öğrenmiştik. Söz konusu öbek tümleç olarakkullanıldığında dolaylı tümleç anlamında mef‘ûlün bih gayru sarih adını alır ve lafzan mecrûr, mahallen mansûb olur.
(Koca hanımına çiçek getirdi) . -1 أَتَى الزَّوْجُ زَوْجَتَهُ بِالأَزْهَارِ
(Hüseyin köye gitti) . -2 ذَهَبَ حُسَيْنٌ إِلَى الْقَرْيَةِ
(Askerler vatanı savundu) . -3 دافَعَ الجُْنُودُ عَنِ الْوَطَنِ

 

Kurallara uygun bir fiil cümlesinde diziliş “Fiil – Fâil – Mef‘ûl” biçimindedir.
Söz gelimi ( يُحِبُّ اللهُ الْمُؤْمِنَ ) “Allah mümini sever” cümlesinde ( يُحِبُّ ) fiil, ( (اللهُ
fâil ve ( الْمُؤْمِنَ ) mef‘ûldür.

 

Ek anlatım: Fiil cümlesi (Açıköğretim İlahiyat)

Arapçada fiil işe başlayan cümlelere fiil cümlesi (الجملةُ الفِعْلِيّة) denir.

Türkçemizde ise yüklemi çekimli bir fiil olan cümleler fiil cümlesi olarak nitelendirilmektedir.نَزَلَ الثلْجُ) ) “Kar yağdı” ifadesi bir fiil cümlesidir zira (نَزَلَ) fiili ilebaşlamaktadır. Bir fiil cümlesi en az iki ögeden oluşur ki bunlar fiil ve fâildir. Fiil, mâzî, muzâri veya emir olabilir.

Fâil,Türkçe fiil cümlesindeki öznenin karşılığıdır ve fiili işleyeni göstermektedir. Ayrıntıları Fiil Cümlesinin Ögeleri ünitesinde anlatılacağı üzere fiil ile fâil arasında müenneslik (dişillik)-müzekkerlik (erillik) açısından uyum bulunması gerekir. Arapçada fâil daima merfu‘dur (yani müfred (tekil), cem-i müennes sâlim (kurallı dişil çoğul) ve kuralsız çoğul(cem-i teksir) kelimeler için geçerli olmak üzere son harekesi daima zammedir)

Eğer anlam fiil ve fâil ile tamamlanıyorsa yani fiil lâzım (geçişsiz/nesnealmayan) bir fiil ise fiil cümlesi olabilmesi için bir başka ögeye ihtiyaç yoktur. Şayet tamamlanmıyorsa yani fiil müteaddî (geçişli/nesne alan) bir fiilse cümlede fiil ve fâil dışında üçüncü bir öge daha bulunur ki o damef ûldür. Fiilin yaptığı işten etkilenen ögeyi gösteren mef ûl mansûbtur(yani müfred (tekil) ve kuralsız çoğul (cem-i teksir) kelimeler için geçerli olmak üzere son harekesi daima fethadır). Mef ûl cer harfli olarak da gelebilir. Bu son durumda fiilin mutlaka müteaddi (geçişli) olması gerekmez. Kurallı bir Arapça fiil cümlesinde diziliş şu şekildedir:

Fiil+Fâil veya

Fiil+Fâil+Mefûl 

Aşağıdaki fiil cümlesi örneklerini inceleyiniz:

قَرَأَ الطالِبُ قِصّةً) ) “Öğrenci bir hikâye okudu” (قَرَأَ) fiil, (الطالبُ) fâil ve ( (قِصّةًmef ûldür.

نَامَ الرَّضِيعُ) ) “Bebek uyudu” (نَامَ) fiil, (الرَّضِيعُ) fâildir.

ماتَ الجُنْدِيُّ) ) “Asker öldü” (ماتَ) fiil, (الجُنْدِيُّ) fâildir.

خَرَجَتِ الطّالِباتُ) ) “Bayan öğrenciler çıktı” (خَرَجَت) fiil, (الطالِباتُ) fâildir.

يَلْعَبُ الوَلَدَانِ) ) “İki çocuk oynuyor” (يَلْعَبُ) fiil, (الوَلَدَانِ) fâildir.

تَلعَبُ البنتانِ) )“İki kız oynuyor” (تَلعبُ) fiil, (البنتانِ) fâildir.

سَجَدَ المسُْلِمونَ) )“Müslümanlar secde etti” (سَجَدَ) fiil, (المسُْلِمونَ) fâildir.

رَأَى حَسَنٌ أَسَداً) )“Hasan bir aslan gördü” (رَأَى) fiil, (حَسَنٌ) fâil ve (أَسَداً) mef ûldür.

صَلّى عَلِيٌّ في المسَْجِدِ) ) “Ali mescitte namaz kıldı” (صَلّى) fiil, (عَلِيٌّ) fâil ve ( (في المسَْجِدِmef ûldür.

Örneklere dikkat edilirse fâil (özne), ister müfred (tekil), ister tesniye (ikil), isterse de cemi (çoğul) olsun fiil dâima 3. tekil şahıs kipinde gelmektedir. Fiille fâil arasında sadece müenneslik (dişillik)-müzekkerlik (erillik) açısından uyum bulunmaktadır. Türkçe devrik cümlelerde olduğu üzere, Arapça fiil cümlelerindeki Fiil+Fâil+Mef ûl dizilişi (في المسجِدِ صلّيتُ) örneğinde olduğu gibi mef ûlün öne geçmesi suretiyle bozulabilir. Öne geçen mef ûl isim olsa da cümle yine fiil cümlesi olarak kalır. Ancak fâil hiçbir zaman için fiilin önüne geçemez. Şayet geçerse cümle fiil cümlesi olmaktan çıkar ve isim cümlesine dönüşmüş olur. Bu durumda öne geçmiş olan fâil de mübteda olmuş olur. Örneğin (يَقْرَأُ عليٌّ الدّرْسَ) “Ali dersi okuyor” fiil cümlesinde fâil (özne) konumunda olan ( (عليٌّkelimesini başa alarak (عَلِيٌّ يَقْرَأُ الدّرْسَ) şeklinde yeniden yazmış olsak cümle artık isim cümlesi ve bir önceki cümlede fâil konumunda olan (عليٌّ) kelimesi de artık fâil değil mübteda olmuş olur. Aşağıdaki cümleleri Türkçeye çeviriniz ve isim cümlesi mi yoksa fiil cümlesi miolduklarını söyleyiniz.

خديجَةُ فَتاةٌ تدرسُ في الثانَوِيّةِ.

رَأَيْتُ جمََلا في الصحراء.

رَاجَعَ الوَلَدُ دُرُوسَهُ.

الطّفْلانِ الصغيرانِ ذكَِيّانِ.

أطْفِئِ النُّورَ وَنَمْ.

İlgili Makaleler