ZEKERÎYA ve YAHYA ALEYHİSSELÂMLAR

43672

ZEKERÎYA ve YAHYA ALEYHİSSELÂMLAR

 

ZEKERÎYA ve YAHYA ALEYHİSSELÂMLAR. 2

Zekeriyyâ
Aleyhisselâmın Soyu Ve Mesleki:
2

Zekeriyyâ
Aleyhisselâmın Peygamberliği:
2

Zekeriyyâ
Aleyhisselâmın Allâh’dan Bir Oğul Dileyişi Ve Yahya Aleyhisselâmla Müjdelenişi:
2

Yahya
Aleyhisselâmın Doğuşu:
3

Yahya
Aleyhisselâmın Şekil Ve Şemaili:
3

Yahya
Aleyhisselâmın Peygamber Oluşu Ve Bazı Faziletleri:
3

İsrail
Oğullarının Yahya Aleyhisselâma Kimliğini Ve Görevini Sormaları:
5

İsrail
Oğullarının Yahya Ve Zekeriyyâ Aleyhisselâmları Şehid Etmeleri:
5

 

 

Zekeriyyâ Aleyhisselâmın Soyu Ve
Mesleki:
    Başa Dön

 

Zekeriyyâ b.Berahyâ[1]
Aleyhisselâmın soyu, Süleyman b.Dâvûd Aleyhisse-lâmlara[2],

Süleyman b.Dâvûd Aleyhisselâmların
soyu da, Yehûza b.Yâkub Aleyhisselâ-ma dayanır. [3]

Zekeriyyâ Aleyhisselâm, böyle
Enbiyâ oğullarından olduğu için, Beytülmakdis’-te, vahiy yazardı.

Zâten, Enbiyâ oğullarından[4]
veya İsrail oğullarıyla onların bilginlerinden[5] olup
ta[6],
kendisin[7] veya
neslini Beytülmakdisin hizmetine vakf ve habs etmeyen bir kimse yoktu ki. [8]

Zekeriyyâ Aleyhisselâm; İsrail
oğullarının hem Peygamberi, hem de, Din Bil­ginleri ve Danışmanları Başkanı
idi.[9]
Kendisi, marangozdu da.[10]  

 

Zekeriyyâ Aleyhisselâmın
Peygamberliği:
    Başa Dön

 

İsrail oğullarına en son gönderilen
Peygamberler: Dâvûd Aleyhisselâm Hane­danından:

Zekeriyyâ,

Yahya b.Zekeriyyâ,

İsâ b.Meryem Aleyhisselâmlardı. [11]

Bu hususta Kur’ân-ı kerimde şöyle
buyrulur:

“Biz, ona (İbrahim’e) İshak
ile Yâkub’u ihsan ettik, ve her birini, Hidâyete (Nü­büvvete) erdirdik.

Daha önce de, Nuh’u ve onun
neslinden Davud’u, Süleyman’ı, Eyyûb’u, Yûsuf’u, Musa’yı ve Harun’u da,
Hidayete (Nübüvvete) kavuşturduk.

Biz, iyi hareket edenleri, işte,
böyle mükâfatlandırırız.

Zekeriyyâ’ya, Yahya’ya, İsa’ya ve
İlyas’a da (böyle Hidayet, Nübüvvet) verdik.

Onların hepsi, Sâlihlerdendi. [12]

 

Zekeriyyâ Aleyhisselâmın Allâh’dan
Bir Oğul Dileyişi Ve Yahya Aleyhisselâmla Müjdelenişi:
    Başa Dön

 

Zekeriyyâ Aleyhisselâm; 92[13]
veya 99[14], ya
da, 120 yaşında, zevcesi de, 98 yaşında bulunduğu sırada[15]
idi ki, ne zaman Hz.Meryem’in Mesciddeki odası­na uğrasa, onun yanında, kış
mevsiminde yaz meyvası, yaz içinde de, kış mey-vası bulur[16],
ona:

“Ey Meryem! [17]
Bu, sana, nereden geliyor?” diye sorar, o da: “Bu, Allah
tarafından!” diye cevap verirdi. [18]

Zekeriyyâ Aleyhisselâm, Hz.
Meryem’e, böyle, kış mevsiminde yaz meyvası, yaz içinde de, kış meyvası ihsan
edildiğini görünce:

“Meryem’e, bunu, yapan, benim
zevcemi de, doğum yapmağa elverişli yap­mağa kadirdir!” diyerek kendisine
bir oğul ihsan buyurması için Yüce Allah’a dua etti. [19]

Bu husus, Kur’ân-ı kerimde şöyle
açıklanır:

“Zekeriyyâ’yı da (an!):

Hani, o, Rabb’ine:

Rabbim! Beni, yalnız başıma
bırakma!

