Peygamberler Tarihi M.Asım Köksal

Nuh Aleyhisselâm

 

Nuh
Aleyhisselâmın Allâha İltica Ve Kavminin Helaki İçin Dua Edişi:
    Başa Dön

 

Nuh Aleyhisselâm; Tebliğ ve Davet vazifesini, gece,
gündüz, gizli, açık yap­mağa devam etti. Fakat, kendisinin, bütün bu çabaları,
onların, imandan kaçmalarından, küfürlemi artırmalarından başka bir işe
yaramadı, boşa gitti.[26]
Bunun üzerine, Nuh Aleyhisselâm: “Ey Rabb’ım! Onlar, bana isyan ettiler.

Malları ve evladları, kendilerinin hüsranlarından
başkasını artırmayan kimselere

jf’dular.

Onlar da, büyük büyük hileler yaptılar.

(Halk tabakasına): Sakın! Taptıklarınızı,
bırakmayınız.

Hele, Vedd’den, Süva’dan, Yağus’dan, Yauk’danve
Nesr’den vazgeçmeyiniz! jediler.

Gerçekten, onlar, bir çok kimseleri, baştan
çıkardılar.

Sen, ey Rabb’ım! O zâlimlerin, şaşkınlıktan
başkasını artırma[27]

Ben, artık, mağlûbum! Benim intikamımı alf[28]

Benimle onlar arasındaki hükmü Sen ver de, beni ve
beraberimdeki Mü’minleri kurtar. [29]

Ey Rabb’ım! Yer yüzünde, kâfirlerden yurt tutan hiç
bir kimse bırakma!

Çünkü, Sen, onları, bırakırsan, onlar, kullarını
yoldan çıkarırlar, nankör ve fâcir-jen başka da, doğurmazlar!

Ey Rabb’ım! Beni, Anamı, Babamı, iman etmiş olarak
evime girenleri, erkek Mü’-“vnleri, kadın Mü’minleri yarlığa!

Zâlimlerin helakinden başka bir şeyini de,
artırma!” diyerek düa etti. [30]

 

Tufan
Gemisinin Hazırlanışı:
    Başa Dön

 

Yüce Allah, Nuh Aleyhisselâm’a, ağaç dikmesini emr
etti. O da, dikti.

Nuh Aleyhisselâmın diktiği, Sac ağacı, kırk yılda
büyüyüp yetişti ve boyu, üç yüz zira’ı buldu. [31]

Sac ağacı: Hind ülkesinde yetişen kara ve büyük bir
ağaç olup[32]
bunun, Aba-nus ağacı olduğu da, söylenir. [33]

Yüce Allah tarafından Nuh Aleyhisselâma şöyle Vahy
olundu: “Kavminden, iman etmiş olanlardan başkası asla imana
gelmeyecektir. O halde, onların işlemekte oldukları şeylerden dolayı tasalanma!

Bizim nezaretimiz altında ve Vahyimiz (talimatımız)
veçhile Gemi yap! Zulm edenler hakkında bana bir şey söyleme! Çünkü, onlar,
suda boğulmağa mahkûmdurlar!”[34]

Yüce Allah, dikilmiş ve yetişmiş olan ağaçları kesip
gemi yapımında kullanma­sını Nuh Aleyhisselâma emretti. [35]

Nuh Aleyhisselâm, Marangozdu. [36]

Ağaçları, kesti. [37]

Kuruttu. [38]

Nuh Aleyhisselâm, Geminin nasıl yapılacağını
bilmiyordu. [39]

“Yâ Rabb! Yapılacak Gemiyi nasıl yapayım?”
diye sordu.

“Onu, üç suret üzerine, devrik yap:

Başını, horuz başı gibi,

Karnını, kuş karnı gibi,

Kuyruğunu, horoz kuyruğu gibi meyilli yap ve üç kat
olarak yap!” bu-yuruldu. [40]

Nuh Aleyhisselâm, gemiyi yapmaya başladı. [41]

Kestiği[42]
Sac[43]‘
ağacından tahtalar biçti. [44]‘

Üç yıl, bununla meşgul oldu. [45]

Demirden çiviler yaptı.

Gemi için gereken[46]
zift vesair[47] her
şeyi hazırladı. [48]

Yapılacak şeylerin hepsini, kendisi yaptı, çattı. [49]

Eline aldığı keseri, yapacağı şeyde hiç yanılmıyordu[50]

Nuh Aleyhisselâm; Gemiyi yapıp çatarken, kavminden,
her hangi bir topluluk, yanından geçtikçe, alay etmek için:

“Ey Nuh! Peygamberlikten sonra, Marangozluk
yapıyorsun ha?! [51] Ne
yapıyorsun sen?” diyorlar; Nuh Aleyhisselâm da: “Gemi
yapıyorum!” deyince: ‘Demek, karada gemi yapıyorsun ha?! Gemiyi, karada
nasıl yüzdüreceksin?![52]
Birbirlerine de:

“Bakmıyormusunuz şu deliye? Su üzerinde seyr
etmek için ev yapıyor! [53]
“Hani ya, su, nerede?!” [54]
diyerek gülüşüyor, alay ediyorlardı. [55]
Nuh Aleyhisselâm da:

“Siz, nasıl bizimle eğleniyorsanız, biz de,
sizin bu eğlenip durduğunuz gibi, si­zinle eğleneceğiz!

