Marmara İlahiyat 30 Öğrencisini Yurt Dışına Gönderiyor

44134

Bu yıl nasıl geçti bilemedim. Çok hızlıydı sanki. Taşınmalara sebep miydi. Sefadan mıydı cefadan mı anlayamadım. Biz de saç sefadan tırnak cefadan derler. Ne zaman uzadılar ne zaman kestim bilemedim.

Derslerin kesilmesinin hemen ardından bitirme sınavları başlıyor. Hiç ara bulunmuyor. Sair vakitlerde çok tenha olan yerlerden biri kütüphane şimdi dolup taşıyor. Hele fotokopici tıklım tıklım.  Not arayıcılar tarafından  büyük bir tehacümle istilaya uğramışa benziyor.

İşte böyle bir mevsimde talebeler arası güzel Kur’an okuma yarışması yapıldı. Çocuklarımız hazırlanmışlar, tilavetlerini sundular. Bizde “Sedâ (güzel ses)  ilmin yarısıdır” derlerdi. Sesi güzel olan öğrenciler, galiba okudukça kendileri de okumalarından zevk aldıklarından bu konuda daha da iyi oluyorlar. Bir gün öncesinde kızlar arası yarışma vardı. Onlar kendi aralarında yarışmışlar. Aynı günde genç akademisyenler sempozyumunun altıncısı düzenlenmişti. Öğrencilerimiz bitirme tezi / ödevlerinin bir özetini bu sempozyumda sunuyorlar. Bu işe de değerli hocalarımızda Sami Erdem öncülük ediyor. Kendisini ve katılımcı öğrencilerimizi kutluyorum. Her ikisine de idarenin desteği açıkça gözüküyordu. Dinleyici açısından baktığımız da ise her iki etkinlik için de maalesef yeterli destek yoktu. Mevsimin uygun olmayışı, herkesin bitirme sınavlarının telaşı içinde olması bunda elbette etkindi. Ama tek etkenin bu olduğunu söylemek yeterli değildir. Bunun üzerinde durulup katılımın yeterli düzeyde olmamasının sebeplerini tespit etmek ve engelleri ortadan kaldırmak gerekir. Öyle ya marifet iltifata tabidir. Müşterisiz meta zayidir.

Dereceye girenlerin umre ile ödüllendirilmesi isabetli sayılabilir.

Arapça hazırlık sınıflarında başarılı olanlar arasından ilk otuzunun Arapçalarını geliştirmek üzere Arap ülkelerine (Ürdün ve Mısır) gönderilmeleri artık Marmara İlahiyat’ın dışarıya iyiden iyiye açılımının göstergelerinden biri olarak görülebilir.

Biz burada öğretemiyoruz yargısının yanlış olduğu ancak bu tür çıkışlarla mümkün oluyor. Ben geçen yaz kırk gün kadar Suriye’de bulunmuştum ve orada bir kabulde iki bakan huzurunda irticali bir konuşma yapmam gerekmişti. Yaptığım o konuşmada kullandığım bütün kelime ve cümle yapıları hep vaktiyle bizim burada kendi hocalarımızdan öğrendiğimiz şeylerdi. Biz öğretemiyoruz yargısı yanlış, biz öğretiyoruz ama öğrendiklerimizin kullanılması ayrı bir çabayı ve ortamı gerekli kılıyor. O yüzden de bu türden gidişlerin fevkalâde cesaret artıcı değeri bulunuyor.

İlim derinliktir, görgü ise ufuk. Ufkumuz ancak gezdikçe, gördükçe, farklı pencerelerden bakabilme imkânımız bulundukça genişliyor.

Yürüyün gençler ufkunuz açık olsun!

Destek çıkın yetkililer, sorumlular ve zenginler ki yarın bu çocukların yetişmesini gördüğünüzde sizin de alnınız açık olsun.

Siz baltayı vurun, hıh demesi bizden!

Dua ile.

 
 
Garibce