Peygamberler Tarihi Sabuni

Hz. Yusuf (A.S)

Hz.
YUSUF (A.S)

Hz.
Yûsuf (a.s)’ın Soyu:

Hz.
Yûsuf (a.s)’in Kur’an’da Zikredilmesi:

Esbât
île Kastedilen Kimlerdir?:

Hz.
Yûsuf (a.s)’m Rüyası:

Hz.
Ya’kûb’un, Yûsuf’a Olan Sevgisi:

Hz.
Yûsuf (a.s)’in Kuyuya Atılması:

Hz.
Yûsuf (a.s )’ın, Azizin Hanımından Dolayı Başından Geçen Sıkıntılı Olay:

Olayın
Şehirde Yayılması:

Hükümdarın
Rüyası ve Hz. Yûsuf un Hapisten Çıkması:

Hz.
Yûsuf (a.s)’ın Başından Geçen Sıkıntı:

Hz.
Yûsuf (a.s)’ın Masum Oluşu  İlgili Önemli
Bir Hatırlatma:

Hz.
Yûsuf (a.s)’ın Ölümü:

 

 

 

Hz. YUSUF
(A.S)

 

“(Yûsuf) ergenlik
çağına ulaşınca, ona, hüküm ve ilim verdik. İşte güzel davrananları böyle
mükafatlandın rız. ” û­suf: 12/22)

 

Hz. Yûsuf (a.s)’ın Soyu:

 

O; Yûsuf b. Ya’kûb b.
İshâk b. İbrahim’dir. Yüce Allah, Hz. Yûsuf (a.s)’ı, kendilerine ayrı ayrı iman
edilmesi zorunlu olan peygamberler arasında anmıştır… Yüce Allah, onu şöyle
övmektedir:

“İşte böylece
Biz, kötülük ve fuhşu Yûsuf’tan uzaklaştır­mak için (ona delillerimizi
gösterdik). Çünkü o, ihlasa erdiril­miş kullarımızdandır, [1]

Görüldüğü üzere Allah,
Hz. Yûsuf (a.s)’ı; iffet, kötülük­lerden koruma, sabır ve doğru sözlü olmakla
nitelendirmekte­dir… Nitekim Resulullah (s.a.v.)’de, Hz. Yûsuf (a.s)’ı şöyle
Övmektedir:

“Şerefli oğlu
Şerefli oğlu Şerefli oğlu; Şerefli Ibrâhîm oğ­lu İshâk oğlu Ya ‘kûb oğlu
Yûsuf’tur.[2]

 

Hz. Yûsuf (a.s)’in Kur’an’da Zikredilmesi:

 

Hz. Yûsuf (a.s)’m
ismi, Kur’an’da, tam olarak 26 defa zik­redilmektedir. Bunların 24’ü; Yûsuf
Sûresinde, biri En’âm Sû­resinde ve diğeri de, Mü’min (Gâfîr) Sûresinde
geçmektedir.[3]

Yüce Allah, Hz. Yûsuf
(a.s)’ı, “Siddîk” (Doğru Sözlü) olmakla nitelendirmiştir. İşte bundan
dolayı da Hz. Yûsuf (a.s), “Yûsuf es Siddîk” (Doğru Sözlü Yûsuf) diye
adlandı­rılmıştır. Yüce Allah bununla ilgili olarak şöyle buyurmakta­dır.

“(Gördüğü rüya
üzerine zindandan kurtulmuş olan kişi, hâlâ zindanda olan Yûsuf’un yanma
gelerek şöyle dedi:) ‘Ey Yûsuf Ey Doğru Sözlü (Siddîk) kişi! (Rü ya da görülen)
yedi arık ineğin yediği yedi semiz inek ile….. hakkında bize yorum yap.[4]              

Hz. Yûsuf (a.s); Hz.
İbrâhîm (a.s)’m soyundan, peygam­berlik sülalesinden ve İsrail oğulları
peygamberlerinin en meş­hur olanlarından biridir. Çünkü Hz. Yûsuf (a.s), İsrail
oğulları­na gönderilmiş bir Peygamber idi… Yüce Allah bu konu ile ilgili
olarak şöyle buyurmaktadır:

“Andolsun ki
(Musa’dan) önce Yûsuf’ta size açık burhan­lar getirmişti. O vakit de onun size
getirdiği şeyler hakkında şüphe edip dunnuştunuz. Hatta o ölünce de ‘Allah
ondan son­ra Peygamber göndermez dediniz…”[5]

