Şemûyel Aleyhisselâm
ŞEMÛYEL ALEYHİSSELÂM
Şemûyel
Aleyhisselâmın Soyu:
Şemuyel
Aleyhisselâmın Doğuşu, Peygamber Oluşu Ve Bazı Faziletleri:
Tâbût’un Geri
Gelişi Ve Tâlût’un Hükümdarlığının Gerçeklenişi:
Kral Tâlût’un
Câlût İle Çarpışmağa Gidişi:
Şemûyel Aleyhisselâmın Soyu: Başa
Dön
Şemûyel b.Bali[1],
b.Alkama[2],
b.Yerham, b.Yehu, b.Tehu, b.Savf’dır. [3]
Şemuyel Aleyhisselâm, İsrail
oğullarından[4]ve
Hârûn Aleyhisselâmın zürriye-tindendi. [5]
Şemuyel Aleyhisselâmın annesi Hanne
olup[6]
Lâvi b.Yâkub Aleyhisselâmın Hanedanına mensuptu. [7]
Şemuyel Aleyhisselâmın Doğuşu,
Peygamber Oluşu Ve Bazı Faziletleri: Başa Dön
İsrail oğulları; bid’atları
çoğaltıp günahlarını büyüttükleri zaman Allah’a vermiş oldukları sözü terk
ettiler.
Yüce Allah da[8],
Gazze, Askalan[9] ve
kral idaresi altında bulunan ve Mısırla Filistin arasındaki sahillerde[10]
oturan Amâlıka kavmini, onlara musallat etti. [11]
İsrail oğullarının yurdları,
çiğnendi; erkekleri, öldürüldü. [12]
Pek çok[13]
çocukları, esir edildi. [14]
Esirler arasında kralların
oğullarından, dörtyüz kırk çocuk ta, bulunuyordu. [15]
İsrail oğulları, her yıl, Amâlıka
hükümetine Cizye ödemek zorunda kaldılar. İsrail oğullarının, Kutsal kitabları
olan Tevrat’ları, ellerinden alındı. [16]
Düşmanlarıyla karşılaştıkça,
sayesinde, yardıma kavuştukları ve içinde Mûsâ ve Hârûn Aleyhisselâm
Hanedanlarından kalan bir takım Mukaddes Emânetler bulunan Tâbûtüssekîne’leri
de, Âmâlıkların eline geçti. [17]
İsrail oğulları; düşmanlarıyla
savaşırken, yanlarında bulunacak bir Peygamber göndermesini, Allân’dan,
dilemeğe başladılar. [18]
Lavi b.Yâkub Aleyhisselâma dayanan[19]
Nübüvvet Hanedanından, ancak, hâmile bir kadın kalmıştı. [20]
İsrail oğulları içinde iki Hanedan
vardı ki: biri Nübüvvet (Peygamberlik) Hanedanı, diğeri de: Hükümdarlık
Hanedanı idi.
Nübüvvet Hanedanı: Lavi b.Yâkub
Aleyhisselâma dayanan Hanedan olup Mûsâ ve Hârûn Aleyhisselâmlar, onlardandı.
Hükümdarlık Hanedanı da, Yehûza
b.Yâkub Aleyhisselâma dayanan Hânedân’-dı ki, Dâvud ve Süleyman Aleyhisselâmlar
da, onlardandı. [21]*
İsrail oğulları; Lâvi b.Yâkub
Aleyhisselâm Hanedanına mensub olan hâmile kadının, bir oğlan çocuğu doğurması
hakkında gösterdikleri arzuya bakıp, kız doğurduğu takdirde, onu, bir oğlanla
değiştirmesinden korkarak, kendisini, bir evde göz altında tuttular. [22]
Kadın ise, kendisine, bir oğlan
çocuğu ihsan etmesi için, Allâha yalvarıp durmakta idi.
Oğlan doğunca:
“Allah, duamı, kabul
etti.” dedi ve ona[23]:
Şem’un[24] veya
Şemuyel[25], ya
da, İşmuyel[26] adını
verdi.
Şem’un Aleyhisselâm[27],
büyüdü.
Annesi, onu, Tevrat öğrensin diye
Beytülmakdis’e teslim etti.
Beytülmakdis Bilginlerinden[28],
Salih bir zat olan[29] Şeyh,
onu, yetiştirmeyi, üzerine aldı ve oğul edindi. [30]
Şemuyel Aleyhisselâm, erginlik
çağına basıp onu, Yüce Allah, İsrail oğullarına Peygamber olarak göndereceği
zaman, Cebrail Aleyhisselâm, onun yanına vardı.
Şemuyel Aleyhisselâm, o sırada,
Şeyh Babasının yanında uyumakta idi ve Şeyh Babasından başka hiç kimseye
güvenmezdi.
Cebrail Aleyhisselâm da, ona, Şeyh
Babasının sesiyle: “Ey Şemuyel!” diyerek seslendi.
Şemuyel Aleyhisselâm, korku ve
telaşla, döşeğinden fırlayıp Şeyh’ın yanına vardı ve:
“Ey Babacığım! Beni, Sen mi
çağırdın?” diye sordu.