(Âhirette de) daimî azabın kimin başına ineceğini,
ileride görecek, bileceksiniz-dir!” diye cevap veriyordu. [56]

Geminin yapılışı, iki yıl sürdü. [57]

Daha fazla sürdüğü de, rivayet edilir. [58]

 

Geminin
Planı:
    Başa Dön

 

Geminin uzunluğu: Nuh Aleyhisselâmın Babasının
Dedesinin Zira’i ile üç yüz Zira’,

Geminin eni; elli Zira’,

Geminin yüksekliği: otuz Zira’ idi. [59]

Geminin, uzunluğunun: altıyüz altmış,

Eninin: üçyüz otuz,

Yüksekliğinin: otuzüç Zira’ olduğu rivayet edildiği
gibi’[60]

Eninin: altıyüz, Zira’ olduğu da, rivayet edilir. [61]

(Zira1: Dirseğin ucundan, orta parmağın ucuna kadar[62],
veya Dirsekten, omu­za kadar olan uzunluğa denir. [63]

Gemi: alt kat, orta kat, üst kat olmak üzere[64],
üç kattı. [65]
Geminin her katı, on Zira’ yükseklikte idi. [66]
Bunlara, küçük birer ışık deliği (pencere) de, konulmuştu. [67]
Geminin, birbirinden aşağı olmak üzere’[68],
üç kapısı vardı. [69]

Geminin üst katında, içilecek su için depolar ve
yiyecekler için de, iki yanına tahtadan dolaplar yapılmıştı. [70]

Geminin altı Zira’ı, su içinde idi. [71]

Altı Zira’ yerine, dört Zira’ rivayeti de, vardır. [72]

Yapılan geminin gövdesi: kuş göksü gibi[73],
suyu, yaracak biçimde’[74]
meyil­li, devrikti. [75]

Geminin baş tarafı: horoz başı gibi, karnı: kuş
karnı gibi, kuyruk tarafı da, ho­ruz kuyruğu gibi meyilli idi. [76]

Geminin kanadları da, vardı. [77]

Geminin tahta levhaları, demir çivilerle çivilenip[78]
berkitilmişti. [79]

Çivilenen tahta levhaların arasından, içeriye su
sızmaması için, Gemi, içinden ve dışından ziftlenmişti. [80]

 

Gemiye Ne
Zaman Binildiği? Kimlerin Bindiği Ve Binenlerin Sayısı:
    Başa Dön

 

Yüce Allah; Nuh Aleyhisselâma:

‘Nihayet, emrimiz gelip de, Fırın (tandır) kaynadığı
zaman, her birinden (her bir levi’den erkek, dişi) ikişer çift ile
-Aleyhlerinde söz geçmiş (helakleri kesinleşmiş) banlar, müstesna olmak üzre-
aileni ve iman edenleri (Geminin) içine yükle!” Duyurdu.

Zâten, onun maiyyetindeki az sayıdaki kimselerden
başkası da, iman etmemişti.

Bunun üzerine, Nuh (Aleyhisselâm), Gemiye binecek
olanlara:

“Bininiz içerisine!

Onun, akması da, durması da, Allanın ismiyledir,

Hiç şüphesiz, Rabb’ım, çok yarlıgayıcı, çok
esirgeyicidir.” dedi. [81]

Nuh Aleyhisselâm; Gemi’ye, oğulları: Sam, Ham, Yâfes
ve bunların zevcele­ri [82]
ile kendisine iman etmiş bulunan altı kişiyi bindirdi.

Oğlu Yam (Ken’an) ise, geri kaldı. [83]

Çünki, o, kâfirdi. [84]

Nuh Aleyhisselâmın karısı[85]
Vâile de[86]
kâfirdi.

Halka, Nuh Aleyhisselâmın mecnun olduğunu söylerdi.[87]

Kavmi gibi küfür üzerinde direnerek onlarla birlikte
suda boğulup gitmiştir. [88]

Gemiye binenlerin Nuh Aleyhisselâmla üç oğlu ve
onların kadmlarile birlikte sekiz kişi oldukları rivayet edildiği gibi[89],
onbeş erkekle beş kadın[90]‘
veya on erkekle on kadın oldukları da, rivayet edilir. [91]

Hattâ, seksen kişiyi buldukları rivayeti de, vardır. [92]

 

Âdem
Aleyhisselâmın Tâbutunun Getirilip Gemiye Konulusu:
    Başa Dön

 

Âdem Aleyhisselâmın, Cebrail Aleyhisselâm tarafından
getirilen[93]
Tâbutu da, Gemiye alındı. [94] ve
erkeklerle kadınlar arasına konuldu. [95]

Gemiye binildiği zaman, Receb ayından on gece geçmiş
bulunuyordu. [96]

 

Kral’ın
Gemiyi Ve Gemidekileri Yakmak İçin Gelişi:
    Başa Dön

 

Nuh Aleyhisselâmın, Gemiye bindiği ve azığını Gemiye
yüklediği haberini alınca, Kral Dermesil;

“Onları, akıtıp taşıyacak su nerede?! diyerek
Gemiyi yakmak üzere adamla­rından bir takım süvarilerle birlikte Geminin
bulunduğu yere kadar gitti.

