Muzari Fiil’i Cezmeden Edatlar Arapça Dersleri
2- يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنْ تَنْصُرُوا اللَّهَ يَنْصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ .
(47/MUHAMMED 7). (Ey iman edenler!) Eğer siz Allah’a (Allah’ın dinine) yardım ederseniz O da size yardım eder, ayaklarınızı sabit tutar (kaydırmaz).
| kimseler | اَلَّذِينَ | iman etti | آمَنَ يُؤْمِنُ إِيماَناً |
| ey iman eden kimseler (اَلَّذِينَ) kimseler (fiilin geriye dönülerek ..en, an diye tercüme edilerek bağlandığı ism-i mevsûl konusu yakında işlenecektir. Şimdilik Kur’ân’da çok geçtiği için kalıb olarak ezberleyiniz.) | يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا | ||
| ayak | قَدَمٌ ج أَقْدَامٌ | sabit tutmak, sebat ve istikrarı mucip iş yapmak | ثَبَّتَ يُثَبِّتُ تَثْبِيتاً |
3- وَإِنْ عَزَمُوا الطَّلاَقَ فَإِنَّ اللّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ .
(2/BAKARA 227). Eğer (müddeti içinde dönmeyip kadınlarını) boşamaya karar verirlerse muhakkak ki, Allah işitir ve bilir.
| عَزَمَ يَعْزِمُ عَزْماً | azmetmek, ciddi karar vermek | اَلطَّلاَقُ | talak, boşanma |
4- …وَإِنْ تُعْرِضْ عَنْهُمْ فَلَنْ يَضُرُّوكَ شَيْئًا وَإِنْ حَكَمْتَ فَاحْكُمْ بَيْنَهُمْ بِالْقِسْطِ إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ الْمُقْسِطِينَ .
(5/MÂİDE 42)…. Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Ve eğer hüküm verirsen, aralarında adaletle hükmet. Allah âdil olanları sever.
| أَعْرَضَ يُعْرِضُ إِعْراَضاً عَنْ | yüz çevirmek | ||||
| (Burada olduğu gibi mezîd fiillerin de fiil olmaları dolayısıyla aynı kurala tabi olduğunu unutmayınız. Cevab cümlesindeki fiilin başına (لَنْ) gelmesi dolayısıyla cemi müzekkerin i‘râb nûnu düşmüştür. Sonuna zamir alacağı zaman cemi vâvının elifi de düşer.) | |||||
| ضَرَّ يَضُرُّ ضَراًّ | zarar vermek, ziyana sokmak | ||||
| حَكَمَ يَحْكُمُ حُكْماً | hükmetmek, fasletmek, hüküm vermek | ||||
| اَلْمُقْسِطُ | adaletli davranan, adil olan | أَحَبَّ يُحِبُّ | sevdi | اَلْقِسْطُ | adalet |
5- …مَنْ لَمْ يَجْعَلِ اللَّهُ لَهُ نُورًا فَمَا لَهُ مِنْ نُورٍ .
(24/NÛR, 40). …Bir kimseye Allah nûr vermemişse, artık o kimsenin aydınlıktan nasibi yoktur.
| نُورٌ | nur, ışık, hidayet, hakka götüren deliller | مَا لَهُ.. | onun yok |
6- قَالاَ رَبَّنَا ظَلَمْنَا أَنْفُسَنَا وَإِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ .
(7/A’RÂF 23. (Adem ile eşi) dediler ki: Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.
| رَبَّنَا | (ey) Rabbimiz! | كاَنَ يَكُونُ | oldu |
7- مَنْ عَمِلَ صَالِحًا فَلِنَفْسِهِ وَمَنْ أَسَاءَ فَعَلَيْهَا ثُمَّ إِلَى رَبِّكُمْ تُرْجَعُونَ .