Sen, Vârislerin, en hayırlısısın!
diye niyaz etmişti.

Biz, onu(n)da, (bu duasını) kabul
ve kendisine, Yahya’yı, ihsan ettik.

Zevcesini, (doğurmaya) sâlih
(elverişli) kıldık.

Hakikat, (bütün) bunlar (bu
Peygamberler) hayr işlerinde yarışırlar, umarak ve korkarak bize düa ederlerdi.

Onlar, bizim için, derin saygı
gösterenlerdendi[20]

“(Bu) Kulu Zekeriyyâ’ya,
Rabbinin rahmetini anışıdır:

O, Rabbine, gizlice niyaz ettiği
zaman:

Ey Rabb’im! Hakîkatan. ben…
Benim, kemiğim yıpradı.

Başımın saçı, tutuştu (saçlarım
ağardı, ihtiyarladım)

Rabb’im! Ben, Sana, ne düa
etmişsem, bedbaht (ve mahrum) olmadım.

Hakikatan, ben, kendimden sonra,
yerime gelecek akrabamdan endişeye düştüm. Zevcem de, kısırdır.

Binâen aleyh, bana, tarafından (ve
kendi sulbümden) bir oğul ihsan et! ki, bana da, mirasçı olsun, Yâkub
Hanedanına da, mirasçı olsun.

Rabbim! Sen, onu rızana kavuştur!
demiştir. [21]

Orada, Zekeriyyâ, Rabb’ına:

Rabb’im! Bana, Senin tarafından,
çok temiz bir zürriyet ihsan et!

Muhakkak, Sen, duayı hakkıyle
işitensin! diye dua etti.

O, Mihrabda durup namaz kılarken,
Melekler, ona (şöyle) seslendi:

“Gerçekten, Allah, sana,
Kendisinden bir Kelime’yi (Kün emrile yaratılan İsa’yı) tasdik edici bir
Efendi, nefsine hâkim ve Şilinlerden bir Peygamber olmak üzre Yahya’yı,
müjdeler!’[22]

“(Allah):

Ey Zekeriyyâ! Hakikatan, sana,
Yahya adında bir oğul müjdeleriz ki, bundan önce, biz, ona, hiç bir (kimseyi)
adaş yapmamıştık!” buyurdu. [23]
(Zekeriyyâ):

Rabb’im! Benim nasıl bir oğlum
olabilir ki? Zevcem, bir kısırdır. Ben ise, ihtiyarlığın son haddine varmışım!
dedi. [24] “…(Allah):

Öyledir. (Fakat), Allah, ne
dilerse, yapar!” buyurdu. [25]
(Zekeriyyâ):

Ey Rabb’im! Bana (bu hususta) bir
nişan ver! dedi. (Allah): senin nişan ‘ır[26]: sapa
sağlam olduğun hald[27], sâde
bir işaretten başka[28], üç
gece, insanlarla konuşamaman[29],
insanlara, üç gün söz söyleme-mendir.

Bununla beraber, Rabb’ini, çok an
ve akşam, sabah, onu,  Teşbih et!” buyurdu. [30]

Derken (Zekeriyyâ), Mescidinden,
kavminin karşısına çıkıp onlara:

“Sabah, akşam Tesbihde
bulununuz!” diye işaret verdi. [31]

 

Yahya Aleyhisselâmın Doğuşu:    Başa Dön

 

Yahya Aleyhisselâm, İsâ
Aleyhisselâmdan altı ay önce doğdu. [32]

İsâ Aleyhisselâmdan altı ay
büyüktü. [33]

 

Yahya Aleyhisselâmın Şekil Ve
Şemaili:
    Başa Dön

 

Yahya Aleyhisselâm:

Güzel yüzlü,   Çatık kaşlı,  
Seyrek saçlı[34],  
Uzunca burunlu[35], İnce
sesli, Kısa parmaklı idi. [36]

 

Yahya Aleyhisselâmın Peygamber
Oluşu Ve Bazı Faziletleri:
    Başa Dön

 

Yüce Allah; Yahya Aleyhisselâm
hakkında Kur’ân-ı kerimde şöyle buyurur:

“(Ona, çocukluğunda):

Ey Yahya! Kitabı, kuvvetle tut!
(dedik)

Henüz sabi iken, ona, Hikmet verdik
(Tevratı, öğrettik)

Tarafımızdan (ona) bir kalb
yumuşaklığı ve (günahlardan) temizlik (verdik)

O, çok Müttakî idi.