Nuh Aleyhisselâmın oğlu Yam da, Kralla birlikte
gelenler arasında idi. Kral, Nuh Aleyhlsselâma seslenip’.

“Gemlcvi, artacak su nerede?’.” ded\.

Nuh Aleyhisselâm:

“O su, senin durduğun yerde, sana
gelecektir!” dedi.

Kral:

“Bu, çok şaşılacak, hiç olmayacak şeydir!

Demek, sen, kuru toprakta şu Gemiyi yüzdürecek
sular, seller olacağını söylü­yorsun ha?!

Sen de, seninle birlikte bulunanlar da, onun içinden
hemen ininiz!

Yoksa, hepinizi, yakarım!” dedi.

Nuh Aleyhisselâm:

“Allâha karşı, gururunu çoğaltma da, imana
gelmekte acele et!

Yüce Allâha, eş, ortak koşmayı bırakıp Müslüman ol,
doğru yolu bul!

Aksi takdirde, azabı, önünde hâzır bulacaksın!”
dedi.[97]

 

Tufan
Haberi, İnkâr Ve Telaşlanış:
    Başa Dön

 

Nuh Aleyhisselâm, Kralla konuştuğu sırada, bir adam
gelip bir kadın’ın ekmek pişirdiği Tandırından su fışkırmağa başladığını, Krala
haber verdi.

Kral;

“Tandırdan, su fışkırmış olamaz!” dedi.

Nuh Aleyhisselâm; ona:

“Yazıklar olsun sana! O, İlâhî gazabın geliş
belirtisidir!

Rabb’ım, bana, bunu böyle vahy etti.

Bu, bütün yer yüzünün delinip deşileceğine, atını,
dikildiği yerden ayıracağına ve atının ayağının altından su fışkıracağına
işarettir!” dedi.

Kral, atını, durduğu yerden ayırınca, ayağının
altından su fışkırdığını gördü, ve hemen atını, başka bir yere sürdü.

Orada da, aynı hal, vuku buldu.

Kralın, tahkik için gönderdiği adam dönüp suyun
çoğaldığını ve kaynadığını, ıaber verince, Kral, ailesini ve oğlunu alıp
kendisi için dağ başına yaptırmış ol­duğu Maakil’e[98]
götürmek üzere, acele, evine döndü.

Herkes, Tufan olacağını, anlıyor, fakat, vaktini
bilmiyordu. Bunun için, Kral da, Maakil’e, yiyecek doldurmuştu.

Kral ve ev halkı, dağa çıkmak istedikleri zaman,
dağın başından, kayaların baş­arının üzerine atıldığını, yuvarlandığını
gördüler.

Nereye yönelip gideceklerini bilmiyorlardı.

Yerden fışkıran sular, çok sıcak ve pis kokulu idi. [99]

 

Tufanın
Yaygınlanışı:
    Başa Dön

 

Göklerden boşanan yağmurların,yerlerden fışkıran
suların selleri’[100],
bütün yer yüzünü tuttu ve dağları, kapladı.’[101]

Hattâ, dağların tepesinden on beş Zira’ yükseldi. [102]

Güneşin ve ay’ın ışığı, karardı.

Dünya, karanlık içinde kaldı.

Gece, gündüz bir oldu. [103]

Yağış, kırk gün sürdü. [104]

Seller; yer yüzünde taşmadık, aşmadık yer bırakmadı. [105]

 

Beş Putun
Dalgalarla Cidde’ye Sürüklenişi Ve Orada Toprağa Gömülüp Kalışı:
    Başa Dön

 

Tufan suları; vedd, Süva’, Yağus, Yauk ve Nesr
putlarını, Nevz dağından sü­rükleyip yere indirdi.

Suların şiddetli akışları, onları, ülkeden ülkeye
sürükledi.

Nihayet, Cidde toprağına attı.

Esen rüzgârlar, putların üzerlerine toprak yığdı. [106]

 

Gemidekiler
Dışındaki Halkın Tufanda Boğuluşu:
    Başa Dön

 

Tufan suyunda boğulacak olanlar, boğuldu. [107]

Nuh Aleyhisselâm ile Gemidekilerden başka, yer
yüzünde bulunanların hepsi Tufan suyunda boğulup helak oldu. [108]

İlgili Makaleler