Şeyh Baba:
“Hayır! Seni, ben
çağırmadım!” deyip onu, korkutmak istemedi ve:
“Ey Yavrucuğum! Dön de, döşeğinde
uyu!” dedi.
Şemuyel Aleyhisselâm, döşeğinde
dönüp uyudu. [31]
Cebrail Aleyhisselâm, ikinci kez
gelip Şemuyel Aleyhisselâma aynı şekilde seslendi.
Şemuyel Aleyhisselâm da, yine, aynı
korku ve telaşla yerinden fırlayıp Şeyh’in yanına vardı ve:
“Ey Babacığım! Beni, Sen mi
çağırdın?” diye sordu. [32]
Şeyh Baba:
“Haydi, dön de, döşeğinde uyu!
Ben, seni, üçüncü kerre çağırırsam,
bana, cevap verme, aldırış etme!” dedi. [33]
Cebrail Aleyhisselâm, üçüncü
gelişinde, Şemuyel Aleyhisselâma görünüp:
“Kavminin yanına git! Onlara,
Rabbın tarafından Elçilikle görevlendirildiğini, tebliğ et!
Çünki, Allah; onların içinden,
seni, Peygamber olarak göndermiş bulunuyor.”
dedi. [34]
Şemuyel Aleyhisselâm, İsrail
oğullarının yanına varıp Allah tarafından, kendilerine, Peygamber olarak gönderildiğini
söylediği zaman, onu, yalanladılar ve:
“Sen, Peygamberliğe özenmekle,
acele ettin! Biz, senin sözüne önem vermeyiz.
Eğer, doğru söylüyorsan,
Peygamberliğine, bir delil ve alâmet olmak üzere[35],
bize, bir hükümdar gönder (tayin et) de, Allah yolunda savaşalım.”
dediler.
O da, onlara:
“Ya üzerinize bir muharebe
farz kılınıp ta, savaşı tutmayıverirseniz?” dedi.
Onlar:
“Biz, Allah yolunda ne diye
savaşmayalım?
Hem yurdlarımızdan çıkarıldık, hem
evladlarımızdan (mahrum olduk[36]
Hem de, Cizye’ye mahkûm edildik!”
dediler. [37]
İsrail oğullarının işlerinin
kıvamı; kendilerinin, ancak, bir hükümdarın başkanlığı altında toplanmalarına
ve hükümdarın da, Peygamberi dinlemesine bağlı idi.
Hükümdar, orduyu, sevk ve idare
eder, düşmanla savaşırdı.
Peygamber de, hükümdarın işini,
yoluna koyar, ona, doğru yolu gösterir ve Yüce Allâh’dan telakkî eylediği
haberleri getirirdi. [38]
Şemuyel Aleyhisselâm; İsrail
oğullarından, ıtâat, cemâat ve cihad hakkında kesin söz aldığı zaman, onlara,
bir hükümdar göndermesi için[39], Yüce
Allâha düa etti. [40]
Kendisine, bir Asa[41],
bir de, içinde başa sürülen yağ bulunan bir boynuz verildi. [42]
“İçinde, başa sürülecek yağ
bulunan boynuza, bak! [43]
Boynuzdaki yağ, kaynamağa başlarsa,
yanına girecek olan o adam, İsrail oğullarının hükümdarıdır. Yanına girdiği
zaman, yağdan, onun başına sür ve kendisini, İsrail oğullarına hükümdar
yap!” denildi. [44]
Şemuyel Aleyhisselâm, İsrail
oğullarına:
“İste, Sahibinizin boyunun
uzunluğu, bu Asa’nın uzunluğu kadar olacaktır!” dedi. [45]
Bunun üzerine, İsrail oğulları,
hemen kendi boylarını, o Asa ile ölçtülerse de, hiç birinin, Asa kadar uzun
boylu olmadığı görüldü. [46]
Bünyamin b.Yâkub, b.İshak[47],
b.İbrahim Aleyhisselâm soyundan gelen[48],
Merkebinin üzerinde su satan Tâlût[49],
Merkebini, gayb edince, yollarda, onu, aramağa çıkmıştı. [50]
Tâlût’la uşağı[51],
köylerinden çıkıp geceye kadar, Merkeplerini aradılarsa da, bulamadılar.
Aramağa devam ederek İsrail
oğullarının şehrine girdiler. Çok ta, acıktılar. [52]
Şemuyel Aleyhisselâmın evine
rastladılar. [53] Düşkünler, muhtaçlar, ona
sığınırlardı. [54]
Tâlût’un uşağı:
“Keski, şu Peygamberin yanına
girip Merkebin işini, ona, bir sorsaydık, her halde, o, bize bir yol gösterir
ve bu hususta bize hayır düa ederdi.” dedi.
Tâlût:
“Olur!” dedi. [55]
Şemuyel Aleyhisselâmın yanına
girdiler ve Merkebin yittiğini, ona haber verdiler.
Yağ Boynuzundaki yağ kaynayıp
taşmağa başlayınca, Şemuyel Aleyhisselâm, kalkıp[56]
sekiz arşın uzunluğundaki[57]
Asayı, Tâlût’un boyuna ölçtü. Uzunluğu, tam geldi.
