Hadis Rivayeti Hadis Usulü Online Oku

41093


Hadis Rivayeti (Edâu’l-Hadis)

 

Hadis rivayeti (edâsı): Başkasına ulaştırmak
demektir.

Hadisi duyduğu gibi nakletmelidir. Hatta edâ
sîgalarında bile böyle yapmalıdır. Bunun için haddesenî yerine, ahbaranî demez
yahut semi’tu veya buna benzer bir ifade kullanmaz. Çünkü bunların ıstılahtaki
anlamları farklıdır. İmam Ahmed’den şöyle dediği nakledilmiştir: “Şeyhin (hadis
alınan hocanın) haddesenî, haddesenâ, semi’tu, ahbaranâ gibi sözlerinde dahi
lafzına tabi ol ve onun kullanmadığı lafzı kullanma!”

Edanın kabulü için birtakım
şartlar vardır. Bazıları şunlardır:


1-

Akıl: Delinin ve bunağın edası kabul edilmediği gibi yaşlılığı veya başka bir
sebep dolayısıyla temyiz gücünü kaybetmiş olanın edâsı da kabul edilmez.


2-

Bulûğ: Küçüğün edâsı kabul edilmez. Güvenilir, murahik (buluğ yaşı oldukça
yaklaşmış) kimseden kabul edileceği söylenmiştir.


3-

Müslüman olmak: Kâfir bir kimse müslümanken hadis tahammül etmiş (rivayet almış)
olsa dahi kâfirin edâsı kabul edilmez.


4-

Adalet: Fasıkın edası -adaletli iken hadis tahammül etmiş olsa dahi- kabul
edilmez.


5-

Engeli bulunmamak: Buna göre aşırı uyuklar yahut kafasını meşgul eden bir halde
iken edâ kabul edilmez.


Edâ sigaları:

Hadis rivayet edilirken kullanılan ifadelerdir. Bunların mertebeleri vardır:


Birinci mertebe:

Semi’tu (dinledim), haddesenî (bana anlattı) -hocadan tek başına hadisi
dinlemişse bunları kullanır.- Şayet onunla birlikte başka kimseler varsa semi’nâ
ve haddesenâ (duyduk, bize anlattı) der.


İkincisi:

Hocasına hadisi kendisi okumuş ise: Kara’tu aleyhi (ona okudum), ahbaranî
kırâaten aleyhi (ben ona okuyarak o bana haber verdi) ve ahbaranî (bana haber
verdi) der.


Üçüncüsü:

Kendisi dinlemekte iken başkası tarafından hocasına hadis okunuyor ise: Kurie
aleyhi ve ene esmau (ben dinliyorken başkası tarafından ona okundu), kara’nâ
aleyhi (biz ona okuduk) ve ahberanâ, der.


Dördüncüsü:

Hocadan icazet yoluyla rivayet etmiş ise: Ahbaranî icâzeten (icazet yoluyla bana
haber verdi), haddesenî icâzeten (icazet yoluyla bana anlattı), enbeanî (bana
haber verdi, bildirdi) ve an fulân: filândan der.

Bu müteahhirler tarafından böylece
kullanılmıştır. Mütekaddimler ise haddeseni, ahbaranî ve enbeanî (sırasıyla bana
anlattı, bana haber verdi, bana bildirdi) lafızlarının aynı anlamda olduğu ve bu
lafızları hocadan hadis dinleyenin hadis edası halinde kullanacağı
görüşündedirler.

Bundan başka sigalar da vardır. Biz o sigalarla
hadis tahammül türlerini sözkonusu etmediğimiz için, bu lafızları da sözkonusu
etmiyoruz.