Li Zâtihî Sahih’in Tanımının Açıklanması Hadis Usulü Online Oku

42184

Li Zâtihî Sahih’in
Tanımının Açıklanması

 

Daha önceden de geçtiği gibi sahih li zâtihî,
zaptı tam, adaletli ravilerin muttasıl senedle, şaz olmayan ve kabule engel bir
illeti bulunmayan rivayetidir, diye tarif edilmiştir.

Adalet, din ve insanlık ve mertlik bakımından
istikamet üzere olmaktır.

Dinde istikamet ise farzları eda, fasıklıkla
nitelendirilmeyi gerektiren haramlardan sakınmaktır. Mertlik bakımından
istikamet ise kişinin insanlar tarafından övülmesini gerektiren âdâb ve ahlakı
yerine getirmesi, insanların kendisini yermelerini gerektiren âdâb ve ahlakı da
terketmesidir.

Ravinin adaletli olduğu, bu husustaki yaygın
kanaat ile anlaşılır. Meşhur imamlar olan Malik, Ahmed, Buhârî ve benzerleri,
bir de bu hususta sözlerine itibar edilen kimselerin bu hususu açıkça ifade
etmelerinden anlaşılır.

Zaptın tam olması ise ravinin tehammül ettiği
(aldığı) işitilen veya görülen bir rivayeti herhangi bir fazlalık katmadan,
eksiltmeden öğrendiği gibi eda etmesi (nakletmesi)dir. Bununla birlikte basit
yanlışların zararı olmaz. Çünkü hiç kimse bundan kurtulamaz.

Ravinin zapt sahibi olduğu, onun -çoğunlukla
dahi olsa- sika ve hafız ravilere uygun rivayetlerinden ve bu hususta sözüne
itibar edilen kimselerin buna dair açık ifadelerinden anlaşılır.

Senedin Muttasıl Olması, her ravinin kendisinden
rivayet yaptığı şahıstan dolaysız ya da hükmen rivayet alması demektir.

Dolaysız rivayet alması ya da kendisinden
rivayet yaptığı kimse ile karşılaşarak ondan rivayeti dinlemesi ya da görmesi ve
filan bana anlattı (haddesenî) yahut ondan dinledim ya da onu gördüm ve benzeri
ifadeler kullanması demektir.

Hükmen ise ravinin rivayet naklettiği kimsenin
çağdaşı olan birisinden semâ’ (dinleme) ve görme ihtimalini ifade eden bir
lafızla rivayette bulunmasıdır. Mesela filan dedi yahut filandan ya da filan
şunu yaptı ve benzeri ifadeler ile rivayet nakletmesi gibi.

Rivayet edenin rivayet naklettiği zat ile çağdaş
olmakla birlikte karşılaştıklarının sabit olması şart mıdır yoksa bunun sadece
mümkün olması yeterli midir? Bu hususta iki görüş vardır. Buhârî birinci
görüştedir, Muslim de ikinci görüşü kabul etmiştir. Nevevi, Muslim’in görüşü
hakkında şunları söylemektedir: Muhakkikler onun böyle bir şey söylediğini kabul
etmezler. Bizlerin, Muslim’in Sahih’inde bu görüş ile amel etmediği yargısına
varışımızın sebebi onun (aynı rivayet ile ilgili) pekçok yolları bir arada
zikretmiş olmasıdır. Bu kadar rivayet yolu ile birlikte kendisinin caiz kabul
ettiği bu hükmün varlığını kabul etmemize imkan kalmaz. Doğrusunu en iyi bilen
Allah’tır.

Ancak bu husus müdellis olmayan raviler hakkında
sözkonusudur. Müdellis olan bir ravinin hadisinin muttasıl olduğuna hükmetmek,
ancak bizzat işittiğini yahut gördüğünü sarahaten ifade etmesi halinde sözkonusu
olabilir.

Senedin muttasıl olmadığı iki husus ile bilinir:


1-

Kendisinden rivayet nakledilen ravinin temyiz yaşına ulaşmadan önce vefat
ettiğinin bilinmesi


2-

Ravinin yahutta hadis imamlarından herhangi birisinin o kimseden naklettiği
rivayetin muttasıl olmadığını yahut ondan bir şey dinlemediğini ya da ondan diye
naklettiği hadisleri rivayet etmediğini açıkça ifade etmesidir.


Şaz olmak:

Sika olan bir ravinin ya adaletinin mükemmelliği yahut zaptının eksiksizliği
dolayısıyla kendisinden daha tercihe değer olan bir raviye yahut çok sayıdaki
ravilere yahut rivayet olunanın olması gereken şekle ya da buna benzer bir
duruma muhalif olarak yaptığı rivayettir.

Örnek: Abdullah b. Zeyd’in, Peygamber
Sallallahu aleyhi vesellem
‘in abdest alışına dair naklettiği hadise göre o
elinde artan sudan başka bir su ile (yani ayrıca su alarak) başını ve
kulaklarını meshetti. Bu hadisi bu lafız ile Muslim, İbn Vehb yoluyla rivayet
etmiştir.

Yine Beyhaki o yolla fakat; başı için aldığı
sudan ayrı kulakları için de su aldı, lafzı ile rivayet etmiştir.

Beyhaki’nin rivayeti şazdır. Çünkü onu İbn
Vehb’den rivayet eden sika bir ravi olmakla beraber kendinden sayıca daha çok
kimsenin naklettiği rivayete muhaliftir. Zira İbn Vehb’den kalabalık bir
topluluk Muslim’in rivayet ettiği lafızla rivayet etmişlerdir. Buna göre
Beyhaki’nin rivayeti sahih değildir. Ravileri sika olsalar bile. Çünkü bu
rivayet şaz olmak özelliğinden kurtulmamıştır.