Anasına, Babasına da, itaatli idi,
bir serkeş ve âsî değildi.

Dünyaya getirildiği gün de, öleceği
gün de, diri olarak (kabrinden) kaldırılacağı gün de, ona, Selâm olsun!” [37]

Yahya Aleyhisselâma[38]
yaşıtı olan çocuklar:

“Ey Yahyâ! [39]
Bizimle gel de, oynayalım?” dedikleri zaman[40]

“Biz, oyun için, yaratılmadık![41]
Ben, oyun için, yaratılmadım! derdi. [42]

Sekiz yaşında Beytülmakdis’in
hizmetine girip on beş yaşına kadar orada, gün­düzleri hizmet, geceleri de
feryad ederek ağlardı. [43]

Yahya Aleyhisselam, çocukluğundan
beri[44], Yüce
Allah’a tâatta[45] çok
gay-retli[46],
güçlü[47],
Allah’a’ibâdet ve tâatta insanların ulusu idi[48]

Kıldan dokunmuş elbise giyer, arpa
ekmeği yerdi.

Yahya Aleyhisselâmın; ne bir
dinarı, ne bir dirhemi, ne de barınacak bir mes­keni vardı[49].

Gece, kendisini, nerede bürürse,
orada kalırdı. Ne bir kölesi, ne de bir cariyesi vardı.

Allah’a, çok ibâdet eder, Cehennem
korkusuyla, ağlar dururdu. Zekeriyyâ Aleyhisselam; halk’a va’z edeceği zaman
cemâat arasında Yahya Aleyhisselam, bulunursa, ne cennetten, ne de, cehennemden
bahsederdi. [50]

İsâ Aleyhisselam; Yahya
Aleyhisselâmla karşılaştıkça,o nu, hep hüzünlü ve ta­salı bulurdu. Bir gün ona:

“Ey Yahya! Ben, seni hep,
hüzünlü ve tasalı görüyorum? Yoksa, sen, Yüce Allah’ın Rahmetinden ümid mi
kestin?” dedi. Yahya Aleyhisselam: “Ben de, seni, hep sevinçli
görüyorum!?

Yoksa, sen Yüce Allah’ın Mekrinden
(ibtilâ ve imtihanından) emin mi oldun?” dedi.

Bu hususta inen Vahy ile İsâ
Aleyhisselâmın sözü doğrulandı[51].

Yahya Aleyhisselam; İsrail
oğullarının Bayramlarında ve toplantı yerlerinde du­rup va’z eder, onları Yüce
Allah’a ibâdete davet ederdi. [52]

Hârisül’eş’arî’nin, Peygamberimiz
Muhammed Aleyhisselâmdan rivayetine göre:

Yüce Allah; Yahya b. Zekeriyyâ
Aleyhisselâma, hem kendisi amel etmek, hem de amel etmelerini İsrail oğullarına
emretmek üzre, beş kelime emretmişti.

Kendisi, bu hususta, biraz ağır ve
yavaş davranmca, İsâ Aleyhisselâm, ona:

“Sen, hem kendin amel etmek,
hem de amel etmelerini İsrail oğullarına emretmek üzere, beş kelime ile
emrolunmuştun.

Bunu, İsrail oğullarına, ya sen
tebliğ edersin, ya da, ben tebliğ ederim!” deyince Yahya Aleyhisselâm:

“Ey Kardeşim, Sen, bu vazifeyi
yerine getirmekte beni geçersen, ben azaba uğra­mamdan veya yere batırılmamdan
korkarım!” dedi ve hemen İsrail oğullarını, Beytül-maktis’de topladı.

Beytülmakdis, İsrail oğullan ile
doldu.

Yahya Aleyhisselâm, yüksek bir yere
oturup Allah’a hamd’ü sena ettikten sonra şöyle dedi:

“Yüce Allah, bana, hem kendim
amel edeyim, hem de amel etmenizi size emrede­yim diye beş Kelime emretti.