(45/CÂSİYE 15). Kim iyi iş yaparsa kendisi içindir (faydası kendinedir), kim de kötülük yaparsa zararı yine kendinedir. Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.
| صَالِحٌ | salih olmak, doğru olmak, iyi iş, salih amel |
| أَسَاءَ يُسِيءُ إِساَءَةً | kötülük işlemek, ameli ifsad etmek |
| رَجَعَ يَرْجِعُ رَجْعاً | iade etmek, döndürmek (ayette: dönderilmek) |
8- … الْحَقُّ مِنْ رَبِّكُمْ فَمَنْ شَاءَ فَلْيُؤْمِنْ وَمَنْ شَاءَ فَلْيَكْفُرْ…
(18/KEHF, 29). (Ve de ki) Hak, Rabbinizdendir. Öyle ise kim dilerse iman etsin, kim dilerse inkâr etsin…
| آمَنَ يُؤْمِنُ إِيماناً | İman etti |
9- … سَلاَمٌ عَلَيْكُمْ كَتَبَ رَبُّكُمْ عَلَى نَفْسِهِ الرَّحْمَةَ أَنَّهُ مَنْ عَمِلَ مِنكُمْ سُوءًا بِجَهَالَةٍ ثُمَّ تَابَ مِنْ بَعْدِهِ وَأَصْلَحَ فَأَنَّهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ .
(6/EN’ÂM, 54). (Ayetlerimize inananlar sana geldiğinde onlara de ki:) Selâm size! Rabbiniz merhamet etmeyi kendisine yazdı. Gerçek şu ki: Sizden kim, bilmeyerek (cahillikle) bir kötülük yapar, sonra ardından tevbe edip de kendini ıslah ederse, (bilsin ki) Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
| سُوءٌ | kötülük, fenalık | جَهَالَةٌ | cahillik, taşkınlık, akılsızlık |
| تَابَ يَتُوبُ تَوْبَةً | masiyetten dönmek, tevbe etmek | ||
| أَصْلَحَ يُصْلِحُ إِصْلاَحاً | ıslah etmek, düzeltmek (aralarını bulmak), anlaştırmak | ||
10- وَالْوَزْنُ يَوْمَئِذٍ الْحَقُّ فَمَنْ ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُ فَأُولَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ .
(7/A’RÂF 8). O gün tartı haktır. Kimin (sevap) tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
| ثَقُلَ يَثْقُلُ ثِقَلاً | ağır gelmek, ağır basmak, racih gelmek | اَلْوَزْنُ | tartma, tartı, ölçü |
| اَلْمُفْلِحُ | felaha eren | اَلْمِيزاَنُ ج اَلْمَوَازِينُ | tartılar, teraziler |
11- وَمَنْ كَانَ فِي هَذِهِ أَعْمَى فَهُوَ فِي الآخِرَةِ أَعْمَى … .
(17/İSRÂ 72). Kim burda (dünyada Allah’ın çağrısına) kör olursa ahirette de kördür…
| أَعْمَى | kör |
12- … وَمَنْ شَكَرَ فَإِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهِ وَمَنْ كَفَرَ فَإِنَّ رَبِّي غَنِيٌّ كَرِيمٌ .
(27/NEML 40). … Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur, kim nankörlük ederse (bilsin ki), Rabbimin hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, çok kerem sahibidir.
| غَنِيٌّ | zengin | إِنَّمَا | ancak | كَرِيمٌ | ikram eden, nimet veren |
13- مَنْ كَفَرَ فَعَلَيْهِ كُفْرُهُ وَمَنْ عَمِلَ صَالِحًا فَلِأَنْفُسِهِمْ يَمْهَدُونَ .
(30/RÛM, 44). Kim inkâr ederse, inkârı kendi aleyhine olur. İyi işler yapanlara gelince, onlar da kendileri için (cennetteki yerlerini) hazırlarlar.
| مَهَدَ يَمْهَدُ مَهْداً | hazırlamak |
14- … وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ خَيْرٍ فَإِنَّ اللّهَ بِهِ عَلِيمٌ .
(2/BAKARA 273). …Hayırdan her ne harcarsanız muhakkak Allah onu bilir.
| أَنْفَقَ يُنْفِقُ إِنْفاَقاً | harcamak |
15- … وَمَا تَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍ يَعْلَمْهُ اللَّهُ …
(2/BAKARA, 197). …Hayırdan her ne yaparsanız Allah onu bilir.
16- … وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ خَيْرٍ فَلِأَنْفُسِكُمْ …
(2/BAKARA, 272). …Hayırdan her ne harcarsanız kendiniz içindir
17- … مَا سَأَلْتُكُمْ مِنْ أَجْرٍ فَهُوَ لَكُمْ …
(34/SEBE, 47). (De ki:) Ben sizden ne ücret istemişsem, o sizindir. (Ücretim yalnız Allah’a aittir…)
| اَلْأَجْرُ | ecir, ücret, mükafat |
18- بَلَى مَنْ كَسَبَ سَيِّئَةً وَأَحَاطَتْ بِهِ خَطِيئَتُهُ فَأُولَئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ .
(2/BAKARA, 81). Hayır! Kim bir kötülük eder de kötülüğü kendisini çepeçevre kuşatırsa işte o kimseler cehennem ashabıdır. Onlar orada devamlı kalırlar.
| اَلْخَطِيئَةُ ج اَلْخَطاَياَ | kasdi işlenen suç, günah | أَحَاطَ يُحيِطُ إِحاَطَةً | kuşattı |
| خَالِدٌ | bekası devam eden, kalıcı olan | أَصْحَابُ النَّارِ | ateşin ashabı (cehennemlik) |
19- … وَمن يَكْفُرْ بِهِ فَأُولَئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ.
(2/BAKARA, 121). … Onu kimler inkâr ederse, işte gerçekten zarara uğrayanlar onlardır.
| اَلْخَاسِرُ | zarara uğrayan, yazık eden |
20- فَاذْكُرُونِي أَذْكُرْكُمْ وَاشْكُرُوا لِي وَلاَ تَكْفُرُونِ .
(2/BAKARA, 152). (Allah buyurdu ki:) Öyle ise siz beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin; sakın bana nankörlük etmeyin.
| zikretti, andı | ذَكَرَ يَذْكُرُ | |
| (Emrin cevabı olan cevap cümlesindeki muzâri fiilin harekesi görüldüğü gibi sakin (cezimli) olmuştur (لاَ تَكْفُرُونِ) ise nehyi hazırdır. Nûnu’l vikayenin altındaki esre de düşen mütekellim ya’sının işaretidir.) | ||
Haysüma Arapça Muzariyi Cezm Eden Edatlar Arapça Gramer Dersleri حَيْثُمَا
( حَيْثُمَا ) şart ismidir, zamme üzere mebnidir. Şart fiilinin mef’ûlün fîhi (mekân zarfı) olmak üzere mahallen mansubtur. “ma” izafetten men edici olan zaid bir harftir. Cümlede “her nerede” mânasını verir ve içinde “Hiç bir kimse, asla tek başına kalamaz. Kendisi görmese de, sürekli olarak gözetlenmektedir.” ifadeleri saklıdır. İki fiili cezm eder. Birinci fiile “şart”, ikinci fiile “ceza” denir. Yani, birinci…
Eyyü Muzariyi Cezm Eden Edatlar Arapça Gramer Dersleri أَىُّ
Âvamil,158 ( أَىُّ عَالِمٍ يَتَكَبَّرْ يُبْغِضْهُ اللهُ ) “Hangi alim kibirlenirse, o alime Ellah Teala buğz eder.” ( أَىُّ ) ismi, cümlede “hangi” mânasını verir ve içinde “kendini devamlı olarak kontrol et, yeterince tanımadığından ilim bile isteme,” ifadeleri saklıdır. İki fiili cezm eder. Birinci fiile “şart”, ikinci fiile “ceza” denir. Yani, birinci fiil işlenir ise, ikinci fiil de biz-zaruri (ister-istemez)…
Enna أَنَّى Muzariyi Cezm Eden Edatlar Arapça Gramer Dersleri
