Sünnetin Kitab’a Göre Yeri ve Fonksiyonu: Hadis Usulü Online Oku

43176


Sünnetin Kitab’a Göre Yeri ve Fonksiyonu:

 

Kitap ve sünnette yer alan hükümler
karşılaştırıldıkları zaman şu dört şekil ile karşılaşılır:


1.

Sünnet, Kur’ân’daki hükmün aynısını getirir, böylece onu destekler ve
güçlendirir. Bununla aynı konuda iki delil oluşur. Biri hükmü tespit eden esas
delil, diğeri ise teyit edici sünnet delilidir. Örnek: Kur’ân’da; “Ey iman
edenler! Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yemeyin. Karşılıklı rızaya
dayanan ticaret yoluyla olması bunun dışındadır.”
(en-Nisâ: 4/29) buyurulur.
Aynı konuda ki şu hadis yukarıdaki âyeti teyit etmektedir: “Müslüman bir
kimsenin malı, (başkasına) onun gönül hoşnutluğu olmadıkça helâl değildir.”[1]

Aşağıdaki âyette hadis arasında da benzer teyit
ilişkisini görmek mümkündür. Âyette; “Îşte, Rabbin zulmeden beldelerin
halkını yakaladığı zaman böyle yakalar. Çünkü onun yakalaması çok acı ve
çetindir.”
(Hûd: 11/102) buyurulur. Şu hadis aynı anlamı destekler:
“Allah zâlime mühlet verir, sonunda onu cezalandırınca da artık iflah olmaz”[2]


2.

Sünnet, açıklanmaya muhtaç Kur’ân âyetlerine açıklayıcı hükümler getirir:

Sünnet, Kur’ân’ın mücmel veya müşkil olan yani
kapalı ve anlaşılması güç olan lafızlarını açıklar. Meselâ; “Namazı kılın,
zekâtı verin” emrinde namaz ve zekâtın neden ibaret olduğu, şartları, miktar ve
ifa şekilleri yer almaz. İşte mücmel olan bu terimler sünnet tarafından
açıklanır. Yine; “Ramazanda sabahın beyaz ipliği siyah iplikten ayrılıncaya
kadar yeyin, için”
(el-Bakara: 2/187). Hz. Peygamber buradaki beyaz iplikten
sabahın aydınlığının, siyah iplikten gecenin karanlığının kastedildiğini
bildirmiştir.

Sünnet, âmm (genel anlam ifade eden) lafızların
hükmünü tahsis eder. Âyette; “Bunların dışında kalanlar size helal kılındı”
(en-Nisâ: 4/24) buyurulur. Şu hadis, yukarıdaki âyeti tahsis etmiştir;
“Kadın, halası, teyzesi, erkek veya kız kardeşinin kızı üzerine nikâhlanamaz.
Bunu yaparsanız, hısımlık bağlarını koparmış olursunuz.”[3]

Mutlak lafzı tahsis eder: Âyette şöyle buyurulur:
“Hırsızlık yapan erkek ve hırsızlık yapan kadının ellerini kesin” (el-Mâide:
5/38). Burada sağ elin mi sol elin mi kesileceği belirtilmemiştir. İşte sünnet
bunu “sağ eli ve bilekten kesme” şeklinde kayıtlamıştır.


3.

Sünnet, Kur’ân’da yer alan bazı hükümleri nesheder, meselâ; “Birinize ölüm
gelince, eğer bir hayır bırakacaksa, anaya, babaya, yakınlara münasip şekilde
vasiyette bulunmak, Allah’tan korkanlar üzerine bir borçtur.”
(el-Bakara:
2/180). Bu âyetin hükmü; “Varise vasiyet yoktur”[4]
hadisi ile neshedilmiştir.


4.

Sünnet, Kur’ân’da bulunmayan meseleler hakkında hükümler getirir. Ninenin miras
hakkına sahip oluşu, fıtır sadakası ile vitir namazının vacip oluşu, “muhsan”
olarak zina edenin recm edilmesi, “âkile”nin diyete katılmakla yükümlü tutulması
gibi hükümler Kur’ân’da olmayan, fakat sünnetle getirilen hükümlerdendir.[5]
Yine bir kadını hala veya teyzesi ile bir nikâh altında birleştirmenin
yasaklanması, azı dişli yırtıcı hayvanların ve pençeli kuşların etlerinin haram
kılınması, erkeklere altın takmanın ve ipekli giymenin yasaklanması sünnetle
sabit olmuştur. Kur’ân’da yalnız süt ana ve süt kardeş için konulan evlenme
yasağının kapsamı[6],
“Nesep ile haram olan süt ile de haram olur” hadisi ile[7]
genişletilmiştir.

İmam Şâfiî[8]
er-Risâle adlı usûle dair eserinde, sünnetin üç türlü olduğuna karşı çıkan bir
ilim adamı bilmiyorum, dedikten sonra bu üç hususu şöyle belirtir.


1)

Allah Teâlâ bir konu hakkında âyet indirir. Hz. Peygamber de Kur’ân’ın
bildirdiğini olduğu gibi açıklamıştır.


2)

Allah’ın indirdiği mücmel olur ve Allah elçisi bundan Yüce Allah’ın kasdettiği
anlamı açıklar.


3)

Kitapta yer almayan bir konuda Allah’ın elçisi hüküm koyar. Çünkü bu konuda
Cenab-ı Hak kendisine yetki vermiştir. Bazı bilginler, Hz. Peygamber’in koyduğu
sünnetin Kur’ân’da mutlaka bir aslı olduğunu söylemiştir. Nitekim, namazın aslı
Kur’ân’la emredilmiş, ayrıntı sünnete bırakılmıştır. Yine alış-veriş ve diğer
konularda da sünnetler koydu. Çünkü Allah Teâlâ; “Mallarınızı aranızda bâtıl
yollarla yemeyin”
(en-Nisâ: 4/29), “Âllah alış-verişi helal, ribayı haram
kılmıştır”
(el-Bakara: 2/275) buyurmuştur. Hz. Peygamber, namazı açıklaması
gibi diğer konuları da Allah Teâlâ adına açıklamıştır. Kimisi de, sünnet, Allah
tarafından Rasûlünün kalbine atılan hikmettir. Bu şekilde kalbe atılan onun
sünneti olmuştur.[9]



 




[1]

Ahmed b. Hanbel, Maüsned: 5/72.



[2]

Buhârî, Tefsîrul-Kur’ân: 2/5; İbn Mace, Fiten: 22.



[3]

Buhârî, Nikâh: 27; Müslim, Nikâh: 37, 38.



[4]

Buhârî, Vasâyâ: 6; Ebû Dâvud Vasâyâ: 6.



[5]

Z. Şa’ban, a.g.e., s. 85.



[6]

en-Nisâ, 4/23.



[7]

Buhârî Şehadât: 7; Müslim, Radâ: 1.



[8]

ö. 204/819.



[9]

bk. eş-Şafii, er-Risâle, tahkik: Ahmed Muhammed Şakir, Mısır 1309, s. 91 vd;
Hamdi Döndüren, Şamil İslam Ansiklopedisi: 5/457-458.