Onların ilki:

Kendisine, hiç bir şeyi şerik
koşmaksızın, Allah’a ibâdet etmenizdir.

Bunun misâli:

Öz malı olan altun veya gümüşle bir
köle satın alıp çalıştıran bir adama benzer ki köle, çalışmasının kazancını,
Efendisinden başkasına ödeyordur.

Hanginiz, kölesinin böyle
davranmasına sevinir, razı olur? Hiç kuşkusuz, sizi Yüce Allah, yarattı ve
rızkınızı vermektedir. Öyle ise Allah’a, hiç bir şeyi şerik koşmaksızın, ibâdet
ediniz! Allah, namaz kılmanızı, size emretti. Namaza durduğunuzda, yüzünüzü,
sağa sola çevirmeyiniz.

Şüphe yok ki, Yüce Allah, kulu,
yüzünü başka tarafa çevirmedikçe, hep ona yöne­liktir.

Allah, size, orucu, emretti. Bunun
misâli:

Yanında misk kesesi olduğu halde,
bir topluluk içinde bulunan ve hepsi ondaki misk kokusunu duyan bir kimseye
benzer.

Hiç şüphesiz, oruçlunun ağzının
kokusu, Allah katında, misk kokusundan daha gü­zeldir.

Allah, size Sadakayı, emretti.

Bunun misâli:

Düşmanın esir edip ellerini,
boynuna bağladıkları ve boynunu vurmak üzere yaklaştırdıkları bir kimseye benzer
ki, o

“Canımı, elinizden kurtarmak
için, size bir fidye, kurtulmalık versem olmaz mı?” diyerek kendisini,
onlardan kurtarıncaya kadar, az çok kurtulmalık akçesi öder durur.

Allah, size Allah’ı, çok
zikretmenizi, anmanızı da, emretti. Bunun misâli:

Düşmanın, kendisini, sür’atle tâkıb
ettiği bir kimseye benzer ki, sağlam bir kaleye gelip onun içine sığınmıştır.

İşte, kul da, Allah’ı zikir ile
meşgul oldukça, şeytandan böyle korunur.”
[53]

 

İsrail Oğullarının Yahya
Aleyhisselâma Kimliğini Ve Görevini Sormaları:
    Başa Dön

 

Yuhanna’ya göre:

İsrail oğulları; üç Peygamberin
gelmesini beklemekte idiler.

İlki: tekrar geleceğini sandıkları
İlya,

İkincisi: Mesîh İsâ Aleyhisselâm,

Üçüncüsü de, herkesin bildiği ve
kendisinden, sâdece (O Peygamber) diye bahs ettiği Peygamberdi.

Bunun için, İsrail oğulları, Yahya
Aleyhisselâma: “Sen kim’sin ?” diye sordular.

Yahya Aleyhisselâm:

“Ben, Mesîh değil’im!”
dedi.

İsrail oğulları:

“Öyle ise, nesin?

Sen, İlya mısın?” diye
sordular.

Yahya Aleyhisselâm:

“Değil’im!” dedi.

İsrail oğulları:

“Yoksa sen, O
Peygamber’misin?” diye sordular.

Yahya Aleyhisselâm:

“Hayır! Değil’im!” dedi.

İsrail oğulları:

“O halde, sen kim’sin?”
diye sordular.

Yahya Aleyhisselâm:

“Ben, İşa’yâ Peygamber’in
dediği gibi: (Rabb’ın yolunu, düzeltiniz! diye çölde çağıran’ın sesiyim!”

“Aranızda, biri duruyor da,
siz onu bilmiyorsunuz.

Benden sonra gelen, O’dur.

Ben, O’nun çarığının bağını çözmeye
lâyık değilim!” dedi.[54]

Rivayete göre: Yahya Aleyhisselâm,
otuz yaşında iken, Ürdün ırmağında İsâ Aleyhisselâmla buluştu. [55]

Şam’a gidip İsâ Aleyhisselâmla
orada buluştuğu zaman da halkı, Allah’a iba­dete davetten geri durmadı.[56]

İsâ Aleyhisselâmın, Yahya
Aleyhisselâmı, on iki Havarisinin başında, halka, Al­lah’ın emir ve nehiylerini
bildirmek üzere, gönderdiği de, rivayet edilir. [57]

 

İsrail Oğullarının Yahya Ve
Zekeriyyâ Aleyhisselâmları Şehid Etmeleri:
    Başa
Dön

 

İsrail oğulları; Bâbil esaretinden,
Beytülmakdis’e döndükten sonra, [58]
Beytül-makdis’i, imar ettiler. [59]

İşlerini, düzelttiler. [60]

Oldukça da, çoğaldılar. [61]

Fakat, bir takım kötülükler ihdas
etmekten de, geri durmadılar.

