Hadis Tahammülü ve Edâsı (Hadis Almak ve Rivayet Etmek) Hadis Usulü Online Oku

42557


Hadis Tahammülü ve Edâsı (Hadis Almak ve Rivayet
Etmek)

 

Hadis tahammülü: Hadisi, kendisinden rivayet
ettiği şahıstan alması demektir.

Üç şartı vardır:


1-

Temyiz: Hitabı anlamak, ona doğru cevap vermek demektir. Çoğunlukla yedi yaşı
tamamlanınca gerçekleşir.

Dolayısıyla yaşının küçüklüğünden ötürü temyizi
olmayan birisinin hadis alması (tahammülü) sahih değildir. Aynı şekilde
yaşlılığı dolayısıyla ya da bir başka sebepten ötürü temyiz gücünü kaybedenin de
hadis alması sahih değildir.


2-

Akıl: Deli ve bunağın hadis alması sahih değildir.


3-

Mâni (tahammüle engel) hususlardan uzak olmak: Aşırı derecede uyuklamak yahut
fazla gürültü ya da çokça meşgul eden bir durum sözkonusu iken hadis tahammülü
(hadis almak) sahih olmaz.

Türleri pek çoktur. Bazıları şunlardır:


1-

Şeyhin telaffuzu yoluyla hadis dinlemek. Bunun en yüksek mertebesi imlâ (şeyhin
talebeye yazdırması) yoluyla gerçekleşendir.


2-

Şeyhe (ravi tarafından) okumak. Buna “arz” adı verilir.


3-

İcâze: Şeyhin kendisinden rivayet yapılmasına izin vermesidir. Bunun lafzî veya
yazılı olarak yapılması arasında fark yoktur.

İlim adamlarının cumhûruna
göre icazet yoluyla rivayet sahihtir. Çünkü buna ihtiyaç vardır. Fakat sahih
olması için üç şart aranır:


a-

Kendisinden rivayet etmesi için icazet verilenlerin ya tayin yoluyla ya da umumi
bir ifade ile bilinir olması. Mesela, sana benden Sahih-i Buhârî’yi rivayet
etmen için icazet verdim (tayin ile icazet); ya da sana benim bütün
rivayetlerimi rivayet etmen için izin verdim gibi. Buna göre rivayet eden için
hocasının rivayetlerinden olduğunu tesbit ettiği herbir şeyi, bu genel icazete
binâen, ondan diye nakletmesi sahihtir.

Eğer rivayeti için icazet verilenler müphem
(belirsiz) ise onları rivayet etmek sahih değildir. Mesela, ben sana Sahih-i
Buhârî’nin bir kısmını benden rivayet etmene icazet verdim yahutta benim
rivayetlerimin bir bölümünü rivayet etmene icazet verdim, demek gibi. Çünkü
burada neyin rivayetine icazet verildiği bilinmemektedir.


b-

Kendisine icazet verilen şahsın var olması gerekir. Dolayısıyla ister başkasına
tabi olmak, isterse de bağımsız olarak var olmayan birisine icazet sahih olmaz.
Mesela, sana ve senden doğacak çocuklara icazet verdim; yahutta filanın doğacak
çocuğuna icazet verdim; derse icazet sahih değildir.


c-

Kendisine icazet verilen şahsın kişi olarak yahutta niteliği itibariyle tayin
edilmesi gerekir. Mesela: Sana ve filan kişiye benim naklettiğim rivayetleri
benden rivayet etmeniz için icazet verdim; yahutta hadis ilmi öğrencilerine
benim rivayetlerimi benden rivayet etmeleri için icazet verdim gibi.

Şayet icazet genel ise sahih olmaz. Bütün
müslümanlara benden rivayet etmeleri için icazet verdim, demek gibi.

Mevcut olmayana ve tayin edilmeyene icazet
vermenin sahih olduğu da söylenmiştir. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.