Âvamil,157 ( أَنَّى تُذْنِبْ يَعْلَمْكَ اللهُ ) “Her nerede günah işlersen Ellah Teala seni bilir.” ( أَنَّى ) ismi, cümlede “hangi yerde” mânasını verir ve içinde “aklınızdan geçenlerden sorumlusunuz, kalbinizi tutkularından kurtarmadan ihlaslı hizmet/ibadet edemezsiniz, İHLAS: Ellah Teala’dan başkasının bilemiyeceği kalbin amelidir.” ifadeleri saklıdır. Çünki akıl ve kalb, hayırların ve günahların mutfakları gibidir. İki fiili cezm eder. Birinci fiile “şart”,…
Meta مَتَى Muzariyi Cezm Eden Edatlar Arapça Gramer Dersleri
Âvamil,155 ( مَتَى تَحْسُدْ تَهْلِكْ ) “Ne zaman hased edersen, helak olursun.” ( مَتَى ) ismi, cümlede “hangi zamanda” mânasını verir ve içinde “buluğdan sonra, mükellef iken” ifadeleri saklıdır. İki fiili cezm eder. Birinci fiile “şart”, ikinci fiile “ceza” denir. Yani, birinci fiil işlenir ise, ikinci fiil de biz-zaruri (ister-istemez) meydana gelir. 1) ( مَتَى ) şart ismidir ve sükun üzere…
Eyne أَيْنَ Muzariyi Cezm Eden Edatlar Arapça Gramer Dersleri
( أَيْنَ ) ismi, cümlede “her nerede” mânasını verir ve içinde “evrenin neresinde” ifadesi saklıdır. İki cümleyi cezm eden ve şart ifade eden mekan zarfıdır. Birincisine “fi’lü’ş-şart”, ikincisine “cevabu’ş-şart (ceza)” denir. Şartın, cezası (karşılığı) olduğu için irabdan mahalli yoktur. Fi’lü’ş-şart ve cevabu’ş-şart oluşan cümleye “şart cümlesi” denir. Şart cümlesinde “Birincisi gerçekleşirse, ikincisi biz-zaruri (ister-istemez) gerçekleşir.” anlamı saklıdır. Ayrıca (…
Men مَنْ Muzariyi Cezm Eden Edatlar Arapça Gramer Dersleri
edatlarından olur. (2) İsm-i mevsûl olur. (3) Akıllılar hakkında soru edatı olur. İki fiili cezm eden şart edatı (ismi) olması, sadece akıllılar içindir. Bu tür kullanışlarda (Kim + Fiil + ise) veya (Yap_an kimse)” anlamını verir. Örnek 78/39 : ( ذَلِكَ الْيَوْمُ الْحَقُّ فَمَنْ شَاءَ اتَّخَذَ إِلَى رَبِّهِ مَآبًا ) “İşte o gerçek gündür. O halde dileyen (kimse) Rabbine dönen bir…
Mehma مَهْمَا Muzariyi Cezm Eden Edatlar Arapça Gramer Dersleri مَهْمَا
Âvamil,146 ( مَهْمَا تَفْعَلْ تُسْأَلْ مِنْهُ ) “Hangi şeyi yaparsan, o şeyden sorulursun.” ( مَهْمَا ) ismi, cümlede “şey” mânasını verir ve içinde “hayırdan veya şerden, az olsun veya çok olsun, kıyamet gününde hesab verirsin ifadesi saklıdır. İki fiili cezm eder. Birinci fiile “şart”, ikinci fiile “ceza” denir. Yani, birinci fiil işlenir ise, ikinci fiil de biz-zaruri (ister-istemez) meydana gelir. 1)…
İzama Arapça Muzariyi Cezm Eden Edatlar Arapça Gramer Dersleri
Âvamil,164 ( إِذَامَا تَعْمَلْ بِعِلْمِكَ تَكُنْ خَيْرَ النَّاسِ ) “Ne zaman ilminle amel edersen, NÂS’ın en hayırlısı olursun.” ( إِذَا ) ismi, cümlede “ne zaman” mânasını verir ve içinde “ön şartlar yerine getirildiğinde” ifadesi saklıdır. Çünkü bir Hadis-i Şerifte mealen: “Tövbe etti ama; (1) ilim öğrenmeye kalkışmadı, (2) ibadeti fazlalaşmadı, (3) akrabası ondan razı olmadı, (4) süslenmesi değişmedi, (5) arkadaşlarını…
İzma Arapça Muzariyi Cezm Eden Edatlar Arapça Gramer Dersleri إِذْمَا