Bununla beraber, Yüce Allah, onlara[62],
onların üzerlerine, fazlu rahmetini[63],
tekrarlıyor, Peygamberler gönderiyordu.

İsrail oğulları ise, gönderilen
Peygamberlerden bir kısmını, yalanlıyor, bir kıs­mını da, öldürüyorlardı.

İsrail oğullarına, en son
gönderilen Peygamberler de, Dâvûd Aleyhisselâm Ha­nedanından Zekeriyyâ, Yahya
ve İsâ Aleyhisselâmlardı. [64]

İsrail oğulları, en sonunda, Yahya
ve Zekeriyyâ Aleyhisselâmları da şehid ettiler. [65]

Rivayete göre: Yahya Aleyhisselâm
Şehid edilişi, İsâ Aleyhisselâmın otuz üç yaşında semâya kaldırılışından[66]
bir buçuk bir yıl önce olduğuna[67], o
zaman, İsâ Aleyhisselâm, otuz bir bucuk yaşında olup Yahya Aleyhisselâm da,
ondan, altı ay büyük olduğuna göre [68] otuz
iki yaşında şehid edilmişti.

Ona ve gönderilen bütün
peygamberlere selâm olsun!

İsrail oğulları, Zekeriyyâ
Aleyhisselâm hakkında da:

“Onu (Hz.Meryem’i),
Zekeriyyâ’dan başka, kimse hâmile bırakmış olamaz!

Onun yanına, hep o, girer[69],
onun yanından da, o, çıkar dururdu!” dediler.

Zekeriyyâ Aleyhisselâmı öldürmek
için[70],
aramağa başladılar.

Zekeriyyâ Aleyhisselâm, onlardan
kaçtı, [71] ise de, sonunda, kendisini
yaka­ladılar [72] ve
şehid ettiler. [73]

Gerek Yahya Aleyhisselâmın, dînen
yasak olan bir evliliğe ve ilişkiye rıza gös­termemesi [74];

Gerek Yahya Aleyhisselâmın
doğumuyla müjdelenen ve ihtiyarlığın son had­dine varmış bulunan ve:

“Benim nasıl bir oğlum
olabilir?” diye hayretini ve aczini dile getiren ve kendisi­nin, böyle
olduğu, Allah tarafından da, doğrulanıp kendisine bir Mucize olarak ih­san
edileceği açıklanan[75]
Zekeriyyâ Aleyhisselâma zina isnad edilmesi, kendi­lerinin şehid edilmeleri
için, birer bahane idi.[76]



[1] Yâkubî-Tarih C.1.S.68.

[2] Mes’ûdî-Murucuzzeheb   c.1,s.62,   Sâlebî-Arais  
s.371,   İbn.Asâkir-Tarih   c.5,s.381,   Muhyiddin   b.Arabî-Muhâdaratülebrar
c.1,s. 137.

[3] ibn.Sa’d-Tabakat c.1,s.55.

[4] İbn.Asâkir-Tarih c.5,s.381.

[5] Sâlebî-Arais s.371.

[6] Sâlebî-Arais s.371, İbn.Asâkir-Tarih c.5,s.381.

[7] İbn.Asâkir-Tarih C.5.S.381.

[8] Sâlebî-Arais s.371.

[9] Sâlebî-Arais s.372.

[10] Abdurrezzak-Musannef c. 11 ,s 308, Ahmed
b.Hanbel-Müsned c.2,s.4O5, Deylemî-Elfirdevs c.3,s.272, İbn.Asâkir-Tarih
c.5,s.381, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.2,s.49.

M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları:
2/291.

[11] Taberî-Tarih c.2,s.16, Sâlebî-Arais s.370,
İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.3O3

[12] En’am: 84-85.

M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları:
2/291-292.

[13] Sâlebî-Arais s.375, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.30O.

[14] Sâlebî-Arais s.375.

[15] Sâlebî-Arais s.375, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.30O.