Kur’ân-ı Kerîm’de, Hz.
Yûsuf un kıssasının detaylı bir şe­kilde anlatıldığı bir sure vardır. Bu sure,
“Yûsuf Suresi” diye anılan Kur’an’m uzun surelerinden birisidir. Bu
sure de; Hz. Yûsuf un hayatı, kardeşlerinin kendisine kurdukları tuzak, Mı­sır
Azizin hanımıyla arasında geçen sıkıntılı olaylar, zindana atılması, zindanda
insanları Allah’a davet etmesi, sonra Mısır hükümdarının rüyasını yorumlaması,
bunun üzerine zindandan çıkışı, yeryüzü hazinelerinin basma geçmesi, sonra
kıtlık sebe­biyle zahire almak amacıyla Mısır’a gelen kardeşleriyle tanış­ması,
bir hile ile kardeşi Bünyâmîn’i yanında ah koyması, kı­sacası küçük iken
gördüğü rüya üzerine bu peygamberin hayatı ile ilgili başından geçen olaylar,
ince hikmetler ve parlak nasi­hatlerle geniş bir şekilde anlatılmaktadır. [6]

 

Esbât île Kastedilen Kimlerdir?:

 

Daha önce de belirttiğimiz
üzere; Hz. Ya’kûb (a.s)’m ço­cuklarından 12 tanesi erkek çocuğu olarak
doğmuştu. Bütün İsrail oğulları kabileleri (Esbât), bu çocuklara nispet
edilirler. Çünkü bütün İsrail oğulları, Hz. Ya’kûb (a.s)’ın bu çocukları­nın
soyundan gelmişlerdir. Hz. Yûsuf (a.s) ise; onların en şe­reflisi, en
faziletlisi ve en değerlisi idi.

Bir grup alimin ileri
sürdüğü görüşe göre; Hz. Ya’kûb’un çocukları içerisinde, Hz. Yûsuf’tan başkası
Peygamber olma­mıştır. Hz. Yûsuf un kardeşlerinden hiç birine vahiy gelme­miştir.

İbn Kesîr (rh.a)’de bu
görüşü destekleyip şöyle der: “A-çıkçası bu kıssada kardeşlerinin sözleri
ve davranışları ile ilgili anlatılanlar, Yûsuf un kardeşlerinin Peygamber
olmadıklarını göstermektedir.

Hz. Yûsuf un
kardeşlerinin Peygamber olduklarım ileri sürenler, (bu görüşlerine) şu ayeti
delil getirmişlerdir:

“Biz, ‘Allah’a ve
O’mm katından bize indirilene; İbrahim, İshâk, Ya’kûb ve ‘Esbât’a indirilene,
inandık’ deyin.”(Bakara: 2/136)

Bu iddiayı savunanlara
göre; bu ayetteki Esbât’tan kasıt, Hz. Ya’kûb’un çocuklarıdır. Bu iddiaları,
sağlam değildir. Çünkü burada Esbât ile kastedilen, İsrâiloğulları kabileleri
ve halkıdır.

İsrail oğulları
içerisinde zaten kendilerine gökten vahiy gelen peygamberler bulunmaktadır. Hz.
Yûsuf (a.s)’m, kardeş­leri içinden nübüvvet ve risalede seçilmesi ve Hz. Yûsuf
dı­şında kardeşlerinin hiç birinin Peygamber olduğuna dair bir ayetin olmaması,
bizim görüşümüzü desteklemektedir.[7]

 

Hz. Yûsuf (a.s)’m Rüyası:

 

Tefsircilerin
kaydettiğine göre; Hz. Yûsuf (a.s), ergenlik çağma girmeden önce garip bir rüya
görmüştü. Rüyasında; on bir yıldızın, güneşin ve ayın kendisine secde
ettiklerini gör­müştü. Bu hal, Hz. Yûsuf u korkuttu. Bu rüya, ona ağır geldi.
Uyanınca, babasına, gördüğü rüyayı anlattı. Babası, rüyayı; oğlunun şanının
yüce olacağı, yüksek mertebelere, dünya ve ahirette üstün derecelere ulaşacağı
ve babasının, anası ile kar­deşlerinin kendisine boyun eğip itaat edeceği
şeklinde yorum­layıp bu rüyayı gizlemesini ve kardeşlerine anlatmamasını is­tedi.
Çünkü Hz. Ya’kûb (a.s), Yûsuf un kardeşleri, bu rüyayı duyarlarsa ona karşı
kıskançlık edip, hileler kuracaklarından ve çeşitli tuzaklar
tertipleyeceklerinden korkuyordu. Zira insa­nın doğasında, her zaman tuzak
kurmak ve kıskançlık vardır. İşte bundan dolayı Hz. Ya’kûb (a.s), oğlu Yûsuf a,
bu rüya ile

ilgili   sırrı  
gizlemesini   tavsiye   etti.  
Bir   rivayette   şöyle buyu rulmaktadır:

“İhtiyaçlarınızı
gidermek için, ihtiyacınızı gizleyerek a-vantaj sahibi olun. Çünkü nimet sahibi
olan herkes, başkala­rınca kıskanılır.[8]

Yüce Allah bu rüyaya
işaret ederek şöyle buyurdu:

“Bir zaman Yûsuf,
babası (Ya’kûb’a): ‘Babacığım! Ger­çekten ben (rü ya da) on bir yıldız, güneş
ve ayın bana secde ettiklerini gördüm’ demişti. (Babası da:) ‘Yavrucuğum! Rüya­nı
sakın kardeşlerine anlatma. Sonra sana bir tuzak kurarlar! Çünkü şeytan, insana
apaçık bir düşmandır’ demişti. [9]

Kur’ân-ı Kerîm’in
ifadesinden anlaşılıyor ki; Hz. Yûsuf, rüyasını, babasına, kardeşlerinin
olmadığı bir sırada anlatmış ve babası da, ona, rüyasını kardeşlerine
anlatmamasını tavsiye etmiştir.

Tevrat’ta geçen
ifadeye göre;[10] Hz. Yûsuf, rüyasını, baba­sına,
kardeşlerinin huzurunda anlatmış ve babası da: “Desene ben, annen, ve
kardeşlerin sana secde edeceğiz” diyerek ona kızmış.

Tevrat’ta geçen bu
olay, tamamen yanlıştır. Çünkü Tevrat, kesinlikle tahrif edilmiştir. Doğrusu
ise Kur’ân-ı Kerîm*de ge­çendir. Zira “Kur*an*a, önünden de ve ardından da
batıl gelemez.[11]

 

Hz. Ya’kûb’un, Yûsuf’a Olan Sevgisi:

 

Hz. Ya’kûb (a.s),
çocukları içerisinde en çok Yûsufu se­viyor ve Yûsuf ile Bünyâmîn’i, sevgi ve
yakınlık yönünden diğer çocuklarına üstün tutuyordu. İşte bu; kardeşlerinin, Yû­suf
ile öz kardeşi Bünyâmîtı’e karşı kıskançlık göstermelerine ve tuzak kurmalarına
bir sebep teşkil ediyordu. Çünkü onlar daha küçük ve genç yaşta çocuk idiler.
Bundan dolayı kardeş­leri, Yûsuf a olan düşmanlıklarını ve ona yapacakları
kötülüğü içlerinde gizlediler…

Kardeşleri,
babalarından; Yûsuf la arkadaşlık kurup kendi­leriyle birlikte Yûsuf un da
çölde koşup oynaması için izin istediler. Bu durum, Hz. Ya’kûb’a zor geliyordu.
Çünkü Hz. Ya’kûb, hem Yûsuf un ayrılığına dayanamıyor ve hem de on­ların ona
bir zarar vermesinden korkuyordu. İşte bundan dola­yı Hz. Ya’kûb, onları;
“Yûsuf u götürmeniz beni mutlaka üzer. Siz ondan habersizken onu bir
kurdun yemesinden korkarım” (Yûsuf: 12/13) şeklinde oyalıyordu…

Hz. Ya’kûb (a.s),
kurdun, Yûsuf’a zarar vermesinden çok onların Yûsuf’a zarar vermesinden
korkuyordu, işte Hz. Yakûb, bu sebeple Yûsuf’u, onlardan alıkoymaya
çalışıyordu. Fakat kardeşleri, akıllılıkta bir benzen görülmemiş şekilde:
“Biz (güçlü ve kuvvetli) bir topluluk olduğumuz halde, eğer kurt Yûsuf’u
yerse, o zaman, biz gerçekten aciz kimseler sayılı­rız” (Yûsuf 12/14)
dediler. [12]

İlgili Makaleler