Âvamil,162 ( إِذْمَا تَتُبْ تُقْبَلْ تَوْبَتُكَ ) “Ne zaman tövbe edersen, senin tövben kabul olunur.” ( إِذْمَا ) ismi, cümlede “ne zaman” mânasını verir ve içinde “ön şartlar yerine getirildiğinde” ifadesi saklıdır. Çünkü bir Hadis-i Şerifte mealen: “Tövbe etti ama; (1) ilim öğrenmeye kalkışmadı, (2) ibadeti fazlalaşmadı, (3) akrabası ondan razı olmadı, (4) süslenmesi değişmedi, (5) arkadaşlarını değiştirmedi, (6) teheccüde…
Ma Muzariyi Cezm Eden Edatlar Arapça Gramer Dersleri مَا
( مَا ) ismi iki fiili cezm eder. Birinci fiile “şart”, ikinci fiile “ceza (cevab)” denir. Yani, birinci fiil işlenir ise, ikinci fiil de biz-zaruri (ister-istemez) meydana gelir. 2/106 : ( … مَا نَنْسَخْ مِنْ ءَايَةٍ أَوْ نُنْسِهَا نَأْتِ بِخَيْرٍ مِنْهَا أَوْ مِثْلِهَا ) “Biz bir ayetten her neyi nesheder veya unutturursak, ondan daha hayırlısını yahut benzerini getiririz …” İ’râbı :…
En إِنْ Muzariyi Cezm Eden Edatlar Arapça Gramer Dersleri
( إِنْ ) harfi, şart ve ceza (karşılığı) içindir. İki fiili cezm eder. Birinci fiile “şart”, ikinci fiile “ceza” denir. Yani, birinci fiil işlenir ise, ikinci fiil de biz-zaruri (ister-istemez) meydana gelir. Şöyle de söylenebilir : Şart fiili kesbî’dir ve niçin ile ilgilidir.. Ceza fiili ise, vehbî’dir ve neden ile ilgilidir. Ayrıca ; NİÇİN ? sorusunun cevabı, zamirle ilgilidir. NEDEN…
Li لِ Muzariyi Cezm Eden Edatlar Arapça Gramer Dersleri
Âvamil,141 ( لِيَعْمَلْ عَمَلاً صَالِحاً ) “Salih bir amelle, amel etsin.” ( لِ ) Emir lâm’ı bir işin yapılmasının talebi içindir. Emrin muhatabı olan “inanan her insan” ifadesi, cümlede saklıdır. Tek bir fiili cezm eder. 1) ( يَعْمَلْ ) muzari fiili, ( لِ ) harfi ile lafzan meczumdur. Fâili, gaibe raci olan tahtında müstetir ( هُوَ ) zamiridir. 2) ( عَمَلاً )…
Lemma لَمَّا Muzariyi Cezm Eden Edatlar Arapça Gramer Dersleri
Tek bir muzari fiili cezm eden ( لَمَّا ) olarak görev yapar. Muzarinin mânasını maziye çevirir ve onu nefy eder. Olumsuzluğun başladığı zamandan, konuşulan zamana kadar olan süreyi kapsar. Önüne şart edatı gelemez. Örnek : ( لَمَّا يَنْفَعْ عُمْرِى ) “Ömrüm, fayda vermedi.” Terkibindeki ( يَنْفَعْ ) muzari fiili, ( لَمَّا ) harfi ile lafzan meczumdur. ( عُمْرِى ) fâil…
Lem لَمْ Muzariyi Cezm Eden Edatlar Arapça Gramer Dersleri
Âvamil,137 ( لَمْ يَلِدْ وَ لَمْ يُولَدْ ) “(Ellah Teala, başkasını) doğurmadı ve (Ellah Teala, başkasından) doğurulmadı.” Tek bir fiili cezm eder. 1) ( يَلِدْ ) muzari fiili, ( لَمْ ) harfi ile lafzan meczumdur. Fâili, Ellah Lafzına raci olan tahtında müstetir ( هُوَ ) zamiridir. 2) ( يُولَدْ ) meçhul-muzari fiili, ( لَمْ ) harfi ile lafzan meczumdur. Naibi fâili,…
- إِنْ، مَنْ، مَا gibi şart edatları kaç muzari fiili cezm eder?Hem şart fiilini hem cevap fiilini cezm ederler.