[16] Sâlebî-Arais s.373, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.299.

[17] Sâlebî-Arais s.373.

[18] Sâlebî-Arais s.373, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.299.

[19] İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.299.

[20] Enbiyâ: 89-90.

[21] Meryem: 2-6.

[22] Âl-i İmran: 38-39.

[23] Meryem: 7.

[24] Âl-i İmran: 40, Meryem: 8.

[25] Âl-i jmran: 40.

[26] Âl-i İmran: 41, Meryem: 10.

[27] Meryem: 10.

[28] Âl-i İmran: 41.

[29] Meryem: 10.

[30] Âl-i İmran: 41.

[31] Meryem: 11.

M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları:
2/292-294.

[32] Taberî-Tarih c.2,s.16, Sâlebî-Arais s.375,
İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.300.

[33] Sâlebî-Arais s.375.

M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları:
2/294.

[34] Sâlebî-Arais s.376, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.300.

[35] Sâlebî-Arais s.376.

[36] Sâlebî-Arais s.376, İbn.Esîr-Kâmil d.s.300.

M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları:
2/294.

[37] Meryem: 12-15.

[38] Dört yaşında bulunduğu sırada (Mîr Hâvend-Ravzatussafa
Terceme s.355).

[39] İbn.Kuteybe-Uyûnül’ahbar c.2,s.317, Sâlebî-Arais
s.376, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.3O1.

[40] Ahmed b.Hanbel-Ezzühd s.97, İbn.Kuteybe-Uyûnül’ahbar
c.2,s.317, Sâlebî-Arais s.376, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.3O1.

[41] Ahmed b.Hanbel-Ezzühd s.97.

[42] İbn.Kuteybe-Uyûnül’ahbar C.2.S.317, Sâlebî-Arais
s.376, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.3O1.

[43] İbn.Kuteybe-Uyûnül’ahbar c.2,s.317,318.

[44] İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.3OO.

[45] Sâlebî-Arais s.376, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.300.

[46] Sâlebî-Arais s.376.

[47] Sâlebî-Arais s.376, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.3OO.

[48] Sâlebî-Arais s.376.

[49] İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.3O1, Ebülfida-Elbidaye vennihaye
c.2,s.51-52.

[50] İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.3O1.

[51] Mîr Hâvend-Ravzatussafa Terceme s.355.

[52] Sâlebî-Arais s.376.

[53] Ahmed b.Hanbel-Müsned c.4,s.2O2, Tirmizi-Sünen c.5,
s.148-149.

M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları:
2/294-297.

[54] Yuhanna incili Bab: 1, Fıkra: 19-27.

[55] Taberî-Tarih c.2,s.13.

[56] Taberî-Tarih c.2,s.13, Sâlebî-Arais s.376.

[57] Taberî-Tarih c.2,s.13, Sâlebî-Arais s.379, Ebülferec
İbn.Cevzî-Tabsıra c.1,s.332.

M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet
Vakfı Yayınları: 2/297-298.

[58] Taberî-Tarih c.2,s.16, Sâlebî-Arais s.370, İbn.Esîr-Kâmil
c.1,s.3O3.

[59] Taberî-Tarih C.2.S.16, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.3O3.

[60] Şâlebî-Arais s.370.

[61] İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.3O3.

[62] Taberî-Tarih c.2,s.16, Sâlebî-Arais s.370,
İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.3O3.

[63] Sâlebî-Arais s.370.

[64] Taberî-Tarih c.2,s.16, Şâlebî-Arais s.370,
İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.303.

[65] Taberî-Tarih c.2,s.16, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.303-304.

[66] Yâkubî-Tarih c.1,s.79, Sâlebî-Arais s.403, Ebülferec
İbn.Cevzî-Tabsıra c.1,s,356, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.2,s.95.

[67] İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.3O7.

[68] Taberî-Tarih c.2,s.16, Sâlebî-Arais s.375,
İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.30O.

[69] Taberî-Tarih c.2,s.22, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.311.

[70] İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.311.

[71] Taberî-Tarih c.2,s.22, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.311.

[72] İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.311.

[73] Dineverî-El’ahbar s.41, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.311.

[74] Taberî-Tarih c.2,s.13-14, Sâlebî-Arais s.378-380,
İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.301-302.

[75] Meryem: 8-9.

[76] M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet
Vakfı Yayınları: 2/298-299.