Ona:
“Başını, bana,
yaklaştır!” dedi. [58]
Yağ boynuzunu alıp[59]
onun başına, Mukaddes yağı sürdü. [60]
“Ey Merkep arayıcısı! Bu,
aradığın şeyden, senin için, daha hayırlıdır! [61]
Sen, İsrail oğullarının
hükümdarısın! [62]
Seni, İsrail oğullarına hükümdar
yapmamı, bana, Rabbım emretmiştir.” dedi.
[63]
Tâlût:
“Demek, ben, İsrail oğullarına
hükümdar olacağım hâ!?” dedi.
Şemuyel Aleyhisselâm:
“Evet!” dedi.
Tâlût:
“Sen, benim kabilemin, İsrail
oğulları Hanedanları içinde en aşağı seviyede bulunduğunu bilmiyor musun?”
diye sordu.[64]
Şemuyel Aleyhisselâm: “Evet!
Biliyorum!” dedi. Tâlût:
“Sen, benim Ev halkımın,
İsrail oğulları Ev halkları içinde en aşağı seviyede bulunduğunu bilmiyor
musun?” diye sordu.'”‘
Şemuyel Aleyhisselâm:
“Biliyorum!” dedi.
Tâlût:
“Pek âlâ! Hükümdarlığıma hangi
şey delil ve alrhet olacak?” diye sordu.
Şemuyel Aleyhisselâm:
“Senin hükümdarlığına delil,
döndüğünde, Merkebi, babanın bulmuş olmasıdır!” dedi. [65]
Şemuyel Aleyhisselâm, İsrail
oğullarına:
“Gerçekten, Allah, size,
hükümdar olarak Tâlûtu, göndermiştir.” dedi. [66]
İsrail oğulları:
“Biz, onu, bulamadık!”
dediler.
Şemuyel Aleyhisselâm:
“O, Merkeplerin
sahibidir!” dedi.
İsrail oğulları:
“Nerededir o?” dediler ve
aramağa gittiler.
Bulup boyunu, ölçtüler ve ölçüye
uygun buldular. Ona:
“Sen, hangi
kabiledensin?” diye sordular.
Tâlût; onlara, kabilesini, haber
verince, kaçtılar, onu, istemediler. [67]
İsrail oğullarının büyükleri,
Şemuyel Aleyhiselâmın yanına varıp:
“Tâlût’un bize hükümdarlık
edecek ne hali var?:
Kendisi, ne içlerinden Peygamber
çıkan[68]
Peygamber Hânedânındandır[69],
ne de, içlerinden hükümdar çıkan[70]
hükümdarlık Hânedânındandır! [71]
Sen de, bilirsin ki: Hükümdarlık ve
Peygamberlik, Lavi Hanedanından ve Ye-hûza Hanedanından olur. [72]
O, ne Lâvi, ne Yehûza oğullarındandır.
O, ancak, Bünyamin Hânedânındandır. [73]Sen,
(onun, Allah tarafından hükümdar tayin edildiğini söylemekle) şu âna kadar
bundan daha büyük yalan söylemiş değilsin! [74]
Bizler, kral hanedanına mensubuz. [75]
Biz, hükümdarlığa, ondan daha lâyık
iken ve ona, maldan da bir bolluk verilmemişken, nasıl olur da, bizim
başımızda, hükümdarlık, onun olabilir?!” dediler.
Peygamber:
“Şüphesiz ki: Allah, onu,
sizin üstünüze beğenip seçmiştir.
Ona, bilgice, vücudca da, bir
üstünlük vermiştir.
Allah, mülkünü, kime dilerse, ona,
verirdir.
Allâh(ın rahmeti, ilmi, her şeye
yaygın ve lutfu keremi) boldur.
Gerçek Bilicidir.” dedi. [76]
Tâlût’a; boyunun uzunluğundan
dolayı, Tâlût denilmişti.
Omuzları ve başı, halkın üzerinde
görünürdü.
Kendisi, İsrail oğulları içinde,
vücudca, en güçlü, kuvvetlisi olduğu gibi, en güzel yüzlüsü idi de. [77]
Bilgide, savaşa aid bilgilerde de,
herkesten üstündü. [78] İsrail
oğulları:
“Yüce Allanın, onu, bizim
üzerimize hükümdar yaptığını hangi alametle anlayacağız?” dediler. [79]
Şemuyel Aleyhisselâm, onlara;
“Gerçekten, onun
hükümdarlığının açık alâmeti, size, o Tâbût[80]‘un
gelmesi olacaktır ki, içinde, Rabbinizden, bir Sekînet ve Mûsâ Hanedanıyla
Hârûn Hanedanının metrûkâtından bir bakıyye vardır.
Melekler, onu, yüklenecek
(getirecek)lerdir.
Elbette, bunda size bir alâmetfve
ibret)vardır eğer, iman etmiş (kimse)lerseniz!” dedi. [81]
Bunun üzerine, İsrail oğulları:
“Razı olduk!” dediler. [82]