- Şart cümlesinde birinci fiile ne denir?Birinci bölüm fi'lü'ş-şart, ikinci bölüm cevâbu'ş-şarttır.
- مَنْ şart edatı hangi anlamı verir?مَنْ يَقْرَأْ كَثِيرًا يَنْجَحْ = Kim çok okursa başarır.
- Reklam
- إِنْ تَقْرَأْ تَفْهَمْ cümlesinin anlamı nedir?إِنْ şart edatıdır; iki fiil de meczûmdur.
- Derse göre en çok kullanılan şart edatları hangileridir?Derste en çok kullanılanların إِنْ، مَنْ ve مَا olduğu belirtilir.
- مَنْ يَصْبِرْ ___ (Kim sabrederse zafer kazanır) — boşluğa hangisi gelir?Cevâbu'ş-şart olan muzari meczûmdur: يَظْفَرْ.
- إِنْ تَذْهَبْ فَسَتَنْدَمُ cümlesinde تَنْدَمُ neden meczûm değildir?Cevap سَ، سَوْفَ، قَدْ ile başlarsa başına فَ gelir ve muzari cezm olmaz.
- إِنْ تَنْصُرُوا اللَّهَ يَنْصُرْكُمْ (47/7) ayetinde يَنْصُرْكُمْ neden meczûmdur?إِنْ'in ikinci fiili olan cevap da meczûm olur.
- Reklam
- مَنْ قَرَأَ فَهِمَ cümlesinde fiillerin i'rab durumu nedir?Mâzî fiil mebnî olduğundan sonu değişmez; cezm mahallindedir.
- اُدْرُسْ ___ (Çalış ki başarasın) — boşluğa hangisi gelir?Taleb (emir) cümlesinden sonra, başında وَ/فَ olmayan cevap muzarisi meczûm gelir.
- وَإِنْ تُعْرِضْ عَنْهُمْ فَلَنْ يَضُرُّوكَ شَيْئًا (5/42) ayetinde يَضُرُّوكَ'nin nûnu neden düşmüştür?يَضُرُّونَ, لَنْ ile mansûb olunca nûnu düşer: يَضُرُّوا. (Derste 'cemi müennes nûnu' denmesi yanlış.)
- مَنْ يَفْعَلْ شَرًّا فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُ cümlesinde cevabın başına neden فَ gelmiştir?Cevap cümlesi قَدْ ile başlarsa başına فَ gelmesi gerekir.
- أَيًّا تَحْتَرِمْ أَحْتَرِمْ cümlesinde أَيًّا neden mansûbdur?أَيٌّ mu'rab şart ismidir; burada şart fiilinin mef'ûlüdür.
- Reklam
- وَمَا تَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍ يَعْلَمْهُ اللَّهُ (2/197) ayetinde يَعْلَمْهُ neden meczûmdur?مَا şart ismidir: تَفْعَلُوا fi'lü'ş-şart (nûnu düşmüş), يَعْلَمْ cevâbu'ş-şarttır.
- حَيْثُمَا'nın i'rabını hatırla.Cevabı önce aklından söyle, sonra kontrol et.Cevap: Şart ismi (mekân zarfı), zamme üzere mebnî; mef'ûlün fîh (zarf) olarak mahallen mansûb. مَا, izafetten alıkoyan zâid harftir.حَيْثُ mekân zarfıdır; derste geçen 'mef'ûlün bih' ifadesi yanlıştır, doğrusu mef'ûlün fîhtir.Bildin mi?
